Yazık Oldu Yarınlara. Bir şarkıyı dinler iken sizin de zihniniz de bir hikaye canlanır mı?

Yağmurlu bir akşam üzeri, sokak lambalarının solgun ışığı ıslak kaldırımlara vururken, Serkan ellerini cebine sokmuş, ağır adımlarla eski anıların geçtiği yolda yürüyordu. Yıllar önce aynı kaldırımda yürürken söyledikleri zihninde yankılanıyordu. Yağmur o zaman da yağıyordu, ama o akşam hava ne kadar ıslaksa yüreği de o kadar sıcaktı. Bir umutla Eylül’e olan sevgisini dile getirmişti.

O anı düşündüğünde, Eylül’ün yüzünü hatırladı. Süzülen birkaç damlanın yağmur mu yoksa gözyaşı mı olduğunu hiç bilememişti. Eylül, utangaç bir gülümsemeyle gözlerini kaçırmış, hafifçe kızarmıştı. O an, sonsuz bir aşkın sözleri dökülmüştü dudaklarından: “Yarınlar bizim olacak…”

O anın masumiyeti ve umut dolu vaatleri, Serkan’ın belleğinde taptaze kalmıştı. Ama yıllar geçtikçe, yarınlar o kadar da yakın olmamıştı. Şimdi geri dönüp baktığında, o umut dolu vaatlerin gölgesinde kalan bir hayatı, bir rüya gibi geçip giden anları hatırlıyordu.

“Yazık oldu yarınlara…” diye mırıldandı kendi kendine, adımlarını yavaşlatarak. Avunduğu tek şey anılardı artık. O yağmurlu akşam, sokak köşesinde söylenen masum cümleler ve kalplerindeki umut, ne yazık ki zamanın acımasız ellerinde eriyip gitmişti. Birlikte hayal ettikleri gelecek, su ile toprağın ayrılmaz uyumu gibi görünüyordu o zamanlar. Ama zamanla dökülmüş, dile düşmüş, solgun bir yaprağa dönüşmüşlerdi.

Serkan, hayatın bu solmuş yaprağına bakarken, Tanrı’ya bir dilekte bulundu içinden. "Sevenler, sevilenler, yarını bekleyenler… Bizim gibi olmasınlar. Bizim gibi o güzel yarınları yitirmesinler." Çünkü onun hayalleri, umutları artık bir rüyadan ibaretti.

Yıllar önce ona "Yarınlar bizim" diyen Eylül’ü düşündü. Şimdi o cümlenin altındaki gerçeklik, acı bir tebessümle yüzüne vurmuştu. Yazık olmuştu gerçekten de…

Yazık Oldu Yarınlara. Bir şarkıyı dinler iken sizin de zihniniz de bir hikaye canlanır mı?
Cevapla