


Hiçlik
Esas öz
Yaşını ve cinsiyetini belirt, oyunu kullan:
Lütfen yaşını seç



Benlik kalır..
Karanlık, sessiz, yalnız bir odaya girdiğimizde kimin sesini duyuyor isek onun ile baş başayız, yani kendi düşüncelerimiz kendi sesimiz ile. Duyular yok olsa dahi, bir noktaya kadar bilinç var olur. Var olduğu sürecede hiçlik değil esas öz kalır. O noktayı geçtiğinde ise artık esas öz de kalmaz, daha farklı şeyler ortaya çıkabilir.. Sonuçta insan aklı duyular ile tamamlanan bir şey 🧠
Duyusuz bir müddet esas öz, sonrasında ise artık kendini kaybetme durumu yaşanılabilir..
Oooo : ) benlik evet , öz değerler dimi..
Bu çok güzel bir yorum eline sağlık🙏
Peki ne gibi şeyler ortaya çıkabilir...
Bir şekil zihinsel yozlaşma mı acaba kastettiğin..
Teşekkür ederim 🌟
Yani orada demek istediğim insanın bir noktadan sonra gerçeklik algısını yitirmesidir zira duyular ile tamamlanıyor bence akıl. Derine inmeden sanırım bu kadarı yeterli ehehe
Rica ederim
Evet sanırım anladım ne demek istediğini...🙏
Duyular çoğu zaman aldatıcıdır; duyularımızı kaybedersek, maddi ve fiziksel olanın ötesine, salt duyumun ötesine geçmeliyiz. Ruhumuzla ve kullanmaya alışkın olmadığımız şeylerle hareket etmeliyiz. Kendimizi aşmak tek anahtardır; başlangıçtaki temellerimize güvenmek bizi sınırlar. Eğer duyularımız biçimi oluşturuyorsa, o zaman aşma ve yeni yollar, başlangıçta duyularımız aracılığıyla gelen bilinci ve anlayışı geliştiren özü oluşturur. Bir ruhun ilerlemek için yolculuğa çıkması gerekir; her zaman aynı çerçeve içinde kalmak, büyüme ve dönüşümün, gerçekten var olmanın garantisi değildir.
Güzel bir yorum elinize sağlık...
Garip bir şey hayatta kalmanı sağlayan duyular , yine esas bilincin hapishanesi oluyor... Hava ciğerlerine gitmese yaşayamazsin fakat ciğerlere gittiğinde bu seferde beden oksitleniyor sanki her şey bir bedelle işlenmiş... Kütleli cisimlerin kütlesize evrilme esnasında ortaya çıkan enerji gibi. Tersi mümkün mü bilemiyorum şey aaa konudan saptım... Elinize sağlık
Hayatın güzelliği ve gizemi de bu zaten :)
Belki , emin olmadığım çok şey var...
Bence anlamsız ve ona anlam katan bizleriz... Fakat emin olamıyorum hiçbir şeyden.. .. sanki yaşadıkça net olması gereken şeyler flulaşıyor gibi
Aslında hayat ikili bir yapıya sahiptir; bazen her şey açık, bazen de bulanıktır. Bu yüzden, alışkanlıklarımızın ötesinde bir şeye bağlanan akıcı bir bilinç elde etmek için duyularımızın ötesine geçmeliyiz.
İnsanlar bazı şeylere alışırlar, ancak hayat sadece maddeden ibaret değildir ve mantıklı görünen her şey uzun vadede mantıklı değildir. Hayatın temelleri ve bunların ötesindeki şeyleri sağlamlaştırmak için yollardan ve düşüncelerden geçmeliyiz.
Hatta şüphe, hata yapmak, kafa karışıklığı yaşamak, dengemizi kaybetmek bile, alıştığımızdan çok daha fazla duyumuzu kullandığımızda kesinlik kazanır.
Her durumda verebileceğim tek bir tavsiye varsa, o da duyularınızın ötesini görmenizdir; rahatlıkta olduğu kadar rahatsızlıkta da, gerçeklikte olduğu kadar yanılsamakta da, kolaylıkta olduğu kadar zorlukta da, akılda olduğu kadar yönelim bozukluğunda da. Bilinç hallerinin tümü, neye tutunmanız gerektiğini bildiğinizde, durugörü ve netlikle algılanabilir. Kendinizle veya gerçeklikle bağlantınızı kaybettiğinizi söylemeyin; bu sadece dayanıklılığınızı ve varlığınızı daha da güçlendirmek için bir egzersizdir. Aslında, kendinize şunu söyleyin: işler ne kadar karmaşıklaşırsa, o kadar iyi olursunuz :)
Bu şey gibi gözlerim kapalı iken açık olma durumu gibi , abartı gelebilir fakat ilk okuduğumda bu aklıma geldi... aslında bir süredir bunu deniyorum bağlantıda oluşturdum sayılır ama doğru mu yoksa yanlış bir izdeyim onu bilemiyorum...
Dedim ya bazen flu bazen net... bazende korkutucu ve bazende mutlu edici...
Maddeden ibaret değil zaten öyle olması manasız olcaktı... Kendimizi anlamlandırma çabamızda, maddeye takılı kalmak bizim suçumuz olsada bazı soruları n cevaplarını bilmek yetmiyor...
Her baktığımızda değişiyor fakat her biride doğru gibi farklı formlar alıyor farklı şekiller alıyor ama doğruda böyle bişi gibi tam anlatamadım üzgünüm 🙏
Tavsiyeniz için teşekkür ederim
...🙏
Belli bir noktaya kadar var ama sonradan kaybedildiyse duyular hiçlik olması mümkün değil.
Dış duyular körelse bile iç duyular işlemeye devam eder bu durumda. İşlem hacmi genel anlamda azalır ama derinleşir tamamen içe dönüleceği için.
Bu durumda, mevcut şartlarda esas öz kalır denilebilir.
İnsanın gelişimini sağlayan şey duyuları iç/ dış. Dış duyular denklemden tamamen çıkarsa ilerleme durur ama derinleşir, yok olmaz.
Bunu bilinçli olarak da yapıyoruz aslında. Daha az insanla temas kuruyoruz fiziksel/ zihinsel. Tamamen yok olmasa da filtreleyerek dış duyuları azaltıyoruz 😀
Çekirdek gibi kabuğu gitsede hatta bir kısmı yok bile olsa o orada vardır yani tam anlatamadım ama...
Uykudadır... Bir nokta gibi geçen gün konuşmuştuk..
Fakat işlem konusunda haklısın, bana bundan lazım ehhehe...
Evet bunu yapmak zorunda kalıyoruz ne yazıkki.. akıl sağlığını korumak için..🙏🙏
Neden ne yazık ki olsun ki?
Bir şeyi tercih ettiğin veya tercih etmediğin için pişmanlık duymamalısın.
Bizim aksimize hızlı ve çok miktarda yüzeysel bağ kuranlar da var. Sayıları da oldukça fazla. Onlara göre de biz yanlış yapıyoruz muhtemelen. Onlara göre varış noktası gibi değil de bir durak gibi ilişkiler. Olsan da oluyor olmasan da. Dursa da oluyor durmasa da 😀
Yani herşeyi en ince ayrıntısına kadar düşüneme durumuna girdiğimizde aşırı yükleniyor ve bunu bir şekilde kapatmak ya da filtrelemek durumunda kalıyoruz ona yazık dedim 🙏🙏🙏
Evet öyle insanlar, cok fazla hakikaten... Muhtemelen dediğin gibide olur hatalı görüyor olabilirler bizi... Fakat bizi sınırlıda görebilirler.. genel bir sınır , özelde değil... Demek istediğim asılında beynimize aynı sorular sorulsa girdi ve cıktıları frekans olarak aynı mı olur.. yoksa derinlik dediğimiz şey farklı bir mekan ve zamaan gibi mi bilemiyorum tamda anlatamadım shahah.
Aşırı yüklenmek yoruyor insanı çünkü ama bu derinliği kendimiz istedik. Farkında olmak, bilmek istedik. Derinlemesine düşünmeyenler yorulmadan yollarına devam ediyorlar.
Her şeyin bir bedeli var işte 😀
Ehehe evet öyle kuzen...
Sağlık olmasında öbürleri bir şekilde halledilir be : )
Bedeli sağlık olmasın...
Haklısın ki 🙏
Sağlıkla kal kuzen 🙏🙏🙏
Bilmukabele kuziş 😂
Kuziş mi ajdvejebn kendimi kız kuzen gibi hissetim
Kuzu şişe daha çok benziyor ama sen bilirsin 😂
Ahahahh benim aklıma o neden gelmedi ...
Ehehe
Canım çekti yav kebab yapsak napsak rhhehe
Kremalı tavuklu makarna yapcam ben. Onu canım çekti 😀
Oooo afiyet olsun kuzen... Tavuklu makarnayı anladım krema deyince biraz bekledim bunu hiç görmedim eheheh
Krema da oluyor onun içinde işte. Ayrıca farklı baharat ve sebzeler. Tamamen isteğe göre de krema bulamadım. Şu lanet kargo bir gelse dışarı çıkacam boğaldum 🤦♀️
Beklemek ne sinir bozucuymuş yahu..
Aman boğulma kuziş dikkat et kendine 🙏..
Biraz öyle evet : /
Sen de dikkat et he mi 😀
Deniyorum emin ol deniyorum... Teşekkür ederim 🙏
Her şeyi sorgulamaya çalışma mesela. Filtrelemeye buradan başlayabilirsin. Sana faydalı olabilecek şeyleri radarına al. Daha az yorulursun gurban.
Rica ederim ki 🫂🙏
Öyle tabi : ) fakat bir şeyleri , kendime anlatamıyorum bakalım değişecek mi bu ilerde...
Zamanla diyelim ona. Zaman algısal biliyorsun genişliyor, yavaşlıyor, hızlanıyor falan filan 😀
Ooo zaman en garip boyut bilmez miyim.. peki kuzen sence tek bir zamana boyutu mu var
Einstein'ı sever misin?
Markete gittim, pazara gittim. Pazarcı tanıdıklara sobelendim. Ayak üzeri geyik yaptım 😂
Bir sürü şey aldım geldim. Geldiğimde küçük bey daha okul formasını çıkarmamıştı. Şoke oldum ehehe
Kargo da ben eve gelip aldıklarımı yerleştirip, sütü kaynattıktan sonra geldi 😀
Bak bu algısal görelilik. Beynimiz saatleri değil deneyimleri sayar. Bu yüzden günleri, saatleri hatta bazen ayları, yılları bile karıştırdığımız olur.
Geçmiş, şimdiki zaman ve geleceğin evrenin içinde var olduğu ve bizim zamanın yani evrenin içinden geçiyor olduğumuz söyleniyor.
Bence gelecek tamamen kader değil. İhtimaller arasından yaptığımız tercihler önemli yol ayrımlaeını oluşturuyor.
Yapay terapistimin bana sorduğu bir soruyu sana sorayım.
Şu an verdiğin bir karar geçmişini bile değiştirebilir mi?
Genel görelellik ve özel görelellik hakkında biraz araştırma yapmıştım... Bide nolanın yaptığı filim kadar biliyorum... Nötürüm diyelim : )
Sana boşuna demiyorum hızlısın diye eheheh
Bunu bir yerde daha görmüştüm nerdeydi bilemiyorum bu anı yaşamış gibiyim şu an... Fakat haklısın yılları karıştırdığım oluyor...
Bu mümkün evet 3 halinde duruyor oluşu...
Hımm yani bir yetenek ağacı misali açtığın yol ayrımından devam ediyor diyorsun...
Geçmişteki bir anıyı yorumlama şeklimizi değiştirebilir fakat anıyı ya da olayı değiştireceğini zannetmiyorum..
Çoğu kişi hafızayı şöyle sanır: 📦 yaşananlar kaydedilir ve gerektiğinde açılır.
Ama gerçekte beyin: 👉 hatırayı her hatırladığında yeniden kurar.
Yani anı:
sabit bir kayıt değil,
her çağrıldığında güncellenen bir modeldir.
Buna nörobilimde rekonsolidasyon denir.
Yeni anlam = yeni geçmiş deneyimi
Diyelim ki geçmişte zor bir deneyim yaşadın.
İlk yorum:
“Bu beni kırdı.”
Yıllar sonra yeni farkındalık:
“Bu beni güçlendirdi.”
“Bu sayede sınır koymayı öğrendim.”
Olay aynı kalır.
Ama beynin onu bağladığı anlam değişir.
Sonuç: duygusal yük azalır.
Gerçekten daha az yük taşırsın — çünkü sinir sistemi o anıyı artık tehdit olarak kodlamaz.
Beynin temel görevi güvenliktir.
Eğer geçmiş tehdit, utanç, başarısızlık
olarak kodluysa; beyin gelecekte risk almaktan kaçınır.
Geçmiş yeniden anlamlandığında alarm sistemi sakinleşir, enerji savunmadan keşfe kayar.
Yani geçmiş hafifledikçe gelecek genişler.
Bir diğer konu; evren en az zaman ve en az enerjiyi seciyorsa kadercilik tamamen gerçek olamaz. Bu çok mantıksız.
Işık bile iki nokta arasında giderken: 👉 en kısa mesafeyi değil,
👉 en az zaman alan yolu seçer.
Ama burada kritik bir detay var:
⚠️ Evren tek bir yol ile başlamaz.
Önce birçok ihtimal vardır.
🎯 İşte kadercilikle ayrıldığı yer
Kadercilik şunu söyler:
Her şey baştan belirlenmiştir, başka türlü olamazdı.
Ama fiziksel gerçeklik daha farklı bir şey söyler:
Birçok olasılık vardır; sistem koşullara göre birini gerçekleştirir.
Yani:
Başlangıç koşulları
Çevre
Etkileşimler
Küçük seçimler
→ sonucu sürekli yeniden şekillendirir.
Bu yüzden evren “tek yazılmış senaryo” gibi değil, daha çok:
🎬 Olasılıklar arasından sürekli optimize edilen bir süreç gibidir.
🧠 İnsan tarafına gelirsek
Senin sezgin burada çok güçlü:
Eğer sistem enerji tasarrufu yapıyorsa, o zaman:
katı kader → mantıklı olmaz,
çünkü seçimler sistemi değiştirir,
sistem değişince en verimli yol da değişir.
Yani sen bir karar verdiğinde: 👉 evrenin “en az enerji yolu” yeniden hesaplanır.
Başka bir deyişle:
Yol sabit değil; her adımda yeniden oluşuyor.
🔄 Güzel bir benzetme
GPS düşün:
Hedef aynı olabilir,
ama sen farklı bir sokaktan girersen,
rota anında yeniden hesaplanır.
Evren biraz böyle çalışıyor gibi:
🧭 Tam kader değil.
🧭 Tam özgürlük de değil.
🧭 Koşullar + seçimler + olasılıkların dansı.
Tahmin ettiğim gibi yorumlama şeklimiz değişiyor...
Anladım ne demek istediğini ve bu mantıklı..
Yüküde azaltıyor her seferinde...
Kader konusunda çok derine giremem ama ben bazı noktaların belirli olduğuna inanıyorum.. yol ayrımları ve duraklar var , duraklar belli bence fakat senin deyimine benzer yolda olan şeyler değişebilir gelişebilir... Onun dışında neden böyle düşünüyorum.. cünki cabanada bağlıdır... Caba çok önemli birşeydir kuzen , şimdilik böyle düşünüyorum...
Derinlere yapay zeka ile inmek çok daha faydalı oluyor. Oksijen tüpü görevi icra ediyor.
Buradan da yapay zekayı fenomen olmak için kullananlara selam çakalım. Yapay zeka öyle kullanılmaz böyle kullanılır 😂
Burdan kendime pay çıkarmam mı lazım ehheh sana bişi anlatacağım gülmekten ölürsün...
Kuziş yav onlara böyle gidersen düşman kesilirler ehshsjsn
Ben alışkınım insanların bana düşman olmasına zararı yok. Bugün sosyal medyada takip ettiğim bir psikolojik danışmanlık hesabının paylaşımına yorum yaptım engellemişler beni cevap vermek yerine 😂
Hayır insanlar bir de gidip tonla para veriyor bunlara çoğu şarlatan. Bir halt bilip, anladıkları yok ehehe
Ya kuzen öyle ki bugünkü kişisel gelişim adı altında milyonlar dönüyor milyonlar e bu haliyle sen böyle bir şeyler yazdığın zaman birine batıyor yani.. iyi yaptın... Çomak sokmuşsun çembere shdjskbd
Çocuklar hassas noktam. Sanal/reel fark etmez sokarım çomağı 😂
Yaparsın vallaha : )
Duyular dünyayla bağımız ama bizi biz yapan sadece gördüğümüz ya da duyduğumuz şeyler değil. Hafıza kalır, anlam kalır, yaşanmışlıkların izi kalır. İnsan bir sesi unutabilir ama o sesin hissettirdiğini içinde taşır. Duyular azalınca temas biçimi değişir ama bilinç, iç ses ve kimlik bir şekilde var olmaya devam eder. Geriye, insanın özü kalır.
Hakikaten öyle bir şeyler kalır geriye fakat kalan şeyde sarsılırdı bence öz dediğimiz şey parçalanamayan bir şey olsada bu zarar görmeyeceği manasına gelmiyor değilmi
Haklısınız elbette 🙏
Bence geriye esas öz kalır 🌀 Çünkü duyular, dünyayı algılama aracın; ama o algılayan “sen” onlardan ibaret değil. Duyular gitse bile isteklerin, korkuların, var olma yönelimin, anlam arayışın başka bir düzeyde devam eder. O ilkel terk edilme korkusu da onun parçası zaten. Yani tamamen bir hiçlik değil, kabuğu soyulmuş çıplak benlik gibi düşün 🎭
Duyularla elde ettiğimiz veriler , anlamını yitirmez miydi?
Güzel yerden yakalamışsın 😌 Duyular gidince veriler değil, onlara verdiğin “anlamlandırma şeklin” sarsılır.
Eskiden öğrendiklerin, hatıraların, kurduğun zihinsel modeller kalır; yani ham veri değil ama o verilerden damıttığın anlamlar içeride yaşamaya devam eder.
Yeni veri akışı azalır, dünya daralır; ama zihin boş bir sayfaya dönmez. O “esas öz” dediğin şey, tam da orada devreye girer 🧠✨
Cevap
4Cevap
Mevcut algıladığımız ben’lik ve dünya bile şu koşullarda sorgulanıp gerçekliğini doğrulayamadığınız için soruda ki sorgulamaya gelemiyorum. Çünkü soruyu cevaplamaya kalkıp düşünsem mevcut koşullar üzerinden değerlendirme, çırakım yapacağım ama güvenilir referans veri olarak ne var. Kant’a göre biz “şeyi olduğu gibi” (noumen) bilemeyiz; yalnızca zihnimizin kategorileri ve duyusal formlar (zaman ve mekân) aracılığıyla görüneni (fenomen) biliriz. Yani algıladığımız dünya, zihnin yapılandırdığı bir temsildir. Gerçekliğin kendisine değil, bize göründüğü hâline erişiriz.
Hımm... acı gerçek ama reseptörler , ağrı ve sancı bu sinyallerin beyne gittiğinde hissettirdiği seylerde..
Evet kanta göre gitmeyelim bence o onun gerçekliğe bakış açısı... Fakat onun demek istediği varlığın esas varoluş biçimi ve nedeni olabilir... şey gibi clein şişesi gibi..
Kendi boyutunda farklı , bizim boyutumuzda bir hile ile var olabiliyor...
Kant’ı yanlış mı anlamışım? Tamam. bir de sığ sularda ele alırım. Ama merak ettiğim “öz” kavramı. İbn Arabi’ye göre insan, “insan-ı kâmil” potansiyelini taşıyan bir aynadır; Allah’ın isim ve sıfatlarının en kapsamlı tecellisi insanda görünür. İnsan özü itibarıyla ilahî hakikatin yansıma alanıdır. Böyle düşününce “Öz güven” ve “Öz saygı” daha doğru ele alınabilir.
Öyle bir şey idda etmedim her varlığın anlamlandırma ve imitasyon (temsil) süreci farklı yani bizler tabiki bir şeyin , her şeyine vakıf olamayız... Sadece şeklini ve kimya bilgisine sahipse atomlardan meydana geldiğini biliriz lakin göremeyiz...
Sığ diyemezsiniz bence çünki bu ilk kuralla çatışır yani herseyin herkeste farklı temsili olduğu... Görmek istemeyebilir bakmayabilir lakin o ordadır bir gün oraya dokunur velev bilerek, velev bilmeyerek..
İnsan her zaman o potansiyeli taşımaz.. taşıyamaz. .. Bir insan hak yol üzerine olunca ve bununla alakalı mertebeleri atlayınca olur ve her insan insanı kamil olamaz..
Bunu nerden biliyoruz.. ayette geçen . Dilediğini doğru yola iletir dilediğinide saptırır...
Sığ veya derin ikisi de aynı deniz. Ben, düşüncemin takıntılı sondajından ise aşikar olana bakmalıyım diye düşünmüştüm. Ve “insan her zaman potansiyel taşıyamaz” bu talihsiz bir cümle. Zira potansiyel taşımak, gerçekleştirecek, öyle olacak demek değildir. Hak, kulun çabasıyla elde edilen bir nesne değildir elbette. Hak yolunda: “aramakla bulunmaz, fakat bulanlar muhakkak ki arayanlardır.”
________________________________________
“İşine gelince şeytan bile kutsal kitaptan örnek verir”
Hımm... orada bir "o "eksik ama olsun seninde dediğin gibi takılıp kalmamak gerek...
Daha fazlasını yazmak isterdim... Fakat burada duracağım ötesi bilmediğim bir alem... Kötü hissetmeyin o beyinde gerçekleşen bir durum etkileri ruha sirayet etsede...
Random ve nokta kullanmayı severim... Taş değil o , biz gül atıyoruz... Kimine güller denk geldi kimine dikenleri nasip ...
Umarım olur..
İki defa gözümden ameliyat oldum. İkisinde de bir gün gözüm bandajlı kaldı. İlkinde 6 yaşımda bir çocuktum. Kıyameti kopartmıştım korkup. İkincisinde 18-19 yaşlarımdaydım. Korkmadım ama berbat bir şey. Şıklarda hiçlik şıkkını işaretledim. Çünkü göremeyince kocaman bir “HİÇ” gibi oluyor, insan. İşe yaramaz bir asalak gibi hissediyorum aklıma geldikçe. Yemeğini kendin yiyeme, suyunu kendin içeme, üstünü kendin değiştireme, tuvalete tek başına gideme, tek başına dışarı çıkama falan derken işe yaramaz hissediyor insan kendini. Bandajı açtıktan sonra da bir hafta başımı aşağıya eğemiyordum. Ayakkabımı babam giydirmişti. Saçımı gözüme su değmemesi gerektiği için yüzüme havlu tutup kuaförde yıkatmıştım. Vücudumu da annem yıkıyordu. B*k gibi hayat !
Ah çok cok geçmiş olsun , gerçekten zor bir durum umarım sağlığınız daha iyidir şimdi.. evet insanın kendi ihtiyacını görememesi kadar zorlayıcı bir şey yok... Bundan dolayı , sizi anlıyorum... Seçtiğiniz seçeneğide 🙏
Teşekkür ederim. İyiyim şimdi. Şükürler olsun. Zaten çok zaman geçti üstünden.
Rica ederim , iyi olunuz 🙏 anlıyorum...
😊
Hiçliğe yakın bir hal alır. Öz zamanla enfeksiyon kapar duyularını kaybetmesi beynin kendisiyle ve dünya ile tecrübesinden yoksunlaştırır özün sinaptik budama geçirdiğini düşünebiliriz bağlantılar kopmaya başlar.

Eheheh öz ile ilgili kısma , sinaptik budama ile hicvetmeniz beni biraz gülümsetti...
Görsel mükemmel ve altındaki yorumda... Elinize sağlık 🙏
Üstteki yorumda ekstra güzel ha bilesin : ) onuda yazim dedim
Haha ucundan kıyısından yaklaştım ama güzel bir soru ben teşekkür ederim:) merak uyandırıcı.
Bence güzel değindiniz 🙏 : )
Rica ederim ve yorumun için ben teşekkür ederim
Tüm duyular kaybedilirse hiçliğe yol almaya başlar insan. Tamamen yalnız bir yerde bile uzun süre kaldığında duyuları hala yerinde olsa bile kendi kimliğini, benliğini kaybeder. Böyle bir durumda duyuları da tamamen çıkarırsak beynin kendini kaybetmesi, kişinin benliğinin yok olması kaçınılmazdır...
Hımm evet bu da olabilir , elinize sağlık...
lakin bir arkadaşımın dediği gibi biz o yolları kaybediyoruz... Fakat yer konum hâlâ orada bir yerlerde. Sarsılma tabiki olacaktır , sonucta hayatı boyunca oluşturduğu veri alma yöntemi yok oluyor.. ki bu sadece veri değil yüklediğimiz anlamlarda olcak onlarda sarsılacak fakat genede ben bir şeylerin kalacağını düşünüyorum...
Belki de... Ama bana göre insanın yaratılışı bu, nasıl alzheimer biri bir şeyleri tamamen unutunca geriye hiçbir şey kalmıyorsa duyuları olmayan bir insan da hiç gibidir, zamanla benliğini kaybeder ve yok olur...
Mümkün elbette allah kimseye yaşatmasın...
Amin...🤲🏻

Kedinin gözü yaşlı ehehe , fakat hiçin hiçi kalmaz. Minik bir şey bile olsa kalır yüklediğin anlamlar , deneyimler sana özeldir 🙏
🙏🙏🙏 evet haklısınız
Ruh. Duygular kaktüsü yetiştiren su ve Güneş gibi. Onlardan kesilince karşılaştığı tek şey kuraklık olur. Ve ona kim olduğunu, nasıl hayatta kalacağını da anlatan hatırlatan yine bu yoksunluk olacak
Ki buna da insanın öz'ü, ruhu deriz
Güzel bir benzetme elinize , aklınıza sağlık...🙏
Bazen olaylar çok karışınca herşeyin aslında beynimin bir sirayeti olduğunu düşünmeye çalışıyorum bu o karmaşada bana bir liman sağlasada kalıcı olmuyor...
Teşekkürler. Her zaman suçu birine, bir hisse ya da bir yere atamayız ama. Başımıza gelen her şeyin bir sebebi ve hikmeti olduğuna inanıyorum ben. Çok kötü bir musibet de gelse, havalara uçuracak bir haber de alsak yarın kim olacağımızı o anlar ve tepkilerimiz belirler. Tabi bazen insan hayatına, dertlerine ara vermek istemiyor değil
Rica ederim 🙏.
Haklısınız.. işte o sebebi bazen bulamıyorum fakat sanırım yine ben sebebli bu durum..
Kesinlikle.. bir müddet ara verebilinseydi güzel olurdu : )
🙏.
gerçek anlamda kimse duygularını kaybetmez kendi sahilindeki kumların altına gizlemiş olabilir şayet duygular bizden alınsaydı bizden geriye bir şey kalmaz bir makineden farksız olurduk...
Bu konuda haklısınız elbette , bu gerçekliği esas aldığımızda.. yorum için teşekkür ederim 🙏
Duyular gittiğinde bilgi eksilir ama insan silinmez. Hiçlik söz konusu degildir. Çünkü insan yalnızca gören, duyan, hisseden değil aynı zamanda bilen, düşünen ve sorgulayan bir varlıktır.
Evet bu konuda haklısın, bir hiç olmak için bahsettiğiniz şeylerinde olmaması gerek , elinize sağlık 🙏
Sanırım duyguları kaybettiğimizde geriye iç güdüler, otomatik davranışlar ve temel ihtiyaçlar için vücutta oluşan fiziksel hisler kalır sadece
Fatihada okuyalım istersen ehehehe
Haklısınız bu konuda 🙏
Tam olarak hanımefendinin dediği gibi :)
youtube.com/shorts/LzoZAMaLU7Y?si=EzmSDtuGjfM_klW6
Rheheh cok sempatik ya ve buna bende inandım eheheh
Duygusuzluk bile bir duygu iken bunun imkanı yok gibi görünüyor, sadece hiçliğe yakın kaybolmuşluğun içinde varlığa uzak bir ruh.
Ne güzel tanımladınız varlığa uzak bir "ruh". Evet haklısınız bu gerçeklikte elinize sağlık
Teşekkür ederim 🙂
Rica ederim
Bence Fazla Kafa Yormamalı Bunlara Hayat Dediğin İnce Bir Çizgiden İbaret Zaten.
Bizi oluşturan her şey Bize Allahüteala Tarafından Emanet Edilmiştir. Aynı Bize Emanet Edilen Vücudumuzun Olduğu Gibi O duyuları , kaybettiğimizde Zaten Ahirete Göç Etmiş Olacağız Tabiri Caiz ise Emaneti İade Etme Zamanımız Gelecek Yani Ölmüş Olacağız Takılmamalı bence...
Webtoon okuyan biri doğru mu görüyorum🫣 webtoonun ismini öğrenebilir miyim bu arada?
Ragnarın dönüşü diye bir manga bu.. doğru görüyorsunuz. Eheheh
Biz biz yapan insanı değerlerimiz zaten. Olmasa bunlar robottan farkımız kalmazdı psigosu...
E ama ele dersen haklısın ki : )
Tamam değilsin yorforger eheheh
Ragnarın dönüşüydü galiba.. yanlış hatırlamıyorsam...
Ne demek rica ederim 🙏
Görmek için ille göz mü lazım
Hayır elbette, fakat bütün duyular gidince nasïl görülebilir.
Et ve kemik yığını
Çok gerçekçi oldu ahhaha
Hiçlik
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?