Bir tabir vardır ve ben bunu çok severim. Bir insan kendini beğenmez ise çatlarmış.

Bu yüzden vücudumuzun şekli, kilosu ne olursa olsun bunların hiçbirine aldırış etmeden kendimizi sevmeliyiz. Bu da hayat hikayemizde adım atacağımız en büyük adımlardan bir tanesidir.

Genel olarak baktığımız zaman, pek çok kişinin bir bedenin nasıl olması gerektiği konusunda kapıldığı bir sürü ön yargıları bulunur ve bu ön yargılardan kaynaklı da atmayı başaramadıkları bir adımdır.
Aslına bakarsanız moda, bedenimizi nasıl düşündüğümüz zaman çok büyük rol oynar. Moda endüstrisi bize ne düşünmemiz gerektiğini söyler.

Kendi fikirlerimiz ve bizim ilgi alanlarımız ve tüm bunlara sahip olmak da aslında bizim hakkımız. Sonuç olarak vücudumuz başkalarının yazdığı standartlara göre değil, kendi standartlarımıza göre kabul edeceğine karar vermesi gereken kişi ise bizleriz. Bu tamamen kişinin kendi seçimi ile alakalı bir durumdur.
Ama tabi ki her şeyde olduğu gibi, bunda da her zaman bilinçli olunmayabiliyor.

Öncelikle vücudunu sev. Çünkü, vücudumuz sevilmeyi hak eder, sürekli olarak hakaret edilmeyi değil. Bedenimiz dış standartlara, moda endüstrisinin kaprisleri ile değişime uğradığını kabul edersek, tüm yaşantımızı boyunca kontrol edemeyeceğimiz bir zincir dizini içerisinde buluruz kendimizi.
Şayet vücudumuza saldırmak yerine, onu savunmayı denersek kesinlikle doğru yoldayız demektir.

Kendimize sevgi ile davranmıyoruz, bunun yerine sürekli olarak "onarım" gerekliliği gibi bir düşünce ile devamlı olarak kendi bedenimize baka duruyoruz. Her zaman kendimiz hakkında "Yeterince iyi değil." diyebileceğimiz şeyler buluruz.
Ve ne yazık ki, bu eleştiriler bazen hayatımızın belirli kısımlarında zulme dönüşüyor. Ergenlik de bu dönemlerin en başında gelenlerinden.

Tüm insanlar görülme ve hayranlık duyulma ihtiyacı hisseder her zaman. Birçok durum karşısında da bu ihtiyaç vücut ile sınırlı kalır. Bundan dolayı da, bakılmaya değer olmak için bedenin belli bir şekilde olması gereklidir.
Bu da, bizi eşsiz ve özel olarak tanımlaya yarayacaktır. Ama, aynı beden sürekli olarak iç mücadeleler ile dopdoludur.

Kendi vücudunu sev ve onu yargılamaktan vazgeç. Böyle yaptığınız zaman, vücudunuz bir savaş alanı, gerçek bir felaket bölgesi haline gelir. Toplum olarak, bedenimiz hakkında sevmediğimiz şeylere odaklanmayı öğrenir ve severiz. Vücudunuzu kabul etmeyi ve sevmeyi öğrenmeyiz. Hiç kimse bizi vücudumuzu değerlendirmek yerine onu merakla keşfetmeye teşvik etmez.
Vücudunuzu cezalandırırsınız ve ne yazık ki bunu farkında bile olmadan yaparsınız.

Bu nedenlerden dolayı da bir çok insan vücut hapishanesi hücresine dönüşür. Bir yuva değil, merak, sürpriz ve değişim ile dolu bir yer değildir bu. Bu vücudumuz için çok ağır bir yüktür.
Rekabetçi, görünüşte odaklanmış bir dünyada bir dezavantaj.

''Bazen vücudumuz beni sev! bana iyi bak lütfen! beni en yüksek teklif verene satma.'' der. Ama kendimizi dünyanın vermiş olduğu yargılayıcı gözlerden kurtardığımız takdirde daha samimi ve daha sağlıklı gözler edinebiliriz.

Bedenimizi sevmek demek aslında kendimizi sevmek demektir. Bakış açımızı değiştirmemiz gerekiyor.

Şöyle ki "Evet, selülitim var, ama bedenime iğrenme ile değil de şefkat ile bakmaya karar vereceğim" ya da "Evet, biraz karnım var, ama ceza olarak değil de zevk aldığım için spor salonu gitmeliyim."
Tabi ki öncelik ile her şeyin başı sağlıktan geçiyor. Yapmış olduğumuz her acil değişim ise ihtiyaçlarımızın temelini oluşturuyor. Vücudumu ile iyi hissetmek, onu kabul etmek ve sevme noktasına taşıdığımız ise aşikardır.

Bundan dolayı da egzersiz yapmak, dans etmek, vücudunuzu dikkat etmek ve vücudunuza iyi bakmanız gerekiyor. Çünkü her şey vücudunuza iyi bakmanız ile alakalı bir durum. Nasıl çalışıyor olduğunu keşfetmek ile ilgili bir durum.
Kendinize daha fazla nezaket ile bakmayı öğrenmek ise her şeye bedel bir durumdur.

"Vücudunuzu ruhunuzun mezarı yapmayın." – Pisagor
Vücudunuza bakmanız, istemek ve onu cezalandırmak istemek arasında çok büyük fark vardır. Bu durum, aslında onu yeniden düzenleyene kadar içinizde yaşamış olduğunuz geçici bir kabukmuş gibi varsayın. Bunun şimdi ve sonsuza kadar sizin vücudunuz olduğunu da kabul etmeye çalışın.
Kilonuza veya şeklinize bakmadan vücudunuzu sevin çünkü sahip olduğunuz, olabileceğiniz TEK ŞEY BUDUR.

Dostça ve sağlıkcakla kalın...
Sibel Erdem - 11.05.2018
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar