Nefes Almak Zor Geliyor Bazen

Merhaba Arkadaşlar,



  1. bölümü https://www.kizlarsoruyor.com/ask-iliskileri/a49424-kazandigini-sandigin-o-an

  2. bölümü https://www.kizlarsoruyor.com/ask-iliskileri/a49566-sen-ben-gercek-olabilir-miydik

  3. bölümü https://www.kizlarsoruyor.com/ask-iliskileri/a49636-okulun-en-populer-kizi-ben-acaba-hersey-bir-yalan-miydi#new

  4. bölümü https://www.kizlarsoruyor.com/ask-iliskileri/a49703-bizi-tuketen-ask-degil-sendin


linklerinden paylaştığım 'İşte Bence Aşk Böyle Birşey' adlı benceye beşinci bölüm ile davem ediyoruz.


Nefes almak zor geliyor bazen


Dönen başım mı yoksa kaldırımlar mı dönüyor anlamaya çalışıyorum, soğuk esen rüzgar, bir bıçak gibi yüzümü, ellerimi, bacaklarımı kesiyor, ama hiçbiri zerre kadar umrumda değil, hiçbiri bana bu akşam yaşadığım acıdan daha fazla zarar veremez nasıl olsa...


Yürüyorum ama nereye, kime, hiçbir fikrim yok, yürüyorum işte. Çocukluğum geliyor aklıma, yere düşünce dizim acır annem gelir okşardı, sarardı beni. Kimse yok, düştüm içim acıyor ama kimse yok... Etrafıma bakıyorum, arabalar geçip gidiyor, herkes hayatının akışında, benim hayatım neden akmıyor, ben neden onlar gibi bir yere gidemiyorum şu anda, acaba onlar da sevdikleri insanlar tarafından sırtından mı vurulmuşlardı, onlarda benim gibi gerçeklerden kaçmaya mı çalışıyorlardı...


Hayat böyle birşey olsa gerek, heran birilerinin birşeyler yüzünden canı yanıyor, o an canı yanmayanlar ise sıraları gelene kadar mutlu gözüküyorlar...


Ne yapacağımı düşünüyorum, aklıma dükkanı olan arkadaş geliyor, bu lanet olası şehirde beni anlayan dinleyen güvendiğim tek insan, telefon ile arkadaşı arayıp geleceğimi söylüyorum, giderken de tekele uğrayıp sigara, bira ve çerez alıyorum. Arkadaşımın ismi Ahmet ve benden yedi sekiz yaş büyük, bekar yaşıyor.


Kapıyı açmasıyla, arkadaşa sarılmam ve gözyaşlarına boğulmam bir oluyor, normalde kolay kolay ağlamam ama bu kız benim bünyemi, hayatımı, hatta metobolizma mı bile değiştirdi, gerçek aşk sen nasıl bir hastalıksın...


Sobalı bir evi var, sıcacık bir oda, anlatıyorum olan herşeyi, çıldırmak üzereyim, bu arada Derya, evdeki diğer kız ve erkek arkadaşı sırayla arıyorlar, mesaj üstüne mesaj, arama üstüne arama, telefonu kapatıyorum. Ahmet abi bana teselli vermeye çalışıyor ama ateşin düştüğü yeri yaktığının o da farkında...


Hiç kimse anlayamaz beni o akşam, hiç kimse teselli edemez...


Nefes Almak Zor Geliyor Bazen


Aradan bir hafta kadar geçiyor, Ahmet Abi'de kalıyorum. Gündüzleri işlerinde ona yardım ediyor akşamlarıda sürekli içip dertleşiyoruz. Onunda benim gibi bazı sorunları vardı, yaralarımızı sarıyoruz adeta. Okulla falan alakam yok, bu gidişle mezun da olamayacağım. Telefonum sürekli kapalı, ailem merak etmesin diye Ahmet Abi'nin numarasını verdim, ordan görüşüyoruz.


Sürekli bu şekilde gidemezdi, birşeyler yapmam gerekliydi...


Kendimi biraz toparlayıp yeniden fakülteye gitmeye başlıyorum. Birgün ders çıkışı Derya sınıfın kapısında bekliyor. Tanımıyormuşum gibi, sanki o orada hiç yokmuş gibi yanından geçip gidiyorum, "Meeeert" diyerek arkamdan bağırıyor, duymuyorum, duymak istemiyorum, fakülte dışına kadar arkamdan sürekli, kendini savunan cümleler tekrarlıyor, bir yanım pür dikkat onu dinlerken bir yanım duymuyor bile, en sonunda kolumdan çekerek beni durduruyor...


- Mert, çocuk gibi davranmayı ne zaman bırakacaksın? Günlerdir seni görmek için sınıfının kapısında yatıyorum, telefonun her saniye kapalı, deli gibi merak ettim, bunların hiçbir önemi yok mu senin icin?


-susuyorum-


- Tamam yaptıklarımı savunmuyorum, tamamen aptallıktı, neden böyle birşey yapma ihtiyacı duydum bilmiyorum ama çok pişmanım ve sana yemin ederim aramızda sana anlattıklarım dışında hiçbir şey olmadı!


susuyorum


- Lütfen toparla kendini, ceset gibi görünüyorsun, seni üzdüğüm için kendimden nefret ediyorum , inan şu an üzüldüğüm tek şey seni yaralamış olmam, haketmiyorsun, lütfen mantıklı düşün.


susuyorum


-Lütfen eve dön, lütfeeeeeeen!


Susuyorum ve yürümeye devam ediyorum.


Arkamdan bağırıyor, "cep telefonunu aç bari lütfen, çok merak ediyorum, konuşmasak bile açık dursun"


Dolmuşa binerek Ahmet Abi'nin dükkanına gidiyorum.


Nefes Almak Zor Geliyor Bazen


Akşam oluyor, dükkanı beraber kapatıyoruz ve yine fiks davranışlarımız olan tekel ziyareti, bira şişeleri, sigara paketleri ve çerezler ile evin yolunu tutuyoruz. Eve varınca telefonumu açıyorum, biriken mesajlar birbir düşmeye başlıyor, iki üç dakika boyunca telefon sürekli mesaj alıyor, sanırsın ki hiç susmayacak...


Hepsini tek tek okuyorum, Derya'nın pişmanlıklarını okuyorum, özürlerini okuyorum, yeminlerini okuyorum, okuyorum da okuyorum.


Yaşadıklarımız geliyor aklıma, yurdun yemekhanesinden ilk girişi, ne kadar karizmatikti, rüya gibiydi, o zamanlar tüm bunları hayal bile edemezdim, ben onunla kendimi hayallerde bile yanyana koymaya cesaret edemiyordum oysa ki...


Aklıma Mersin'de banka kazıdığımız sözler geliyor;


'Beni unutma aşkım'
'Seni unutmam aşkım'


Acaba o bank şu an ne durumdaydı, kaç kişi oturmuştur kimbilir aşkımızın satırları üstüne, kac kere yağmur yağmıstır üzerine, belkide boyamışlardır, silinmiştir yazdıklarımız...


Kafam çok karışık, ne yapmam gerektiğini düşünüyorum...


Onu çok özlüyorum, çok seviyorum, nereye kadar böyle gidecek, belki de doğru söylüyordur diye geçiriyorum içimden,sanırım beynim ve kalbim savaş halindeler...


İnanmak geliyor içimden, biliyorum çok saçma, ama inanmak geliyor, inanmasam bile inanmak geliyor. Onu çok seviyorum ve kaybetmek istemiyorum, söyledikleri ya doğruysa? Onu tamamen kaybedecektim ve bu ona inanmadığım için olacaktı, kafam cok karısıktı...


Ertesi gün fakülte çıkışında tekrar karşımda gördüm onu, "lütfen konuşalım" dedi. Fakülte içinde yeşil alan içinde bir banka oturduk. Sadece susuyordum ve bu onu daha çok kahrediyordu.


- Mert, ikimizede bu kadar işkence ettigin yetmez mi? Ne istiyorsun? Ne yaparsam mutlu olacaksın? Ya birşey söyle Allah askına!!!


susuyorum


- Lütfen dön, bize bir şans ver, bizim aşkımız bu şansı hakediyor, seni çok seviyorum.


susuyorum


- Seni sevmeseydim bu kadar peşinden koşar mıydım, lanet olsun yaaa!!!


Kalktı ve ağlayarak hızlı adımlarla uzaklaşmaya başladı, arkasından bakıyordum, attığı her adım sanki hayatımdan bir yılı eksiltiyordu, kalkmaya çalıştım ama gururum kara bir pençe gibi ensemden yakalamış gitmeme izin vermiyordu, yerimden kalkacak gücü bulamadım ama son bir gayret ile arkasından bağırdım


- Deryaaaaaaa!


Yaşlı gözlerini bir yandan eliyle ovalıyor, bir yandan da öne eğilen başını kaldırarak bana bakmaya çalışıyordu, hiç birşey söylemedi, daha doğrusu söyleyecek durumda değildi, kalktım ve yavaşca yanına gittim, üç dört saniye sadece gözlerimizle konuştuk, ardından bana öyle bir sarıldı ki, hayatım boyunca hiçbir kız bana bu kadar içten, bu kadar sıcak sarılmamıştı, karşılık verdim, hiçbirşey konuşmuyor sadece sarılıyorduk, birden hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı, sakinleştirmeye çalıştım...


Beraber eve döndük, ikimizde o konu hakkında hiç konuşmuyorduk, birbirimizi çok özlemıştik, sadece birbirimizi seyrediyorduk...


Nefes Almak Zor Geliyor Bazen


Akşam Ahmet Abi'ye teşekkür etmek için evden çıktım, eve uğradım bir bira içtik ve olanları anlattım, bana destek verdi, herşey için teşekkür ettim ve helallik alarak eve döndüm. Evde kalan diğer arkadaş, kız arkadaşı ve Derya benim için özel bir masa hazırlamışlardı, şampanyalı romantik bir masa, hep beraber yedik, içtik, güldük eğlendik. Ait olduğum yerdeydim, aşkımın gözlerinin içine bakıyordum, dünya yansa, şehri tsunami yutsa umrumda olmazdı, ben o an bu dünyada yaşamıyordum...


Kara bulutların dağıldığını düşünüyordum, her ne kadar tüm bu olanlar zihnimi kurcalasa da çok fazla düşünmemeye çalışıyordum, okulu bitirememe tehlikesi vardı ve ben artık hayatımı bir düzene sokmak zorundaydım, derslere düzenli olarak girmeye başladım, vize akşamları özellikle çalışıp ortalama notlarla günü kurtarıyordum, uzun bir süre hayatımız sorunsuz ve mutlu bir şekilde sürdü gitti, zaman zaman kısa boşluklarda memleketlerimize gidiyorduk, araya giren özlem aşkımızın kıymetini anlamamız için vesile oluyordu, bir yandan da evlilik konusunu aileme kabul ettirmeye çalışıyordum ama onlar her zaman ki gibi ön yargılı davranıyorlardı.


Bir süre böyle sıkıntısız yaşamaya devam ettik, ancak babamın bazı işleri için yine memlekete bir hafta kadar gitmem gerekti, o bir hafta boyunca çok sıkıldım ve biran önce dönmek istedim. Derya ile sabah akşam telefonda konuşuyorduk, nihayet bir hafta geçti ve ben tekrar Derya'ya döndüm, ait olduğum yerin burası olduğu konusunda hiçbir şüphem yoktu. Akşamları yatakta birbirimize sarılarak uzun uzun sohbetler ederdik, bir keresinde Derya'ya şöyle bir soru sormustum ;


- Aşkım diyelim ki biz ayrıldık, aradan yıllar geçti, ikimizde başkalarıyla evlendik ve ben yıllar sonra karşına çıktım, ne yapardın?
- Sana sarılır ve hiç bırakmazdım, kimse ayıramazdı...


Bir gün fakültedeyken yurttan oda arkadaşım olan Yener aradı. Çok samimi değildik ama görüştüğüm arkadaşlardan biriydi, acilen konuşmamız gerektiğini söyledi, konu ne diye sordum; "Derya, konu Derya" dedi...


Nefes Almak Zor Geliyor Bazen


Israrla sordum mevzu nedir diye ama telefonda söylemedi, akşam konuşalım dedi ve kapattı. Başladım yine tribe girmeye, ya noluyor diye kendi kendimi paralıyorum, bu adamın Derya ile ilgili benimle konuşacağı ne olur diye düşünüyorum, yok cevap yok, aklıma hiçbir şey gelmiyor çünkü iki alaksız tip bunlar, birbirlerini çok tanımazlar bile, içimde acayip bir korku ve kötü birşey duyacak gibi bir his var. Hem biran önce akşam olsun istiyorum ,hemde hiç akşam olmasın. Bu düşünceler ile akşamı ettim, randevulaştığımız yerde buluştuk...


- Mert, ilk başta söylememe kararı almıştım ama senin bize yurtta iyiliğin çok dokundu, içime sindiremedim, çok düşündüm ve konuşmamız gerektiğine karar verdim.


- Ya oğlum ne diyorsun, bulmaca mısın, sen Derya'yı tanımzasın bile, bana anlatacağın ne olabilir senin , bak bu şaka ya da geyik yapılacak bir mevzu degil!!!


- Yok Mert, geyik değil.


- Ya delirtme adamı, ne diyeceksen söyle haydi!


- Ben on gün kadar önce burada arabası olan arkadaşlarla akşam saat onbir gibi dolaşmaya çıktım, arabada bira içip, sehiri turluyorduk öylesine
- Eeee?


- Batıkent civarlarında bir tekelin önünden geçtik arabayla, senin kızı tekelden çıkarken gördüm, yanında iki çocuk daha vardı ve çocuklardan biri elinde içki şişesi poşetlerini taşıyordu.


- Ne diyorsun oğlum sen ya kafan mı güzel manyak?


- Bende inanamadım önce hatta emin olmak için dönüp bir tur daha attık, önlerinden tekrar geçtik, iyice gördüm ve emin oldum Derya'ydı...


Siparişler henüz masaya gelmemişti ki cebimden parayı çıkarıp masaya attım ve hızla yerimden kalktım, Yener arkamdan bagırıyor "kardeşim bana kızmadın değil mi?". Cevap verecek durumda degilim, biryere yetişir gibi hızlı adımlarla yürüyorum ama bir yere gittigimde yok, amaçsızım yine, kendimi yürüyen merdivenlerde ters yöne doğru giden üstün zekalılar gibi hissediyorum, bir mesafe katetmek istiyorum, adım atıyorum ama hep yerimde sayıyorum, daha doğrusu bunları yaşamaya mecbur bırakılıyorum. Artık kendimi sorgulamaya başladım, bende mi bir sorun var, nedir tüm bu olanlar, ben bunları hakedecek ne yaptım...


Aşık olmasam hiçbirşey umrumda olmazdı ama seviyorum, hemde köpek gibi seviyorum, dünya onun etrafında dönüyor. Kendini ezik gibi hissediyorsun böyle durumlarda, haketmeye başlayıp başlamadığını sorguluyorsun...


Nefes Almak Zor Geliyor Bazen


Bir meyhaneye gittim, oturdum deli gibi içiyorum, garson bana bira taşımaktan kanter içinde kaldı, bu arada telefonum çaldı, Derya arıyor.


- Aşkım nerdesin neden gelmedin bekliyorum merak ettim?
- Dışarıdayım, biraz işlerim var gelicem, merak etme.


Ona hiçbir şey belli etmedim çünkü bu konu mutlaka o gece konuşulacaktı ve ona uydurabileceği yalan için zaman kazandırmak istemiyordum...


Etrafıma baktım, meyhane çok kalabalık, yalnız oturan tek kişi benim, kimi masalarda kahkaha, kimi masalarda tartışma havasında sert konuşmalar, kimi masalarda bendeki gibi derin bir sessizlik var. Kulağım müziğe takılıyor o ara, Muazzez Ersoy'un o dönemlerde çıkardığı nostalji albümünden insanın tüm bedenini parçalara ayıran efkarlı müzikler çalıyor.


Ne yapacaktım, ne yapmalıydım böyle bir durumda? Bana yapacağı ne gibi bir açıklama olabilirdi ki? Kız başına gecenin bir vakti senin tekelde iki adamla ne işin olabilir, nereye gidersin, nasıl bir izahı olabilir bunun, söyleyeceği ne tür birşey beni ikna edebilir? Sinirimden bira bardağını ısırıyorum, bir yudumda koca bardağın üçte birini içiyorum, sigara desen birini söndürmeden diğerini yaktım defalarca, kendimde degilim. Üzüldüğüm tek şey böyle bir aşkın bitecek olması, aslında bitecek olan aşk değildi, bitecek olan bendim, bizdik! Neden diye sorguluyorsun, neden herkes gibi normal bir ilişkim olamadı benim. Seven bir insan bunu nasıl yapabilir? Kafamda bir alay soruya karşılık gelen bir tane bile cevap yok...


Tek çıkar yolum Yener'in yalan söylemiş olması ya da yanılıyor olmasıydı, baska bir çare yoktu, öyle olması için dua ediyordum...


Meyhane kapanana kadar içtim, ama bu sefer de sinirimden sarhoş olamıyordum, sanki ben değil içimdeki öfke içiyordu alkolü. Kalktım ve eve doğru yürümeye başladım. Çok serindi yine, bana ihanet etmeyen tek şey bu lanet olası ayazdı, hep yanımda hep benimle...


Binanın önüne geldim ve odamızın ışığına aşağıdan şöyle bir baktım, biraz sonra o oda da olacakları düşündüm...


Nefes Almak Zor Geliyor Bazen


* Final bölümüyle devam edeceğim.

Nefes Almak Zor Geliyor Bazen
Cevapla