Toplumun onayı insana aidiyet ve kabul edilme duygusu verir. İnsan sosyal bir varlık olduğu için çevresi tarafından kabul görmek, değerli hissetmek ve dışlanmamak mutluluğu etkileyebilir. Bu yüzden birçok kişi farkında olmadan toplumun beklentilerine göre yaşamayı seçer. Ancak gerçek mutluluk sadece dış onaya bağlıysa, bu durum insanı sürekli başkalarının yargılarına bağımlı hâle getirir. Toplumun beklentilerine göre yaşamak bazen kişinin kendi isteklerini bastırmasına ve içsel tatminsizliğe yol açabilir. Bu nedenle mutluluk iki yönlüdür:
Toplumun kabulü huzur verebilir ama kalıcı mutluluk genellikle kişinin kendini kabul etmesiyle başlar.
Dış onay geçicidir, iç tatmin ise daha kalıcıdır. Belki de asıl mesele şudur; Toplumla uyum içinde yaşarken kendin olmaktan vazgeçmemek.
Toplumun onayı olmadan gerçekten mutlu olunabilir mi?
Çoğunluk için bunu inkar etseler de toplum onayı olmadan mutluluk mümkün değildir. Elalem örgütü güçlü bir örgüttür ve fertleri çok fazla etkisi altına alır.
Bana sökmez, benim kendi değerlerim var, toplum onayı bana gerekmiyor diyenleri ciddiye almayın. Ciddiye alınacak olan 6857'de bir ancak çıkar.
Sadece toplumun onayı üzerine yaşanmaz. Ama toplumun rolünü ve onayının ağırlığını da inkar edemeyiz. Yani birşeyi topluma ya da birilerine göre yaşamaya kalkarsanız, zaten hiçbirzaman toplumun tamamını memnun edememekle birlikte, hep yarım ve dışa dönük yaşarsınız. Bunun sonu hüsran. Sattığınız fikirden önce kendiniz emin olmalısınız. Ki emin olsaydınız zaten ürkek bir şekilde onay beklemezdiniz. Fakat toplum içinde yaşayan insanlardan bir tık uyarlanmalarını da ister. Birlikte yaşamak için uyumlanmalıyız. Bu doğanın kanunu. Şimdi siz mesela evliliğin tek ilişki modeli olduğu bir yerde, evlilik dışı bir ilişki yaşarken muhtemelen çok zorlanırsınız. burada toplumla inatlaşmak yerine, ya bu deveyi yüdersiniz ya da bu diyardan gidersiniz, en azından ben ikisinden birini tavsiye ederim. Onun haricinde toplumdan dışlanmanın ya da aşırı derece de eleştirilmenin bazı sonuçları geldi aklıma: Viyana Opera binasının mimarlarından Eduard van der Nüll beyefendi, bugün herkesin önünde fotoğraf çektiği binaya gelen eleştiriler sonucu, eşi 8 aylık hamileyken intihar etmiştir mesela. Bu bize neyi gösteriyor? Toplumlarda dönektir biraz. Dün öyle söyledi diye vazgeçmeyin. Bugün de başka söyler. Insanlara birşeyleri kabul etmek için zaman vermek lazım. Kaldı ki bir toplumun yıllara ihtiyacı vardır. Sizden daha değerli değil.
Güzel tespitler gerçekten. Toplumun onayıyla yaşamanın insanı dışa bağımlı hale getirdiğini ama birlikte yaşamak için belli bir uyumun da gerekli olduğunu çok iyi anlatmışsınız. Özellikle toplumun değişken yapısına değinmeniz ve insanın önce kendi duruşundan emin olması gerektiğini vurgulamanız çok yerinde. Paylaşım için teşekkürler.
Toplum onayına dayalı yaşamıyoruz elbette ama bazı ahlaki ve insani kurallara da toplum dayattığı için değil, biz istediğimiz için uyum sağlamalıyız. Kendimiz için bişeyler yapıp, ideallerimize sahip çıktıktan sonra ve duruşumuzu bozmadıktan sonra mutlu olmamıza engel bir durum zaten yok.
Bence de mesele toplum baskısı değil, insanın kendi değerleriyle uyumlu yaşaması. İnsan kendi duruşunu koruyup vicdanıyla barışık oldukça hem özgür olur hem de daha huzurlu yaşar.
Olunabilir. Toplumun seni onaylaması her şey demek değildir. Sen kendi içinde kendini onaylayabiliyor doğruyu yanlışı ayırt edebiliyorsan tek başına mutlu olup kendi ayaklarının üzerinde durabiliyorsan psikolojin sağlamsa güçlüyse toplumun seni onaylayıp onaylamaması seni çok fazla etkilemez bence. Etkilese bile uzun sürmez.
Toplumun kabülüne göre hareket etseydi herkes kim tamamen kendisi olabilirdi kim ne ne kadar mutlu olurdu oturup bir düşünmek gerek. Toplum ahlaka değilde daha çok işine yarayıp yaramadığına bakıyor insanların bazen bence. Önemli olan ahlaklı olmak
Toplumun onayı elbette önemli ama insanın kendi vicdanıyla barışık olması daha belirleyici bence. Çünkü herkesin beklentisine göre yaşarsan kendin olmaktan uzaklaşırsun. Asıl mesele toplumun ne dediğinden çok, insanın kendi doğrularını bilip sorumluluğunu alabilmesi. Ahlak da biraz burada başlıyor zaten.
Yazdıkların çok derin bir yere dokunuyor 🌿 İnsan gerçekten de ait olmak istiyor; o kalabalığın içinde görülmek, kabul edilmek huzur veriyor. Ama görseldeki gibi bazen kalabalığa sırtını dönüp ufka bakma cesareti de gerekiyor 🌅 Çünkü sürekli onay aradığında kendi sesini kısma riskin var. Gerçek mutluluk bence toplumla kavga etmeden ama kendinden de vazgeçmeden yürüyebilmekte 💫 Sen daha çok hangisinde zorlanıyorsun; kabul görmekte mi, kendin olmakta mı?
En son dediğin çok doğru. Kendinden bir şeyler eksiltiyor mu? asıl mesele o aslında. Bu sadece bu konu için geçerli değil bakarsan hayatımızda aldığımız çoğu karar olsun olaylar olsun bizden götürüyor mu yoksa benliğimize daha da yaklaştırıyor mu diye kendimize bir dönüp sormamız lazım. Mutlu olmak bu soruya verdiğimiz cevaba bağlı bence...
Çok güzel bir noktaya değinmişsin. İnsan gerçekten kendine şunu sormalı: Bu yaşadıklarım beni kendime yaklaştırıyor mu uzaklaştırıyor mu? Mutluluğun cevabı da galiba tam orada saklı.
Bazı etik değerler var, sosyo kültürel adap, edep kavramları. Bence bunlar mutlaka olmalı. Ama kendi yaşama biçimimi, isterlerimi toplum neder diye kısıtlamıyorum. İnsanlar bu çizgiyi korumayı başarabildiğinde mutlu olacaktır.
Toplum onayı olmadan mutlu olunur. Toplumun doğruları, kararları , görüşleri tamamen kabaca kabul görülen içeriklerden oluşur. Toplumu tek tek incelendiğinde herkes ayrı dünyada yaşıyor o yüzden benim dünyam başkadır.
Aklıma şey geldi, hepimiz 15 yaşında evi terk etmemenin bedelini mahvolmuş bir hayat yaşayarak öderiz. Ailemiz bize topluma uymak üzerine yetiştirir ve bizim gibi Ortadoğu zihniyetine sahip ülkeler bireyin mutlu olmasına asla izin vermez
Bir noktada doğru; aile ve toplum çoğu zaman güvenli yolu öğretir, risk almaktan çok uyum sağlamayı önceler. Bu da insanın kendi sesini geç keşfetmesine, kendi yolunu çizmekte zorlanmasına neden olabilir. Ama yine de insanın yönünü belirlemesi için her zaman bir zamanı ve imkânı vardır; mesele nerede büyüdüğünden çok, kendini ne kadar tanıyıp cesaret edebildiğidir.
Mutlu olmak için neden toplumun onayına ihtiyaç duyayım Benim kendime ait bir fikrim Benim kendime ait bir dini inancım şunu yap şunu yapma diyen bir değer zincirim yok mu toplum dediğin ayak takımı neden topluma muhtaç olayım mutlu olmak için ne tuhaf sorular bunlar