Bir Gay'in Günlüğü

Öncelikle bu yazıyı okurken bütün yargılarından arın.Dinini, mezhebini,rengini, aileni...Hayatın sana zorla kattığı ve seçim yapmadan,sadece onun getirisi yüzünden bağlanmak zorunda kaldığı her şeyi unut. Sadece bir insan ol.


Öncelikle bu yazıyı yazmamdaki sebep, konuşacak, dertleşecek kimsem olmamasıdır. Yaşım şu an bunu okuyacak olan insanlara göre bir hayli küçük, belki kardeşleriniz belki oğlunuz yaşındayım. Ve kendi çevremde sorunlarımı dinleyecek bir yetişkin, veya yetişkin kadar olgun bir insan olmadığından buradayım işte.


Hayatımın neresinden tutsam, nerden başlasam inanın bilmiyorum. Sanırım iki yaşındaydım feminist tavırlar sergilediğimde... Çoğu kişi gay olmanın bir seçim olduğunu söyler halbu ki.



İki yaşında seçim yapabilecek niteliğe sahipsem sanırım bu bir seçim. Her neyse...



Etek giyip dolaşırdım evin içinde. Annemle babam gördüğünde çığlıklar atar o ölümüne bağlandığım yumurta çikolatalardan almayacaklarını söyleyerek tehdit ederlerdi. Nerden bilebilirdim ki bunun yanlış olduğunu. Yavaşça büyüyordum işte. Yaptığım her harekette karşılaştığım tepkiler, ailenin uyarıları, dalga geçenler... Ve ardından ilkokula başladım.


Hayatımda kendi cinsimi tam anlamıyla tanımaya başladığım ilk yerdi okul. Gerçi tüm gün top peşinde koşan, takım kavgaları ve kızların göğüslerinden konuşan erkeklere göre, Ayşe'nin ne giydiğine, Fatma'nın ne söylediğine bakan kızlar daha cezbedici gelirdi. Belki de kızlara olan bu yakınlığım yüzünden adım sapığa çıktı. Kim bilir?


Sevmeye başladığım kişiler oluyordu


Hepsi erkekti ve benden yaşlarca büyüklerdi. Dayımın arkadaşlarına, yolda gördüğüm abilere bağlanıyordum işte. Günlerce onları düşünüyor, onların beni nasıl sevebileceğine dair hesaplamalar yapıyordu. "Eşcinsellik" lugatımda yer almadığından,



gece yatarken Tanrı'ya yüzlerce kez "Nolur yarın sabah kalktığımda güzel bir kıza dönüşeyim." diye yalvardım.



Lakin her sabah kalktığımda yine bir çıkıntıyla uyanıyordum.


Masum sevdalar dönemi geçiyordu. Ergenlik çağına gelmiştim. Şu ana kadar her zaman büyük erkeklere duyduğum ilgi yerini yaşıtlarıma bırakıyordu. Bir gencin en deli dolu olduğu çağlardı bunlar. Saatlerce kızlardan konuşuyorlardı onlar isteklerini hayallerini tüm şehvetleriyle anlatırlarken ben öylece onları izliyordum. Ne kadarda salaklardı.

BİR GAY'İN GÜNLÜĞÜ


Çok nadir hoşlantım olmuştur. Yani anlayacağınız gayler önüne gelen her erkeğe "Ye beni" diye saldıran varlıklar değil. Bir erkeğin bir kadına aşık olduğu gibi veya tam tersi... Biz de nadiren aşık oluyorduk. Yağmurlu bir günde kız arkadaşlarımın zoruyla bir kafeye götürülmüş ve orda bir kaç erkekle tanışmıştım. Hepsi bizim kızlara ilgi duyan popüler ve inanılmaz yakışıklı erkeklerdi. Büyük bir koltukta oturduk. Yanımda oturan erkek benimle sohbet ediyordu. Öyleki dakikalar içinde samimiyeti yakalamıştık. Bana sarılıyor şakalaşıyor elliyordu. O an içimden geçenleri bilseniz... Bir şeytan olduğumu düşünüyordum. Hoşuma gidiyordu. Bunu bir kız hissetse suç olmazdı. Yanımızda öpüşenler vardı, onlar suçsuzdu. Küçük kıza tecavüz eden adamlar, öğrencileriyle yatan kadınlar...


Hepsi suçsuzdu. Tek suçlu bendim.Çünkü bir erkeğe aşık olmuştum!


İlk defa ağladım. İlk defa annemden yalvararak izin alıyor onunla buluşuyordum. Önümde sarktığı kızlar zerre kadar umrumda değildi. Ona dokunup dokunmamak,onun kokusunu almak... Hiçbiri. Sadece ona bakmayı seviyordum. Bu sadece duygusal şeylerden ibaretti ve hep öyle kaldı. Bana ilgi duyduğundan emin olmadığım hiçbir erkeğe duygusallık dışında bir ilgi duyamadım.


Erkek gibi davranıyordum. Hala da öyle. Beğendiğim insanlar olsa da yanımdan geçip gidiyorlar öylece. Aileme yalanlar söylüyorum. Herkes kızlara ilgi duyan biri olarak biliyor beni. Oysa her gece yatağında ağlayanda benim. İçimi acıtan şey kimsenin bizi anlamıyor olması. Bu benim tercihim değil. Hasta doğdum ben. Rengimi seçmediğim gibi seveceğim insanı da seçmedim. Ve şimdi siz kendi cinsinizle evlendirilseniz nasıl bir hayat sürerseniz bende karşı cinsle evlenirsem öyle bir hayat süreceğim. Acılarla dolu, sevgisiz, iğrenç bir hayat. Eğer bu bir hataysa, eğer ben ve beni seven bir adam doya doya sarılamayacaksak birbirimize eğer avuçlarının içini okşayıp saatlerce gözlerine bakamayacaksam neyleyim hayatı. Varsın şeytan diyip kessinler kafamı. Yüzüme tükürsün tüm ülke. Ardından gidip el kadar bebelere tecavüz etsinler, milletin karısına kızına sarksınlar. Duygularıyla seven bir insansa Şeytan oluversin.


Baba olmadan bir babanın neler hissettiğini bilemezsiniz


Gaylik bir seçim diyen doktorlar Gayler mi? Siz sapıksınız diyen insanlar gayler mi? Doğuştan böyleyiz biz, tecavüzümüz yok bizim zararımız yok. En çok gülen bizleriz aslında, en renkliler. Bir kadının en yakın dostu da biziz. Kıskançlığımız yok bizim. Kadınlar bizi severler. Erkeklerse onlara yanaşacağımızı düşünerek kaçıyorlar bizden oysa bilseler onlara bir kadını etkilemenin yollarını saniyeler içinde anlatacağımızı koşa koşa gelirler. Biz iki rengiz, rengarenksiz, zararsız, seveceniz biz.


Nolur bizi sevin. Çünkü biz yaşamayı sevmeyi, sevilmeyi çok seviyoruz. Her gün ne zaman öğrenecekler demekten, her gün annemin yüzüne bakamamaktan, her gün önümde el ele tutuşan sevgililer yürürken bir dostum bile olmadığını düşünmekten yoruldum. Belkide bu yüzden İstanbul sokaklarında cinselliğe bulaşıyor bu eşcinseller. Sevgisiz kaldık biz... Ve birkaç sapık erkeğin kolları arasında hayatımızı çürütüyoruz. Tek istediğimiz doya doya sevebilmek.

Bir Gay'in Günlüğü
Cevapla