Dünyanın en büyük kahve zinciri Starbucks'ın Türkiye'nin hemen hemen her şehrinde kahve dükkânı bulunmaktadır. Birçoğumuz çok kez oradan kahve içtik hatta kahve alıp içeride ders bile çalıştık. Kahve zincirlerinin bu kadar yaygınlaşmadığı dönemlerde genelde kıraathanelerde kahve içilirdi ve kahvenin Türk toplumundaki yeri oldukça önemlidir. Çok daha eskiye gittiğimizde Osmanlı Devleti'nde de kahvehanelerin yaygın olduğunu görebiliriz. Hatta yaygınlaşmaya başladığı dönemlerde birtakım tartışmalara da oldukça mahal vermiştir. Bu Bence'mde, Osmanlı'da tartışmalarla başlayan kahve kültürünün yayılıp nasıl Starbucks'a kadar yol katettiğini sizlerle paylaşacağım.
Kahve İlk Kez Kanuni Sultan Süleyman Zamanında İstanbul'a Getirildi

Kahvenin ilk kez ne zaman Türk topraklarına girdiğine yönelik birçok görüş ortaya atılsa da en yaygın olanının Kanuni Sultan Süleyman döneminde olduğu düşünülmektedir. Yemen Valisi Özdemir Paşa, Yemen'den çok sayıda kahveyi İstanbul'a getirmiştir. Ancak tam olarak kahveyi hangi yıllarda getirdiğini bilmiyoruz. Kanuni Sultan Süleyman döneminin 1520-1566 yıllarındaki saltanatını baz alacak olursak, kahvenin Türk topraklarına ulaşması 16'ncı yüzyılın ortalarına kadar dayanmaktadır diyebiliriz. Ayrıca Türkiye'de bir kahve zinciri olan ''Yemen Kahvesi''nin bu olayla bir ilişiğinin olabileceğini düşünüyorum.
Kahve, Yasaklanmaya Mahal Verecek Tartışmalara Sebep Oldu

Kahve 16'ncı yüzyılda İstanbul'a geldiğinde çok sevildi ancak bazı kimseler tarafından da tartışma konusu hâline getirildi. Bu tartışmaların başlıca gerekçeleri; kahvenin uyku uyutmadığı, gecenin yarısına kadar evlerde kandillerin yandığı ve uyuşturucu etkisinin olabileceğiydi. Dönemin şeyhülislamı Ebussuud Efendi, bu gerekçelerle kahvenin dinen caiz olmadığına hükmederek yasaklanmasını emretmişti. Ancak Türk toplumu, kahveyi çok sevdiğinden kahvenin tekrar serbest bırakılmasını istemişti. 4 farklı dönemde yasaklanan kahve, istekler üzerine III. Mehmed döneminde tamamen serbest bırakılmıştı.
Türkler, Kahvenin Lezzeti Kadar Sunumuna da Oldukça Özen Gösterirlerdi

Türk kahvesini diğer kahvelerden ayıran başlıca özellikler arasında sadece kahvenin lezzeti gelmemektedir. Osmanlı döneminde kahve ikram edilmeden önce çeşitli tatlı ve şerbetler ikram edilirdi. Kahveler sıradan bardaklarla değil, üzeri işlemeli, bakır veya altın fincanlarla servis edilirdi. Bu fincanların sadece kahve servisi için üretildiği bilinmektedir.
Türk Kahvesinin Yabancı Topraklardaki İlk Seyahati: II. Viyana Kuşatması

Tarih 1529'u gösterdiğinde Kanuni Sultan Süleyman ve ordusu Viyana surlarına dayanmıştı. Ancak payitahttan ayrılma amaçları Viyana değildi. Viyana, ayaküstü alınan kararla kuşatılmış ve çetin kış şartları sebebiyle kuşatma başarısızlıkla sonuçlanmıştı. 1683 yılında, IV. Mehmed zamanında Viyana ikinci kez kuşatıldı. Ancak uzun uğraşlar sonucunda kuşatma yine başarısızlıkla sonuçlandı. Osmanlı askerleri geri çekilirken, mühim olmayan eşyalarını savaş meydanında bırakmak zorunda kaldılar. Bu eşyalar arasında kahve de vardı.
II. Viyana Kuşatması'nın Avusturya'ya Getirisi: Viyana Kahveleri

II. Viyana Kuşatması sonrası askerler savaş meydanında kahve dolu çuvallar bulmuşlar ve kahveleri deve dışkısı zannetmişlerdir. Lehistan kralı III. Sobieski, yakılması planlanan kahveleri subayı George Franz Kolschitzky'e vermiştir ve Kolschitzky ilk Viyana kahvesini açan kişi olmuştur. Kahve, Viyana'da tutulmaya başladığı sıralarda süt ve şeker gibi tatlılar ekleyerek çeşitli denemeler yapmışlardır ve günümüzde 2'si bir arada, 3'ü bir arada gibi birçok kahve çeşidini elde etmişlerdir. Bu denemeler sonucunda Viyana'nın geleneksel kahvesi olan Melange'ı çıkarmışlardır. Ancak bu sürecin efsaneye dayandırıldığını iddia edenler de var. Kahvenin, Viyana'ya intikalinin II. Viyana Kuşatması'ndan ziyade 1685 yılında Osmanlı'dan gelen bir vatandaşın Avusturya'da kahvehane açmasıyla gerçekleştiği de öne sürülmektedir. Ancak her iki görüş için net bir cevap vermek gerekirse; II. Viyana Kuşatması'yla aralarında 2 yıl gibi kısa bir süre bulunması, kahvenin II. Viyana Kuşatması döneminde Viyana'ya intikal ettiğinin göstergesidir.
Avrupa'da Yaygınlaşan Kahvelerin Bir Sonraki Durağı: Amerika

16'ncı yüzyılın ilk çeyreğinde yaygınlaşan sömürgecilik, 17 ve 18'inci yüzyıllarda nihai seviyeye ulaşmış ve Hollanda'nın Doğu ve Batı şirketleri gibi daha birçok Avrupalı devlet, sömürdüğü topraklarda koloni faaliyetlerine başlamışlardı. Avrupa'dan 16'ncı yüzyılın başında keşfedilen Amerika'ya çok sayıda ticari gemiler gidiyordu. Bu ticari gemiler arasında Avrupa'da yaygınlaşan kahve de bulunuyordu. Ancak Amerika, sadece Avrupa'dan gelen kahvelere sahip değildi. Brezilya, Kolombiya, Meksika gibi yerlerde yetişen kahveler, maliyet bakımından güç gerektirmediği için köleler için de kullanılıyordu. Viyana ile yaygınlaşan kahvehaneler, Avrupa'da yaygınlaştıktan sonra Amerika'da da görülmeye başladılar ve ''cafe'' olarak adlandırılmaya başlandılar.
''Cafe''lerin Artmasıyla Yayılmaya Başlayan Kahve Dükkânları

Osmanlı'da ''kahvehane'', Avrupa ve Amerika'da ''cafe'' olarak adlandırılan bu mekânlar, 20'nci yüzyılın başlarından sonra zincir hâline gelmeye başlamış ve başka ülkelerde de şube açmışlardır. Dünya üzerinde birçok kahve dükkânı giderek yayılmış ve birçok ülkede faaliyetlerine devam etmiştir. Bunların en büyüğü ise Starbucks'tır.
Dünyanın En Büyük Kahve Mekânı: Starbucks

İlk Starbucks dükkânı 1971 yılında Seattle'da kuruldu. İcra kurulu başkanı Howard Schultz, 1983 yılında İtalya'ya seyahat etti ve İtalyanların espresso barlarından çok etkilenerek bu geleneği Amerika'ya taşımak istedi. Schultz, insanların bir araya gelip sohbet edebileceği, ev ve işlerinden sonra tercih edebileceği üçüncü bir mekânı yaratmak için kolları sıvadı. Bir süreliğine Starbucks'tan ayrıldı ve gerekli sermayeyi yardımlar vasıtasıyla elde ettikten sonra Starbucks'ı satın aldı.

Çok kısa sürede başka ülkelerde de Starbucks dükkânları açıldı ve dünyanın birçok ülkesinde yaygınlaşmaya başladı. 2003 yılında Türkiye pazarına girdi. Bir zamanlar kahvenin varlığından haberdar olmayan ülkeler, bugün birçok kahve mekânlarını ihtiva etmesiyle en çok kahve zincirine sahip ülkelerin başında geliyorlar. Kahve; Yemen'den Osmanlı'ya, Osmanlı'dan Viyana'ya, Viyana'dan tüm Avrupa'ya, Avrupa'dan Amerika'ya taşınmasaydı bugün Starbucks'ın varlığından haberdar olur muyduk? Belki. Sadece maliyeti ucuz diye daha çok köleler için tercih edilen Brezilya, Meksika Kolombiya gibi ülkelerde elde edilen kahveler Amerika için bir ''kahve kültürü'' oluşturabilir miydi? Bu sorunun cevabını sizlere bırakıyorum ve bu soruya bir zamanlar köleler için kullanılan blue jeanlerin tüm dünyada moda olmayı başarmasını örnek göstererek bunun söz konusu olabileceğini düşünerekten kendi cevabımı da belirtiyorum.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer