Biliyorsun-Sezen Aksu - Bir şarkıyı dinler iken sizin de zihniniz de bir hikaye canlanır mı?

Gecenin koyu karanlığın da, için de fırtınaları kopuyordu. Bir yanda kalbinin susturulmaz haykırışları, diğer yanda aklının mantıkla ördüğü duvarlar. Hayat, bir anda onu sinsice en zayıf anında yakalamıştı. Yüreğinin derinliklerine işleyen bu sevda, acımasızdı; ne sevdayı bırakabiliyor, ne de gerçeklere teslim olabiliyordu. Ellerini uzattığında kavuşamıyordu, kavuşsa da gerçekler, bir adım daha atmasına izin vermiyordu.

Birlikte olmaları imkânsızdı, bunu ikisi de biliyordu. Aralarında ki görünmez duvar her gün biraz daha yükseliyordu. Onunla her karşılaşmasında gözlerinde gördüğü o masum bakış yüreğinde ki yangını harlıyordu. "Sen kendi dünyanın toprağında büyüyorsun," demek istiyordu ona. Kelimelere bile gerek yoktu aslında; ikisi de sessizlikte, birbirlerinin içinden geçenleri okuyabiliyordu.

Her ne kadar bu aşkın derinliği nefesini kesiyor olsa da, gerçeklerin ağırlığı onları adım adım geri çekiyordu. Beraber geçirdikleri anlar, zamanın dışında asılı kalmış gibiydi; ne ileri ne geri, sadece oradaydı. Ama bu sonsuzluğun içinde bile, kalplerindeki kasırgalar onları savuruyordu. Onu sevdiği kadar gerçeği de biliyordu. Bu sevda, iki farklı dünyanın insanı için yaşanası değildi. Oysa hiç konuşmadan anlaşmışlar, başkalarının sözleri aşarak birbirlerine dokunmuşlardı.

Bir gün geldi ve gerçeklerin sertliği onları birbirinden kopardı. Sessizce ayrıldılar. Ne bir vedaya gerek vardı ne de son bir bakışa. Zaten her şey ortadaydı. Birlikte yürüyemeyecek kadar farklıydılar. Onlar, düşler ve gerçeklerin iki ayrı yerde yaşadığını öğrenmişlerdi. Sevgi, kalplerine dolan bir tatlı huzur gibi gelmişti; ama gerçekler, her defasında o huzuru keskin bir kılıç gibi yaralıyordu.

Zaman geçti, her biri kendi yoluna devam etti. Ama içlerinde kalan, asla unutulmayacak bir şey vardı. Bu sevda, ne kalplerde tam anlamıyla yaşayabilmiş ne de gerçeklerin sert zeminine tutunabilmişti. Bir rüya gibi gelmiş, gerçeğin sert çehresine çarparak parçalanmıştı. "Düşler ve gerçekler ayrı ayrı yaşar" diye düşündü kadın, aklında onun son bakışlarıyla. O bakışlar, ona gerçeğin acımasız yüzünü bir kez daha hatırlatmıştı.

Ama hayatın insafsızlığı burada bitmemişti. Her bir adımında, her bir nefes alışında o anlar geri geliyordu. Gecenin karanlığında içini saran yalnızlık, ona her şeyin ne kadar geç olduğunu fısıldıyordu. Zaman, o kadar zalimce ilerliyordu ki, her geçen an düşler biraz daha geride kalıyor, gerçeklerin ağırlığı ise daha fazla üstüne çöküyordu. "Bir başka dünyanın insanısın yavrucağım," demek geçmişte kolaydı belki, ama şimdi bu cümle, yüreğinde yankılanan bir fırtına gibiydi.

Her ne kadar bu aşkın içinde kıvranmış olsa da, artık gerçeklere dönme vakti gelmişti. Hayallerde kalmak, yalnızca acıyı derinleştiriyordu. O da biliyordu, sevdiği kişi artık bir hayalden ibaretti. O hayale ne kadar tutunsa da, gerçekler kazanmaya devam ediyordu. Tıpkı Sezen Aksu'nun o dizesinde söylediği gibi: "Düşler ve gerçekler ayrı ayrı yaşar."

Biliyorsun-Sezen Aksu - Bir şarkıyı dinler iken sizin de zihniniz de bir hikaye canlanır mı?
Cevapla