Günümüzde herkesin en büyük sorunu kilo. İnsanlar kilo vermeyi ve güzel gözükmeyi çok istiyor ancak yemek yemeyi de bırakmak istemiyor. Peki nasıl olacak bu iş? Sizin için derleyip topladığım ve kendi üzerimde işe yarayan bir kaç yol sunmak sunmak istiyorum.
1- En bilindik yol: "Spor"

Hepimiz biliyoruz ki kilo vermek için yapılması gereken şeylerin başına spor yapmak geliyor. Ancak spor salonlarının ücreti pek de az değil. Eee o zaman biz ne yapalım? İp atlayalım! İp atlamak en güzel kilo verme yöntemidir. Sadece yarım saat ip atlama ile bile çok güzel kalori yakabilirsiniz. Bunun dışında zayıflatmak istediğiniz bölgeye göre evde uygulayabileceğiniz egzersizler araştırın. Mesela üst bacağınızı inceltmek için squat deneyebilirsiniz. İnternet elinizin altında, tembel olmayın ve gidip araştırın.
2- Su sağlıktır!

Zayıflamak için yapmanız şeylerden biri de bolca su içmektir. Su metabolizmayı hızlandırır, mideyi doldurarak tokluk hissi verir. Şahsen günde en az 3 litre su içiyorum. Tavsiye de ederim. Eğer su içmeyi unutuyor ve bir türlü 3 litreye ulaşamıyorsanız telefonunuza Aqualert uygulamasını indirin. Size kilonuza ve aktifliğinize göre günlük içmeniz gerek su miktarını söyleyecek ve gün boyunca size su içmenizi hatırlatacaktır.
3- Daha fazla abur cubur yok.

Gerçekten zayıflamak istiyorsunuz şunları kesmeniz gerekiyor. Ne sizi doyurduğu var, ne de bir yararı. Tatlarının güzel olduğu bir gerçek ama içlerindeki zararlı maddeleri düşününce tatlarının bir önemi kalmıyor malesef. Bağımlılık yapanı mı dersin, kansorejen içeren mi dersin... Eğer illaki ben çikolatasız dayanamam diyorsanız, bitter çikolata deneyin. Ancak bitter çikolata diğerlerine göre daha zararsız diye gidip de bir oturuşta kutuyu bitirmeyin. Günlük bir barın 2 karesi iyi.
4- Ara öğünde ne yiyeceğinizi doğru seçin.

Kahvaltınızı yaptınız fakat bir sonraki öğüne hala daha var. Bir şeyler yemek istiyorsunuz. Ancak ne? İşte bu konuda doğru tercihler yapmalı ve nefsinize yenik düşmemelisiniz. Yediğiniz abur cuburlar sizi doyurmamakla kalmaz aynı zamanda sizi daha da acıktırır. Bu tür durumlarda ilk tercihiniz yoğurt olmalı. Süt ürünü olan yoğurt hem sağlıklı hem de lezzetli bir seçim olacaktır sizin için. Normal yoğurt da yiyebilirsiniz veya evdeki taze meyvelerle "kendi yapmış olduğunuz" meyveli yoğurdunuzu da yiyebilirsiniz. Yoğurt dışında, tuzsuz çerezler, meyve, yulaf gibi şeyler de tercih edebilirsiniz. Meyvelerden greyfurt bu konuda en büyük yardımcınız olacaktır.
5- Dışarıdan yemek yemeyin.

Dışarıya çıktığınız zaman içlerine ne konulduğunu bile doğru düzgün bilmediğiniz şeyleri yemeyin. Özellikle "fast food" adı altında geçen ürünlerden uzak durun. Bunlar sizin düşmanınızdır. Evde yapacağınız bir yemek, dışarıdaki yemeklere göre çok daha sağlıklı olacaktır. Ondan dolayı dışarıda deli gibi acıksanız bile eve gidene kadar bekleyin. Zaten dışarıya çıkacaksınız evden aç çıkmayın. Baktınız olmuyor, dışardasınız ve çok açsınız, en azından fast food dükkanları dışında bir yerden yemek yemeye çalışın.
6- Ekmeği azaltın.

Kültürümüzden dolayı yıllarca "Ekmeksiz yeme, sonra doymazsın, sonra arkandan ağlar bla bla" sözleri ile büyüdük. Ama ekmek malesef zayıflamak isteyenler için o kadar da iyi bir yoldaş değil. Tabi ki her besinden tüketmemiz gerekiyor. Bundan dolayı "emeği kesin" değil, "ekmeği azaltın" diyoruz. Bir oturuşta yarım ekmek bitirmeniz gerçekten iyi bir şey değil. Her hafta bir dilim bir dilim azaltın. Mümkünse beyaz ekmek yerine kepekli ekmek tercih edin. Tadının güzel olmadığını söyleyenlere kepekli ekmeği ısıtıp yemelerini tavsiye ediyorum. Isıttıktan sonraki o çıtır çıtır tadı çok güzel oluyor.
7- Protein dostunuz olsun.

Yemeklerinizde makarna, patates gibi karbonhidrat ağırlıklı besinler yerine tavuk, yumurta, balık gibi protein ağırlıklı besinler tercih edin. Hem size daha fazla enerji verecektir, hem de karbonhidratlara göre daha az kalori almanızı sağlayacaktır. Eğer vejetaryenseniz, gene sorun yok. Protein demek et demek değildir zaten. Tofu, bezelye, süt, fasülye gibi besinleri de tercih edebilirsiniz.
8- Yemeğin yanında ne içeceğiz?

Her ne kadar fark etmesenizde bu soruya verdiğiniz cevapların yarısından fazlası sizin düşmanınız. Gazlı içeceklerin hepsi rezalet. Yarısından fazlası şeker. Kanmayın o renkli kutularına. Tek yapacakları size zarar vermektir. "Ice tea" adı altıyla satılan soğuk çaylarında bir farkı yok. Hem bağımlılık yapıp su gibi içmenize sebep olup, cebinizi yakıyorlar hem de göbek oluşturuyorlar. Bunlardan dolayı ice tea'den kesinlikle vaz geçmeniz lazım. Meyve suyu çok daha iyi bir seçim. Ancak hazır kutu meyve suları değil tabi ki. Onların da pek bir farkı yok. Meyve suyundan kastım kendi evinizde taze, mevsimlik meyvelerle sıkmış olduğunuz meyve suları. Kahvlatı için birebirler. Akşam yemekleri için ise ayranı tercih edebilirsiniz.
9- Tuzu azaltıyoruz, şekere son veriyoruz!

Şeker kullanmayın, ciddili kullanmayın. Çok zor bir şey değil arkadaşlar bu. Her hafta çayınıza attığınız bir kaşık çayı azaltın. En sonunda da şekersiz için. Üstelik şekersiz içtiğiniz zaman asıl çayın tadına varıyorsunuz. Bu kahve için de geçerli. Şeker olmadan ikisinin tadı da çok daha güzel. Ancak aynı şeyi tuz için söyleyemeyeceğim. Tuzu bırakmak malesef şekeri bırakmak kadar kolay değil. Çükü tuzsuz yemek aynı zamanda acayip tatsız oluyor. O yüzden tuzu kesemeyeceğimizden en azından "azaltmaya" bakalım. Mesela patlamış mısırınızı ve yemeğinizi tuzlarken normalde koyduğunuz yarısı kadar koymayı deneyin.
10- Evde fazladan bir şey bulundurmak yok.

Çoğumuz misafir geldiğinde evimizde börek, pasta, tatlı yapıp servis ediyoruz. Ancak hiç bir misafir o tepsinin yarısını bile bitiremiyor tabi ki. Peki o kalan keklere, sarmalara ne oluyor? Hepsi löp löp sizin midenize iniyor. Bundan dolayı fazladan hiç bir şey yapmayın arkadaşlar. Her seferinde "Ya yetmezse?" diye endişe edip koca bir tepsi hazırlıyorsunuz ve her seferinde o tepsinin yarısı artıyor. Yapmayın, hiç mi burnunuz sürtmedi?
11- Oturmaya mı geldik?

Bu dünyaya oturmaya gelmedik. Bütün gün bilgisayar veya televizyon başında oturmanın kimseye bir yararı yok. En azından sık aralıklar ile o ekranların başından kalkın ve evin içinde dolanın. Haftada en az 3 defa, 30 dakikalık temiz hava yürüyüşleri yapın. Yürüyerek gidip gelebileceğiniz yerlere otobüsle gitmeyin. Otobüs yolculuklarınızda ineceğiniz duraktan 2 durak önce inin. Asansörlere son deyip merdivenleri kullanın.
12- Porsiyonunuzu azaltın ve de uzunca çiğneyin.

Hemen değil, yavaş yavaş porsiyonlarınızı azaltmaya bakın arkadaşlar. Bu şekilde mideniz size uyum sağlayacaktır. Üstelik doyduğunuz zaman yemeyi de bırakın. Tabağı illaki bitireceksiniz diye kendinizi şartlandırmayın. Aynı zamanda arkanızdan köpek koşturmuyor, 2 dakikada yemeğinizi yiyip bitirmenize gerek yok. Tadını çıkararak, uzun uzun çiğneyerek yemeğinizi yiyin. Bu şekilde hem beyniniz daha çok yediğinizi sanacak, hem de boğazınıza tıktığınız büyük lokmalardan kurtulacaksın. Yemeğinizi tek başınıza ve televizyon izlemeden seyretmenizi de kesinlikle öneririm. Zira malesef birileriyle konuşurken veya o ekrana dalıp giderken yediğimiz yemeği anlayamıyoruz. Hem malesef insan yemek yerken televizyon izleye izleye artık kendini bir şeyler izlerken sürekli bir şey yemek zorundaymış gibi hissetmeye başlıyor ki öyle bir şey yok. Beyninizi kontrol etmeyi öğrenin.
13- Kendinize oyalanacak bir şey bulun.

Canı sıkılan, sıkıntıdan yemek yemeye başlıyor. Bahane olarak da "Acıktım" diyor. Hayır arkadaşım sen acıkmadın, sen sıkıldın. Gidip kendinize oyalanabileceğiniz, zaman geçirebileceğiniz bir şeyler bulun. Dünyada hobi çok. Elbet birini seveceksinizdir. Resim yapmayı, müzik aleti çalmayı, el işleri yapmayı, bir şeyler yazmayı, puzzle yapmayı, film izlemeyi, kitap okumayı deneyebilirsiniz en basitinden.
14- Haftada bir tartılın ve de hırslanın!

Haftada bir gün belirleyin ve sadece o gün gidip ölçülün. Aksi taktirde her gün ölçülerseniz kafayı yersiniz. Hafta bir gün gayet güzel bir zaman. Gelişmelerinizi not alın ve kendinizi görün. Bu sizi hırslandıracaktır. Olaylara pozitif yönüyle bakın. O hafta 500 gram vermiş olduğunuzu görünce sakın "500 gram ne ya!? Ben bunun için mi o kadar uğraştım?" demeyin, "Bu hafta hiç kilo almadın, üstelik bir de 500 gram verdim. Heheyt be!" diyin. Aynı zamanda kendinize bu kilo verme yolculuğu sırasında sizin için önemli olan ve sizi destekleyecek birini bulun. Her kilo verişinizde gidip ona bunu söyleyin, o sizi tebrik ettikçe daha da motive olacaksınızdır.
Şahsen ben bir uzman değil. Bunların hepsi kendi hayatımda keşfettiğim veya okuduğum yazılardan öğrendiğim şeyler. İşe yarıyor mu? Ben de yaradı. Denemekten zarar çıkmaz bence... Eğer her hangi bir yanlış bilgi verdiysem özür dilerim. Sevgiler. ^-^
Tilki Kız
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar