Merhaba Arkadaşlar soru başlığında gördüğünüz üzere meseleye bir çözüm aramak istedim. Burada sıkça sorulan sorular arasında yer alıyor. Lisan-ı Hâl ile nasıl anlatırım onu düşündüm.
Maksadımız Yol göstermek sadece. Kimseye de inandıracak halımız da yoktur o vakit. Biz karşımızdakine ne kadar yol göstermek istesek te eksik kalırız. Âlim değiliz.
Sabırla sonuna kadar okur iseniz, sevinirim. Maksat gönlü arzu edene faydalı olmak. Gönülde yok ise tesir edememişizdir o vakit.

Sana desem ki Allah her yerdedir. Göremezsin ama varlığını kabul edebilirsin. Bu senin bakış açına bağlı. Görmek isteyene bir çift göz yeter.
Şimdi teknoloji ve ilim çağındayız. Farzet ki eski zamanlardasın. İlk çağlarda diyelim. Mağarada yaşıyorsun evin barkın orada ya da böyle köylük bir yerdesin. Öyle hayal et ve yazdıklarımı bu yönüyle bir düşün.

Sana desem ki; Şu yediğin çiğ yumurta aslında canlı bir varlık. Biraz vakit geçince civciv çıkacak. Kocaman kuş olacak. İnanır mısın? Hayır elbet. Yumurtayı sıksan suyu çıkacak. Eee nasıl oluyor da bu sıvının içinden kuş çıkıyor. Nasıl oldu bu. Olmauan bir şey nasıl varoldu. Bir yumurtayı insanoğlu bir araya getirip yapabilir mi? Hadi yapsın görelim o vakit.

Desem ki sana; çok özür dilerim meni (sperm), bu pis su zerreciği canlı bir varlık. Bunun içinde kalp olacak, böbrek olacak, göz olacak, el olacak, göz olacak. Hem de kendi kendine inanır mısın? Hayır değil mi? Bu insan olacak hem de bebek ve sonra yürüyecek. Şimdi bu da tesadüf mü oldu. İnsanoğlu yapsın bu suyun aynısını. Hadi yapsın görelim o vakit.
Nasıl kusursuz oldu peki.

Şimdi sen bu bebek büyüdüğünde al bu örgü ipini ve şişi bana bir patik ör desen yapabilir mi? Daha konuşmayı bilmiyor. Gülersin dimi. Olacak şey mi Azizim dersin. Peki o vakit yumurtadan çıkmış, annesi olmayan bir örümcek. Doğar doğmaz nasıl oluyor da, kimse ona öğretmeden ağ örüyor. Can sıkıntısından mı? ördü. Tesadüf mü ördü. Kim öğretti ona. O zaman her doğan ne yapacağını nasıl biliyor o vakit.
Peki o bebek(insan) neden öremiyor. Onunda örmesi gerekmez mi. İşte sır burada Azizim. İnsan aciz bir varlıktır. Ama öğrenerek, akıl ederek yapar. Ey boşta kalan, aradığını bulamayan İnsanoğlu işte sen de bu durumdasın. Kâinatta hiç bir şey tesadüf değildir.
Tüm mahlûkât başıboş değildir. Allah'ın sevk-i ilahisiyle görevini yapar.

Şimdi sana desem ki Bülbül ne güzel ötüyor dimi. Kimsecikler inkar etmez o vakit. Bütün Bülbül kuşları nasıl aynı öter. Bülbül bunun farkında mı ki sesinin güzelliğinin. Peki niye durduk yere öter. Sesim güzel diye mi? İçimden geldi bir öteyim mi der. Demez Azizim, demez. Bunu akıl edemez. Bülbül güzel şakıdığını bile bilmez Azizim. O hakikati söyler, yani Allah'ı tesbih eder. O bilmese Hakikat budur. O' na öğreten de odur.

Şimdi senin eline üç tane kurumuş tahta gibi olmuş meyve çekirdeği versem. Biri armut biri elma diğeri de ayva. Bunlar küçücük bir tohum. Diyeceksin ki hepsi birbirine benziyor. Avcunun içine koysan karışacak. Hangisi hangisinin olduğunu bile bilemeyeceksin. Ama hakikat öyle değil.
Desem ki sana bak bunları toprağın altına koyacağım. Su vereceğim. Toprak onlara bakacak. Sen Elma’ sın, sen Armut’ sun, sen Ayva’ sın karıştırmayacak. Az önce sen karıştırdın. Peki nasıl toprak anlayacak. O çekirdek Elma mı? Armut mu? Ayva mı? nereden biliyor. Bilemez Azizim...
Sonra bu yeşerecek fidan olacak. Sonra heybetli kocaman bir ağaç olacak. Yaprak açacak sonra çiçek verecek. Arı gelip onu polenleyecek. Arı olmadan Meyve olmaz. Arı da başka mevzu. Arı' ya gel mi dedik Azizim. Niçin geldi. Tesadüf mü geldi. Gönderen kim. Sonra o çiçekler tomurcuklanıp sulu meyve verecek.
Şimdi sen o meyvenin ilk halini düşün, Az evvel kuru bir tahta şeklinde odun taneciği bir tohumdu. Nasıl sulu bir meyve oluverdi.
Sen bunlara inanır mısın. Hayatında hiç Ağaç görmemişsin, örümcek görmemişsin, bebek görmemişsin. Bu anlattıklarıma inanır mısın. Kimse inanmaz o vakit.
Unutma Azizim eski çağlardasın ve öyle kafa yor. Allah'ı bu şekilde bulabilirsin. Kainat böyledir. Nasıl bakarsan öyle görürsün.
Biz bilmeyiz. Bilmediğimizi de bilmeyiz. Ne bilir isek Allah'tan biliriz. Öğreten de O' dur.
Biz önceden var mıydık. Yok’tuk. Hiç tik. Hiç' lik ten geldik varlığa döneceğiz. Bu beden, bu göz kulak, burun, bu kalbi bize kim verdi o vakit. O verdi. O vakit biz emanetçiyiz. Bize ait olan da yoktur. Yani biz bir Hiç'iz. Yani emanetçiyiz. Sen emanete hıyanet eder misin? Etmezsin elbet.
O zaman neyin kavgasını yapıyoruz bize ait olmayan için. Yokluk ve Varlık O' nundur Azizim...
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
0Cevap
Rabbim..
Mevlam..
Ne güzel söylemiş..
" İnananlar için ne güzel ibretler var" demiş.
İnanmaya meyilli bir kalp için, görmek isteyen bir göz için, gerçeği araştıran bir akıl için bütün âlem, yaratılmışlar bir delildir...
Amenna ve sâddeknâ. Kalplere ancak Allah hükmeder. Biz bir yol açıp gösterelim dedik. Belki birilerine vesile olur
👍🏻👍🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👍🏻👍🏻👍🏻 Süper ötesi etkilendim bir hakikat bu. Kadar açık venet nasıl anlatılırdı BIRAVOOOOO 😊
Teşekkür ederim