Yazmayacaktım ama bugün abimin ölüm yıldönümü, kendimi tutabileceğimi sanmıyorum. Yazacağım her şeyin gerçek olduğunu ve ona göre yorumlarınızı beklediğimi belirteyim.
Abim 18 yaşındaydı ve ben de 15. Tanıdığım en harika insan kesinlikle oydu, onu öyle çok özlüyorum ki, duygusal, narin, zaman zaman benden daha hassas ama her şeyim oldu benim. Anneme anlatamadığım her şeyi ona anlatırdım. Beni dinlerdi konuşurken gözlerimin içine bakardı, bana hiç kızdığını veya bağırdığını hatırlamıyorum. Çünkü hiç kimseye yapmazdı. Yaşımın da verdiği merak arzusuyla abimde farklı bir şeyler olduğunu seziyordum fakat sormaya çekiniyordum. Bu yaşına kadar ne bir kızla gördüm onu ne de bir sevgilisi oldu. Kızlarla eğlenirdi konuşurdu ama onlarla çıkmazdı.
Abimle odalarımız aynıydı o ranzanın altında bende üstünde yatardım. Bir gün odamı toplarken ranza demirine sıkıştırılmış buruşmuş dergileri gördüm. Çıplak ve öpüşen erkekler hakkında hiçbir fikrim yoktu ama karıştırmamam gereken dergileri çok fazla kurcaladım. Okudum, şaşırdım. Dergileri bulduğum yere tıkıştırıp bir kaç araştırma sonra eşcinsel bireyleri fark ettim. Fotoğraflar videolar, ama garipsemedim. Bir an olsun tiksinti hissetmedim. Onun yerine şöyle dedim kendime;
Onlar da benim abim gibi mükemmel insanlar kimi sevdikleri umurumda değil!

Yıllar geçti ben 17 yaşıma bastım. Ne zaman söyleyecek ne zaman saklamayı bırakacak diye içim içimi kemirirken, "gel" dedi "seni bugün bir yerlere götüreyim" İtiraz etmedim. Saat kulesinin altındaki genç bir adamla birbirlerine el salladılar. Ne olduğunu kavramaya çalışırken, birbirlerine sarılıp bir şeyler mırıldandılar sonra abim beni o adamla tanıştırdı. Kocaman yeşil gözleri olan yakışıklı biriydi. Sonra o adamın evine gittik. Salonda oturmaya başladığımız sırada abimin rahatsızca kıpırdandığını gördüm. Anladım ki birazdan söyleyecekler. Açıkladıklarında ise zaten bildiğimi söylemedim. Abim anlatırken öyle mutlu görünüyordu ki adeta kıskanacaktım onu. Arada bir cümle aralarında erkek arkadaşıyla gözleri buluşuyordu içten bir gülümsemeyle anlatmaya devam ediyorlardı. Nasıl tanıştıklarını, birbirlerini nasıl sevdiklerini. Onlar anlattıkça yüzümde kocaman bir gülümseme beliriyordu. Sonra abim birden "benden nefret etme olur mu?" diye sordu. Gözyaşlarımın gözlerimi yaktığını hissettim titreyen sesimle "neden?" diye sordum. Arkadaşı elini abimin omzuna koydu. "Yapma" dedi "nefret etmeyecek, herkes nefret etse bile ben seveceğim seni"

Babam ve anneme söyleme sırası geldiğinde onu çok uyardım yapma dedim. Oysa bilmeye hakları var deyip her seferinde benimle tartıştı. Tek korktuğum şey onun kalbinin kırılacak olmasıydı. Çok net hatırlıyorum bir sıcak temmuz gecesiydi. Her şeyden habersiz televizyon başında olan annemle babama "sizinle konuşmam lazım" dedi. Aslan oğullarının eşcinsel olduğunu öğrenen her aile gibi küplere bindiler.
Abim bazen sesini yükseltiyor, bazen hakaretler karşısında başını eğip susuyordu. Tartışmanın alevlendiğini babamın duruma pasif kalıp annemin sinir krizleri geçirişini izledim. Annem abime tokat attığı sırada ağzımdaki tuzlu su tadı ve geçirdiğim büyük şokla neye uğradığımı şaşırdım. Abim bana bakmadan "odana git" dedi. İtiraz etmeye kararlıydım "hayır" dedim "burada duracağım". Tekrar söylemesiyle yenilgiyi kabullenip odama gittim. Sesler artmıştı. Bir şeyin duvara çarpıp kırıldığını ve abimin "yeter" diye bağırdığını duydum.

O günden sonra abim bir daha eve uğramadı. Annemse benim öyle bir oğlum yok triplerine girdi. Tartışmadan iki gün sonra abimi gördüm. Berbat bir haldeydi, neredeyse keşke görmeseydim diyecektim. Arkadaşının evinde kalmaya başlamıştı. Yemek yemediğini, konuşmadığını sadece yattığını öğrendim. Neyse ki yanında arkadaşı vardı. Onun ve benim desteklerimle abim her gün daha iyiye gitti fakat anlıyordum bir daha asla eskisi gibi olmayacaktı. Güldüğünde artık bir şeyler eksikti.
Mahallemizdeki herkes durumu anlamıştı hala dedikodular ve hakaretler uçuşuyordu. Hiç unutmadığım bir günü anlatacağım şimdi.
Yine abimlerden dönüp eve geliyordum apartmanın kapısında mahallenin çocukları oynuyordu. Yaşça en büyük olanı beni işaret edip "ibnenin kardeşi" dediğinde hissettim o acı duyguyu kimse bilemezdi. Tarifi olmayan o acıyla günlerce ağlamıştım.
Olayın arkasından yaklaşık bir ay sonra abim tekrar eve geldi. Annem ve babam yoktu kovmaya çalıştım, git dedim, tekrar yapma dedim. Yine beni dinlemedi. Akşam olunca ya da annem abimi evde görünce açtı ağızını yumdu gözünü "Sen benim oğlum değilsin, artık olsan olsan kızım olursun, defol git. Bir daha seni buralarda görmeyeyim senin yüzünden adımız çıktı mahallede ibnenin kardeşi diyolar kardeşine!"
(Bu kısmı yazabileceğimi sanmıyorum, üzgünüm)
Abim arkasında hiçbir not veya mektup bırakmadan canına kıydı. Her zaman annemi suçladım katilsin dedim. Abim gibi onları terk ettim. Ne yaptığının geç de olsa farkına varan annemi abimin mezarı başında her gördüğümde içim parçalanıyor ama onun yanında güçsüz görünmemek için ağlamıyorum. O gidince mezara yaklaşıp sadece şunları söylüyorum
Senden nefret etmiyorum, etmedim ve asla etmeyeceğim. Sen her zaman benim abim olarak kalacaksın.

Bunu anlatma sebebim şu o hayat dolu insanı katleden annemi affetmek aklımdan bile geçmiyor.
Lütfen artık eşcinsel nefretine bir son verin. Abim ölünce benim dünyam başıma yıkıldı. Bunun bir başkasına olmasına göz yummayın. Eşcinsellik suç değidir, seçim de değildir. Bu yüzden onları yargılamaya kimsenin hakkı yok. Benim abim bir daha gelmeyecek belki ama diğerlerinin gitmesine izin vermeyelim.
Okuduğunuz için teşekkürler, umarım beni anlamışsınızdır. Lütfen kaba yorumlar ve küfürleri abimin ölüm yıldönümünde onun için kullanmayın.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer