İrkilerek uyandı. Birden kaldırdı başını ve doğruldu yatağında. Sırılsıklamdı bedeni. Soluğunun kesildiğini sanarak uyanmıştı diğer tüm sabahlar gibi. Kurumuş kan lekeli elleriyle boynundaki ıslaklığı sildi önce. Başına götürdü ardından. Kördüğüm olmuş saçlarını parmaklarının arasında kaydırıp başını kaldırdı. Derin bir nefes alarak ve yutkunarak yüzünü sildi yine elleriyle. Kirpiklerinde kurumuş gözyaşı kalıntılarının bıraktığı izleri yok etmek istercesine, kan çanağına çevirene dek ovuşturdu gözlerini. Kollarını birbirine sararak göğüslerinin üzerine bıraktı. Sonra gözlerini tavana dikerek “Allahım” diyebildi sadece.
O gece de, kulaklarının içine kaçarcasına tıkadığı pamuğun canını yaktığını hissetmeden, yorganının altına gizlediği başını karanlığa gömmüş, ellerini karnına kadar çektiği dizlerinin arasına sıkıştırıp, sağ omuzunun üzerine yatarken, gözlerini kör olmak istercesine sımsıkı kapatıp, ona öğretilen tüm duaları okuyarak uyumaya bırakmıştı kendini. Son üç gecedir olduğu gibi titreyerek ve gözyaşları içinde kaç kez bağırdığını, kaç kez avuçlarını sıkıp tırnaklayarak kanattığını, sessizliğin içinde kaybolmaya çalışırken, yan odadan gelen çığlıkları ve kaçıncı kez “baba.......” diyen sesine annesinin “yavrum” diye yetiştiğini de hatırlamıyordu.
Gül. “Gül gibi kokuyor” diye teni, doğar doğmaz zorla ağlatıldıktan sonra minicik bir tebessümle açtığı için gözlerini, yüzünde hep gülücükler olsun diye, gül yüzlü olsun diye, ömrünce hep gülsün diye vermişlerdi “Gül” adını O’na. Ne babaannesinin ne ninesinin ne de akrabalardan her hangi birinin adını yâd etsin diye değil.
İlk kez, babasını kaybettiğinde soldu o gül yüzü. Henüz On yaşında okul dönüşü almıştı kötü haberi. Kavşakta, kırmızı ışıkta durmayan katil kamyonun, katil şoförünü öldürmek istercesine yumruklarken, ilk kez ağzından çıkan küfürleri yüzüne savururken, “Benim canımı da al” diye yalvarırken ağlamıştı bu kadar. Babasının bir daha hiç gelemeyeceğini, yokluğuna alışamayacağını anladığında. Babasızlığın canını daha çok yakacağını öğrendiğinde de ağlamamıştı hiç bu kadar. Daha çok yanmasına izin vermişlerdi belki ondan.
Beş koca kış geçti. Beş koca mevsim. Ailenin tüm sorumluluğunu o yaştan itibaren üzerine alarak. Annesinin en büyük destekçisi olarak. Hem anne hem baba olarak kardeşlerine. Çocukluk nedir, nasıl yaşanır bilmeden. “Çocukluğumun en güzel yılları” diyebilecek anıları olmadan geçen koca bir beş yıl.
Akrabalar toplandı ansızın bir akşam. Amcalar, yengeler, dede ve nine. Hiç haberi yokken karar verildi. Hiç bilmediği, hatta düşünmediği kaderi yazıldı O’na sorulmadan. Tercih hakkı tanınmadı. “İster misin” diye sorulmadı. Sadece;
“Bu yaz söz keseceğiz sana. Köyden isteyenler var. Deden karar verecek kim olacağına” dedi annesi.
“Siz nasıl uygun görürseniz” diyebildi sadece gül yüzünü bile asmadan. Hiç karşı gelmemişti ki annesine. Hiç üzmemişti. Bir lafını ikiletmemişti hiç. Nasıl karşı koyabilirdi ki. Annesinden başka kimi kalmıştı. İçinden avazı çıktığı kadar bağırsa, sesini duyabilir miydi babası. “Ne sözü, ne nişanı, ne evlenmesi, ne kocası. Benim kızım daha 15 yaşında. O daha okuyacak. Üniversiteye gidecek. Meslek edinecek. Yaşamını kendisi belirleyecek. Nasıl yaşayacağına o karar verecek” diyebilir miydi şimdi kapıdan içeri girip. O'na sahip çıkabilir miydi.
O kapıya baktı önce, sonra başını öne eğdi. Kendisine eş olarak seçilen, adını bile bilmediği, tanımadığı, huyundan suyundan habersiz, bir akrabanın oğluna kadın olmaktan ziyade, o aileye köle olmaya “siz nasıl uygun görürseniz” demekten başka çaresi olmadığını bilerek “tamam” dedi gelecekten umutsuz. Korkuları bile törpülenmişti tüm duyguları gibi. Düşünmedi, düşünemedi, düşünmek istemedi hiç. Böylesi daha kolaydı belki ondan. Savaşabilecek gücü yokken, dayanabilieceğini umut ederek. Hiç hayal kurmamıştı, Hayal kuracak zaman bulamamıştı. Yüreği demeden önce, dudakları dedi. "Tamam". Yıllarca her şeye dediği gibi. Kendinden vaz geçmeye de tamam. Tamamlanamayan çocukluğuna, hiç yaşayamayacağı genç kızlığına tamam. Aşık olmamaya, yeni yetme sevinçler yaşamamaya, papatya falları bakmamaya, içinden geldiği gibi şarkı söylememeye, gökkuşağının renklerini ayıramamaya, kayan yıldız gördüğünde bir dilek tutmamaya, o yıldızlardan birine "benim yıldızım" dememeye de tamam. Ayna karşısında kendini keşfetme zevkini yaşamamaya, süslü püslü, çiçekli böcekli kelebekli elbiseler için heveslenmemeye tamam.
Özgürce yaşama hakkı tanımayanlara, özgürlüğünü kayıtsız şartsız vermeye tamam.
Bir yıl sonra nişanlanmış, iki yıl sonra nikâhlanmış, aynı yıl hamile kalarak, 19 yaşında ilk kez anne olmuş, kocası tarafından sürekli aldatılan ve şiddet gören, kölelik etmesi istenilen aile tarafından sürekli aşağılanan ve ötekileştirilen bir kadın olarak, “Kimse sormadı bana” diyor şimdi. “Babam olsaydı eğer” diye ekleyerek özlemlerine. Gözyaşlarını gizlemeye çalışarak.
Gül bugün 28 yaşında. Sapkınca seks isteklerine tüm cesaretiyle ve tüm gücüyle karşı koyarak adam etmeye çalıştığı bir eşe sahip. Yılmadan, yıkılmadan, zaman zaman kendini öldürmeye teşebbüs ederek tökezlese de ayakta kalmayı başarabilen, iki çocuğuna mükemmel annelik edebilen, yaşamın dengelerini kendince sağlamaya çalışarak tüm güçlüklerin üstesinden gelebilen, yüzünde kocaman bir maskeyle gezse de artık ismine yakışır şekilde gülebilen bir kadın. Ayakta alkışlanır kudretine, önünde saygıyla eğilmeyi hak eden bir kadın.
Kimselere kırgın olamayacak, kimselere öfkelenmeyecek, kimselerden hesap sormayacak kadar mağrur, ve bir o kadar yürekli. Sevilen, saygı duyulan, çoğu davranışlarından örnek alınan, güzelliği ve zerafetiyle kıskanılan, giyimi kuşamı taklit edilen, eşi dahil kimselere hiçbir minneti olmayan, kendini çocuklarına adamış, en önemlisi özgürlüğünü tırnaklarıyla kazıyarak yeniden almış, kendisiyle barışık bir kadın.

Gül için yaşamda tek bir eksik var. Bir tek şeyin eksikliğini ömrünce yaşayacağını, O'ndan hep gurur duyarak ve gözleri dolarak bahsederken, "Babam" diyor. "Babam olsaydı eğer, önce bana sorardı"
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar