"Bitkilerin de Canı Var, Aç mı Kalalım?" Diyenlere...

"Bitkilerin de Canı Var, Aç mı Kalalım?" Diyenlere...



Erik Değil, Domates Değil, Börülce Değil, Onlar Civciv! adlı bencemde kan dökme iç güdüsüne bahaneler sıralanmış. "Hayvanları katletmeyin"e karşılık "bitkileri katletmeyin" diyenler var.



"Bitkilerin de Canı Var, Aç mı Kalalım?" Diyenlere...


Şimdi bu aslında ilkokul öğretmenlerinin işi. Canlıların sınıflandırılması, neden ve neye göre sınıflandırıldığı, bitkilerin yaşamsal fonksiyonları, hayvanların sinir ve iskelet sistemleri kabataslak şekilde ilkokulda öğretilen bilgilerdir. Ama iş başa düştü, ilkokulda öğrenilmesi gereken bilgilerden edindiklerimi aktarmaya çalışacağım.



İneğinki Can Da Patlıcanınki Patlıcan Mı?



Evet patlıcanınki patlıcan...



Bitkilerin, örneğin bir erik ağacının bir kendisi var, bir de sana sunduğu meyvesi. Hadi diyelim ki sebze yemek tartışmaya açık olsun, meyve yiyor olmak tartışmaya açık dahi değildir.



Hani dini inançların kalıp olduğuna inanılır da aslında öyle değildir, her inanç kendi içinde mezheplere, mezhepler tarikatlara, tarikatlar bir inanç olgusunun bireysel açıdan algılanış şekline göre farklılık kollarından meydana gelir... Aslında her olgudaki gibi vegan veya vejataryen felsefede de bu böyledir. Tek çeşit vegan tipi yok zaten. Bunların ismini hatırlamamakla birlikte; sebze de yemeyen, meyve yiyen, meyveyi dalından koparmayıp düşmesini bekleyip öyle yiyen gibi farklı çeşitleri de var.



"Bitkilerin de Canı Var, Aç mı Kalalım?" Diyenlere...



Yalnız şuna değineceğim, vegan olabilmek için belirli bir zihinsel birikime ihtiyaç vardır. Ben vegan değilim bu yüzden amaç kendimi övmek değil de objektif yorum yapabilmek. Vegan olan biriyle zaten toplumda çoğunluğun dediğini yapan, hayvan gırtlaklayan, yediği şeyleri savunmak zorunda kalmayan, zaten doğuştan edinilmi bilgiyle iç güdüsel yaşayan biri aynı şekilde mi dikkate alınır? Örneğin ben bir kepapçı ile bir veganın tartışacağı bir ortamda pür dikkat veganın dilinden çıkacak cümlelere odaklanırım.



Yaşama Hakkı



O bencede iki savunmam vardı. Kan akıtmamak, benim deyimimle hayvan gırtlaklamamak bir diğeri de herkesin yaşama hakkı olduğuydu.



Şimdi; bitkilerin ve hayvanların yaşamsal fonksiyonlarının farklı olduğunun bilincinde, bu iki canlı türünün farklı sınıflara neden ayrıldığının idrakında olan bazı arkadaşlar "o zaman her canlının yaşama hakkı vardır" ile vurmaya çalıştı bu sefer. Neyse ki hayvan öldürmeye bahane aramak için de olsa bazı insanların "yaşam hakkı"nı telafuz etmesi güzel oluyor.



"Bitkilerin de Canı Var, Aç mı Kalalım?" Diyenlere...




Bunu iki şekilde düşünmek gerekir...



Birincisi; yukarıda da bahsettiğim gibi meyve. Meyve, yaprak zaten bunlar ağaçtan kopan onun parçaları.



İkincisi; hayvanın başını gövdesinden ayırmak gibi kanlı, kendine yapıldığını düşünsen beyninden kaynar su dökülecek, vahşice bir eylem ile havucu topraktan sökmeyi nasıl bir tutuyorsun?



Hayatta kalmak için öldürmemiz mi gerek? O halde neden yapabileceğin en büyük katliam eylemini yapmak istiyorsun, bir de bunu savunuyorsun?



"Bitkilerin de Canı Var, Aç mı Kalalım?" Diyenlere...



Havucun yaşama hakkı vardır, bu tartışmaya açık bir konudur. Ama benim vicdanım, açlıktan kıvranacak seviyeye geldiğimde bir yanımda duran havuç varken öteki yanımdaki kuzucuğu kesip havuca da ciğerinden ikram etmeye el vermiyor.



"Bitkilerin de Canı Var, Aç mı Kalalım?" Diyenlere...


Bir canlıya en az zararı vererek hayatta kalmak varken kan dökme iç güdüsü niye?



Bitkiler yaşam hakkına sahiptir ama acı çekeler mi? Sinir sistemleri varsa evet...

"Bitkilerin de Canı Var, Aç mı Kalalım?" Diyenlere...
Cevapla