Güven ve değer arayışlarını, onaylanma ve kabul görme beklentilerini başkalarının üzerinde hakimiyet kurmaya çalışarak; kendilerine yapılanları, kendilerinden etkilenecek yapıda canlı veya kişiler üzerinden elde etmeye çalışarak giderebilirler.
Bu tür durumlarda ailesi tarafından kabullenildigini, benimsendiğini, sevildiğini, onaylandığını göremeden yetişen biri, hiç bir zaman sağlıklı koşullar altında aidiyet duygusunu, sevgi ve bağlılığın içtenliğini bünyesinde geliştiremeyecektir.
Zayıflığından, çaresizliğinden utandığı ve suçu hep kendisinde aradığı için, hayatını kendiyle barışık bir düzen içinde kurmakta çok zorlanacaktır. Pek çok şey onun için tehditkâr hale gelecektir. Nefret kin ve saldırganlık dürtülerinde, ani öfke patlamaları ve kontrolsüz davranışlar yaşanmasında artışlar olacaktır.
Kendisini korumasının bir yolu ve savunma mekanizmasının gereği olarak güce, güçlü olmaya eğilim gösterebilir. Zayıf olan yapılar ona kendi çaresizliğini hatırlattığı için, başkalarında görmeye ve tahammül etmeye dahi şiddetle reddedebilir. Bu nedenle kendisini zayıf hissettiren her şeye karşı meydan okuma davranışlarına girişebilir. Sakarlığa, hataya, yardım arayana tahammülü olmayabilir. Bazen de tüm bu zayıflığı kendi egemenlik ve üstünlük arayışını gidermenin bir yolu olarak kullanabilir.
Narsizm olgusu şiddetli olarak görülebilir. Empati geliştirmeyecek, iyi giden her şeyi fiziksel/duygusal açıdan sabote etmeye yatkın veya meyilli olacaktır. Çocukken katlandığı haksızlık ve acılar, yetişkinlikte kırıp döktüğü canlara dönebilir.
Daha ağır durumlarda, daha patolojik seyredecektir. Saldırganlık her zaman dışarıya odaklı yansımayabilir. Yine de her noktasında, kendisine verdiği değerde, kendini kabullenişinde, öz değer algısında belirgin hasarlar, eksiklikler, çarpıklıklar ortaya çıkacaktır. Benlik gelişimi çok zayıf kalacak ve bu durum ikili ilişkilerde sorun çözme becerilerini büyük ölçüde düşürecektir. Duygusal becerilerin sağlıklı gelişmemesi bir başkasını anlamakta da büyük güçlüğe dönecektir.
Daha kötüsü, sevgiyi çektikleri acının karşılığında değerli, anlamlı, inandırıcı ve saygın bulmaları olacaktır. Kendilerini sevemedikleri için başkalarının kendilerini olduğu haliyle sevebilmesi de inandırıcı gelmecektir. Bu nedenle yasayacakları ilişkilerde hep benzer tipte kisileri, acıları sıkıntıları hayatlarına tercih edecekler; kırıntıların peşinde koştukları kadar aşka değer vereceklerdir. Çünkü bilindik gelen her şey, iyi de olsa kötü de olsa onlara güven verir. Şiddet, şiddeti besleyen ilişkileri getirir, nesilden nesile çocuklara benzer yapılar aktarılarak böyle gelişir.
Hangi canlı olursa olsun, geçmişine neler ekerseniz, geleceğinde o değerlerin fazlasını alırsınız. Sevgi ekerseniz, sevgi çoğalır. Şiddet ekerseniz şiddet çoğalır.
Kitap önerim: Zor bir ailede büyümek. İletisim yayınevi. İlişki problemleriniz ve tedavi arayışlarınız için lütfen klinik/uzm. psikolog. lardan destek alın.
Şiddet illa fiziksel olmuyor malesef. Psikolojik şiddetle büyüyen bir dolu insan var. Hatta şu zamanda fiziksel şiddetten çok daha fazla var. Çocuğuna fiziksel şiddet uygulamayan ama psikolojik şiddet uyguladığının farkına bile varmayan ebeveynlerle dolu heryer. Ve ben farkettim ki ebeveynler çocukluklarında ne yaşamışsa kendi çocuğuna da aynı şeyleri yaşatıyor. Mesela çocukluğunda sürekli aşağılanan küçümsenen bir anne aynı şeyi çocuğuna da yapıyor. Sen beceriksizsin ne işe yararsın kafan basmıyor gibi sözleri kendi annesinden çok fazla duyuyordur ve istemese de çocuğu bir hata yaptığında ona bu sözleri sarfediyordur. Kendimden örnek vermek istiyorum, küçükken annemle iletişim kurmak isterdim. Çocukları bilirsiniz lafı uzattıkça uzatırlar ve söylemek istedikleri en önemli şeyi hep sona saklarlar. Bende öyle bi çocuktum. Hevesle anlatmaya başlardım ama annem sabredemez hadi ne söyliceksen çabuk söyle çok konuştun diye çıkışırdı. Bütün hevesim kursağımda kalır anlatmadan giderdim yanından. Şu an bende bir anneyim. Oğlum yeni yeni konuşmaya başladı ve ben kendimden çok korkuyorum bu konuda. Ya bende aynısını çocuğuma yaparsam diye. Ama bir yandan da bunun bilincinde olmam da beni mutlu ediyor. Umarım çocuğuma aynı şeyi yaşatmamak için çokça çaba harcarım. Gerekirse psikolojik destek bile alırım. Yoksa bu psikolojik şiddet zincirleme bir şekilde nesilden nesile aktarılacak...
Şiddet gören çocuğun zeka seviyesine bağlı. Zeki bırı değilse gördüğü şiddetin aynısını gelecek nesile aktaracaktır. Eğer zeki biriyse ergenlik dönemi onun için bir işkence yılı olarak nitelendirebiliriz. Fakat büyüdüğünde kendini bu zor bataklıktan kurtarabilirse hayata , canlılara ve evrene karşı çok değişik bir bakış açısı olucaktır. Empati yeteneği bir kere gelişmiş olucak. İleriki dönemlerde yaşıtları için gelen hayatın zorluklarını o kafaya bile takmıycak. Çünkü o gemi ne fırtınalar gördü küçücük dalgada mı boğulucak.🙂
Buradan aklimiza bircok sey gelebilir. Cocukta baskilanmak, ozguven eksikliğinden ziyade, yasadigi psikolojik veya fiziksel siddetten dolayi olaylar bilincaltinda kalabilir ve ileride bir ebeveyn oldugunda ayni durumlari cocuguna yansitabilir. Bunlar dongusel ve karsilanilacak durumlardir. Cunku kisisel problemler ilk olarak cocukluk doneminden itibaren baslar. Sorunlarin çözülmesi icin ilk olarak cocukluga inilir. Bu acidan bu tur olaylari yasamamak adina cocugun yaslardan itibaren psikolojik destek gormesi oldukca onemlidir.
Ailesinden şiddet gören çocukların birçok yönden psikolojik sorunları oluyor acaba tekrar dayak yer miyim acaba tekrar aynı durumları yaşarmıyım gibi birçok sorular kafalarını dönüp dolanıyor hiç bir ailenin çocuğuna şiddet uygulaması doğru değildir Böyle bir durumda kalan aile gördüğümüzde uyanmamız gerektiğini düşünüyorum ya da bir danışmana gidip doğru bilgi almak gerekir çocuğun dövüldükten sonra çocuk akıllanacak diye bir durum yok ama zamanımızda hala bu durumlarla karşılaşıyoruz kimsenin evladını dövmeye hakkı yok bu görüşün hep arkasındayimdir
3
0 Yorumla
Gizli Üye
(25-29)
+1 yıl
Babam öldüğü gece bile dayak yemiş biri olarak söylüyorum. Annemden veya babamdan yediğim dayağı asla unutamıyorum en son bugün kardeşim tarafından yedim annem de öyle boyun kaldırırsan ağzın yüzün kanar dedi :) Allahım inşallah evlenirsem çocuğuma yapmam bunları o kadar korkuyorum ki
- Şiddete meyilli olur - Özgüveni düşük olur - Mutsuz olur, çocuklar kendini suçlar bu nedenle suçluluk duygusu içerisinde büyür bu duyguyu içinde taşır - OKB ve bipolar olabilirler
Genellikle öz güvensiz ve asosyal oluyorlar. En çok seviilmeleri, takdir görmeleri gereken yerden bunları göremedikleri için yabancılara daha uzak ve daha güvensiz oluyorlar.
Ailesinin içinde șiddet olan çocuk ya da ailesinden direk șiddet gören çocuk (psikolojik ya da bedensel) içine dönük, sessiz çve çekingen olur. Hata yapmaktan çekinir çünkü bu hatanın devamında annesinden ya da babasından göreceği derecesini kestiremediği o tepkiden korkar. Kişinin diğer insanlarla iletişime girerken zorlanması, güvensizlik duygusu yaşaması ve haddinden fazla endişe duymasına neden olabilir.
Değisebiliyor mesela kucuk bir cocuk iken cok baski altinda kaldim bu yaşta en son asosal biri oldum gerci Şu an daha iyiyim ama insanlarla pek fazla iletişim kuramadimdan arada yanlis oluyor😅
Sevgisiz büyürse şiddete meyilli olur veya tam tersine özgüveni olmayan toplumdan uzak biri olarak yetişir ve ilerde kendi çocuklarina da aynisini yapabilir
Bipolar, depresyon gibi rahatsızlıkların yanında genelde katil, uyuşturucu satıcısı ya da kullanıcısı , tecavüzcü olurlar travma geçiriyorlar sonuçta sağlıklı düşünemezler ki
Genelde içine kapanık kendini yetersiz hisseden Özgüveni düşük ve en önemlisi kendine değer vermeyen hic kimse tarafından seçileceğine inanmayan biri olarak görüyorlar Mutlulugu baska yerde arıyorlar anne baba olmak mesele azizim