Daha önceki bencemde sizlerle beraber uzaklara gidip Çin Halk Cumhuriyetini ziyaret etmiştik.
Şimdi daha yakınlardayız =))
Yalnızlıklar Ülkesi Tanzanya
Ticari sebeplerle başladığım seyahatlerde buldum bu ülkeyi aslında..
Gezdiğim diğer afrika kıtası ülkelerinden hep farklı olmuştur benim için. Doğasıyla eşsiz güzellikte olan bu ülke insanlarıyla da iç savaş olmayan ender afrika ülkesidir.
Bir ülke düşünün ki dostlar gün 24 saat, sadece devlet 2 saat elektrik verebiliyor =))
Gerekli görüşmeleri yaptıktan sonra düştüm yollara dostlar. İlk önce aşı oldum tabi, en nihayetinde Afrika'ya gidiyordum =))

21 yaşındaydım kendime göre herşeyi başaracak gücteydim. Taa ki, 6 aktarma sonrasında Tanzanya havalimanına inene kadar. Nisan ayı ortaları olmasına rağmen nefes almakta güçlük çekiyordum :/
Darüsselam şehri öncelerden başkentmiş. Tam bir kıyı ticaret ülkesi olmakla beraber yoksunlukla zenginliğin bir arada harman olduğu yer aslında. Beş yıldızlı otellerin yanında açlıktan ölmek üzere olan çocukları görebiliyorsunuz.

Zor aslında bir tarafta hint okyanusunu görmeye gelenler, bir tarafta Kilimanjaro Dağına tırmanmak için gelenler bir tarafta yüzyıllardır yenilemeyen sıtma hastalığı yüzünden ölen insanlar..
Ülke hastalık yüzünden toplu ölümlerle (sıtma /aids) büyümesi yavaşladığını öğreniyorum oradaki dostlardan. Nüfusu 35 milyon civarı.
Dil konusunda sürekli problemler yaşıyorum. İngilizce bilen sayısı çok az. Hatta yok bile denilebillir.
Hala kabileler ve onlara ait diller mevcut. Ama biz Türküz her türlü herkesle anlaşırız mantığıyla problemlerden kurtulup kısa zamanda adapte oluyorum..
Ticari işlerimi bitirdikten sonra artık zaman benim oluyor.
Afrikaya gelipte safariye çıkmadan dönülür mü.. İlk önce jip ayarlıyorum. Ama yasalar gereği jeep i aldım hadi ben safariye gidiyorum yok. Yanınıza bir koruma ve bir şöför veriliyor. Turistsiniz aslan kaplan yemesin, yemesin ki gördüklerinizi anlatabilin.
İki saatlik yoldan sonra Mikumi national parka geliyoruz. Yanımdaki adamın bildiğin av tüfeği var. Her hangi bir saldırı durumunda bildiğiniz hayvanı vurduğunu öğrenince gözlerim büyüyor, hayvanseverliğim artıyor ama yapacağım hiçbir şey yok :/ sonuçta deplasmandayız.
Timsah fil aslan zürafa Kaplan gibi envai çeşit canlıyı doğal ortamlarında izliyorum görüyorum. Çok keyifli olsa da onlara sarılamamak üzüyor insanı.. Şaka tabi bu söylediklerim.

Safariyi bitirdikten sonra otelime geri dönüyorum. Beş yıldızlı bir otel ama içi gerçekten fakirlerle dolu. Asansörde görevli çocuk 13-14 yaşlarından. Ne kadar kazandığını soruyorum kat arası diyalogta. Günlük 3 tl gibi rakam söylüyor. Boynumu büküyorum.
Kilimanjaro Dağına tırmanma gibi bir fantazim olmadığı için neler yaparım diye bakıyorum internetten Zanzibar diye bir adadan bahsediyor. İlgiöi çekiyor ve ertesi sabah 06 00 da vuparda buluyorum kendimi.
Belkide hayatımın dönüm noktasını adaya ilk bastığım anda yaşıyorum. Çok ülke gezen ve daha çok ülke gezecek benim için, yegane yer oluveriyor bu ada.
Doğasıyla insanlarıyla ormanlarıyla yiyecekleriyle yıllar sonra tekrar tekrar gittiğim yer oluyor.
Zanzibar tarihine bakacak olursak bizim kıbrıs gibi düşünün. İç işlerinde bir cumhurbaşkanları var dış işlerde Tanzanya ülkesine bağlı.

Gezmeye başlıyorum adayı. 8 ayrı kabilenin olduğu bu ada, geçmişte bildiğiniz insan yiyen tipler. Şans o ki gezdiğim kabilenin şefi ölmüş ve ona ağıt yakanlarla beraber oturup dua ediyorum eski şefe. Onlarla oturup pilava benzeyen ama tatsız tutsuz lapa bir yemek yiyorum.

Ve öğreniyorum ki aleo vera denilen kozmetik çok sık kullanılan bitkinin bu ülke topraklarında yeşerdiğini.
Daha nice güzel anılarla ayrılıyorum yanlarından.

Ayrıca ilginçtir. Queen grubunun bana göre muhreşem sesi Freddie Mercury 'in de bu adada doğduğunu öğreniyorum. Cahilliğimden utanıyor, buraya bir kere daha aşık oluyorum.

Muhteşem bir mimariye sahip olan bir otelde konaklıyorum. Osmanlı işlemeleri gibi kapıları ile cibinlikli yataklarıyla temp otel de krallar gibi yaşıyorum. Kahvaltı odaya geliyor. Okyanusun yanında uyanıyorum ve bunların ücreti o zaman ki parayla 35 tl.


Zanzibarın doğal güzelliklerinin yakınında bir kaplumbağa adası olduğunu öğreniyorum. Tabiki gidiyorum ve hayatımda ilk defa böyle güzel canlılar görüyorum..

Yeme içme konusunda biraz rahatsız olmama rağmen ilk defa bir ülkede bu kadar çok meyve yetiştiğini görüyorum. Sadece meyve ile bile şimdilerde detoksu denilen her şeyi o yıllarda keşfediyorum.

Gidelesi görülesi yerlerden tekrar gelmek üzere ayrılıyorum.
Afrika artık çok daha yakın oluyor bana..
Okuduğunuz için teşekkür ederim..
Saygılarımla..
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar