Kalbini Aç Bırakmayın!

Öncelikle Bence'min içeriği hakkında kısacık bir bilgi vermek istiyorum. Bu Bence'm biraz iç döküş, biraz da babalık olgusunun önemiyle ilgili olup, daha çok bilinçlendirme amaçlıdır. Birazda artık sabrımın tükendiğini hissetmeye başlamamla beraber aynı durumları başkalarının yaşamasını istemediğim için yazıyorum. Umarım bir faydası dokunur.

Ben kim miyim?

Öncelikle kısacık kendimden bahsetmek istiyorum. Dilerseniz bu başlığı okumadan da geçebilirsiniz. Ben baba sevgisi görmeyen ve bunun eksikliğini daima hissetmiş, bir yanı hep yarım kalmış biriyim. Şu sıralar babama karşı aşırı bir tahammülsüzlük içindeyim ve kalbimin soğuduğunu hissediyorum. Babamı sevip sevmediğime bile karar veremiyorum. En çokta bu yüzden kızgınım babama! Beni öyle bir durum içine soktu ki "Onu sevmiyorum." diye düşündüğümde kendime kızıyorum, bencil olduğumu düşünüyorum ve "Babam o benim." diyorum. "Tabiki seviyorum onu." Ama ne zaman onu sevdiğimi inanmaya başlasam öyle sözler sarf ediyor ki nefretim kabarıyor, kalbim soğuyor ve onu sevemediğim için kızıyorum kendime.

Bazen onu sevip sevmediğimi düşünürken buluyorum kendimi

Ve beni bu çelişki içinde bıraktığı için kızıyorum ona. Aslında hafızam iyi değildir ama bir sabahı hiç unutmuyorum. İlkokula gidiyordum ve bitlenmiştim babam bir sabah kafama vura vura uyandırmıştı. Bitlendim diye bağırıyordu bana. Gözlerimi babamın kafama vuruşlarıyla açtığım o sabahın en ufak ayrıntısını bile unutmadım. Unutamıyorum. Daha 5 yaşlarındayken gecenin bir yarısı abimle sokağa atılışımızı da hiç unutmuyorum. O gün yağmur yağıyordu ve ben hala yağmurdan nefret ederim!

Babam hayatım boyunca beni hep eleştirdi, her şeye bağırdı, kızdı, küfürler yağdırdı ve bir gün bile huzur vermedi. Şimdi kilometrelerce uzaktayız ve o her gün aramasa bir gün bile babamı aramak aklıma gelmez! O arıyor diye konuşuyorum. Biliyor musunuz, kilometrelerce uzaktan bile telefonda söyledikleriyle beni ağlatıp, üzebiliyor! Hem her aradığında canımı sıkacak bir şey buluyor! Keşke hiç aramasa diyorum bazen!

Çok detaya girmeyeceğim ama bana biri "Babana söylemek isteyipte söyleyemediğin ne var?" diye sorsaydı cevabım şu olurdu:

Sana çok kızgınım, kırgınım baba! En çokta ruhumu paramparça ettiğin, içimdeki bütün yaşama sevincimi daima en kutsal görevinmişçesine bir iradeyle yok ettiğin için, başımı yastığa koyduğum geceler o gözyaşlarımla ıslanan yastığım için kızgınım! Beni hep mutsuzluğa sürükledin! Sen sevmedin, hadi ben kötü olayım, diyelim ki sevgini hak etmedim! (Yiğenlerini benden daha çok sevdiğini kendi ağzınla söylemiştin.) Seni sevmeme de izin vermedin baba! En azından seni sevip sevmediğimi düşünmek zorunda bırakıp kendimi hırpalamama izin vermeseydin! Eğer bir gün ölürsen üzülürüm baba, ağlarım! Ama kaç gün ya da kaç saat sürer bilmiyorum! Ama en çokta neye ağlarım biliyor musun? Hani kız çocuklarının ilk aşkı babası olurmuş ya? İlk aşkım olmadığın için ağlarım! Evlilik düşüncesinden soğuttuğun için, evlilik kelimesinin kendisinden bile korkmama neden olduğun için ağlarım! Hani kız çocukları babası gibi biriyle evlenmek istermiş ya? İşte senin gibi biriyle evlenmekten ölürcesine korkmama neden olduğun için ağlarım! Arkandan "Sen gittin, bense senin ruhumda açtığın yaralarla kalakaldım." derim baba! Tutamam kendimi, yine kızarım sana! Çünkü sen bana çok kızdın baba! Ben kızmayı senden öğrendim! Hani şakalarına kahkahalarla güldüğüm zamanlar oluyor ya? Attığım hiçbir kahkaha, bana yaşattığın acıları, akıttığın gözyaşlarımı silemez! Canımı çok yaktın, beni çok çaresiz, sevgiye aç bıraktın! Sen benden çok şey götürdün, benden çok şey çaldın! Öyle bir çaldın ki benden geriye hiçbir şey kalmadı baba! Ama yine de bir duam var: Rabb'im sana yiğenlerinin acısını göstermesin! Evlat acısı koymaz sana!

Kalbini Aç Bırakmayın!

Hep böyle kulaklarımı kapatırdım seslerini duymamak için!

Lütfen çocuklarınızı sevgiye muhtaç bırakmayın!

Bunu sizden bir damla sevgiye daima muhtaç kalmış biri olarak söylüyorum! Aynı acıları başkalarının da yaşamasını istemiyorum! Ben internetten tanıdığım birine beni sevmesi için yalvardığım bir zamanı bilirim! Çok kötü bir dönemdeydim ve hala hatırladıkça utanç duyarım!

Karnını bir şekilde doyurursun ama kalbini doyuran olmayınca, çaresiz ve aciz kalıyorsun!

Aldığın nefes batıyor! Çocuklarınızın o çok istediği oyuncağı almayın! O hamburgeri almak zorunda değilsiniz! Ama sevin! Her şeyden mahrum edin ama seviden asla! Sadece sevmek yetmiyor! Sevginizi gösterin, sevildiğini bilsin! Başkasına muhtaç bırakmayın lütfen! Bir damla sevgi için yalvartmayın kimseye! "Ben seviyorum zaten." deyip geçmeyin! Sevginizi gösterin, sevdiğinizi söyleyin!

Çocuklarınızı mutsuz etmeyin! Mutsuz edecekseniz, çocuk yapmayın!

Kalbini Aç Bırakmayın!

Çocuklarınıza bağırmayın!

Bir hata yaptığı zaman onunla konuşun ama bağırmayın! Onu sürekli eleştirmeyin! Her attığı adıma söyleyecek bir laf bulup, o adımı attığına atacağına pişman etmeyin! Unutmayın, eğer bunları yaparsanız o çocuğun öz güvenini yok edersiniz! Psikolojik sorunlar yaşamasına neden olursunuz! Kendine olan saygısını kaybeder o çocuk! O çocuğu sonu olmayan bir uçuruma sürüklersiniz! Yok edersiniz, mutsuz edersiniz! Her gün yeniden öldürürsünüz! Hatalar yapmasına neden olursunuz! Ve birde pişkin pişkin yaptığı hatalara küfürler savurursunuz!

Ben babam yüzünden psikolojik sorunlar yaşadım, çok zor dönemlerim oldu! Hayattan bıktım, mutsuz oldum! Anne sevgisini de hissedemedim ama o başkaydı! Her şeye rağmen seviyordum annemi! Çünkü o da babamın psikolojik şiddetlerine maruz kalıyordu!

Annem bir çiçekti benim! Babam soldurdu! Siz de eşlerinize bir çiçekmiş gibi bakın! Onları soldurmayın! Unutmayın, bu çiçeklerin besin kaynağı; sevgidir!

Kalbini Aç Bırakmayın!

Anne sevgisi!

Babama olan kızgınlığımdan hep bu konuya değindim! Ama unutmayalım ki aynı şeyler anneler içinde geçerli! Sevgisiz bırakmayın çocuklarınızı! Telefona, bilgisayara, internete dalıp çocuklarınızı unutmayın! Onlara zaman ayırın!

Çocuklarınıza vereceğiniz en güzel hediye; onlara ayıracağınız zamandır!

Egzersiz

Şimdi sizden bu egzersizi yapmanızı istiyorum ki çok basit bir şey! Sadece buraya yazdıklarımı gözünüzde canlandıracaksınız!

Gözlerinizi kapatın ve karanlık bir sokakta olduğunuzu hayal edin! Sadece bir tane sokak lambası var. Ve kızınız sokak lambasının ışığının altında bir gençle konuşuyor. Sizse bir camın ardından onları izliyorsunuz! Onlar sizi görmüyor, sesinizi duymuyor! Öylece izliyorsunuz sadece! Genç adam arkasını dönmüş giderken kızınız bacaklarına yapışıyor ve gitmemesi için kendisini sevmesi için yalvarıyor. "Muhtacım!" diye bağırıyor hıçkırıkları arasından. "Bir damla sevgiye muhtacım!" Genç adam onu dinlemiyor ve gidiyor ama kızınız arkasından bağırıyor: "Yalvarırım sev beni! Hak etmiyorsam bile sev!"

İlla kendinize gelmeniz için böyle bir sahneye mi maruz kalmanız gerekiyor? Kızlarınızı -hatta çocuklarınızı- başkasının sevgisine muhtaç bırakmayın!

Kalbini Aç Bırakmayın!

Not: Ben artık babama tahammül edemiyorum! Aynı şeyi çocuklarınızın size karşı hissetmesini ister misiniz? Ona göre davranın öyleyse!

Çocuklarınızı hataya sürükleyip kızmayın!

Onlara sarılın, onların öpün, koklayın! Onlara zaman ayırın! Oyunlar oynayın! "Yorgunum!" demeyin! Onları mutlu edin! Değerli olduklarını hissetsinler! Sevildiklerini bilsinler! O zaman kendine güvenen, kendini seven, kendine saygı duyan güçlü bireyler olurlar!

Önce çocuğunuzun öz güvenini öldürüp başarısızlığa mahkum edip sonra başarısızlıklarına kızmayın! Dönün kendinize kızın!

Kızınızı sevgisiz bırakırsanız sevgiyi dışarıda arayacaktır! Çünkü kimse sevgisiz yaşayamaz! Ama olur da bir hata yaparsa, bir yanlışla karşınıza çıkarsa, tokatı kızınıza değil, kendinize atın! Kızınıza değil, kendinize kızın! Çocuklarınızda hata aramayın! "Ben ne yaptım da kızım bu hataya düştü?" diye sorun kendinize!

Bir damla sevgi için yanlış adamlara gitmesin kızlarınız!

Umarım okurken sıkılmamışsınızdır ve umarım bir faydası dokunmuştur! Sadece çocuklarınızı sevgisiz bırakmanızın sonuçlarını görmenizi istedim!

Kalbini Aç Bırakmayın!
Kalbini Aç Bırakmayın!
Cevapla