Kara Delikler ve Uzayın Bükülmesi

Kara Delikler ve Uzayın Bükülmesi


Kara delikler her zaman insanlığın ilgisini çekmiştir. İnsanlar başlangıçta bir deliğin nasıl ses ve ışığı bile yutabileceğine, bu çekimin nasıl oluştuğuna inanamamışlardır. Teleskopların gelişimiyle birlikte yapılan keşiflerden sonra ise bu konuyu açıklamaya çalışmışlardır. Bunun sonucu olarak sayısız teori ve hipotez ortaya atılmıştır.


20 yüzyılın başında gelişen modern fizik, klasik fizikle açıklayamayacağımız o çok karmaşık olayları açıklayabiliyor. Uzay Bükülmesi teorisi de bunlardan en geçerli ve kabul göreni. Kara deliklerin nasıl oluştuğunu merak mı ediyorsunuz? İlginizi çekeceğini düşündüğüm bu konuya gelin bakalım :)


Kara Delikler ve Uzayın Bükülmesi


Oluşan çekim o kadar kuvetlidir ki bugün 300 000km/sn ile en hızlı hız kabul edilen ışığı dahi kendi içine çeker. Ondan kaçış kurtuluş yoktur. Bu da insanları düşünmeye sevk ediyor. Acaba en yüksek hız ışık hızı mıdır?



Kara değiliğin bir yıldızı içine çekişinden bir görüntü :) Harika değil mi! Kara deliğin Dünya'yı içine çektiğini düşünsenize bir kim bilir neler olurdu :)


Öncelikle bu olayı açıklamak için atılan teoriyi açıklamadan önce bazı şeyleri sorgulamak lazım. Gelin bunlara bakalım.


-Zaman mutlak mı göreli mi ?


-Merkür'ün hareketindeki farklılık neden ?


-Neden aynı farklılık Dünya ile Ay arasında yok ?


Zaman Mutlak Mıdır?


İnsanlar yüzyıllar boyunca zamanı mutlak sanmışlardı. Ancak bugün biliyoruz ki mutlak değil aksine görelidir.



Eskiden zamanın sabit olduğuna inanırdık. Biz ne yaparsak yapalım o kadardı. O mutlaktı!


Mutlaklık konuda ilk bilgileri Öklid'den buluyoruz. Öklid geometrisinin tanımladığı uzayda 4 öge vardı: Değişken olan en boy ve derinlik ile mutlak olan zaman. Buna göre zaman her zaman akan ve değişmeyen geriye döndürülmesi mümkün olmayan sabit bir birimdi. Bir maddenin enini, boyunu, derinliğini değiştirebilirsin ancak zamanı değiştiremezsin, yavaşlatamaz, hızlandıramaz ve durduramazsınız.


Bu video zamana bakış açınızı değiştirecek!


Yüz yıllar boyunca da fizikçilerde bu anlayışla çalışma yapmışlardır. Zamanın dışına çıkamamışlardır çalışmalarında zaman, enerji, kütle ve hızın tamamını kapsayan bir sonuç çıkaramamışlardır. Mesela Newton, Kütle Çekim Teorisi'nde gezegenlerin kütleleri nedeniyle birbirine bir çekim uyguladıklarını söylemiş ve bunun cisimlerin kütleleri ile doğru aradaki uzaklığın karesi ile ters orantılı olduğunu bulmuştur ki bu teori doğrudur. Ancak yetersizdir. Çünkü ancak bu şuanki zaman sistemine göre doğrudur. Eğer zamanı değiştirirsek ki bunun yolu da sahip olduğumuz hızı değiştirmektir bu teori yanlış sonuç verir. Bunun en büyük kanıtı ise Merkür'ün yörüngesi ..


Merkür'ün Yörüngesindeki Farklılık



Merkür'deki ilginçliğin birincisini en basit şekliyle şöyle ifade edebiliriz. Merkür de üç gün geçirdiğimizde yaklaşık aynı zamanda 2 yılda da geçirmiş oluyoruz. Merkür Güneş'e yakın olduğu için kendi etrafındaki dönüşü gerçekten çok yavaştır.


Bir Merkür Günü Dünya'ya Göre:58 gündür.


Bir Merkür Yılı Dünya'ya Göre: 88 gündür.


Buraya kadar normal ancak bazı zamanlar Merkür'ün kendi etrafındaki dönüş açısı o kadar küçülür ki Güneş etrafındaki dönüşünden bile daha yavaş bir şekilde gerçekleşir. Eğer Merkür'de yaşama imkanımız olsaydı o zaman bazı zamanlar Güneş'in batıdan doğuya olan hareketine şahit olabilecektik. Oysa Dünya ve Ay için böyle bir durum yok. Yani biz Ay'ın hep aynı yüzünü görüyoruz. Peki Merkür'de neden durum farklı? Neden?


İşte cevap: Uzay Bükülmesi teorisi :)



Bundan daha ilginci ise Merkür'ün yörüngesindeki bozukluklar. Diğer gezegenleri Newton Kanunlarına göre hesapladığımızda çok küçük sapmalar olurken Merkür'de ölçme hatası diye ihmal edilemeyecek kadar büyük bir fark var.


Bunun üzerine bilim insanlarının bir kısmı kolaycılığa kaçarak bir gök taşından öyle olmuştur iddiasını ortaya attılar. Bu açıklanamayan şeyleri başından savmak için çok kolay bir yoldu :) Gök taşı çarptı. Ne zaman? Nereye? Nasıl? Cevapları ise basit: Nasıl olduğunu bilmiyorum çarptı işte. Peki Dünya'da nasıl oluştu yaşam? -Gök taşı çarptı. Peki sen nasıl buraya geldin? Göktaşıyla vsvs . .:D :D Kısaca gök taşı demek bilmiyorum kelimesinin bilimsel olarak ifadesi olmuş :)


Hatta bazıları öyle ileri gittiler ki Vulcan diye olmayan bir gezegen uydurup onu gözlemlemeye çalıştılar. Yıllarca aradılar taradılar yok böyle bir şey :) Eğer olsaydı yeni bir küçük bir gezegen ya da uydu gözlenseydi bu farklı yörünge ona bağlanabilirdi. Ancak üzgünüm böyle bir şey de yok :)


İlk uydurma gezegen Vulcan :)



Bu soruların cevabı çok sonra Genel Görelilik teorisi ile açıklanabildi. Buna göre Güneş devasa kütlesiyle uzayı büküyordu. Buda Merkür'ün yörüngesindeki bozukluğu açıklıyordu. Neden mi Merkür? En yakın o olduğu için net olarak onda gözlenebiliyor. Yoksa bu bükülme tüm gezegenleri etkiliyor ancak asıl gözlemi net olarak Merkür'de yapabiliyoruz. Yoksa Dünya'mızda bükük bir uzayda yani :)



Uzaklık azaldıkça bükülmenin etkisi artar.



Matematikçiler, Görelilik Kuramına el attıktan sonra, ben kendi kuramımı tanıyamaz hale geldim. (Einstein)



Uzay Bükülmesi Nasıl Olur ?


Zamanın mutlak olmayıp göreli olduğunun anlaşılmasından sonra bilim adamları uzayı anlamak için yaptıkları koordinat sistemine zamanı da eklediler. Bunun üzerine çizilen uzay-zaman grafiklerine göre her gök cismi yoğunluğu oranında uzayı büker. Bu bükülme de bir içe doğru çekim oluşturur.



Bunu anlamak için evinizde bir deney yapabilirsiniz. Elinize bir havlu alın. Bir arkadaşınız bir ucundan siz bir ucundan tutun. Ortasına kumandayı koyun. Biraz bükülme olacaktır. Kumandayı alın demir bilyeyi koyun daha büyük bir bükülme olacak ve ellerinizi biraz daha yere doğru çekecektir. Eğer buraya yoğunluğu muazzam bir şey koyarsanız da tabi havlu asla yırtılmadığını kabul ediyoruz :) Bu muhteşem bükülme sizi de içine çekecektir. Yani bir karadelik oluşacaktır.



Peki bu yoğunluğu çok büyük bir madde nereden oluşuyor da ışığı bile yutacak kara deliklere neden oluyor ?


Hemen bu sorununda cevabını verelim. Aslında nasıl biz insanlar doğar büyür ve ölürsek yıldızlarda öyledir. Doğarlar büyürler ve ölürler. Yıldızların ölümü şu şekilde gerçekleşir. Tüm kütlesi ve hacmiyle sahip olduğu kocaman enerjiyi tek bir noktada toplar. Önceden gezegenleri yörüngesinde tutmak için kullandığı devasa kütlesindeki enerji tek bir noktaya bir an da toplandığında ise korkunç bir çekim meydana gelir ve ışık, ses, gezegen, uydu, yıldız demeden her şeyi çeker.



Ancak hepsi için mutlaka kara deliğe dönüşecek diye bir kural yok. Bazı yıldızlar önce büyüyerek Kırmızı Dev'e dönüşüyor. Sonra bir patlama süreci ile küçük yaklaşık gezegen büyüklüğünde Beyaz Cüceler'e dönüşüyorlar. Beyaz göründüğü için böyle adlandırılıyor. Daha sonra tüm ışığını kaybedip Siyah Cüce'ye dönüşüyorlar. Ancak Siyah Cüce bir yıldızın oluşması için çok fazla milyar yıl gerekiyor. Bu yüzden evrende henüz böyle bir yıldınız oluşmadığı düşünülüyor.


Bizim Güneş için kara delikten ziyade kızıl dev olacağı düşünülmektedir.



Bu da düşündürüyor acaba bugünkü karadelikler geçmişte başka Dünyaların olduğu ve insanların yaşadağı bir nevi "Güneş Sistemleri miydi?" diye.



İlkokullardan başlayarak eğitim süreci boyunca zorunlu ‘Kozmos’ dersleri olmalıdır. Eğer bir insan evren hakkında düşünür ve evreni anlarsa, daha az kibirli, daha geniş ufuklu, daha çok gerçekçi olur.



Peki bu Kara Deliklerin İçinde Ne Var


Açıkçası bu soruya kesin bir cevap vermek zor. Ancak bu konuda düşünülmüş bir kaç hipotez var.


Bu kara deliklerin farklı uzaylar arasında kapı görevi gördüğü böylece bir uzaydan diğerine bu şekilde geçilebileceği bunlardan birisi. Buna göre kara delikler çift halinde çalışıyor bir taraf giriş kapısı olurken diğer taraf çıkış kapısı oluyor. Aynı hani hortum olur fırtına olur gemileri bir taraftan yutup diğer taraftan atar ya aynı onun gibi düşünebiliriz. Bu durumda kara delikleri solucan deliği diye de adlandırılıyoruz.



Diğer bir görüş ise kara delikler kullanılarak geçmiş ve gelecek arasında yolculuk yapılabileceği fikri. Geçmişe mi gitmek istersiniz yoksa geleceği mi? Söyleyin üyecanlar :)



Geçmiş, şimdiki zaman ve gelecek arasındaki fark sadece bir illüzyondan ibarettir. Einstein




Bir diğer hipotez ise kara deliklerin büyüye büyüye tüm uzayı yutacağı fikri. Ancak tüm bunlar elbette bir hipotez olarak kalmaya mahkum çünkü hiçbirini test etme ve doğrulama şansımız yok.



Çok ilgi çekici değil mi ? İnsan hayret etmekten kendini alamıyor.


Buda NASA'nın gözlemlediği bir dev karadelik. Dev karadelikler büyüklüğünü anlamak için şunu düşünebilirsiniz.


Güneş Dünya'nın 109 katı. Bu kara delikler ise Güneş'in sadece bir kaç milyar katı. En yakın komşumuz Ay'a güç bela gidip halen Mars'a gidemeyen biz insancıklar için gerçekten çooooook büyük :)


Bu benim aklıma şunu getirdi. Bu kara delikler her geçen gün büyüyor. Acaba dev kara delikler evrenin ilk zamanlarından mı kalma da büyüye büyüye bu kadar oldular ? Ya da acaba bu büyük delikleri oluşturan yıldızlar çok mu büyüktü de bu kadar büyük karadelikler oluşturlar?



Kuran'da alemler ismi geçer. O zaman tek bir alem yok birden fazla var ve aralarında bir geçiş olmalı. Kim bilir belki de kara delikler bu görevi yerine getiriyordur. Ancak kesin bilmek zor ve bir gün tamamen bileneceğini de pek sanmıyorum.



Sonsuz içinde, yalnız bir kosmos bulunduğunu söylemek, koca bir tarlada sadece bir başağın sürdüğünü söylemek kadar saçmadır. (Demokritos)




Okuduğunuz için teşekkür ederim. Sizin görüşlerinizi, sorularınızı ve fikirlerinizi merak ediyorum :) Umarım ilginizi çekebilmişimdir. Yaklaşık 5 saate yazdığım bu benceyi beğenmeniz dileğiyle :) Emeğe saygı lütfen :) Bu yüzden okumadan teşekkürler, eline sağlık, güzel bence yazacaklar konumdan çıksınlar lütfen :)


ρ-Łσηєłiηєss

Kara Delikler ve Uzayın Bükülmesi
Cevapla