"Hayat fena halde futbola benzer" sözünü Dar Alanda Kısa Paslaşmalar filminden hatırlayanlar olacaktır. O filmde futbol ile hayatın benzeştiği yönler şairane bir ustalıkla mükemmel anlatılmıştı. Ben size o kadar sanatsal bir boyut vadetmiyorum; ama özellikle koşmaya başladıktan sonra aldığım hayat derslerini bu başlık ile aktarmak istedim.

Başarı hissi yoğun bir çalışma döneminden sonra gelir.

Koşmak bugün karar verip, yarın tam verimli şekilde yapılabilecek bir şey değil. Kim ki size bugün koşmaya başla ve hayatın değişecek diyorsa doğruyu söylemiyor. Başlarda çok acılı ama sonrasında her şeyin daha iyi hissettirdiği bir dünyaya erişmek koşmakla mümkün. Yani hazırlık aşaması biraz zorlu, ardından kendinizi güzel bir akışa bıraktığınız bir süreç koşmak. Şimdi gelin hayatın geneli ile karşılaştırın. Ne kadar benziyor değil mi? Ardında emek olmayan ve kolay elde edilen başarı kalıcı olabilir mi?
Sabır erdemlerin en büyüğüdür.

Doğamız gereği sonucu bir an önce görmek ve yeni hedefler koymaya, yeni tatlar tatmaya programlıyız. Koşmaya başladığınızda varacağınız noktaya varmak için sabırla aynı tempoyu tutturmak zorunda olduğunuzu göreceksiniz. Bu disiplin bir süre sonra tüm hayatınızı etkileyen bir davranış biçimine dönüşecek. Sabretmeden varış noktasına varmak mümkün değil, hayatta elde ettiklerinize bu yoldan erişince sahip olduklarınız çok daha değerli olacak.
Hiçbir şey mütemadiyen düşüşte ya da yükselişte olmaz.

Koşarken bir sınırınızın olduğunu ve onun ötesine geçmek istediğinizde başka şeylerin dengesini oynattığınızı göreceksiniz. Dolayısıyla bir süre sonra bunu sorun etmeyi bırakıp, daha iyi hissetmenin nihai amacınız olduğunu anlayacaksınız. Bu gerçekten hareketle çok kötü ya da çok iyi bir durumun içinde olduğunuzda bunun sürekli olmadığını ve her şeyin bir sınırı olduğunu fark edeceksiniz. Bu size kötü anlarda hayata tutunma isteğini, çok iyi durumlarda da temkinli olma gerekliliğini aşılayacak. Böylece hayata karşı olunabilecek en güçlü şekilde durabileceksiniz.
Heyecan ve rekabet hissi ile yaşadığınızı hissedersiniz.

Koşmak her gün yeni hedefleri beraberinde getiriyor. Bu hedefleri yerine getirmek ve kendinle rekabet hissi, bir sonraki antrenman gününü daha arzu ile beklemenin yolunu açıyor. Bu heyecanı hissetmek koşmakla mümkün, bir diğer taraftan da hayatın ta kendisi değil mi? İş yaşantımızda olsun, özel yaşantımızda olsun; her şey bir sonraki adımı tasarlamakla geçmiyor. Bu da tam olarak yaşadığımız hissini bize geçiriyor.
Her şeye müdahale etmek, kontrol altında tutmak mümkün değil.

Ben her antrenman yaptığımda önümde ütopik bir şeyin olduğunu ve onun peşinde koştuğumu hayal ediyorum. Neden bunu yaptığımı sorarsanız, ütopyanın hiçbir zaman gerçek olmayacağını biliyorum ve kendi kontrolüm altında olmayan bir şeyi yakalamam gerekmediğini her koşumda tekrar tekrar öğreniyorum. Hayatlarımızdaki her şeyi kontrol edemeyiz, her şeye müdahale edemeyiz. Bunu öğrendiğimiz andaki rahatlamayı her koşumda tadıyorum ve yeniden doğuyorum.
Siz de kendi hayatınızdan örneklerle beni desteklerseniz çok mutlu olurum, örnek vermeseniz bile görüşlerinizi bekliyorum elbette :)
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar