Bu bencemde uzun zamandır hayatımı yaşamama engel olan hastalığımı paylaşmaya karar verdim.
Öncelikle hastalığı açıklamak istiyorum;
Sosyo fobi yani Sosyal Fobi utanç verici bir duruma düşmekten, onaylanmayacak bir davranışta bulunmaktan, alay edilmekten, rezil olmaktan, eleştirilmekten, reddedilmekten, beğenilmemekten, olumsuz olarak değerlendirilmekten duyulan korkudur.
Son zamanlarda internet sitelerinde herkes bir hastalığa sahip olmak istiyor sanki. Fark etmişsinizdir sizlerde. Bu hastalığın basit bir çekingenlik, anti sosyallik, utangaçlık olmadığını bilin derim önce.

Kişisel bir hastalık olmasından dolayı teşhisi zor olabilir. Genellikle bu hastalığı ilk fark edenler hastanın yakın çevresidir. Ya da bazen hastanın ta kendisidir. Benim hastalığıma geçmeden önce birkaç belirgin belirti saymak istiyorum.
Sosyal Fobi Belirtileri
* Kalabalık ortamlarda bastıran ses kısıklığı, kızarma, ellerin fark edilir şekilde terlemesi.
* Toplum içinde telefonla konuşmaktan korkmak, tedirgin olmak.
* Haksızlığa uğradığınızda kendinizi susmak zorundaymışsınız gibi hissetmek.
* Kalabalık bir ortamdaki "herkes beni izliyor!" hissi
* Toplum içinde konuşmaktan çekinmek.
* Grup çalışmalarında kendini geri plana çekmek.
* "Herkes beni yargılıyor" düşüncesi
* Eve gelen misafirlerden rahatsız olmak.
* Gereğinden çok ama çok fazla düşünüp empati yapmak.
Bu belirtileri yaşıyorsanız psikolojik yardım almanızı öneririm. Ben almadım ve pişmanım.

Kendimden bahsedecek olursam;
Bu hastalık çocukluğumdan beri peşimi bırakmadı. Fakat ben bunun bir hastalık olduğunu 15 yaşımda öğrendim. Ailem ve akrabalar için o zamanlar "aman ne terbiyeli kız" ya da "büyüyünce açılır ya" denilerek geçiştirildim ama ben yaptığım şeyleri gerçekten istediğim için yapmıyordum. Benden başka kimse hastalığımı fark etmedi. Bende bunu kimseyle paylaşmaya cesaret edemedim.
Bir paranoyak olmuştum. İlkokuldan beri arkadaş olduğum iki kız vardı. Hayatımda ailem ve onlar hariç kimse yoktu. Lise ve üniversiteyi okuyamayacağıma dair büyük endişelerim vardı. Her şeyden korkuyordum çünkü. Tıpkı şu an bunu yazarken ellerimin titremesi gibi. O iki kız arkadaşımı bir şekilde kendime bağladım ve liseyi de üniversiteyi de onlarla okudum. Yalnız olmadığıma dair kendimi kandırdım yani.
Biraz da benim belirtilerimden bahsedeyim;
* Ev hariç hiçbir ortamda kendim gibi davranamamak.
* Evin yanındaki bakkala bile gidememek.
* Arkadaşlarımın ikisi de okula gitmezse gitmemem
* Her okul senesinin ilk günü eve gelince ertesi güne kadar ağlamak.
* Sınıfta herkes bir şeyler söylüyor, gülüyor, espri yapıyor, kahkaha atıyorken benden tek bir kelime çık(a)maması
* Başkalarının yanında bir şeyler yiyip içememek.
* Birileriyle tartışma aşamasında gerçekten ne düşündüğümü söylemek yerine devamlı "sen haklısın" demek.
* Hiç kimseyle göz teması kuramamak.
* Yolda yürürken gelen herkes beni izliyormuş hissi.
* Yeni birileriyle asla tanışamamak.
* Derse geç kaldığım zaman amfiye ders bitmeden girememek.
* Bir tezgahtar, biletçi, bakkal vs ile konuşurken sesimin tamamen kısılması
Bunlar çocukluk ve ergenlik dönemindeki belirtilerim şimdi yazacaklarım ise tamamen içinde bulunduğumuz zamanlarda yaşadığım sıkıntılar;
* Dikkat çekmemek için renkli bütün kıyafetlerden uzak durmak
* Dışarı çıkma zorunluluğu olmasın diye devamlı internetten alışveriş yapmak.
* Evimin yanındaki bakkala sigara almak için giderken yarım saat boyunca tedirgin bir şekilde evde turlamak.
* KızlarSoruyor'da, Facebook'ta kendim olamamak, sırf biri bir şey der diye gizli olmak ya da hiçbir paylaşımda bulunmamak.
* Bu siteye belki arkadaşım olur diye katılmak ama henüz hiç arkadaşımın olmaması
* Alt tarafı siteye üye olurken bile defalarca düşünmek ve sonunda yanlış bilgiler verip üye olmak (*25 yaşındayım)
* Kendi mesleğimden hiç arkadaşımın olmaması.
* Ailemi en son formalite olarak nişanımda görmüş olmam.
* 50 metre ötede market olmasına rağmen kilogramlarca kedi mamasını bile internetten almak.
Tüm belirtilerim elbette bu kadar değil ama yaşadığım alkol problemi hafızamı çürütüyor.

Toplu taşıma araçlarında insanlar beni izliyor mu düşüncesi ile onları izliyorsunuz, onları izlediğiniz için de doğal olarak sizi izliyorlar. yani olaya baştan yanlış bir fikirle giriyorsunuz. birisinden ne kadar hoşlanıyorsanız, ona o kadar kötü davranıyorsunuz. ne kadar saçma, ne kadar gereksiz değil mi? bu durumda kaybetmeye baştan mahkum oluyoruz. siz acaba hakkımda ne düşünüyor, onu davranışımla üzüyor muyum diye düşünürken, o size kibirli, soğuk, kendini beğenmiş gözüyle bakıyor. ama bu fikri siz ona yüklüyorsunuz. olay bu. ama bu döngüden çıkış nasıl?
Çıkış yöntemlerini internetten veya kişisel gelişim kitaplarından aramayın! Bu mecralarda yazılanları uyguladığımda kendimi her zamankinden daha kötü hissettim. İşe yaramıyor. Çok istiyorum bu hastalığı yenmeyi fakat adım atmıyorum. Mesela yaşadığım şehirde psikolog var mı onu bile bilmiyorum. Bu hastalık hakkında emin olduğum bir şey var ergenliğin bitimine kadar zamanınız var tedavi olmak için yoksa bu hastalık size yapışıp kalıyor ve tamamen kişiselleşiyor.

SON ÇIRPINIŞLARIM
Nişamlımla tanışmam beraberinde son çırpınışlarımı getirdi.
Daha önce hayatımda kimse beni göz teması için zorlamamıştı. Kimse bu kadar ilgili olmamıştı bana karşı. Ben de haliyle nasıl davranacağımı bilmiyordum. Aylar sonra benimle bu kadar çok ilgilenmesi sayesinde onun yanında kendimi rahat ve güvende hissedebildim. Fakat bir sorunumuz vardı ben ona gittikçe bağlanıyordum. Eğer beni bırakırsa bu seferki düşüşümün sonumu getireceğini de biliyordum. Korkmaya başladım bu durumdan ve aradığında açmayarak onunla buluşmayarak kendimi unutturmaya çalıştım. Olmadı.
Madem olmadı ben kararımı verdim dedim bir gün. Gecenin bir yarısı çağırdım onu. Beklerken ağladım, tırnaklarımı kemirdim. Kendimi vedamıza hazırladım.
Balkonda oturup iki sigara yakmışken anlatmaya başladım. Ben anlatmayı bitirene kadar hiçbir şey söylemedi. Nasıl oldu bilmiyorum ama beni bırakmadı ve şu an halen nişanlıyız.
Maalesef beni topluma geri kazandırmadı fakat her konuda yardımları için teşekkür ediyorum ona. İstese benden kolayca vazgeçebilirdi. Aslında birilerine minnettar olmaktan her zaman nefret etmişimdir ama ona karşı bu duyguyu gizleyemiyorum.
Her gün görüşemesekde beni mutlaka arıyor. Neden aradığını bilmek beni çok üzüyor olsada ona söylemiyorum. Sırf kendime zarar verip vermediğimi, hala nefes alıp almadığımı kontrol etmek için arıyor.
Nefes alıyorum tabii ki ama bu yaşamak değil. Pes etmeye karar verdim. Pes etmekten kastım hayatıma son vermek mi yoksa kendimi böyle kabul etmek mi bilmiyorum. Bunu göreceğiz.

Sizlerden istediğim şey şu;
Çevrenizde benim gibi olan veya şüphelendiğiniz arkadaşlarınız varsa onlara yardım edin.
Ve ne olursa olsun sizden daha değerli bir şey olmadığını bilin.
Elinizde değil biliyorum ama bu hastalığa yakalanmayın.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer