Bazı insanlar kalbimize öyle yerleşir ki, onları en çok sevdiğimiz yerden canımızı yaksalar bile içimizdeki sevgiyi kolay kolay söküp atamayız. Güvenini kıran, sözleriyle ya da suskunluğuyla seni inciten biri hâlâ kalbinin bir köşesinde oturuyorsa, bu sevgi mi yoksa alışkanlık mı olur, işte orası muamma. Affetmek bazen güç göstergesi gibi görünür ama her affediş bir azalış mı getirir bilinmez. Sevdiğin kişi seni en çok sevdiği yerden vurduysa, hâlâ kalbinde ona yer var mı?
Sevdiğin kişi seni en çok sevdiği yerden vurduysa, hâlâ kalbinde ona yer var mı?
Zaten genelde öyle olmuyor mu? Öyle oluyor ve sonsuza kadar seveceğini düşündüğün kişi bir anda en yabancıdan daha yabancı oluyor, zerresini taşımam hiç bir yerimde.
Var. Hem de en derin yerinde. Çünkü insan en çok sevdiğini en içten yerinden saklar kalbinde. Ne kadar canını yakarsa yaksın, o iz silinmez kolay kolay. Acıtır evet, kırar, hatta bazen seni senden alır ama... bir bakarsın hâlâ bir şarkıda, bir kokuda, bir rüyada o çıkıp gelir. Kalbinde yer açmış ya bir kere, kapatamazsın öyle kolay. Kızarsın, isyan edersin, “bu kadarına da pes” dersin... ama içten içe hâlâ bir şey beklersin. Bir kelime, bir özür, belki bir sarılma... Çünkü sevmek öyle mantıkla falan olmuyor. Kıran da o, ama bir yandan da hâlâ “keşke yine o tutsa elimden” dediğin kişi oluyor. Yani evet, sevdiğin kişi seni en çok sevdiği yerden vursa da. Kalbinde ona hâlâ yer var. Belki başka bir şekilde, belki başka bir boyutta ama var.
Frekansın değişsin ve bunu kendine yaptırma bilinci oluşana kadar karşıdaki kişi her seferinde daha fazlasını yapar. Bazen korkunç zannettiğimiz şeyler bizim iyiliğimiz içindir. Mesela vazgeçmeyi öğretiyordur hayat. Ya da kendinle yüzleşmeyi. Ve sen öğrenene kadar ders devam eder. Kısır döngüden çıkmak istiyorsan demek ki bazı şeyleri farklı yapmalısın.
Sevdiğim kişi en çok sevdiğim şeyle vuruyorsa, 'kendisiyle' vuruyor demektir.. Her darbesiyle bendeki o'nu yok eder, kalbimde fazla tutunabileceğini sanmıyorum.
Evet insan öfkeliyken silip geçiyor yok zannediyor ama öfke kırgınlık geçtiğinde kalbinin hala ona ait olduğunu anlıyorsun. Öyle ha deyince unutulmuyor