Babaların Damat Depresyonu: "Bu Kız Hangi Ara Büyüdü"

Geçtiğimiz hafta annelerimizin Doğru Gelin ve Doğru Damat Obsesyonları üzerine mizansen yapmıştık. Sıra babalara geldi.


Bir kız babası olarak ilk umudum, şu her yöne dilediğimiz gibi çekiştirip sündürerek, çoğu zaman bel altı espirilerimiz içinde oldukça hoyrat bir biçimde harcadığımız "almak vermek" kelimelerinin bu lügattan kalkması. Sadece doğru yerde doğru şekliyle kullanılması. Tıpkı, evliliklerin ilk seramonisi kız isteme merasimlerinde erkek tarafının "İstiyoruz" ile biten, kız tarafının "verdim gitti" ile sonlanan bölümlerinde olduğu gibi. Ne istiyorsun, ne veriyorsun? Nesne değil insanız.


Garip olan, bu seramoninin "alan memnun, satan memnun" şeklinde daha da çirkinleşmesi. Bu işlerden oldukça rahatsızlık duyan ben, kızımı nasıl evlendiririm hiç bilemiyorum. Kim bilir, belki de şu yulkarıda yazdığım şeyler, bu istemsizliğe, hatta kabul edememeye uydurulmuş bir kılıf. Ama öyle olsaydı, evlenirken babama "kız istemeyeceksin, evlenmemize izin isteyeceksin" diye baskı yapmazdım. Gözlerinizde canlandırsanıza. Gittik mustakbel kayınpederimizin evine, elimizde çiçek çikolata. Oturduk baş köşeye. Kahveler, muhabbetler. Artık nokta konulacak. Babam girdi söze;


"Efendim ziyaretimizin nedeni malum. Çocuklar tanışmışlar, birbirlerini beğenmişler"


Birden duraksadı. Söylenecek şey belli. "Allahım emri..... kızınızı oğlumuza istiyoruz." Ama duraksamanın nedeni de belli. Elbette ben. Yol boyu bacağına dürte dürte, adamın beynine "kız değil izin" i işlemişim. Neyse, bir öksürük taklidinden sonra devam ediyor;


"Hayatlarını birleştirmeye karar vermişler. Evlenmek için iznimizi istiyorlar. Elbette bir kız babası olarak önce sizden onay almamız gerek."


Oda içindeki şaşkın bakışları, öksürük krizine girip ağzındaki kahveyi midesine doğru yudumlamak yerine dışarı püskürtenleri, ömrümce belki de hiç duyamayacağım garip efektleri saymakla bitiremem. Ama en önemlisi, kayınpederimin donmuş yüz ifadesini değiştirmeye çalışan kayınvalidemin, böğrüne diyorsunuz değil mi. Ha işte tam orasına orasına dürterek kendine gelmesini sağlamaya çalışmasını hiç unutamam. Adamcağız biraz mahcup, biraz şaşkın, biraz da "ben bu kızı nasıl vereceğim" duygularıyla "verdim gitti" ye hazırlamışken kendini, gelen tuzak soruya;


"Hayırlısı efendim. Bize düşen sadece destek olmak. Onlar kararlarını vermişler. Bizce uygundur." inceliğini göstermiş, eşine dönüp göz kırparak cümlesinin sonuna "Değil mi hanım" ı da eklemeyi unutmamıştı.

Babaların Damat Depresyonu:


Kuşkusuz, bir baba ile kızı arasına kimseler giremez. Bir başka bağlılıktır onların yaşadıkları. Fakat şu da bir gerçek ki, babaların damat adaylarına bakış açıları, öyle kitaplar çıkaracak cinsten değildir. Bir tek şey ister baba. Kızım mutlu olsun. Çünkü kızını neyin mutlu edeceğini en iyi bilen, bugüne dek her şeyi, herkesten daha farklı bir biçimde kızıyla paylaşabilmiş olan, babadır. Babalığı beceremeyenleri, ya da becermeye çalışmayanları bu konumuza dahil etmiyoruz.


Bir kadın, hayatını adayacağı erkekte babasını arar diyoruz ya hep. Peki ya bir baba, hangi depresyonlardan antidepresanlar kullanmadan çıkmaya çalışıyor bir göz atalım mı?


Ne Flörtü. Bir Flörtün mü Var Senin?


İşte başlıyoruz. Önce anneye çıtlatılıp da, annenin konuyu babaya anlatmaktan kaçış yöntemi. "Babanla konuş".

Babaların Damat Depresyonu: "Bu Kız Hangi Ara Büyüdü"


Babanın ilk çıkmazı, kızın ilk kabusu. Her iki tarafın da göstereceği ilk cesaret ve o savaşın olmayan galibine, takılamayan cesaret madalyası. Önceleri "Sen daha küçüksün. Ne çıkmasıymış, ne hoşlanmasıymış, ne flörtüymüş. Yok öyle bir şey, olamaz. Daha 22 yaşındasın." ile başlayan kızgın tepkilerin, aslında hep buna hazırlarken kendini, o günün gelip çattığını kabul edememe durumu. E biraz da "Hangi ara büyüdü, ben ne zaman yaşlandım" sorusuyla burun buruna gelmesi elbette.


"İyi de sen evlendiğinde annem kaç yaşındaydı." diye sorası geliyor değil mi insanın.


"Ne zamandır bir ilişkin var. Ne zaman söylemeyi düşünüyordunuz hanımefendi?


Siz istediğiniz kadar üniversiteyi bitirmiş, artık doğru ve yanlışı ayırt edebilecek yaşa gelmiş, belli bir olgunluğa erişmiş, zaten hemen evlenmeyi düşünmüyor olun. Baba delirdi. Henüz turşu kıvamına bile gelmediğinizi, kurmakla kurmamak arasında çelişkiler yaşadığını gözardı ediyorsunuz kızlar. Babanız, hayatınızda kendisinden başka bir erkek değil görmeye, bunu düşünmeye bile hazır olmayacak hiç. O'nun aklından geçen;

Babaların Damat Depresyonu: "Bu Kız Hangi Ara Büyüdü"


"Ulan daha ben dokunmaya kıyamazken, elin oğlu gelmiş, kızın aklını çelmiş, kimbilir ne zamandır dokunup, elini tutup, öpüyor kızımı". ( Laaaan. O ellerini kırarııııım.) (ϖ*#Ϟφ#$έΰ)


Hasbam! Sanki sen annesiyle görücü usulü ile evlendin. :)


Okuldan mı? İşten mi? Mahalleden mi? Neyin Nesi Bu Herif?


Aklı halen "kızıma dokunmuş mudur?" ile cebelleşirken, artık damat adayını tanıma, bir kafa atma, burnunu kırma, suratını yamultma zamanı gelmiştir. Damat adayı diyoruz, çünkü flört servis dışı artık. Kırmızı ikaz lambası hiç sönmemek üzere yanıyor.

Babaların Damat Depresyonu: "Bu Kız Hangi Ara Büyüdü"


Amaç belli. Her ne kadar elimizi enselerinden, gözümüzü üzerlerinden çekmeyeceksek olsak da, bundan sonraki yaşamlarında ekonomiden sınıfta kalıp kalmayacaklarını görmek. Kısaca bu adamın, doğru damat adayı olup olmadığını anlamaya çalışmak. Henüz damat değil. Hatta aday da değil ya. Kimbilir neyin nesi, kimin fesi.


Nasılsa Gidip Önce O'nun Ailesiyle Tanışmışsındır.


"O benim kızım, O'nun babası benim. Başka kimseye baba diyemez." sahiplenmesinin içten içe beynini yemesinin dışında, az biraz kıskançlık, az biraz kabul edememe, en çok da kimlere gelin gideceğinin merakı. Buradaki merak, elbette ekonomik güç olmaz hiçbir zaman. Sadece ve sadece, kimselere uygun görmediği, kimselere yakıştıramadığı kızını, günün birinde gelinlikle emanet edeceği kişinin ailesidir çıkmazı. İşte bu yüzden kullandığı ilaçlar sadece yeşil reçetede yazılı.


Babaların Damat Depresyonu: "Bu Kız Hangi Ara Büyüdü"


Genç bir kız babasının, depresif durumlarını bu kadarla sınırlamak, haksızlık olur elbette. İlk aşamayı büyük zorluklarla atlattığınızı da düşünebilirsiniz. Ama değil. Bir kere, asıl derdimizin kızımızı hiç üzmeyecek, incitmeyecek, kılına zarar getirmeyecek, baş tacı edecek, bugüne dek yaşadığı huzur ve mutluluğun aynısını, hatta daha fazlasını yaşatacak bir damat olduğunu unutmamak gerek. İşte bu yüzden henüz bitmedi. Çünkü, siz de hak verirsiniz ki, bu kriterlere uygun bir adam ile karşılaşmak ve bu adamın kızımıza denk gelebilme olasığı ne kadarsa, bizlerin depresyondan kurtulma olasılığımız da işte o kadar. Daha işin, günümüzde kadın erkek ilişkilerinde yaşanan sorunlar ve kadının hür yaşama hakkına, ne denli saygı gösterildiği kısmına gelmedik bile. Hanımmmm! Antidepresanlarımı bulamıyorummm. (larımı yalnız. bir tanesi kesmiyor)


#Sevgiylekalın


#Blueobsession

Babaların Damat Depresyonu: "Bu Kız Hangi Ara Büyüdü"
Cevapla