www.gaps-destek.com/...asha-campbell-mcbride-.html
Vücuttaki hastalıkların çoğunun köküne inildikçe, bağırsak florası bozukluğu oldugu ortaya çıkıyor, ne düşünyorsunuz?
www.gaps-destek.com/...asha-campbell-mcbride-.html
Tabii ki ilaç endüstrisinin çarkının dönmesi için. Bunu artık bilmeyen kalmamış olmamalı. Örneğin birçok hastalığın kesin tedavisi bulunmuş durumda. Her ne kadar bize bunlar dedikodu şeklinde ulaşsa da bu bir gerçek. Ama örneğin kanser gibi çok çok pahalı ilaçlarla tedavi edilmeye çalışılan hastalıkların tedavisinin bulunduğunun açıklandığını düşünsenize? Herkes bir tek aşı ile bu hastalıktan korunacak ya da çok basit tedavilerle kurtulacak. Mümkün mü? Elbette. Ama maalesef ki o zaman ilaç endüstrisindeki markalar/şirketler çok çok büyük darbeler alacağı için bunu duyursalar bile bu yakın zamanda olmaz. Şunu düşünün ; beyaz eşya firmaları bile size bilerek belli ömürlü ürünler yapıyor. Adam geliyor 10 yıl 20 yıl ömürlü ürün istemiyorum diyor, 5 yıl gidecek ürün yapın yoksa ben ne satacağım.. Ne alaka derseniz, alaka şu ; herkes herşeyi para için yapıyor ve kimse tüketiciyi / hastayı düşünmüyor.
Bağırsak florasına gelince elbette bağırsak sağlığı ile flora arasında çok büyük ve doğrudan bağlantı var. Floranın optimum düzeyde olması gerekir. Ama vücut sağlığının sadece bu nedene bağlı olduğunu düşünmüyorum. Yine de önemli bir etkendir.
Vücut nasıl bir bütünse vücut sağlığı da bu bütünlüğün bozulmamasına bağlıdır. Tabii ki vücut norma koşullarda her şeyle baş edebilecek güce sahiptir. Gücünün yetmediği durumlarda da doğal yollardan destek almak yeterli ve etkilidir. Elbette her şeyin yolu inanmaktan geçer. Unutmamak gerek ki, beynimiz biz neye inanırsak o da ona inanır ve beynin iyileştirme / onarım gücü hafife alınmamalıdır. Buna en güzel örnek de insanın inanınca yapabileceklerini en güzel gösteren placebo etkisidir.
Görüş için teşekkürler, güzel bilgiler verdin.
Ne demek ben tesekkur ederim.
Sunu da eklemek isterim ki vucudun immun sisteminde gorev yapan T hucrelerinin kanser hucrelerini yok edebildikleri mikroskop goruntuleriyle yayinlandi. Bunun yani sira da baska bir arastirmada birkac bilim adami bebekken yapilan ve zorunlu olarak yaptirilan bazi asilarin kanserle mucadele edemememizde rol oynadigini, immun sistemin kanser karsisinda islevsiz hale getiren bir enzim barindirdigini buldu.
evet bunu biliyordum fakat bu kadar bilimsel olarak anlatamazdım teşekkürler bilgi sahibi oldum.
Ben şahsen istediği kadar aşı yaptırmamak illegal olsun çocuğuma yaptırmam umurumda bile değil. dünyada bunu yasallaştıran adiler yüzünden bunlar var çünkü satacakları kanser ilaçları için doğumdan itibaren yatırım yapıyor bu para basan ilaç endüstrisine ait büyük firmalar. Geçen gün haberlerde okudum bununla ilgili yeni doğmuş çocuğuna aşı yaptırmayan bir aileye dava açılmış ve davayı aile kazanmıştı ve artık galiba ülkemizde yasallıktan çıktı aşılar.
Orası öyle elbette ailenin hakkı olmalı yine de çocuğuna iyi baktığı sürece. Ama şunu da göz ardı etmeyelim, maalesef ki çoğumuz fast food bağımlısı ilaç endeksli ve katkı maddeli bireyler olarak yetiştik. Daha da kötüsü bizden sonraki nesil mesela bizden 5-10 yaş küçükler, bu konuda bizden beterler. Yani demek istediğim zaten genetiğimizle oynandı maalesef ki o nedenle bizlerin meydana getireceği nesil de birçok şeye karşı töleranslı ve immun olarak doğmayacaktır , gelişmeyecektir. Hatta aksine daha hassas ve dayanıksız bir neslin geleceğini sanıyorum maalesef. Zeka açısını tartışmaya zaten gerek yok sanırım her ne kadar birçok zeki çocuk hala benim de umutlarımı yeşertse de genel anlama baktığımızda günümüzün eğitim sistemi ve çeşitli propagandalar, sübliminal mesajlar sağolsun git gide daha aptal bir nesil bir topluluk ortaya çıkıyor diye düşünüyorum. Bu da teknolojinin kötü yan etkilerinden bir kısmı.
İngiliz bir deyim var" you are what you eat"seni sen yapan, yediklerindir. Şimdiki hastalıklara sahipsek, bunların hepsi, faşist sistemin bizi palavralarla uyutması, eskiden hamburger, ketçap yiyemeyen insanlardık, tadı iğrenç gelirdi ama güzel ambalajlarıyla, şirketlerin psikolojimizi dipten etkileyici reklamlarıyla, geleneksel olan bizler yavaşça tembel insan haline getirildik, bağırsağımız da da tembel oldu haliyle yediklerimizle birlikte, sonra karaciğerimizde yağlar, zehirler biriktirdi. karaciğer yani vücudun"çöpleri atması"gereken organ çöpü atamayınca çöp birikince bakteriler, patojenler de artmaya başladı, sonra oramız buramız ağrımaya, çirkin olmaya başladık , doktorlara gitmeye başladık, boş kalorili, gereksiz yiyeceklerin yanı sıra doktora da bir ton para verdik, eee yoksa doktorlar Nasıl para kazanacak, şirketler, meslekler Nasıl ayakta kalacak bizim gibi enayiler olmazsa? Yani iyi ye, iyi iç, bilinçli ol, bol bol öğren, bilgilendir, ki dünyada gizli güçler daha da güçlü olmasın!
Bu yazdıklarından dolayı tebrik ediyorum seni.
Senin gibi düşünen kızları görmek zor. Birçoğu düz mantık ve bu durumdan şikayetçiyim.
Başımıza ne geldiyse, cahillikten geldi, sosyal medyanın bu yararını kullanıp birbirimizi en kolay dil'i kullanıp bilinçlendirmemiz lazım,,
Soruna sağlıklı düşünen ve bir hemşir olarak cevap vereyim. Öncelikle emeğine sağlık. Yazına kısmen katılıyor kısmen katılmıyorum. Katıldığım kısım Bağırsaklardan oluşan hastalıkların flora ilişkisi. katılmadığım kısım ilaçlar kısmı. Şunu söylemeliyim ki İlaç sektörü dünyanın en büyük sektörlerinden birisi biyerde ne kadar çok para varsa o kadar kirli pis işler döner. Genelde insanların canları sağlığı satılır bu pazarlarda. Tıpkı Kanser tedavisini bulan prof. ların öldürülmesi gibi çünkü milyar liralık kemoterapi ilaç sektör batıcak. Bu yüzden o ilaçların asıl amacı tedavi etmek değil. Seni kısmen memnun etmek o ilaçları almayı süreklilik haline getirmeyi sağlamak. Bir yandan da bu kadar insan iyileşirse tekrar ilaç satabilirlermi? Hayır. Bu yüzden verdikleri ilaçlar biryandan misal karnındaki bir hastalıgı yok ederken başka bir hastalık oluşturuyor vücudunda. Peki ilaçlar gerçekten faydalı mı , kullanmalımıyız sorusuna cevap veriyim. insanın vücudu okadar muhteşem yaratılmış ki sen ona zarar verme yeterki o kendini her türlü iyileştirir yeterki ona engel olma sistemlerini bozma. Şahsıma ait bir söz vardır. Kimyasal olmayan hiç bir şey zamanın önüne geçemez. Yani herşeyi kimyasallarla bir an önce gerçekleştirebilirsiniz erkenleştirebilirsiniz ama bu o kimyasalın sisteminizi bozmayacağı anlamına gelmez. Örneğin uyuşturuculardaki Methpamid maddesi dopamin hormonunu katleder. ilk başta çok mutlu olursunuz ama sonradan artık hiç birşey sizi mutlu etmez doyuma ulaştırmaz hayattan zevk almaz ve intahar edebilirsiniz. İlaçların mantığıda böyle iyileştirir ama zamanla tüm sistemlerinizi çökertir.
tamam hocam aslında zaten demek istediğimi anlatmışsın. Ben de katılıyorum bu ilaç mevzusuna fakat sizce hızlandırmak normal mi? Değil. Öyleyse zararlı olduğu bilinmesine rağmen neden hala kullanılıyor? çünkü bu sektöre deli paralar akıyor ve insanlarımız o kadar bilinçsiz ki sağlığımı iyileştirdim sanıyorlar bu durum beni üzüyor. Ben doğaya karşı olan herşeye karşıyım. İlaçlar da bunlardan biri. Anlatmak istediğim çok şey var ama burada yazarak saatler harcamam gerek.
Tabi tabi çok şey var. Hızlandırmak kesinlikle iyi değildir. Bu şunun gibi çok şiddetli ağrısı olan birinin ağrısını uyuşturucularla gidermek. Örnek vericek olursak çok sayıda uyuşturucu muazzam derecede insan vücuduna faydaları var ama bu demek değilki senin hormon sistemini alt üst etmiyor. Bütün psikolojini mahfeder. Ama dedigim gibi şunu hesaplamak lazım ne kadar faydası olur ne kadar zararı olur iyi hesaplamak lazım. Örneğin kemoterapi Organlar üzerinde muazzam derecede zararı var hatta onları iflas ettirebilicek kadar diyebilirim ama o tümörü engellemek çok ama çok zor bağışıklığın normal haliyle olabilicek birşey değil. Ama şöylede birşey var biz en başından beri kimyasallara bulaşmamış olsak zaten kanser diye birşey olmazdı. Yani demek istedigim şu en başından beri doğal yaşan bir insan için vücudu herşeyi yenebilir ama doğallığını kaybetmiş bir bedenin bağışıklığı hastalıklara yeterli seviyese kuvvetli olmayabilir. Zaten kimyasal olmuş hayatımız mecburen kullanmalayız bazen
Hasta olmamamız için tasarlanmış sistemin %80 bağırsaklarımız. Evet her yediğimiz bu konuda işleri değiştiriyor. Mesela sırf yediklerimiz hazmedilmesin ve çürüyerek fermante olarak vucutta biriksin diye geliştirilen gıdalar var katkı maddeleri. İlaç endüstrisi satış yapmak için sorun üretir. Moderen TIP ile asla kalıcı bir tedavi göremessiniz. Taşıma su ile değirmen döndürmeye dayanıyor.
Bu konuda rahmetli bir doktorun kitanbını öneririrm. Adı Gerçek TIP.
Uzak doğu tıbbı bile batıdan iyidir günümüzde.
EIG seçicem seni unutmazsam :)
Teşekkürler.
Bu kitabı alıp okuyacağım.
:) Teşekkürler.
Sıkıntılı cocukluk dönemi geçirdim antibiyotik tedavileri ile bağırsak mukozamı bozdular. Bu durumu kaldıramayan apandsit (faydallı bakteri kaynağı) bir gün kusma yaptırarak hastanelik etti adamlar direk ameliyata almış diyen yokki ilaçları bırakın vucut atmaya çalışıyor...
Çok geçmedi bu kez bağışıklıklıktaki diğer kapı olan bademcikler iltihaplandı kronik olarak sürüyor diye onlarda iflas etti ve onlarda alındı. Daha bluğ çağına girmeden koruma kalkanım zayıflatıldı... Buradan anne babalara sesleniyorum. Sağlıklı bir bebek için anneyi çok dikkatli doğal yollardan besleyin karaciğer ve lavman ile bağırsakları temizleme konularında bilgi sahibi olun.
Kimysal temizlik maddeleri şampuanlar konu ucu gittikçe gider.
Geçmiş olsun hocam.
bağırsaklardaki, yediğimiz karbonhidratla yaşam alanı bulan zararlı mantarlar ve onların ürettiği toksinleri atmak gerekiyor öncelikle. GAPS diyeti bu işte başarılı ama şurdaki anlatılan diyeti de dene, ben de deneyeceğim, 10 günlük şifa orucuyla bağırsaklardaki toksinler ve zararlı atıklar temizlenebiliyor, deneyen biri anlatmış:
ummuyasemin.wordpress.com/.../
Gerçi senin bahsettiğin Gerçek TIP adlı kitapta yazılanları uygulamış bu diyeti yapan şahıs da :D
Cevap
250Cevap
Bence, olabilitesi yüksek bir durum. İnsanın sahip olduğu iç organlar yüzlerce yıl hiçbir sorunu olmadan çalışabilir; fakat beslenme alışkanlıklarımız, çevresel etmenler hep bu süreyi kısaltıyor.
Şahsen, ben hiçbir şekilde ilaç kullanmıyorum. Lise yıllarımdan beri antibiyotik ve aspirin gibi haplar almıyorum. En masum örneği; başımın ağrısından ölsem bile asla ağrı kesici almıyorum. Uyuyorum ya da başıma masaj yaparak geçiştiriyorum. İlaçların, bağışıklık sistemini yok ettiği görüşünün sonuna kadar arkasındayım. Vücudun direnç merkezini tembelleştiriyor. İlaçlar ve hastalıklar arasında ilginç bir bağ var zaten. "Cancer is not a disease. It's a business," diye bir lafa denk gelmiştim. Ne kadar doğru değil mi?
Geçen haberlerde okumuştum. Bağırsak dahil vücudumuzda olan tüm mikroorganizmalara ortak bir isim verilerek, "yeni organ" diye lanse ediyorlardı. Bu mikroorganizmalar, binlerce hatta milyonlarca yıl içinde vücudumuza adapte olmuşlar, ve biyolojimiz bunlarla birlikte simbiyoz bir şekilde yaşamaya alışmış. Bunların eksikliği ve yahut düzensizliği, birçok hastalığa neden olabilir.
Bu yüzden son yılların gözde sektörü çoğu kişinin bilmediği , bilenlerin de göz ardı ettiği WELLNESS sektörü. Şuanki büyüklüğü 3.4 Trilyon $ yani kabaca örneklemek gerekirse otomotiv sektörünün 2 katı kadar.
Kimse ağrılarla boğuşmak ya da hayatını ilaçlara bağlı geçirmek istemiyor. Herkes artık sürekli bilinçlendirilmeye çalışılıyor. Gerek televizyondan gerek sosyal medyadan tüm doktorlar bas bas bağırıyor.. Tedavi edici tıp yerine önleyici tıp tercih edin diye..
Wellness Nedir?
İyi yaşam ve iyi sağlık olarak tanımlanabilir.
Sağlıklı yaşam ve yaşam tarzından mutlu olmak demektir.
Bu herkesin ulaşmak istediği bir amaçtır. Wellness Sektörü Neden Hızla Büyüyen Bir Pazardır?
İkinci Dünya Savaşı sonrası, 1949-1964 yılları arasında dünya genelinde 1 milyarın üzerinde bebek dünyaya gelmiştir.
Bu yeni jenerasyon gelecek yıllardaki bir çok akımın oluşmasına neden olmuştur.
Bugün, dünya sermayesinin % 65’ini kontrol etmektedirler.
1946-55 yılları arasında bebek gıdaları, daha sonra oyuncak, ayakkabı, giyim sektörlerini etkilediler
1957 yılında o güne kadar ve sonrasında inşa edilmediği kadar çok sayıda okul inşa edildiBugüne kadar gözlenen akımlar
60’lı yıllar Fast-Food
70’li yıllar Gayrimenkul
80’li yıllar Ev Elektroniği
90’lı yıllar PC’ler, Cep Telefonları, Internet
Günümüz Wellness
Mikrobiyom adini verdigimiz ve birlikte simbiyotik bir yasam surdugumuz mikroorganizmalar bir yandan sindirime yardimci olup ihtiyacimiz olan fakat vucudumuz tarafindan uretilmeyen besin maddelerini bize saglarken diger yandan bizleri hastalik yapici mikroorganizmalara karsi koruyorlar.
Vucudun cesitli bolgelerinde , o alana ozgu yerlesmis yararli bakteriler bulunmaktadir , buna o bolgenin florasi (mikrobiyota) deniyor. Ki en meshuru da bagirsak florasidir. Sadece bagirsaklarda var oldugu bilinen 100 trilyon canli bakteri bulunmaktadir. Bagirsaklar bakterilerin konaklanmasina uygun nemli ve besleyici bir ortamdir.
Fakat yapay bircok faktor bu florayi tahrip ediyor. Basta modern dunyada en yaygin recete edilen ilac antibiyotikler, bilincsiz tuketim, kronik agrisi olanlara verilen uzun sureli diger ilaclar , bulasici hastaliklar ve bazi virus enfeksiyonlari , stres.. Her bir etmen uzerine yogunlasildiginda farkli, sasirtici detaylara rastlaniyor. Ve bu mikrobiyotanin yikimiyla meydana gelen sonuclar detayda belirttiginiz gibi agir oluyor.
Peki; ilaclar emperyalizme hizmet eden araclar mi yoksa bir ihtiyac mi?
Birinci acidan bakarsam ; temelinde insanlari somurme ve faydacilik anlayisi yatan bir dusunce yapisi hakim. Ör : " Kolestrol artinca , kalp krizi gecirirsiniz!" sloganini kendine rehber edinmis ve faaliyetlerini bu metod uzerinden yogunlastirarak , toplumu etkilemeye calisan kardiyovaskuler temali bir derginin (Circulation) editorunun statin iceren ilaclarini satmak icin yaptigi bu girisim malesef ki kabul gordu insanlar tarafindan.
Ve bunun yaninda ben plasebo etkisi yaratan, sizin de ornek verdiginiz antidepresan ilaclarini da bu amacla gelistirilmis maddeler olarak goruyorum.
Diger yandan kanser hastalarinda enflamasyon (yangi) tedavisi, kemoterapi gibi noktalarda gerekli. Ciddi hastalik modellerinde hasar goren, islenemeyen asamanin tamamlanmasi, duzelmesi, surdurulebilirligi acisindan antibiyotik kullanimi elzem bir hal aliyor.
çok güzel anlatmışsın eline sağlık. Ancak kemoterapiye katılmıyorum.
Kemoterapi ; ilacla tedavi anlamina gelir. Kanser hucrelerinin buyumesi ve cogalmasinin onlenmesi amaclanir. Bu kelimeye yer verdigim paragraf antibiyotiklerin ihtiyac oldugu ile ilgiliydi.
Tabi katilmama nedeninizi de soyleyebilirsiniz , eger kemoterapiye alternatif sunabileceginiz dogal cozum yolu veyahut bilmedigim bir bilgi ise ogrenmek isterim.
facebookta Kemal Milar'ın sayfasını takip etmeni tavsiye ederim.
Kemoterapi zararlarını Kemal üstad kaynaklarıyla paylaşıyor sayfasında. Mutlaka anlattıklarını okumanı öneririm.
Bu arada vaktin olursa şurada uygulanan diyete göz at lütfen:
ummuyasemin.wordpress.com/.../
Öncelikle tekrardan tesekkur ederim oneriniz icin. Acikcasi dogru bilinen yanlislar, sasirtici gercekler ve bircok insanin yasadigi gundem problemler ele alinarak bilgilendirici , dolu dolu , uyanmayi saglayan guzel bir sayfa.
Ilaclarin kapitalizmin bir parcasi oldugunu , tipin ticarethanelestigini, hastaligin hazirlanip pazarlandigini savunmasinin yaninda kemoterapi icin konusursak basari yuzdesinin %2.3 olduguna deginiliyor. Derininde D vitamini eksikligine vurgu yapilarak Saglik Bakanligi ve gecmisten beridir suregelen, normlasmis "Öglen vakti gunese cikmayin!" uyarisinin tam tezatinda bir gorus savunarak aslinda kemiklerin gelisimi , temelinde asitlesme olarak bilinen kanserin alkalileserek vucut fonksiyonlarinin duzenlenmesinin gerekliligi belirtiliyor.
Kemoterapinin zehir oldugu, vucudumuzdaki bolunen hucrelere hizlica saldirarak beyin, karaciger, duyma, ureme gibi sistemin cesitli bolumlerinde kalici hasara yol actigi,
bazi ureyen kanser hucresi turlerine atak yaparken ayni zamanda immun mekanizmamizi da yiktigi ve bagisiklik duzenegimizin tahrip olmasiyla savunmasiz pozisyonda , boylece farkli cesitte kanseri gelistirerek buyumesine sebep oldugunu ogrenmemin yaninda dogal, alternatif, butunsel bir tedavi ve hasta morali de bu mucadeleyi verebilir, umutlu oldugunda tabi ki Allah'in izni ile iyilesme gozlenmesi beni hem sasirtti hem de mutlu etti. Ki bir baglantisinda kenevir yagindan bahsedilmis, yorumlarda da bir doktorun hastasini Omega3, zerdecal, ada cayi , kayisi cekirdegi (B17) .. gibi doganin bize sundugu nimetlerle cozume ulastirmasini okuduktan sonra cagdas tamamlayici tibba yonelmenin daha faydali olacagi kanaatine bir kez daha vardim.
Diş hekimiyim ama bilgim yettiğince cevaplayım (: Nerden başlasam bilemedim ama öncelikle ilaç firmalarını o kadar kötülememek lazım.. Mesela acı çeken bir kanser hastasına morfin veya fentanil türevi narkotik analjezikler verilmezse o insan sizin tahmin edemeyeceğiniz acılar çekerek ölür.. Bir trigeminal nevralji hastasının ilacı veya hiç bir tedavisi olmasaydı o insana cehennemin hayat bulmuş halini yaşatmış olurduk. Vücudumuzda bağırsakla ilişkili patojenler vardır fakat sayısı gerçekten sınırlıdır, nası beslenirseniz beslenin ilaç firmaları olmadan elinize paslı bir çivi battığında tetanozdan kurtulamazsınız (her çivide tetanoz olacaksınız anlamı çıkarmayın), veya kuduzun aşısını yaptırmadan kurtulmanın da imkanı yok :) Bu arada bazı nörolojik hastalıkların tedavisine gelirsek bir konuyla size örnek oluşturmam gerekecek. Gastrointestinal sistemde bazı hücreler var gariptir ki serotonin üretimi yapıyorlar. Bazen bağırsakta triptofandan serotonin öncülleri sentezlenir ve bunlar gider pineal bezde asetilasyona filan uğrar işte serotonin oluşur. Bunu niye açıkladım antidepresan vererek de hastaya farklı yoldan bişe amaçlanır,, mesela SSRI dediğimiz bir grup var serotonin reuptake inhibitörleridir ve serotoninin hücre içine alınıp yıkılmasını engeller. Her hastalığın çözümüne aynı yoldan ulaşamazsınız, mevcut hastalıktaki hangi mekanizmayı tedavi etmek istediğinize bağlı olarak farklı yöntemler kullanmanız gerekebilir.. Antibiyotik meselesine gelince, kardan çok zarara neden olduğu için bir çok ilaç firması antibiyotik üretme işini bıraktı. Bütün sağlık camiası şuanda mevcut antibiyotiklere direnç gelişmesin diye çabalıyor, kısaca antibiyotikler doğru kullanıldığında çok önemli şeylerdir ve sağlık camiasının bu kadar cabalamasının sebebi de şudur ki; olur da mevcut antibiyotiklerin hepsine direnç gelişirse orta çağ avrupasının kabusu diye anlatılan kara veba gibi bir hastalığa hazırlıklı olun.. Yani antibiyotiklere tapsak yeridir.. daha anlatılacak çok şey var da
ABD de 49 yaşındaki bir bayanda bütün antibiyotiklere karşı dirençli bir bakteri görülmüştü. colistin bile işe yaramıyor. antibiyotiklerde yolun sonuna geldik diyolar. haberlerde görmüştüm.
@lucky_luck evet E. coli diye meşhur bir bakterimiz var, o rezistans geliştirdi de ABD de en az bizim kadar bilinçsiz bir yer zaten ordan çıkmicak nerden çıkacak (: insanların kafasına göre antibiyotik kullanmasını geçtim, mesela hayvancılıkla uğraşan üreitici yemlere antibiyotik ekliyor hayvanların hastalıktan kırılmaması için. bu gibi sebepler de rezistans gelişmesini kaçınılmaz kılıyor. Bu arada bazı antibiyotikler var (genelde sefalosporin türevleri) bizim gibi az gelişmiş ülkelere satmıyolar sırf onlara da direnç gelişmesin diye. Bakalım nüfusun katlanma hızını da hesaplarsak tahminen bir 15-20 yıl daha idare ederiz piyasadaki mevcut antibiyotiklerle ama sıçtığımız yakındır. Neyse salla her türlü bir temizlik olması lazım tüm dünyada, muhtemelen bizim gibi az gelişmiş ve bilime yatırım yapmamış olan kesim gidici gibi görünüyor soğuk kanlı olun :D
ben yıllardır gripten başka bir hastalık gormrdim vucudumda ara dönemlerde ufak tefek ilaç kullanımları oldu. Ayrıca senin konuya gelirsek ben herhangi bir tıp araştırması yapmadım ve bir sağlıkçı değilim ama bu dediginle ilgili kendimce tezlerim var ve kısacası içilen ilaçlar hastalığı gecirmiyor sadece bizim günlük yaşamımıza etkilememesi için farklı yerlere baskılıyor benim dusuncem bu ve sende bunu kanitladin çünkü hastalıklar için ilaçlar çıktıktan sonra hastalanan insan sayısı da bence bir hayli arttı bağışıklık sistemimizi zayıflatıyor ve ilaç bağımlılığı artıyor bünyenin eskiden doğal besinler tüketerek iyilesirdi insanlar ve de gerçekten daha uzun yaşamak o zamanlar gayet normaldir bu yüzden olay vejeteryan olmakla değil doğal besinlerle iyileşmek önemli olan ben uzun süredir gripten başka hastalık gormediğim için almıştım artık bir burun akıntısı olsun acı sebzelere kosarim biberli acılı şeyler tuketirim hem bağırsakları temizliyor hem acının gribin tıkadığı yolları açtığını bilmeyen yoktur sarımsak mesela kötü kokusu olabilir ama efsane bir faydasi vardır sarımsağın yedikten sonra bir tane karanfil atın ağzınıza kokudan eser kalmaz geçmişteki insanlar salak zaten uğraşıyordu o kadar bitkilerle iyileşmek için günümüz insanı zeki hap yuttum oh iyyim sen öyle san efendi ayakta öldürüyorlar seni
Şimdi akademik alanda bir çok makaleyle ortaya bir çok tez sürülebilir başka birinin araştırmasına göre de vücuttaki tüm hastalıkların sebebi damar yolları ve kalp sisteminden kaynaklanıyor diye bir önerme sunulabilir ama bunların hiçbiri tamamen kanıtlanmış şeyler değildir. Benim kendi fikrimce vücudumuzun çok büyük bir kısmını kaplayan sindirim sisteminin bozukluğu tabikide hastalıkları tetikleyici özelliğe sahiptir diyet programını inceledim gerçekten vücut için tam bir detoks programı ama şu an yukarda saydığın ciddi hastalıkların tedavisi için bu diyet programını uygulayıp bir sonuç beklemenin anlamsız olduğunu düşünüyorum sağlıklı bir birey bağışıklık sistemi için bu yöntemleri uygulayabilir ve bu yolla bir çok hastalıktan kaçınabilir ama zaten hasta olan birey tabikide ilaç tedavisi görmeli çünkü sağlık alanında yarar zarar oranı diye birşey vardır hasta ağır bir hastalık geçiriyosa biz bu ilacı vermeyelim bağırsak florasını bozarız diyemeyiz.
Bu söylediklerin doğru. sağlıkla ilgili birşeyin ispatlanmasını beklemek yersiz. yıllardır o bulundu, bu bulundu, şu yapıldı gibi zırvalıklarla insanları oyalıyorlar. Ben hiçbirinin ispatlanmasına ihtiyaç duymuyorum. Çünkü doğal ortam bozulmadığı sürece vücudun herşeyi savunabilecek kadar yetenekli olduğunu düşünüyorum, bu da bağırsak sağlığından geçiyor önce. Bilimsel olarak ispatlanmasının beklenmesine gerek yok bunun kaldı ki ispatlandığını yazmış bir arkadaş ve farkındalıklı uzman doktorların çoğu da bu görüşte.
Ayrıca istesen de insan vücudunu tam anlamıyla çözemezsin bilim sırlarını çözmeye yetmez.
Hastalıkların neyden kaynaklandığını ispatlamak yerine, vücudumuza besin olarak ne girmiş ona bakmak doğru olanı. Ne yersen o'sun işte.
Aynen :D
Bunun hakkında bence yazmanı da bekleriz gerçekten önemli bir konu Ben antibiyotik kullanmayanlardanım daha çok hasta olduğumu fark ettiğimden beri bıraktım bal en güzel ilaç kuşburnu adaçayı destekleyici zencefil beyaz dut kurusu yaşı farketmez intihap kurutucu her insan mutlaka araştırıp alternatif tıpa yönelmeli diye düşünüyorum hayatınızdan yalnızca ilaçları değil abur cuburları hazır gıdaları çıkartın ağrı kesici ilaç bile kullanmayın çok zorlanmadıkça onun yerine bol bol su için agrınız azalacaktır
helal.
Günlük diş diş kastamonu sarımsağı antibiyotik etkili şiddetle öneririm her kan grubuna uygun. Hatta bununda kürleri var her gün birer birer arttırılıyordu...
Sabahları bir limonu bardağa sıkın üzerini su ile tamamlayın kış aylarında vitamin ve kan sulandırıcı olarak şahane kanı da temizler yağ emilimini azaltır. Aç karnına kahvaltıdan 20 dk önce için.
Evet alternatif tipta eger bagirsaklar saglikli degilse vucut dengesinin bozuldugu ve hastaliklara karsi korunmasiz kaldigi gorusu vardir. O yuzden tedaviye her zaman ilk basta bagirsak florasinin dengesini onarmakla baslanir. Vucut hastalandiginda onun kendisini onarmasi icin bir sure gerekli. Eger vucuda bir sure taninmazda hemen ilac verilirse bu vucudun kendini dogal yollardan yenilemesine engel olur. Buda bagisiklik sistemini zayiflatir. Alternatif tipta vucuda bu sure taninir ama gunumuzde maalesef bunu uygulayan cok az doktor var.
çok güzel özetledin teşekkürler.
Bende paylasiminiz icin tesekkur ederim
Son paragraf hariç katılıyorum. Evet ilaç endüstrisinde çok büyük paralar dönüyor ancak bu ilaçların bizi olumsuz etkilediği manasına gelmez. Homo sapiens'in ömrünü 30-40 yıldan 70 e çekmeyi de aynı endüstri başardı sonuçta.
Barsak florası son derece önemli. Bebekliğimizin ilk günlerinden itibaren oluşmaya başlayan florayı stabil halde tutmak da önemli. Sonuçta aldığımız besinlerin çok büyük bir kısmı ince barsakta emiliyor. Bunda da floranın önemi büyük.
Kendim dikkat etmesem de, yoğurt bu konuda en önemli gıda. Bünyemizde bulunan faydalı maya ve bakterileri yoğurt yoluyla alabiliriz.
Bilgin olsun kontrolden çıkmış patojenler, yoğurt ve kefiri besin maddesi olarak kullanıyor bir işe yaramıyor. Bu diyeti 5-6 ay uygulamak gerekiyor sabırla. Amaç, karbonhidratla beslenen patojenleri zayıflatıp, faydalı bakteri florasını artırmak. Ben yine ilaç endüstrisi konusunda aynı fikirdeyim. saygı duyarım.
Antibiotik kullanımına çok dikkat etmek lazım. En büyük zararı o veriyor. Onun dışındaki ilaçların floraya zararlı olduğunu düşünmüyorum, en azından antibiyotikle kıyaslanacak kadar..
Ülseratif kolit hastası biri olarak barsak floram ve bağışıklık sistemim altüst durumda, sürekli ilaç kullanmak zorundayım mesela ki immun sistemim baskılansın. Çok çalışıyormuş :)
ben de boyle birsey okumustum, gaps diye gecen bir kitaptan falan bahsediliyordu. sadece su ornegi vereyim; tonlarca ilac ve medikal malzeme yatirilmis bu sektore, yuzbinlerce dolarlik kemoterapi, isin tedavisi vs vs. sozde kanseri yenmeye yonelik bosa kurek sallar gibi aci veren seyler de olsa para baglanmis bir sektor. kim izin verecek? ayrica bir konu daha var, israilde kanser hastalarinin cok ciddi derecede az oldugunu aciklayan bir haber gordum. yani kanser nereden cikiyor, neden orada yok? bir dusunelim.
paylasim icin tesekkurler.
"bağırsak florası bozukluğu" bu konuda daha önce araştırmalarım oldu.
Bağırsaklardaki yararlı bakterileri etkileyen çeşitli sebepler var. Bunlardan başlıcaları antibiyotikler, gazlı içecekler, hormonlu yiyecekler vs
Sonrasında olan şey bu yararlı bakteriler vücutta zamanla azalıyor ve sindirim sistemi bozuklukları sorunlarına yol açıyor.
Yapmanız gerek probiyotik bakteri olan ürünleri temin ederek bunları kullanmanız gerekiyor. Ama! Kullandıktan sonra beslenme alışkanlıklarını değiştirmeniz gerekli.
Kesinlikle gazlı içeceklerden uzak durmalısınız. Antibiyotik çok acil olmadığı sürece kullanmayacaksınız vs.
Zamanla sindirim sisteminizin hızlandığını ve vücudunuzun daha rahat olduğunu hissedeceksiniz.
Bilginize...
diğer hastalıklar hakkında pek bilgim yok ama alzheimer gibi nörolojik hastalıkları tetiklediğini zamanında duymuş pek dikkate almamıştım, 85 yaşında yakın bir akrabamda 3-4 yıl önce alzheimer başlangıcı olduğunu öğrendiğimde akrabamın hastalık geçmişini biraz araştırmıştım, kişinin 35-40 yaşlarında başırsağından yaklaşık 9 cm lik bir parça alınmış, aslına bakarsak bağırsak ve midenin iş ortağı gibi beraber ilişki içinde çalışması karnı tok olan bir insanın neden mutlu olduğu konusunda son derece açıklayıcı bir neden olmakta, son olarak bana göre iyi çalışan bağırsak, iyi bir mideyi, iyi bir mide de iyi bir psikolojiyi tetikler ve sonuç olarak bağırsağın nöropsikoloji üzerine etkisi büyüktür, yazı ve görüş daveti için teşekkürler 😀😀😊😊
Rica ederim hocma.
Görüş için ayrıca teşekkürler.
Saglik sektoru mantigi der ki; hasta et, ilac yaz ve gecistir. Bugun oxford da ibni sina gibi degerli bir bilim insanimizin heykeli bile dikilmisken neden ulkemizde onun tip kanunu bile okutulmuyor veya yeterli seviyede onem verilmiyor tartisilir. Doktorluk bir bilim insanligi olmaktan cikip egosal yarislarin meslegi olma yolunda ilerliyorsa, birileri nasil daha fazla para kazanirimin derdindeyse... kisacasi cikarlar dunyasinda yasiyorsak ve bu cikarin karsiligi guc=paraysa dogal olarak once insanlarin insani kimliginde ciddi sikintilar var demektir. Bagirsak florasini kim neden dusunsun ki. Kullandigimiz sampuana yedigimiz meyveye kadar sulfatindan parabenine gdo sundan hormonuna neler neler... Iyilesen flora yeniden bozulur merak etme 😊 (bu arada psikologlar ilac yazma). Emegine saglik
doktormusunuz siz
@altunakarli. Sadece arastirmayi seven biriyim
hmm
herseyi en kucuk detayına kadar inceliyorsunuz
tebrik ederim :)
@altunakarli. Detayciyimdirda kime ve neye gore 😊 tipci degilim burada bilgelik taslayamam. Genel bilgiler
tabi orası öyle
Islenmis gidalarin bir nevi zehir olabildigini biliyorum. Acikcasi bu kadar detay bilgiye sahip olmasamda bildiklerim beslenme vb konularda dikkat etmemi zaten sagliyor. Tesekkurler
Kesinlikle ilişki kurulduğuna şaşırmadım zira kana geçen bütün besinler ve tıbbı ilaçlar bağırsaklardan süzülüp geçtiği için demek ki o bölgede bir hasara veya daha farklı bir ortama sebep oluyormuş.. bu biraz da toplumsal bakış açısıyla yeni gelen nesil bu konuda biraz daha bilgili sanki.. herşeyden önce en önemli olan şey besinlerdeki vitaminleri az çok bilip besinleri sadece uygun olduğu ve olgunlaştığı zaman aralığında toplayıp tüketmek.. mesele C vitamini istiyorsak bunu daha çok kış meyve sebzelerin de aramak daha doğru.. ilaç şirketlerine gelince o iş tamamen vicdani olduğu için insanlar paraya vicdanını satmış durumdalar uyarmalarını beklemiyorum..
Parayla insan herşeyi satın alabileceğini düşündükçe bu sorunlar bitmez. Paranın prim yapmasını minimize etmek lazım önce.
Evet okuyunca neden olmasın diye düşünüyor insan. Tabii sizin yazdığınız hariç bu konuda bir bilgim yok, o yüzden bunu bir kesin bilgi olarak göremedim ama ikna edici. Bunun dışında, günümüzde insanın kendi kendini iyileştirebileceğini düşünmüyorum her hastalık için. Artık yediklerimizin yüzde kaçı doğal ki vücudumuza güvenebilelim her hastalığı atlatır diye? Yine de ilaç sektörünün para peşinde olduğu bir gerçek. Benim düşüncemse insanların daha kısa sürede iyileştirebileceği durumlarda dahi, tedavi sürecini uzatıp uzun vadede insanları sömürmek.
Benim düşüncemse, bu sektörün insanları daha kısa sürede iyileştirebileceği durumlarda bile tedavi sürecini uzatıp uzun vadede insanları sömürmesi. *
Modern tıp yalan dolan. En eski ilaç 50 senelik. Onu da artık "eski ilaç" diye kimse tercih etmiyor.
Beslenme ile ilgili yaklaşımlar oldukça doğru ama eksikler var. Yediklerimize ilave olarak aynı zamanda elektrik yükü de insan hayatını oldukça etkiliyor.
İnsan vücudu -0,7 mV elektrikle çalışıyor. Sinir yollarının kesiştiği bazı noktalar mevcut. Bu noktalarda elektrik yükü -0,3 mV'a kadar çıkabiliyor.
Eğer siz, yedikleriniz kadar elektrik yükünüze de dikkat etmezseniz buradaki elektrik akımı bozulduğu için çok ağır hastalıklara tutukup kutu kutu ilaç içebiliyorsunuz.
Ne yersen osun mottosuna ek olarak "ne düşünürsen osun" kuralını da eklemek gerekiyor.
Ne yediğiniz ve ne düşündüğünüze dikkat edin
Şeker niyetiyle ilaç kullananlar çok maalesef ülkemizde ciddi bir sorun.
Antibiyotikler konusunda uzmanlar uyarıyor ama netice ortada.
Her ilaç her insana aynı etkiyi yapmıyor. Basit M. Diye ağrı kesici ile kafayı bulmuştum.
Bir iki ay önce zona tedavi seti bir işe yaramadı ilaç sonrası yeni leke obekleri ve alerji oluştu.
Doktorlar ve ilaç firmaları duruma el almalı bence.
Ben psikolojik de kaynaklı olduğunu düşünüyorum.
Bağışıklık Sistemi çok önemli tabi geçen yıl sağlıksız beslenirken kışı hasta geçirdim ben de.
Sana bir anımı anlatayım kardeşim. Kızım 6 aylıktı; ormana yakın bir bölgede yaşadığımız için, böcek ya da sinek ısırığıyla çok karşılaşırdık. Isırık iz yapar, en çok 2 günde geçerdi. Eşim babasına gittiği bir gün, aynı durumla karşılaşmışlar, kayın peder doktora gösterip merhem almış, inanırmısın 3 ayda zor geçti.
kısmen haklısın. Ilac sektörünün kapitalizmin sıkı bir parçası haline geldiğini inkar etmek zaten aptallık olur.
kimi ilaçlar insan bedenini kendine muhtaç kılıp yoksunluga sebep olsa da bazı ilaçlar hayat ciddi hastalıklardan koruyabiliyor tedabi edebiliyor veya yayat kurtarabiliyor.
Senin insan vücudu hakkında söylediklerine ise katılmıyorum. Mükemmel tasarım yok. Ve sağlıklı beslenerek her başlıktan kurtulmak mümkün değil bunu yeni dogan bebeklerden de anlamak mumkun.
insan vücudu tüm hastalıklara karşı koyamaz korunamaz çünkü insanı etkileyen onlarca sebep vardır. Genler yaşanılan coğrafya iklim toprak özellikleri toprak özelliklerine bağlı olarak tüketilen gıdalar vs.
Düzgün bir genetigin yoksa istediğin kadar sağlık beslen, hastalık gelip seni bulur.
Kimse bağırsakların önemsiz olduğunu söyleyemez burada =). Üstelik kilo almak için bir dönem deli gibi karbonhidrat abandım vücuduma ve fena halde rahatsızlandım. Hala daha karbonhidrat yüklü yiyecekleri tüketirken problem yaşıyorum. ANCAK:
Varsa neden gerçekleri anlatmıyorlar da modern tıp adı altında ilaçlarla insanları zehirliyorlar? Doğada insan hariç hiç bir canlı kimyasal ilaçları atarak iyileşme ihtiyacı duymuyor. Muhtemelen bu ilaç endüstrisinin çarkı hep dönsün diye bunlar var. Ben, vücudun kendini her şeye karşı savunabilecek kadar mükemmel olduğunu düşünüyorum.
Böyle bir şey yok. Komple teorileri üretmeyi bırakalım.
Yüce rabbim bizi nelerle imtihan ediyor bir kez daha gördük.
Bağılıklık sistemi tek başına bir hiç bu kısmı düzeltelim sinir, sindirim ve dolaşım sistemi olmazsa olmaz. öyle bir denge ki hormon salgılanmadığında nasıl tüm vücudu etkiliyorsa, bağırsak salınımları veya flolarasının besin sindirimide yetersizliğide bir o kadar etkiliyor.
Artık herkesin bildiği temel sorun hazır gıdalar ve katkı maddeleri.
Bu konuda yayınlar çıkıyor ama hiçbir hükümet tam zamanında bu olaya bir el atamıyor. İşte sorunlar burada başlıyor. Ülkemide hala bu konuda çok eksiklikler var. Üstelik çıkan yasaların sebepleride aslında insan sağlığını korumaktan başka herşeyi savunuyor gibi
Birde tıptan ziyade alternatif tıbbın (çakma tıp) bizi daha çok zehirlediğini düşünüyorum. Teşekkür ederim bence faydalı bir konuydu
evinize zeytin yagı ve tereyağından başka yag sokmayın bal her daım sofralarınızda olsun özellıkle aç karnına ve yoğurdu marketlerden almayın hazır süt degilde evlere servis yapan sütçülerden süt alıp yoğurt çalın zahmetlıde bır iş değil yoğurt çalmak kımya sektöründe çalışıyorum ve bizim sanayı için kullandığımız kımyasallar aynı zamnda yedıklerımızde ve gıydıklerımızdede kullanılıyor örnek vermek gerekırse kostik yanı tıkanan wc lerı açmak için kullanılan bir kimyasal bulaşık sabunlarında var iyi durulayın kızlar tavuk etınden uzak durun mumkun olduğu kadar yazacak çok şey var aslında
Benim görüşüm bağışıklık sisteminin doğru çalışmsı için Spor yapmamız lazım en doğrusuda günde 1 saat Yürüyüş ama düzenli olarak yani her gün, nasıl yemeye uykuya ihtiyacımız varsa harekete de ihtiyacı var vücüdun, Bağışıklık , metabolizmayı sindirimin iyi çalışması hareketlilikten spor'dan geçer, Bağırsaklar beynimizden daha ön planda yani ana beyin bağırsak ve mide diyebiliriz insanda bir rahatsızlık olunca hastalanma en önce bağırsak'lar mide etkilenir, İlaçlardan kesin olarak uzak durulmalı her daim, Sağlıklı yürüyüşler ve mutlu hayatlar arkadaşlar.
Benim görüşüm şu yönde. Doktorlar belki o hastalığın köküne inerek o hücreyi/dokuyu iyileştirebilme gibi bir güce ( ameliyat dışında ) sahip değiller. Ama bunu dolaylı yoldan çözmeyi amaçlıyor olabilirler. Mesela bir çok bakteri vücudumuza kan yoluyla yayılır. Hastalığın başladığı organ/doku tam olarak tespit edilemeyeceği için kan yoluyla yayılan zararlı bakterileri yine aynı şekilde diğer organlara yayılmadan önlemek amaçlanabilir. Örneğin kalpte başlayan bir krizi direkt olarak kalbe bir ilaçla enjekte edemezler. Ama kalp krizine karşı gelecek antibakteriyel içeren kuvvetli ilaçları kanyoluna enjekte ederek veya anal olarak ilave ederek kan hücrelerinde biriken zararlı bakterileri oyalayabilir ve geriye kalan antibakteriyel maddeleri vücuda yayabilir.
örnek vermeye çalışmissin güzel ama kanında bu olayları yaşayan hasta yogun bakımda son günlerini yaşıyordur
@hadisensoyle tabiki olayın ilahi takdir dediğimiz ya geç kalınmışlık ya da yanlış veya bilgisizce uygulanmış tedavi yönleri de olabiliyor. Erken teşhiisin son derece önemli olduğu açıkça her yerde vurgulanır. Bu sebeple bana bir şey olmaz değil, yapmazsam olmaz demeliyiz.
antibiyotikten her zaman ailecek kacinmisizdir cunku antibiyotik gercekten dedigi gibi zehirden farkli bir sey degil cogu hastalik psikolojik ve anti depresan gibi seyler sadece para kazanmak icin var mesela biz turkler olarak cok gunesli bir ulkede yasiyoken bol bol d vitaminini guneslenerek alabiliyorken gidip deli gibi vitamin d haplarina paralarimizi harciyoruz ben derim ki hastaligin altinda illaki psikolojik bir sey yatar
akıllı kızsın.
bana kalırsa bu durum tam bizim milletimize göre çünkü en ufak bir grip cart curt fark edince hemen antibiyotik veriyoruz ki bu da barsak florasını tamamen yok ediyor yararlı bakterileri beraberinde götürüyor onun dışında karaciğer hastalıkları ki özellikle ülseratif kolik -kendisi akut bir rahatsızlıktır- çok etkili. onun dışında GİS hastalıkları vs vs çoğaltılabilir yani
Ben üzülüyorum insanların haline. Çoğu gerçeği bilmiyorlar.
maalesef..
ailecek birkaç aydır natasha campbell in bu diyetini uygulamaya çalışıyoruz henüz girişin de giriş aşamasındayız. Videolari izledik babam ve ben kitabı okuyoruz ayrıca gaps diyeti için özel olarak çalışan kişileri de araştırıyoruz şuana kadar şekeri kesmeye başladk ve ekmeği azaltmaya çalışıyoruz yemeklere bol bol et suyu katıyoruz balık yiyoruz haberim var yani
Zaten hastaliklarin nerdeyse hepsinin bağırsak florasının bozukluğundan kaynaklandığını hipokrat da önceden söylemiş. Eğer videoyu izlerseniz Dr natasha zaten bunu diyor hipokratin izinden gittim diyor zaten kendisi hem nöroloji hem de beslenme alanında uzman. Örneklerinde de -bugün o metni okuduk- orta seviyeden daha fazla ilerlemiş olan otizmli bir çocuğa bu diyeti uygulayinca çocuğunuz konuşamaz asla dediği doktorlar yalan olmuş çocuk oldukça sosyal ve normal bir çocuk olmuş
senin gibi birini görmek ne güzel :)
ben kendim başlangıcı verdim fakat ailem vurdumduymaz anlatamıyorum onlara gerçeği. senin kadar şanslı değilim maalesef...
Babam doktor ondan olabilir ☺ Her şey canan Karatay la başladı kadını 4 saat boyunca Habertürk de izledik somra babam biraz daha araştırmış ve bu kadını bulmus derhal kitabını aldık artık her yemeğimizde et suyu var. Aslında CD Türkçe dublajlı olsa da ailene izletsen çünkü izlenilenler gorsel hafızaya daha çok hitap ettiği için insanların daha fazla ilgisini çekebiliyor. Zaten kadın anlaşılmayan bir şekilde değil oldukça acik ve net biçimde anlatmış. Valla bu diyetten haberi olanları gormek de güzel benim için 😊 umarim ailen yakında anlar. En azından yemeklere et suyu katmasini söyleyebilirsin lezzetli oluyor de faydasını bildigin sana kalsın 😊
Fark etmiyor onlar için, bir kulaktan giriyo diğerinden çıkıyor genelde. Görselleri de çok izlediler tv programlarında.
Neden peki inanmiyorlar bu kadın en başta doktor bir doktor olarak da mı guvenmiyorlar kadının yaptığı binlerce çalışma var iyileştirdiği binlerce hasta... Hiçbiri mi kanıt değil doğru olduğuna?
Dediğin şeyleri görünce tasdikliyorlar fakat eski kafa oldukları için derin düşünemiyorlar. sadece biraz eğitim ve düz mantıklıktan çıkmaları gerekiyor o da zor.
Anladım haklisin bu dakikadan sonra uğraşmak istemiyorlar
Biraz zahmetli bir diyet zaten bazı yönlerden. Yaşları da ilerlemisse uğraşmak istemeyeceklerdir
çok da yaşlı sayılmazlar 52-51 yaşlarındalar.
Aslında uğraşırlar fakat ciddiye almıyorlar.
Teknik birikimleri yok, biraz da ilgilerini çekmiyor ne bilim farklı şeyler var eski kafa diye tanımlıyorum ben şahsen.
Sen daha iyi tanıyorsun sonuçta öyle diyorsan öyledir 😊
Bu saatte okursam kafam karışır yeni kitaptan kalktm😊
pardon yanlışlıkla linki sana attım :)
değil😊
Önemli değil😊
sindirimin son aşamasından baş vermeleri mantıklı aslında. ve tabi ki elbette ki, ilaç sektörü kocaman. ne kanser gibi tedavisi bulanabilecek hastalıkların önünü açarlar ne de psikolojik hastalıkları ilaçla yenebilmenin saçmalığını kabul ederler. yani sistemin adı kapitalizm. hümanizm olsaydı sistem, belki olurdu bu. şu an olmaz yani, sistem ha.
aynen
Şimdi dünyada ilaç sektörü denen çok önemli ve bir o kadarda tehlikeli bir sektör var. Bu sektörün baronları insanları uzun zamandır zehirliyorlar. Senin benim gibi bazı insanlarda yavaş yavaş uyanıyor artık. Tamam belki çok klişe olıcak ama; eskiden ilaçlar mı vardı, doğada insan kendi tedavisini bulurdu. Bu ilaçlar çıktığından beri gün yüzü göremedik. Son olarak iğrenç bir espri ile bitiriyorum dostum; bu ilaçları bağırsak da satacaklar, bağırmasak da.. 😊
:D :D
Dostum olaya farkli bir bakis acisi getiriyorum bende senin gibi arastirma yapmayi bir hayli seven biriyim ve aslinda yaptigin bu ufak kesif icin belirli arastirma metodlari kullandin ve bu bilgiye ulastin ve meslegi bundan ibaret olan insanlar bunun icin yetismis insanlar problemi coktan cozmustur bile ama dunya farkli bir yer ve lidyalilarin baslattigi para dunyanin en zalim temellerini atti su an dunyada olumsuzluk var olabilir veya petrolsuz bir yasam ilacsiz yasam ama eczaciligin insanlara kattigi sermayeyi bir dusun dostum kanserin tedevisi bulunmadimi saniyorsun ama farkli farkli kanser ilaclari para demek yani icatlarin ve bilmin saklandigi bu dunyada uykudan uyanmaya calisan 3 5 arastirmaci beyiniz ama elimizden pek bir sey gelmez dostum iyi geceler
düşüncelerimin tamamını yazmışsın eline sağlık, aynı düşünüyorum seninle.
İnsanlar bilinçlensin diye bir umuttur çabalıyorum az da olsa.
Seninde ellerine saglik dostum insanlarin bilinclenmesi gerekiyor bu tur yazilar cok iyi hala farkindalik yaratmaya calisan insanlar var emegine saglik
su sitede gordugum en faydali paylasimlardan gercekten tebrik ederim
ilac konusunda soylediklerinin hepsi %100 gecerli uzun zamandir cevreme bunu anlatmaya calisiyorum cok cok mecbur kalmadiktan sonra asla antibiyotik agri kesici ilac vs kullanmam hicbir yan etkisi vs olmasa bile en kotusu bagisiklik sistemini zayiflatiyor ve kisi hem psikolojik olarak hemde fiziksel olarak ilac olmadan iyilesemeyecegini dusunmeye baslayip en ufak seylerde bile hemen ilac arar hale geliyor ne yazikki
Teşekkürler hocam. ben bu gerçeği başta aileme bile anlatamıyorum. Bari bu tür platformlarda anlatayım da ciddiye alanlar çevresindekilere yaysınlar umuduyla yazdım bunu.
Evet insan vücudunun döngüsü ince bağırsakda başlar fakat neden bozulur bu bağırsak florası sebebi stres tir çünkü stres midedeki asidi arttırır bu yüzden bağırsaklara gitmesi gereken bütün yararlı bakteriler mide asidi içinde ölür... zaten asit düzeni bozulmuş bir mideye gönderdiğiniz hazır yiyecekler de ateşe benzin dökmek gibidir derim...(paylaşım için teşekkürler )
teşekkürler bu bilgi de güzeldi. araştıracam bunu da.
rica ederim , uzmanlar özellikle kefiri yararlı bakteri açısından önerir çünkü kefirdeki yararlı bakteri miktarı çok yüksek olduğundan mide asitinden bir miktar dahi olsa kurtulup bağırsaklara ulaşabilir...
Doğru, kefir en çok yararlı bakteri çeşidini içeren fermente besin fakat önce bağırsaktaki patojenleri diyetle zayıflatmak şart hocam. yoksa sonuç hüsran. sıkı bir GAPS diyeti de 5 ay sürüyor en az.
Haklısın bende bu diyete bir göz atıcam teşekkürler...
Yediğin herşey sana etki eder hatta karakterine bile. Parayla satın aldığımız arabamıza , motoru bozulmasın diye koyduğumuz yakıtın bile kalitesine dikkat ederken paha biçilemeyecek mükemmel bir makina olan vücudumuzun yakıtı olan yiyeceklerimize dikkat etmediğimiz sürece hastalıklardan yakayı kurtarmak hayal olur. Bence güzel ve faydalı bir yazı
Aynen hocam. keşke herkes bilinçli olsa. elimden geldiğince insanları bilinçlendirip bu ilaç endüstrisini elimde olsa yakıp yıkmak istiyorum. İnsanların sağlıklarını alt üst ediyorlar.
içtiğim ilaçların haddi hesabı yok. kişi mutsuz olduğunda bağışıklığı zayıflar ve daha çabuk hasta olur mutlu olduğunda ise daha dirençli olur. bu yüzden çoğu kitapta gün içinde gülmek için bir nedeniniz olmasa bile aynanın karşısına geçin ve kendinizi sevin güzel cümleler kurun kendinize motive olun ve gülümseyin mutlaka yazıyor. tabi hiç birimiz yapmayız saçma gelir
işte o bağışıklık çöktüğünde patojenler yer etmiş oluyor bağırsaklarında. faydalı bakterilerini baskılıyorlar ve hastalıklar başlıyor.
evet malesef. sağlıklı yaşamın gerektirdiklerini yaptığımızda bu tarz sorunlar olmuyor işte. yürüyüş gibi spor gibi kendine zaman ayrımak gibi falan
Kefir için... Devamlı dolapta bulunsun... Ve sakatat yiyin... Kelle, paça, ciğer, Hiç bir şey yok bulamıyorum diyen kasaptan kemik alıp kısık ateşte 4 saat kaynatsın... Çıkan suyu ile pilav, çorba, yemek ne isterseniz yapın... Barsakların ve vücudun ilacı... İçine biraz limon sıkıp bir kaçta sarımsak atın...
EK... Her türlü hastalıklara ve özellikle kansere karşı vücudu koruyan BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİN % 90 kısmı bağırsaklarda yer alıyor... Üstte yazdıklarıma ilave devamlı ev yapımı yoğurt yiyin... Kanserin düşmanı bunlar... BÖÖÖÖÖÖ... AYYYYYY PİS KOKUYOOORRRRR... BEN AĞZIMA VURMAAAAMMMMMM... Demeyin.. Can ilacı bunlar...
Sürekli ilaç kullanmanın bağırsak florasini bozduğunu bende duymuştum. Ama tansiyon, şeker, kalp rahatsızlıkları gibi ömür boyu ilaç kullanılması gerekilen hastalıklar da yapılacak başka birşey yok maalesef. Ama ilaçların yaptığı tahribatı en aza indirmek için bazı besinlerin tüketimine ağırlık vermek gerekiyor. Özellikle su içmenin önemi büyük ilacı çabucak dışarı atma da.
Haklısın fakat vücut yine tansiyon, şeker ve kalk rahatsızlıklarını düzeltebilecek kadar mükemmel yapıda. uzun sürede de tedavi etmiş olsa da doğal olarak ediyor :) ama ilaçlardan kısa sürede mucize bekliyor insanlar. Bu diyet bağışıklığı en iyi hale getirmeyi amaçlıyor. bağışıklığı en iyi hale gelen vücutta hastalıklar yer bulamıyor. Kalbin kendini tamamen yenileme süresi 20 yıl olduğunu duymuştum bu arada. Göz hariç her doku/organ kendini yenileyebiliyor.
doğada ilaç diye birşey yok ben hala görüşümü savunuyorum.
anneannen için üzgünüm fakat herkes kendi ektiğini biçer. ne yiyorsan osun. Kimyasal ilaçlar sadece süreci hızlandırıyor fakat uzun vadede başka yerlerin dengesini bozuyor çünkü doğal bir işlem değil.
Güzel bir yazı olmuş, bende sahip olduğumuz birçok hastalığın yediklerimizden kaynaklı olduğunu düşünüyorum. İçerği hakkında gram fikrimiz olmayan bir sürü şey tüketiyoruz. Bunların vücudumuza verdiği zararlarıda türlü kimyasallar (ilaç adı verilen zehirler) ile "bastırıyoruz."Ne kadar yararlı tartışılır. Bu konuyu niçin araştırdınız, mesleğiniz ya da okuduğunuz bölüm falan mı gerektirdi?
bende sebaroik dermatit denen kıl bir egzama türü var tıpta tedavisi yok deniyor ama tamamen bu anlattığım şeyden kaynaklandığını öğrendim araştırırken.
Özellikle hazır kek çikolata gibi emülgatör süt tozu gibi gıdalardaki maddeler koltuk altı bölgesinde kaşıntı egzema ile dışarı atılmaya çalıştığını kendimden bliyorum.
egzama ile bağışıklık alarm vermekte bir şeyi dışarı atmaya çalışıyor bu konuda karaciğer ve böbrek işlevsel görünmediği için geriye deri kalıyor. Karaciğer temizliği konusuna bakmanızı tavsiye ederim. Derman olabilir 1-3-7 günlük şifa oruçları var tavsiye ederim.
Bu nasil birsey acaba gecen gun bende cilt problemim hakkinda yazdigim yaziya bu cevabi aldim, burun cevresi, alin bolgesinde soyulma kizariklik falan..😏
maalesef sektör oluştuğunda bundan çok insan ekmek yiyor diyerek ranttan vazgeçmek istemiyorlar, nezle 1 haftadır, ilaç alsanda geçer almasında, hemen daya antibiyotigi 1 günde mi geciriyor, grip aşısı oluyor genede grip oluyor ne oldu diyorsun vurulmasam daha kötü olacaktım diyor satan memnun alan memnun. yazık ki koyun gibi bir ulkeyiz
aynen öyle.
Para kazanmak rayından sapmış durumda herkeste para hırsı olduğu sürece daha da kötüye gidecektir. İnsanlar doğal yaşama dönüp kendileri ekip biçmek zorunda.
Evet candida maya mantarı şu anda çekiyorum alerjilerim arttı üst solunum yolları hastalıkları arttı tedavi olacağım kismetse büyük şehirde yasiyorsan alternatif tipla uğraşan doktorları tavsiye ederim özellikle bu hastalığın özel bir diyeti var tedavisi var
Ben bu flora tedavisini doktor isteğiyle yaptım hiç bir işe yaramadı kardeşim ben psikolojik danışmanlık okuyorum ve evet var ama her hastalık belirtisini bu bozulmaya bağlamanın anlamı yok bu hastalıkların çoğunun nedeni belli bana siz biraz komplo teorilerine inanıyorsunuz gibi geliyor tıpkı canan karataya inanan insanlar gibi
sende yaramadı diye başkasında yaramayacak anlamına gelmez.
ayrıca bilemeyiz hangi şartlarda floranı düzeltmeye çalıştığını. Diyete tam olarak uydun mu uymadın mı soru işareti hepsi. Sabırsız adam başaramaz zaten.
ben genel konuştum.
Özellikle , bol su , bol c vitamini tüketimi (limon başda ) , zeytinyaği tuketimi , az karbonidrat , abur cuubur ve islenmiş gida tuketmemek , d vitamini almak.. Bol yoğurt tuketmek , ozellikle geceleri yatmadan evvel yogurt + limon + karnimiz çok aç ise tarçin ilavesi bu karişima.
Sindirim sistemi yavaşlarsa , karinda şiskinlkk olursa diyet sirasnda , kayisi ve
Tavuklu bezelye iyebilirsiniz , youtubede daha detayli tarifler bulabilirsiniz.
Kisaca
Az şeker , az tuz , az ekmek
130 kilodan 100 kiloya düşdum bu uyguladiklarim sayesinde.
Bunlari uyguladiğimizda hem sağlikli diyet hem sağlikli vucut hemde hastalklardan korunucaz , vucutumuz randimanli çalişmaya başlayacak.
Sadece sindirim sistemi değil , karaciğer başda rahatliyacak boylelikle butun vucut yaşamin tadina varacakdir..
fikir ya da dusuncen kendin capında haklı oldugun ortada bana kalırsada bagıklık sistemiyle alakalı hastalıklar dogrudurr benim düşüncemde bu yönde mutluluk hormonuda buna dahildir mutluluk hormonlarının nelere iyi geldigi konusunda bir düşünceniz bulunmuyor
onların hepsini biliyorum dostum, yazı uzun olmasın diye yüzeysel anlattım yoksa okumuyorlar.
Tıbbın dehası İbn-i Sinâ der ki;
"Ben bütün tıbbı "az yemekte" topladım."
Hastalıkların temelinde çok yemek yatar..
Az yemek, doymadan kalkmak ise sünnettir..
1400 yıl önce sağlığın temeli az yemek olduğu gösterilmiş..
#Vesselam
inan hocam bunu ben de gözlemledim kendimde. cilt hücrelerimde kolajen üretimini hissedebiliyorum desem bana kafayı yemiş diyebilirsin. yemek yemediğim ve uzun süre aç bıraktığımda özellikle bunu fark ettim.
bende uzun süredir ilaçların 1 yeri iyileştirirken 2 yere zarar verdiğini düşünüyordum. Ya ilaçlar çok büyük kimyasallar ve gerçekten çook zora kalmadıkça kullanılmaması gerekli. Fakat örneğin Allah göstermesin kanser diye bir hastalık var, buna bağışıklık sistemi tek başına çözüm olamaz
olur dostum :) bağışıklık sistemin kanseri bile savunabiliyor eğer iyiyse :)
örneği var mı? hiç ilaç kullanmadan kanseri atlatan? Fazla eski değil, bundan 50 yıl önce köyde çok kolay tedavisi olan hastalıklardan insanlar ölüyordu, üstelik beslenmenin en doğal olduğu yer olan köyde :) Birde astım gibi çözümü olmayan rahatsızlıklar var mesela, astım hastaları devamlı ilaç kullanır. İlaçlar her ne kadar çok zararlıda olsalar, bazen mecburuz kullanmaya :)
Güzel bir paylaşım. Daha da güzeli ise baya rağbet görmesi paylaşımının. Sitede ki üyelerin durumu sandığım kadar vahim değilmiş... Buna ne kadar sevindim bilemezsin. :D
haha ben de şaşırdım gerçekten. baya etkili görüşler yapıldı :D
Yok bu sefer gerçek :d
bu konuya burada rastlamak beni şaşırttı.
bu sistem hala araştırılır ve tam olarak bilinemez. beyin kadar gizemini korumaktadır.
milyonlarca dolarlık pasta varken elbette insanlara ilaç tavsiyeleri yapılacaktır.
pekçok besin eski değerinden kat kat aşağı seviyede.
hazır ve paket gıdaların haricinde artık pazar ürünleri sebze meyveler bile sağlıklı olmaktan çok uzak... et ürünleri de faydadan çok zarar verecek durumda. içmek zorunda olduğumuz su bile kireç ve pekçok zehir barındırmakta
İnsanlar paraya tapmayı bırakıp doğaya dönüp kendi ekip biçtiği sürece hiçbi sorun kalmayacaktır. İnsan doğası rayından sapmış durumda şu an.
Vücuttaki hastalıkların köküne inildikçe sebepi düşünce beyin düşünce şekliniz ortaya çıkar. Gerçekten ne kadar ilginçtirki her hastalığın rahatsızlığın neden kaynaklandığı psikolojik olarak bulunmuştur. Ben nerden biliyorum bu kitaptan ve deneyimlerimden static.arkadas.com.tr/.../...059030052_Default.jpg tavsiye ederim
Probiyotik içeren gıdalar tüketmek gerekir. Bağırsak ya da mide rahatsızlıklarında genellikle antibiyotik ilaçlar kullanımı sık sık kullanıldığında patojen bakterileri yok eder ama iyi bakterileride yok eder.
doğru fakat bağırsak çeperlerinde yuva kurmuş patojenler bir müddet sonra antibiyotiklere karşı direnç geliştirip sayısını çoğalttıkça çoğaltıyorlar ve bunlar karbonhidratlarla beslenip çoğalıyorlar. kan yoluyla toksik etkileri tüm vücuda yayılıyor. probiyotikler bir müddet sonra bunlara besin maddesi olarak iş görüyor. probiyotikten önce bunların bağırsaktaki sayısını azaltacak adımlar atılarak toksinler vücuttan dışarı atılmalı. GAPS ve benzer diyetler bunun için varlar.
İnsanda hastalık sebebi olabilen faktörlerin %90'ı beslenme yoluyla vücuda alınmaktadır. Beslenme/ Gıda yoluyla alınan maddelerden bazıları bünyenin zayıf olduğu bir anda hücrelerde değişim yaparak hastalık olmasına sebep olmaktadır. Bundan dolayı en çok bünyemizin güçlü olmadına dikkat etmeliyiz. En ufak ağrı veya rahatsızlıkta hemen ilaçlara sarılınca vücudun savunma mekanizması zayıflamakta
Sindirim sistemi, yediklerimizden, içtiklerimizden isyanını bu şekilde dile getiriyor. Nüfus artışına endüstrinin cevabı sağlığımızı umursamayacak kadar canavarlaşıyorsa, öze dönerek, sağlıklı beslenmeyi tercih etmeliyiz.
aynen
Büyük ülkeler ilaç satışından o kadar çok para kazanıyorlar ki hiçbir hastalığın yok olmasını istemezler her yeni hastalık onlar için trilyonlar demek her çoğalan hastalık onlar için para demek tarihi tam hatırlamıyorum ama 2000 li yıllarda avrupalı bir bilim adamı kansere kalıcı çare bulmuş bulduktan sonra adam sırra kadem basmış ne oldu ne geldi başına kimse bilmiyor.
Bağırsakta yaşayanların dengesi bozulunca yukarıda yazdıkların olur. Vücudumuz kendi hücreleri, ve birlikte olduğu diğer yaşayanlarla kendini idame ettirir. Bu yaşayanların bazılarını öldürmemiz çok zararlı gelişmelere yol açabilir.
Ve dikkatini çekerim bağırsak hastalıkları, bu sistemin bozulması ile ölenler çok fazladır ve ciddi bağırsak hastalıkları en ölümcül sonuçları verirler. Bağırsağın çalışmaması, tıkanması en kötü şeydir.
Ki bu ilaçların bizi ne kadar koruduğu da bir soru işareti. Bugün sürekli alınan ilaçlar nedeniyle virüslerin bunlara karşı bağışıklık kazandığı ve ilaçların etkisini yitirdiği bir gerçek. Hastalıklardan korunmanın tek yöntemi sağlıklı bir bağışıklık. Bu da %100 doğal ve sağlıklı beslenmedir.
sindirim sistemini bir üretim bandı olarak ele alırsak, evet, bu bandın herhangi bir aşamasında ortaya çıkan darboğaz evvelindeki aşamaları da düzensizleştirir. bağırsaklarda yaşanan bir yavaşlama bütün sistemi olumsuz etkiler. bir mühendisin elinden çıkan bu açıklamayı mazur görmek lazım :D ilgi alanım değildir normalde. :D
Çok güzel bir yazı ve kaynak teşekkür ediyorum.
Sayfama ziyaretinizi bekliyorum:
https://www.facebook.com/sifavehayat1/
Dikkate alınması gereken orjinal bir bilgi yaradılış harikası insanın ne kadar ayrıntılı ve karmaşık bir yapıya sahip olduğunu bu gibi güncel bilgilerin sürekli değişkenlik gösterdiğinden anlaşılıyor bilim ne kadar ilerlerse ilerlesin hiçbir zaman tam bir sonuca varılamayacağı ap açık ortada ama bu durum bu yeni bilgilerin gerçekçiliğinide tabiki etkilemeyecektir teşekkürler...
Madem soruna davet etmişsin ve araştırma yapmayı seviyorsun.
Bunu da izle.
Bunu yarısından itibaren canlı izlemiştim ama videoyu yolladın saol tamamını izliycem :) güzel bir video bu
herşeyi ilaç sektörüne kitliyosunuz ama doktorları hesaba katmadınız kaç tane doktor reçetede ilaç yerine sağlıklı olman için yemen gerekenleri veriyor insanları doktorlar da bir okadar zehirliyo bence
Onlar da işin içinde. Kapitalizm onları da içine çekiyor bu işin onlar da farkındalar bunun. Yavuz dizdar gibi doktorlar bunu kabul ediyor.
İlaçlar zaten hastalığı yok etmek için yapılmamış. Bildiğim kadarıyla vücuda giren yabancı maddelerin üzerine tutunuyor ve bir şekilde vücudun bağışıklık sisteminin harekete geçmesini sağlıyor. Her fırsat bulduğumuzda hap içmek de sakıncalı. A vücut bu ilaçlara bir şekilde alışırsa? Ki bence alışacaktır. Yemek konusunda seçiciyimdir, ancak öyle her ilacı da içmem. Meyve sebze yeyin yahu daha iyi sonuç veriyor :D
Değerli arkadaşlar,
Sevgili kardeşimiz @asosyal_herif 'in paylaştığı bu yazı bilimsel olarak doğrudur.
Kanıtlanmıştır.
Psikiyatrik rahatsızlıkların bile hemen hemen birçoğu bağırsaklarla ilgilidir
Bu yüzden yediğinize içtiğine ve nasıl sıçtığınıza dikkat edin.
Selamlarımla
Bilgilendirme açısından güzel bir anlatım. Bağırsak florasını toplumda neredeyse kimse umursamaz. Halbuki umursamadığımız şeyler gün gelir sorun çıkarabilir. En doğrusu doğal yollardan sağlıklı bir biçimde beslenmek. İnce bağırsak epey uzundur. O yüzden de yüksek risk taşıyan bölümlerden birisi olsa gerek.
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?
En İyi Cevaplar