Uyku, bilindiği üzere her insan için kaçınılmaz bir olgudur ancak kimi insanlar vardır ki bu olguyu yaşam biçimi haline dönüştürmekte oldukça ustadırlar. Bugün 16 Mart Dünya Uyku Günü ve bu güne özel uykuyu yaşam biçimi haline getiren insanlarımıza değinmek istedim.

Standart bir insanın uyku ile olan ilişkisi belirli saatler ile sınırlandırılmıştır fakat uykuyu yaşam biçimi haline getirmiş insanlar için, uykuyu saatler ile sınırlandırmak son derece mantık dışı bir eylemdir çünkü uyku bu insanlarımız için önceliklidir. Yeterince merak ettirdi isem, özelliklerine geçebiliriz.
Uyku, her şeyden önce gelir. Öncelik listesinde başı çeker!

Uyku varsa, her şey var. Uyku yoksa, hayat durmuş demektir. Abartmıyorum. Uykuyu yaşam biçimi haline getirenlerin öncelik listelerin 1. sırasında daima 'uyumak' vardır. Bu uğurda görüşmeler ertelenebilir, planlar revize edilebilir. Öncelik daima uyumaktır.
Önemli görüşmelerin saatleri hep öğleden sonra olacak şekilde organize edilir. Sabah saatleri kutsaldır.

Yapılacak olan toplantılar, görüşmeler hep öğleden sonralara itilmeye çalışılır. Sabah saatlerinde uykularından asla olmak istemezler. Sabah saatleri uyku saatidir ve kutsaldır. :)
Yatak demek 'AŞK' demektir.

Uykunun baş elementi yataktır. Hele ki yatak rahatsa, uykunun tadından yenmez. Uykuyu güzel kılan yatak olduğu için, uyku severler yataklarına aşkla bağlıdırlar.
Sabahları hiçbir zaman erken kalkmaları gereken saatte kalkamazlar. Bu açıdan sorunlar yaşarlar.

Uykuya doymak bilmedikleri için kalkmak da zor gelir. Bu sebeple gidecekleri yere, gitmeleri gereken saatlerde gidemedikleri için problemler yaşayabilirler.
Geç kalkmalarını tolere edebilecek taktikler geliştirmişlerdir.

Standart uyuyan insanların sabah kalkıp 45 dakika 1 saatlik hazırlanma süreçlerini 5 dakika gibi kısa bir süreye indirebilecek taktikler geliştirmişlerdir. Bu onların savunma silahlarıdır.
Sorunlarını uyuyarak çözmeyi yeğlerler. Uykuyu bir çeşit terapi yöntemi olarak benimserler.

Uykuyu yaşam biçimi haline getirmiş insanlar, kötü duyguları da uyku ile törpülemeyi amaçlamışlardır ve öyle de yaparlar. Her türlü üzüntülerini, dertlerini tasalarını uyuyarak gidermeye çalışırlar.
Her boş vakit potansiyel bir uyuma vakti demektir ve uyuyarak geçirmek isterler.

Nerede boş vakit orada uyku politikasını benimsemişlerdir bu insanlar. Onları toplama görevi ise, hep sevdiklerine düşmektedir.
Uzun yolculuklar favorileridir. Uyumak için yeterli zemin ve mekan çokça mevcuttur.

Yolculuklarda ne karışan, ne uyandıran ne de "neden uyuyorsun?" diye soran olur. Bu sebeple rahat bir uyku çekmek kaçınılmazdır.
Uykularına öncelik verdiklerinden dolayı sosyal aktivitelerine zaman ayıramazlar ve bu sebeple sosyal ilişkileri sekteye uğrayabilir.

Çok uyuyan insanlar genelde sosyallikten uzak kalan veya kalmayı tercih eden insanlardır. Bu sebeple sosyallikten uzaklaştıkça sosyal ilişkileri de sekteye uğrayabilmektedir.
"ÖyIe koIay bir sanat değiIdir uyumak; onun uğruna, bütün gün uyanık durmak gerekir." demiş Friedrich Nietzsche bir sözünde. Kim bilir, belkide bu yaşam felsefesi, Friedrich'in bu sözünden güç alıyordur. Ne dersiniz? :)
Umarım okurken keyif almışsınızdır.
Sürç-i Lisan Ettiysek Affola.
Emeğe saygı.

Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar