Yaşamak İçin Yemek mi, Yemek İçin Yaşamak mı?

Beslenmek her canlı için en temel gereksinimdir. Ancak acıkmadan ve keyif aldığı için yiyen tek canlı insandır.


Bilindiği gibi Türk Mutfağı dünyadaki çeşidi en bol ve lezzetli mutfaklardandır. Türk Milleti de damak zevkine fazlasıyla düşkün olunca öğünler çorbadan ara sıcağa, tatlıdan meyveye ve yemek sonrası içilen çaylara kadar neredeyse bir kutlama havasında geçmekte.


Yaşamak İçin Yemek mi, Yemek İçin Yaşamak mı?



Çoğu evlerde bu seremoni günde 3 kere tekrarlanmakta. İlaveten bu kadar gıda maddesine rağmen doymayacağımızı iddia ederek ekmek olmadan da sofraya oturmayız.


İşin daha da vahimi bazıları ki buna çoğunlukla erkekler dahil, bugün pişeni ertesi gün yemek istemezler. Hatta duyduğum kadarıyla öğlen ve akşam aynı yemeği yemek istemeyenler bile varmış.


Neymiş, yemek tazeliğini kaybedermiş. Birkaç saat içinde mi?! Pes vallahi!



Hal böyle olunca da evin kadını her allahın günü mutfağa girmekte, kadın ve mutfak bütünleşmiş vaziyette hayatın ayrılmaz bir parçası haline gelmekte.


Buna ne can dayanır ne de bütçe. Pişirme sorumluluğunun tek bir kişinin üzerine yıkılması acımasızlığını saymıyorum bile..


Ülkemizde her hafta mutfak alışverişi yapılır eller kollar dolu vaziyette pazar ya da marketlerden dönülür, buzdolabı tıka basa sebze, meyve ve bilumum yiyecekle doldurulur gören de kraliyet ailesinden gelecek olanlara ziyafet falan çekilecek sanır. Oysa ki bütün bu yiyeceklerin hepsi yalnızca bir aile için ve bir haftalıktır ve aynı ritüel bir sonraki hafta da aynen tekrarlanır.




O bir hafta boyunca da yanına çeşitli ilaveler yapılarak tencerelerin biri kaynar diğeri biter.


Gördüğüm evlerin yarısından çoğunda gözlemlediğim şey ise 'atıştırmalık' tabir edilen kek, börek veya kurabiye tarzı şeylerin de günün vazgeçilmezleri arasına girerek devamlı bulundurulduğu.


Batı insanının yemek kültürünü de gören biri olarak her iki kültürün yeme alışkanlığını karşılaştırmaya ve üzerinde bolca düşünmeye fırsatım oldu.


Batı kültüründe kahvaltı nispeten kuvvetlidir ve bu öğün hariç diğer öğünlerinde ekmek yenmez. Öğle yemeği ayaküstü atıştırılan bir öğündür, akşam yemeği ise olabildiğince hafif geçiştirilir, genelde bir çeşit olur, ikinci bir çeşit görürseniz ya misafir vardır ya da herkesin birarada olduğu haftasonudur. Doğru olan da zaten budur.


Doktorların da önerdiği gibi kahvaltıyı krallar gibi, akşam yemeğini ise fakirler gibi yapmakta yarar var.


Bütün bunları görüp karşılaştırdığımda kendime şu soruyu sormadan edemedim : Bizim toplum yaşamak için mi yiyor yoksa yemek için mi yaşıyor?





  • Ekonomik kriz kapıda deriz ama biz boğazımızdan kesmemek için başka yerden kesintiye gideriz.



  • Dünyada şu kadar milyar aç insan var diye ağlaşırız ama gıda kaynaklarını da insafsızca tüketmekte bir sıkıntı görmeyiz.



  • Üzülürüz yeriz, seviniriz yine yeriz.



  • Kına, nişan, düğün dernek deriz sofraları donatır yine yeriz.



  • 'Belli olmaz biri çatkapı gelir, rezil olmayalım.' deriz yine birşeyler pişirir hazırda bekletiriz.



  • Yemek yapmayı bilmeyen kızı evlenmeye layık görmeyiz.



  • Gün yapar yeriz. Günlerin ana aktivitelerinden birisi de yemek tarifi alışverişidir.





  • Cenazede bile önce ağlayıp sonra yeriz.



  • Konuşmayı yeni öğrenen bebeklerin bile 'anne' kelimesinden sonra öğrendiği ikinci kelimedir 'mama'.



  • Yine bebeklerdeki doğuştan varolan doyma güdüsünü, zorla yedirerek de bozar ve doymayı bilmeyen canlılar haline getiririz.



  • Onun yanına bu, şunun yanına o gider diyerek açlığımızı değil de açgözlülüğümüzü yatıştırmak için ocağı sürekli kaynatırız. El insaf!



  • Devamlı pişirir dururuz ayrıca yetmezmiş gibi etraf zaten yemek bloglarından ve programlarından geçilmezken bir de sosyal medyada fotoğraflarla bu marifetlerimizi ve yediklerimizi sergileyecek kadar da gösteriş budalasıyızdır. Saçmalık!



Sokaklarda her adım başı açılmış ve sabahın erken saatlerinden geceyarılarına kadar hizmet veren restaurant, pastane, lahmacuncu, kebapçı, dönerci ve cafelerin de neredeyse günün her saati tıka basa dolu olmasına da bakılacak olursa yaşamak için yemediğimiz kesin.




Tamam mutfağımız lezzetli ama abartmamak lazım. Hem keseyi hem de mideyi düşünmeliyiz. Sofrada 3-4 çeşit bulunduracak kadar zengin bir ülke değiliz.


En azından sağlık açısından akşamları mideyi hafif tutmakta yarar var. Bir çeşit yemek yeterli olabilmeli. Fazlası açgözlülük.


Evlerde kalan öğrenciler hiç üzülmesinler aslında en sağlıklı beslenmeyi onlar yapıyor. Zaten masadan midenin en fazla üçte birini yemekle doldurarak kalkmak en güzeli.


Açgözlü ve doyumsuz olmayalım. Yemek için değil yaşamak için yemeyi alışkanlık edinelim.


Yaşamak İçin Yemek mi, Yemek İçin Yaşamak mı?
Cevapla