
Bilinçaltı, değişimi sevmeyen bir parçamızdır. Alışkanlıklar oluşturmayı seven bir yapısı vardır. Bu yapı, çoğu konuda insanlığın yaşamı ve devamı için faydalıdır. Örneğin; insanlar birbirleriyle anlaşabilmek adına bazı semboller, simgeler ve en sonunda dil icat ettiler.
Bugün bir çok kelimeyi hafızamızda tutabiliyor ve ezbere konuşabiliyoruz.Bir cümle kurmak için İngilizcede olduğu gibi düşünmüyoruz. Anadilimize alışmışız. Bunu bilinçaltımız yapıyor, İngilizce konuşurken ise; bilinçli olarak bir şeyler yapmaya çalışırız. Bilinçaltımız kadar başarılı da olamayız. Bilinçaltımızın bu rolü, insanların sosyokültürel bir yapı oluşturmasına katkı sağladı ve zekasından başka bir kabuğu olmayan insanın diğer canlılara karşı korunmasını sağladı.Böylece bugüne kadar varlığımızı devam ettirebildik.
Aynı parçamız, bize kötülük de edebiliyor. Örneğin; işe gidiyor olduğumuz halde, sabahları uyuyakalmayı alışkanlık haline getirebiliriz.1-2 kere yapınca alışkanlık olmaya başlıyor zaten.

Yeme-içme konusu da bu şekilde... Çocukluğumuzda ailemiz bizi nasıl bir beslenme düzenine alıştırırsa öyle devam ederiz, bu alışkanlığımız haline gelir.
Bir çocuk günde 10 öğün de yiyebilir, 4-6 öğün de yiyebilir. Bir oturuşta 2 tabak yemek de yiyebilir, çapı küçük olan bir tabakta da yemek yiyebilir. Her iki durumda da doyacaktır. Önemli olan, neyi onun alışkanlığı haline getirdiğimizi farkedebilmektir. Günde 10 öğün yiyen bir çocuğun (tamam biraz abartmış olabilirim ama aynı şey hiç bir faydası olmayan şekerlemeler, abur-cubur ve fast-food gıdalar için de geçerli) ileride obez olma riski daha fazladır.
Bilinçaltındaki alışkanlıkları kolay kolay değişmeyecektir.Kendini de yönetemeyecektir, yani gelişiminin en kritik çağında olan 10 yaşındaki bir çocuk ne kadar bilinçli hareket edebilir ki? Aynı şey spor için de geçerli.Enstürman, dans öğrenme konuları için de geçerli. Çocuk kendini yönetemediği için bazı alışkanlıkları ailelerinin kazandırması gereklidir.

Bütün suç ailelerde mi? Hayır elbette. Mesela en azından 17 yaşındaki bir insan artık kendini yönetebilecek yaştadır. Her ne kadar o yaşa kadar olumsuz alışkanlıklar kazanmış olsa da bilinçaltını değiştirebilme gücüne sahip olduğunu bilmelidir. Alışkanlıklarını değiştirebilmelidir. Mesela bu yaşlarda spor yapmaya başlarsa düzenli olarak, 20 yaşında da buna devam ediyor olma olasılığı yüksek olacaktır.
Aynı şey diyetlerimizi değiştirme konusu için de geçerlidir.Diyet yaparken bubu geçici bir süreç olarak görmemeli insan. Eski beslenme düzeni bu diyeti yapmak zorunda bıraktıysa, zaten o düzen çöptür, değişmelidir. Bu açık açık ortadadır, cevabı tartıdadır zaten. :)
Diyet yaparken insan, eski olumsuz alışkanlıklarımın yerine yenilerini koyuyorum bilinci ile diyet yapmalıdır.Böylece bilinçaltında "geçmişe geri döneceğim, bu geçici bir süreç" cümlesi olmayacağı için ara ara zararlı kaçamaklar ve ikinci günü bozulan diyetler de rafa kaldırılmış olacaktır.

Alışkanlık demişken, belki de insanların sigarayı bırakamama sebepleri, bilinçaltımızın şekillendiği (en azından çoğu insan için öyle, hepimiz alışkanlıklarımızı 24-25 yaşlarımıza geldiğimizde de değiştirebilme gücüne sahip olamıyoruz) ergenlik döneminde sigaraya başlıyor olmalarından ötürü kaynaklanıyor olabilir.
Hayatımız boyu görüşeceğimiz insanlarla da bu dönemde tanışırız, dolayısıyla onların da sigara içiyor olma ihtimalleri yüksektir.Üniversiteden sonra bile aynı insanlarla görüşüyor olmak da arkadaşlara uyum sağlamak amaçlı sigara içme isteğini arttıracaktır.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar