Eşcinsel Günlüğüm

Hasta doğdum ben. Kendi seçimim olmadan...


Liseliyim. Sağlıklı, bakımlı, yeterince yakışıklı bir bireyim. Insanin acılarını dertlerini anlatacak kimsesi kalmadığından mıdır bilmem, içimdekileri buraya dökmek istedim. Küçük bir ailede doğdum ben. Genç yaşta anne ve baba olan bir çiftin ilk çocuklarıyım.


Ayakları pedallara ulaşmadan bisiklet alınmış, oyuncaklara boğulmuş şımarık bir çocuktum.


Bir Gayın Günlüğü


Hayal meyal hatırlarım o günleri. Üç yaşında felandım sanırım. Anneme " Neden beni kız yapmadın!" diye bağırırdım. Mahallenin tüm çocukları top peşinde koşardı. Bense " Ne aptalca." Der geçiştirirdim.


Dedikodu yapardım mesela. Kiyafetlere, modaya olan inanılmaz bir bağlılığım vardı. Gay olmanın ne demek olduğunu dahi bilmezdim. Doğrusunu söylemek gerekirse gay olduğumu nasıl anladığımı da hatırlamam. Kız olmak istediğimi hatırlarım sadece.


Geceler boyunca dua ederdim. Her sabah kız olacağım ümidiyle uyanırdım. Olmadı. Büyüdüm...


Eşcinsel Günlüğüm


Öyle herkese ilgi duymuyordum. Bir bayan erkekleri nasıl görüyorsa öyle görüyordum. bir hayli de yakışıklıydım. İstersem onlarca kıxla çıkar ve bu durumun anlaşılmamasını sağlardım. Lakin ben bunu asla tercih etmedim.


Sevdiğin insanlar tarafından sevilmemenin ne olduğunu en iyi ben bilirdim. Bu yüzden hiç bir kızı kullanmadım, kullandırtmadım. Yardımseverdim. Girdiğim ortamlarda neşe kaynağı olan sevilen insan da olurdum hep. Tarzımla dikkat çekerdim. Insanların takılmak için can attığı neşeli insandım. Bu bir maskeydi sadece.


Gecelerce Sezen şarkıları dinleyen bendim. Her bir kelimesinin hayatıma farklı anlamlar kattığı onlarca Sezen şarkısı dinledim. Önceleri tek ağladığım annemdi. Hep onun nasıl üzüleceğini düşünürdüm.


Eşcinsel Günlüğüm


Ve bir gün...Oradaydı. Anlatırken dahi kalbim yerinden fırlar hala. Nefesim daralır. Aynı bu günler gibi günlerdi o yüzden sevmem bu ayları. Kaç sene geçti halbuki. Onu gördüğümde anlamıştım. Okuluma başka biriyle buluşmak için gelmesine rağmen kısa bir süre sonra şans eseri aynı ortamda bulunmuştuk.


En acısı sizi dost olarak gören birine duyduğunuz sevgidir. Bunu söylediğimde kızanlar olur elbet. Lakin ona hiç kötü bakmadım, bakamadım. Sadece göz bebeklrini sevdim. Avuçlarının içini okşardım bişey demezdi. Dağınık saçlarını sevdim. Çapraz gülerdi. Yamuk dişlerini sevdim.


Bir gün bir kızı sevdiğini söyledi. O kızı anlatışını, bir sarışını sevişini sevdim.


Eşcinsel Günlüğüm


Ona olan sevgisinden mutlu oluyordum. Ama yediremiyordum kendime. Bu kadar acı ölmeme sebep oluyordu. Tam dort sene oldu. Onunla hiç konuşmama karari almiştim.


Hiç dısarı çıkmayan asosyal biri oldum sonra. Sevgi verdiğiniz insanların sizi sevmemesi dünyanın en acı seyi olsa gerek. Hele ki seveceğiniz hiçbir insana dokunamayacak olmanız. Onu sımsıkı saramayacak olmak kokusunu içine çekememek.


Sadece şarkılar vardı.


Eşcinsel Günlüğüm


Insanların birbirlerine olan sevgisizliğini, ucuzlaşan askı izliyordum. Kirpiklerini sevmiyordu kimse. Herkes birkaç makyaja paraya tav olmuştu.


Siżin elinizin tersiyle ittiğiniz sevgiler için canimi verebilirdim. Terk edilip ağlayan insanları izlerdim mesela. Oysa sevdiğim adamla geçireceğim bir kaç dakikam kokusunu içime doyasıya çekebilme ihtimalim olması bana yeterdi. Sonra terkedebilirdi beni. Onunla bir ömür hatırlayacağım bir kaç dakikam olması yeterdi.


Şiirler yazdım. Aşk filimleri izledim.


Eşcinsel Günlüğüm


Hiç aşık olmadım sonra. Belki de olamadım. İçimde birikirdi sözlerim.



Bir sevdiğim olsun, hiç bırakmayacağım



derdim. Düsünürken bile dünyanın en mutlu insanı oluyordum. Sevdiğim adamın yanıbaşımda uyuması ve benim gecelerce onu izlemem. En kücük hastalığımda başımda olması. Benim için herşeye karşı direnebilme ihtimali.


Kokusuna sarılma hissi. Ve tabiki gözleri. Onların bana aşkla bakması.


Eşcinsel Günlüğüm


Uzun aradan sonra yine bir Mart günü bir cafede oturuyorduk. Yan masada oturan çocuk bizim tarafa bakıyordu. Ardından ayağa kalkıp yanima geldi ve derslerle ilgili bir kaç soru sordu. Benden dört yaş büyüktü. Sohbeti iyiydi işte. Kahverengi gözleri çilleri vardı. Normal bir sohbetti. Gülümseyene dek. Güneş tepedeydi ve yüzüne vuruyordu. Gözlerini kısarak gülümsemesi... Beynime kazınmıştı.


Hep gözlerime bakıyordu. Uzun bir süre sonra bu hissi tadıyor olmak farklı gelmişti.


Eşcinsel Günlüğüm


Özlemiştim... Ağladığım geceleri hatırladım. Evet bu bir kaç dakika için değerdi. Sevdiği kız tarafından terk edilmişti. Lanet ettim. Bu adamın sevgisini nasıl kullanabilirdi? Nasıl üzebilirdi bu gözleri.


Eşcinsel Günlüğüm


Hayat adaletsizdi. Oysa beni sevebilse tüm ömrümü verebilirdim uğruna. Hani bir kase çorba ve kücük bir ev derler ya hani. Ben onunla açlıktan ölebilirdim. Hep aklımdadır sözü.



Bir insan birine geç kaldı mı bir daha kimse için acele etmez.



dedi. Saatler geçti ve gitti. Ben de yatağıma dönebilirdim. Acılarımla başbaşa kalacaktım yine. İnsanların umrunda olmayan sevgileri yaşayabilmek için dua edecektim. Belkide sadece sevebilme ihtimali için ölmeyi göze alacaktım.


Nasıl bir histir acaba sokakta el ele tutuşmak. Doyasıya öpebilmek ve sevdiğibi bagıra bağıra söylemek. Içimdeki bu büyük sevgi bu şiirler benimle ölecek miydi? İyi bir adam olacaktım ben. Ve bana yaşattığı bu acıdan dolayı ayaklarıma kapansa dahi Tanrıyı affetmeyecektim.

Eşcinsel Günlüğüm
Cevapla