Merhaba KScanlar,
ilk parçasını https://www.kizlarsoruyor.com/ask-iliskileri/a49424-kazandigini-sandigin-o-an
ikinci parçasını https://www.kizlarsoruyor.com/ask-iliskileri/a49566-sen-ben-gercek-olabilir-miydik
linkinden paylaştığım 'İşte Bence Aşk Böyle Birşey' adlı bencenin devam yazısı ile birlikteyiz.

- çok iyi bir sesin var, Özlem Tekin'i senin sayende bir kez daha sevdim...
- sen kimsin?
- kim olduğumun bir önemi var mı?
- tabiki yok ancak mesajlastığım kişinin kim olduğunu bilmek hakkım degil mi?
- bak seni çok farklı ve çekici buluyorum, sana hem çok yakın hemde bir o kadar uzak birisiyim, ben her anı seninle yaşarken sen benim farkımda bile değilsin...
- farkında olmamı sağla o zaman, hem neden aramak yerine mesaj çekmeyi tercih ettin?
- konuşmak için kendimi çok hazır hissetmedim açıkcası
- kim olduğunu söylemediğin sürece benden bir cevap alamayacağını belirtmeliyim, iyi geceler.
Son mesajı resmen hayal kırıklıgı olmuştu, iyi giden konuşma birden şekil değistirmişti. Toparlamam gerekiyordu, bu imkansız aşkta ikinci bir perde olmayabilirdi, tekrar mesaj göndermeye başladım.
- sıradan bir kişi olsaydın bende bu kadar zorlanmazdım ifadelerimde.
cevap yok
- hep böyle olmayacak tabiki, bana bir şans ver, önyargılı olmamanı diliyorum.
cevap yok
- tamam sen kazandın, şu an biraz işim var ancak yarın bu saatlerde arayacağım, ok?
cevap yok.
Ertesi akşam olmuştu, çok heyecanlıyım, ilkokul müsameresine hazırlanan çocuk gibi bütün gün konuşacaklarımı ayarladım, üstümdeki heyecanı atabilmek içinde birkaç şişe biranın içtim. Telefonu elime alıyordum, tam cesaretimi toplayıp arayacakken birden vazgeçiyor ve beş dakika sonraya erteliyordum. Mesajlaşırken düşünmek için vakit oluyor ancak konuşurken bu vakit neredeyse hiç yok, çok hızlı ve etkileyici cevaplar vermek zorundayım, aksi halde rezil olup zaten az olan şansımı sıfıra indirebilirimdim, işte bu düşünceler beni geriyordu. Vakit ilerledi ve ben artık ne olacaksa olsun düşüncesiyle bütün cesaretimi toplayarak arama tusuna bastım.
Arama sinyalini her duyduğumda kalbim deli gibi çarpıyordu, heran telefonu açabilirdi, beş altı kere çaldıktan sonra o büyülü ses ile kendime geldim;

- efendim?
- merhaba
- merhaba
- işte bir nevi karşındayım ve benim icin çok özel bir an şu anda ki dialoğumuz.
- hmm neden?
- biliyorum bir çok insana saçma gelir bu fikir ama ben sana sanırım ilk görüşte aşık oldum.
- inanması tabiki güç, kimsin peki?
- kim olduğumu şimdilik sorgulamasan, akışına bıraksak?
- peki, beni ilk nerede gördün? Bizim okulda mısın?
- ben farklı bir fakültedeyim, ama aynı yurtta kalıyoruz, yemekhane de gördüm ilk ve o andan itibaren her anımda sen varsın.
- teşekkur ederim, beni onure ettin.
Konuşmamız bu şekilde yirmi dakika kadar sürdü. Telefonu kapattım ve hemen arkasından bir mesaj gönderdim; seninle konusmak hayal kadar güzeldi.
cevabı sadece "tesekkur ederim" oldu.
Çok mutluydum, açıkcası kızın beni bozmasından korkuyordum, çok havalı bir tipti ama herkesle alay eden bu kız nedense bana karşı çok olumlu konuşmuştu. Sohbetlerimiz akşamları uzun bir süre bu şekilde devam etti, artık kontüre de para yetiştiremez olmuştum, her akşam en az yarım saat sohbet ediyorduk. Israrla kim oldugumu soruyordu ama ben bu konuda hic taviz vermemiş ve gizemli adamı oynamaya devam etmiştim, bu onu daha çok etkiliyordu sanırım...
Haftalarca bu şekilde sohbet ettik, konuşmadığımız tek konu sadece benim kimliğimdi, bunu son derece titiz bir şekilde koruyordum, ta ki o ana kadar...
Gece saat bir civarlarındaydı, odada priz olmadığından telefonumuzu genelde çalışma odalarında şarj ederdik. Bir akşam boş bir çalışma odasına geçtim, ışıkları da söndürdüm, telefonu prize taktım ve kalorifer peteğinin yanında hem ısınıp hem de Derya ile konuşmaya başladım. Birden kapı açıldı ve birisi ışıkları yaktı. Kim olduğunu anlamaya çalışırken "ooo mert reis, napıyosun ya burada böyle" diye yüksek bir tonda bana seslendi. Apar topar telefonun mikrofon kısmını elimle kapatarak, ya Allah cezanı vermesin çık dışarı görmüyor musun telefonla konuşuyorum dedim, çocuk çıktı ama ismimi de söylemiş oldu...
- hmmm demek ismin Mert.
İnkar edip çevirmeye çalışsam da artık çok geçti, ismimi öğrenmişti, bir süre daha konuştuk ve telefonu kapattım.

Ertesi gün Derya beni bulma çalışmalarına başlamıştı bile ama benim tüm bunlardan haberim yoktu. Daha önce iktisat 4. sınıfta okuduğumu söylemiştim, memleketimi biliyordu, ve malesef artık ismimi de biliyordu. Yani çember cok daralmıştı. Personel işlerindeki bayan memuru tavlayıp eldeki bilgilerden benim dosyamı ve fotoğrafımı görmeyi basarmış, tabi benim bunlardan hiç haberim olmadığı için ben eskisi gibi yemekhanede bunun yakınlarına oturuyorum, yemek alırken arkasında duruyorum. Tanınmıyor olduğum düşüncesi ile hareketlerim çok rahat. Ben gizemli adamı oynadığımı sanırken, oyun oynanan kişi durumuna düşmüşüm haberim yok...
Bir süre bu şekilde ben gizemli adam tripleri, o beni tanımıyor tripleri şeklinde gelişti olay. Birgün yemekhanede akşam yemeği yiyordum, yalnızdım, birden Derya içeri girdi, yemeğini aldı. Onu görünce heyecanlanmıştım. Acaba nereye oturacak diye düşünürken, elinde yemek tepsisi ile benim olduğum yöne doğru gelmeye başladı, ben yakınıma oturacak diye sevinirken o bana dogru yaklaşmaya devam etti, sürekli bana doğru geliyordu, boncuk boncuk terlemeye başladım, ben artık bir yere oturmasını beklerken o hala bana doğru geliyordu, o kadar boş yer varken hiç durmadan bana doğru geldi.
- merhaba oturabilir miyim?
- ta ta tabi!
- teşekkür ederim.
Etrafta bir sürü boş masa varken tam karşıma geldi, bir iki saniye bana bakarak gözleriyle müsade istedi ve masaya oturdu. Noluyor ya diye düşünüyordum içimden. Beni tanımış olabilir miydi? Ama bu imkansızdı, mümkün değildi gibi bir sürü düşünce geçiyor aklımdan sanıiyeler ıiçinde, renk vermemeye çalısıyorum bir yandan da...
"nasılsın mert" demesiyle elimde titreyerek tuttuğum kaşığı çorbanın içine düşürmem bir oldu, yüzüme doğru sıcak çorba sıçradı hatta bir kaç damlası gözüme doğru geldi, bir yandan öksürüyorum bir yandan yüzümü gözümü ovuşturuyorum, tam bir embesil durumundayım o anda...
- i iii iyiyim.
"bu kadar heyecanlanacağını bilseydim başka masaya otururdum" dedi ve dünyanın en güzel bakışlarıyla bana güldü,
- ama nasıl olur, nasıl buldun beni?
Çok utanıyordum, kafamı kaldırmakta kızın gözlerinin içine bakmakta zorluk cekiyordum. Saçımı da taramamıştım adam gibi, peşmerge gibi bir tipteyim o an. Ben ki o kadar saçımı jöleleyen, parfüm kutusunu üstüme boşaltan birisi olarak kızın dikkatini cekememiştim ama şu an en paspal halimle tam karşısındaydım, icimden kendime kızmaya başladım, tipine sokayım Mert senin...
- arkadasın o gün ismini söylemeseydi ömür boyu böyle sürecekti sanırım...
- yok ben aslında konuşacaktım ama doğru zamanı bekliyordum, benim için sıradan birisi degilsin.
- teşekkür ederim güzel düsşüncelerin için.
- asıl ben sana teşekkür ederim beni güzel düşünmeye teşvik edecek kadar etkiledigin için...
güldü, hoşuna gitmişti, bende kendi söylediklerime tebessüm etmistim.Ardından söze ilk o başladı;
- ne hissediyorsun şu anda?
- ne hissettiğimi kendime bile tarif edemeyecek kadar heyecanlıyım, ama yanında olmak çok huzur verici, masal gibisin.
- masalda ki cadı olmayayım sakın (güldü)
- ne farkeder ki bende masallarda ki prenslere hiç benzemiyorum baksana şu halime.
- abartıyorsun ne var canım halinde.
- ne bileyim çok hazırlıksız yakalandım, saç baş falan.
- ben bunlara önem vermiyorum merak etme, öyle olsaydı görüntuüsünü hiç bilmediğim birisi ile bu kadar uzun süre konuşmuş olmazdım, senin sohbetini sevdim ben.
- tesekkur ederim (karsılıklı tebessüm)
bu şekilde konuşmalar bir süre daha devam etti, daha sonra;
- istersen yurdun bahçesinde biraz dolaşalım mert, ine dersin?
- tabiki çok isterim.

Hava serindi, yanyana yurdun blokları arasında yollarda dolaşıyorduk, soğuk havalarda bahçede pek takılan olmazdı, yer yer karanlık, yer yer lambaların ışığı altında ikimizde biraz heyecanlı biraz sevincli, biraz durgun şekilde yürüyorduk;
- havada bayağı serinmiş.
- istersen montumu vereyim.
- ama sen ne olacaksın Mert?
- senin yanında üşüyeceğimi sanmıyorum.
Sadece tebessüm etti ve montumu kollarını geçirmeden giydi, benim büyük beden montumun içinde adeta kaybolmuştu, bir an ona baktım, siyah saçları, siyah göz makyajı ve narin vücudu ile o montun için o kadar şirin duruyordu ki, yaramaz küçük bir çocuk gibiydi, o an gerçekten rüya gibi bir andı, o ve ben ay ışığı altında beraber yürüyorduk, ben bunların hayalini bile kurmaktan çekinirken, şu an bizzat yaşıyordum, bu hayatta beni bundan daha fazla ne mutlu edebilirdi ki. Üniversite yıllarımın o ana kadar ki en güzel anı o andı, sabaha kadar soğukta öylece yürüsem hiç şikayet etmezdim, o akşam hiç bitmesin istedim...
Vakit ilerlemişti ve artık bloğa girmek durumundaydı, "teşekkür ederim bu guzel anlar icin" dedi ve yanağıma bir öpücük kondurdu,ardından hızla binaya girererek gözden kayboldu...
Adeta kilitenmiş kalmıştım, şaka mıydı, rüya mıydı neydi tüm bu olanlar, ya rüyaysa ya uyanırsam diye korkmaya başladım, yok yok insan rüyasında bu kadar üşüyemezdi, ilk defa üşüme duygusu beni bu kadar mutlu etmişti, sigara mı yaktım ve kendi bloğuma dogru yürümeye başladım..
Bir süre bu şekilde devam etti, gündüzleri sürekli mesajlaşıyor, akşamları bazen yurtta bazen dışarıda beraber yemek yiyorduk, zaman zaman da sinemeya gidiyorduk ama halen aramızda adı konmuş bir ilişki yoktu.
Birgün yolda birlikte yürüyorduk, iki üç çocuk yanımızdan geçerken garip garip baktılar bize, ardından adını hatırlayamadığım yerel bir tv kanalı ismi söylediler yüksek sesle. Ne olduğunu anlamaya çalışırken, daha sonraları kızın bir özelliğini daha ögrendim, bu kız bulunduğumuz şehirde yerel bir kanalda öğle aralarında tv programı yapıyormuş, çok şaşırmıştım.
Bunun kötü birde anısı olmuştu. Bir öğlen, öğrencilerin sık takıldığı köşe başı dönercisinde tavuk döneri büyük bir açlıkla ve hızla yiyordum. Kasada bekleyen adam elinde kumanda kanalları gezerken bir kanal açtı, ne göreyim benim kız televizyonda, elinde bir kağıt birşeyler okuyor, gözlerim kocaman açıldı onu tv de görünce, ardından adam elinde kumanda "lan hastayım şu kıza, ögrenciymiş" tarzında birşeyler zırvaladı, o an beynime kan sıçradı, yerimden kaltım ve bu dengesiz adama bakarak birader kızı tanıyorum arkadaşım, madem art niyetli bir adamsın bari müşteri önünde yapma diye çıkıştım, "pardon hocam afedersin" diye geçistirdi, parayı tezgaha atıp üstünü bile almadan hışımla çıktım...

Bu tv işi canımı sıkmaya başlamıştı ama ne yapabilirdim ki, ben kimdim ve ona karışmaya ne hakkım vardı, kızla aramda adı konmuş herhangi birşey yoktu, benim ona deli gibi aşık olmam neyi değiştirebilirdi ki.
Ama kararımı vermiştim, ne olursa olsun artık öyle ya da böyle bu arkadaşlığın adını koyacaktım. Bir haftasonu akşam için randevulaştık, tabi ben yine iki tane bira içtim, kızla konusacaktım. Aksam randevulaştığımız mekanda buluştuk, çok güzel gözüküyordu, dalgalı uzun siyah saçları omuzlarından dökülüyordu, o bakışlar beni başka dünyalara savuruyordu, onun yanında ben ben değildim, neydim neredeydim ne yapıyordum herşey birbirine karışıyordu, her buluştuğumuz an sanki ilk buluşmamızmış gibi aynı heyecanı taşıyordum, ona bakmaya doyamıyordum, saatlerce onu izlesem yinede sıkılmazdım, hiç böyle duygular yaşamamıştım, ona bakınca aşkın her bir molekülünü vucudumda hissediyordum, onunla dolup taşıyordum, çok farklıydı çok özeldi...
- Derya, seni çok seviyorum, çok herseyden daha çok...
- biliyorum Mert, teşekkürler
o an hayatımın mallığını yaparak liseli ergenler gibi o cümleyi söyledim:
- benimle cıkar mısın?
kız öyle bir kahkaha attı ki, yan masadan bize baktılar, o derece yani..
- Mert iyi misin? Çıkmak nedir? Haa anlatmak istediğin bir ilişki ise bizim zaten bir ilişkimiz var, sen olmadığını mı sanıyordun...
Zaman o an durdu, saniyeler akmıyor, kimse hareket etmiyordu, sanki dünyanın en yüksek binasından atlamış ve hızla yere doğru çakılıyormuşcasına bir uğultu duyuyordum, ne yani şimdi Derya benim sevgilim miydi? Bu gerçek olabilir miydi? Yüreğim sanki yerinden fırlayacak gibi delirmişcesine çarpıyordu, ne söylemem gerekiyordu ne söylemeliydim düşünemiyordum bile, kilitlenmiş kalmıştım...
Kızın "Mert iyi misin" diye sağ elini kilitlenmiş olan gözlerimin önünde sallamasıyla kendime geldim...
Çok sevindim, inanmakta zorluk çekiyordum, yurdun en karizmatik en popüler kızı ve ben, birlikteyiz, heyecandan saçmalamaya başlamıştım ama bu saçmalıklarım bile ona çok şirin geliyor olmalıydı ki gözünde ki o parlama ve tebessüm hiç eksilmiyordu, elini ilk o an tuttum ve o an mezara kadar hep aklımda olacak. Bir düşünsenize elini tutuyordum, inanması o kadar güçtü ki, o yumuşak ve kibar elleri ellerimdeydi, elini öperek sevgimi tekrar tekrar haykırdım, o da çok mutlu gözüküyordu, ancak şu satanist muhabbeti kafama çok takılıyordu, ama bunu ona bir türlü soramıyordum, tv olayını da konuşacaktım fakat ilk dakikadan bu tür konulara girerek kızı üzmek istemiyordum. İlişkimiz hergün biraz daha ilerledi, artık sürekli beraber takılıyorduk, okulda yurtta sokaklarda hep el ele kol kola geziyorduk, ta ki birgün yurdun ülkücü reisi iki adam yollayıp beni odamdan 4. kata çekene kadar...
Bir akşam odaya geldim, dolabımı acçmamla odaya iki kişinin girmesi bir oldu, "birader Hakan Reis seni çağırıyor, bir geleceksin". Hakan Reis dedikleri de yurdun ülkücü reisi, iyi dedim çıktık beraber. Adam yatağa oturmuş elinde tesbih beni bekliyor, gittim karşısındaki yatağa oturdum, iki kişide kapıyı tutuyor bu arada.

- bak Mert kardeş, 4. sınıfsın çömez değilsin, bu yurdun kuralları vardır, bunları artık biliyor olman lazım, yurt içinde sevgilinle el ele kol kola dolaşman hoş değil, hepimizin sevgilisi var ama bu şekilde davranmıyoruz, dısşarıda ne yapıyorsan yap karışmayız ama bu yurt içinde bu şekilde davranışlar sergilemene müsade etmeyiz, hareketlerine dikkat et!
- hareketlerimde bir aşırılık görmüyorum, neye istinaden bunları söylüyorsun?
- önemli olan senin ne gördüğün değil, bizim ne gördüğümüz, bu konuyu tartışmayacağım, ben söylüyeceğimi söyledim, artık sen bilirsin.
- peki dedim ve odadan çıktım.
Orada tek söz sahibi olanlar onlardı ve atar yapacak bir pozısyonum yoktu, ama moralıim yerle bir olmuştu, bu lanet yurttan çıkmaya karar verdim, eve çıkacaktım. Bu düşüncemi Derya'ya söyledim.
Evde kız arkadaşı ile kalan bir arkadaşım vardı, en mantıklısı bu arkadaşın yanına çıkmaktı, yeni bir ev bulmak hem çok masraflı hem de sıkıntılıydı. Derya ya sende gel kal dedim, düşünmek için zaman istedi, bu arada bende konuyu arkadasa açtım, kabul etti. Bir süre ekonomik açıdan kendimi toparladım ve ilk fırsatta bavulumu alıp yurdu terkettim, elimde valizim yurda son bir kez baktım ve içimden seni hiç özlemeyeceğimden emin olabilirsin dedim soğuk duvarlara.
Bu duruma her ne kadar ailem karşı çıksa da, kavga ettim artık barınamam yurtta diyerek ikna ettim onlarıda, gideceğimiz evde zaten bütün eşyalar mevcuttu, biz sadece kiraya ve genel giderlere ortak olacaktık, bu arada Derya'da kabul etmisti teklifimi, artık hayatımın aşkı ile sürekli beraber olacaktık, zaten ilişkimizde artık çok ciddilesmişti, okul sonrası evlilik planları bile yapıyorduk, bir akşam bana söylediği bir cümle çok duygulandırmıştı beni...
- evlenirsek gelinliğim üç ayrı renk olsun kırmızı, siyah ve beyaz.
Babasını çok küçük yaşta kaybettigi için siyah rengi babasının anısına, kırmızı rengi de aşkımız için istiyordu, kabul ettim, herşey yolunda gidiyordu, hayatımın en guzel günlerini geçiriyordum, ancak dersleri biraz boşlamıstım ve okul uzamak üzereydi. Bu konuyu aileme nasıl anlatacaktım karar kara düşünceler sarmaya baslamıstı. Ama bu bile mutluluğumu gölgeleyemiyordu, hatta uzaması işime bile geliyordu, sonuç olarak sevdiğim insanla beraber olacaktım ve bunun dışında hicçbir şey umrumda değildi...
*devam edeceğim.
Bilgilendirme amaçlı etiketler (Bilgilenrime etiketi isteyen arkadaşlar yorumla belirtebilir)
@yırtık-konvers @Anka-yı_Muğrib @Çakiiii @HaCiİJJ @Herkestenfarklı6 @Nur877 @RobertoCavalli
@KAZASKER89 @Scolataa
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar