İlk yerli otomobile giden yol: Devrim otomobilleri

27 Mayıs 1960 Askeri darbesinin cumhurbaşkanı orgeneral Cemal Gürsel bir yerli oto yapılması konusunda görüş beyan etmişti.
Bu amaçla oluşturulan 17 kişilik bir ekip Eskişehir Tülomsaş fabrikaları içinde ilk yerli otomobilin tasarım çalışmalarına başladı. Hedef 130 gün içinde bir otomobil üretilmesiydi. Aslında o zamanki bürokrasi bu işin olmaması için çaba içindeydi.Kurulan ekip ilk motoru yapana kadar oldukça uzun bir zaman harcadı. Chevrolet otomobillerde kullanılan 8 silindirli sıralı motoru referans alınarak 4 silindirli bir motor yapıldı. Süre neredeyse yarıya gelmişken Ankara'daki bürokratlar otomobilin iki adet olması gerektiği bilgisini ilettiler ki hedef yine bu işin başarısız olmasıydı. Ancak 29 Ekim Cumhuriyet bayramı törenlerine biri beyaz, biri siyah renkte olmak üzere 2 adet otomobil hazır edilmişti. O güne kadar yaşanan olaylar Devrim Arabaları filminde uzun uzun anlatılmıştı. Siyah renkli devrim otomobili cumhurbaşkanı Cemal Gürsel yaklaşık 1 yıl süreyle makam otomobili olarak kullanmıştı. Ancak içinde bulunulan ekonomik darboğaz ve siyasi istikrarsızlık nedenleriyle Devrim otomobili projesi rafa kalktı. Bu konuyla ilgili daha sonra bir paylaşım yapıp sizleri aydınlatacağım.
Vehbi Koç'un yerli otomobil sevdası

Koç Şirketler grubu kurucusu ve yönetim kurulu başkanı Vehbi Koç Türkiye'de bir yerli otomobil fabrikası kurmak ve üretim yapmak üzere bazı dünya markalarıyla görüşmelere başladı. Bunlar arasında İtalyan Fiat, Amerikan Ford, İngiliz Austin gibi firmalar vardı. Bu firmalar Türkiye'de ortak bir fabrika kurma fikrine sıcak bakmazlar. Amerika'da birebir görüştüğü Henry Ford rahmetli Vehbi Koç'a şunu söyler: Yıllık 1-2.000 adet gibi küçük rakamlardan bahsediyorsunuz. Bu adetlerle üretilecek bir arabayla kar edemezsiniz. Kaportanın üretileceği metal kalıplar ve bunların pres sistemlerinin parasını bile çıkaramazsınız. En iyisi siz bizden araba alıp satmaya devam edin der. Fiat firması ise ortaklık fikrine sıcak baktığını söylese de harekete geçme konusunda sürekli ayak sürmektedir.
Yerli otomobil fikri hayata geçiyor

Vehbi Koç'un oğlu Rahmi Koç ve ortağı Bernar Nahum bir otomobil fuarında İsrail malı fiber kasalı bir pikap görür. Kafalarında bir ışık çakar. Fiber kasalı araç üretmek için milyonlarca dolarlık metal kalıplar ve pres makinelerine ihtiyaç yoktur. Derhal İsrail'e bir seyahat yapıp firmanın nasıl üretim yaptığını gözlemledikten sonra Vehbi beye rapor verilir. Motor temin edersek otomobili kendi markamızla üretebiliriz.
Anadol markasının doğuşu

Derhal çalışmalara başlanır. Hem marka, hem sembol için yarışmalar açılır. Yarışmalar sonunda Anadol markası ve Alacahüyük'te bulunan Hitit heykelindeki geyik seçilir. İngiliz Kent motor firması tarafından üretilen 1.200 cc'lik düşük kompresyonlu motor için İngiltere ile anlaşma sağlanır. Fiber kasalı ilk yerli üretim otomobil Anadol A1 1966 yılında fabrikadan çıkmaya başlar. O zamana kadar ortak üretim konusunda ayak direyen İtalyan Fiat bunu duyduğu anda hemen haber gönderip ortak fabrikayı hemen kuralım teklifini yapar. Ama bu defa ayak direme sırası Vehbi Bey'dedir.
İşte ilk yerli otomobil

Anadol A1 öyle her parası olana satılmadı. Milletvekillerinden, bakanlardan, sanayi odası başkanlarından, valilerden referans alınıyordu. Amerikan ve Avrupa arabalarına göre daha ucuz olan Anadol beklenenden fazla ilgi görmüştü. İki kapılı Anadol A1'den sonra 4 kapılı Anadol A2 de üretime geçti. Bu esnada 1.200 CC'lik Kent motoru yerine 1.300 cc'lik Ford motoru kullanılmaya başlandı. Koç ile Ford ortak otomabil yapmasa da işbirliğine girmişti artık.
1970'li yıllar ve Anadol'un yeni tasarımları

1970'lerde Türkiye, turizm konusunda Avrupa'dan turist çekmeye başlamıştı. Turistleri doğada gezdirmek ve doğayla iç içe olmak için tasarlanan Anadol böcek ve spor otomobil meraklıları için üretilen Anadol STC 16 otomobilleri 1973'te satışa sunuldu.

Anadol tasarım ekibi güzel projelere imza atıyordu. Özellikle Anadol STC 16 Avrupaya ihraç edilebileceği düşüncesiyle Avrupa turuna çıkarıldı. Burton firmasıyla yapılan ortak çalışma sonunda STC16 Ralli aracı üretildi. Ünlü ralli pilotu Mustafa Renç Koçibey Anadol STC16 ile rallilerde boy göstermeye başladı.
Yerli otomobillere hükümet engeli

1970'li yıllar bir yandan da memleketin ekonomik darboğazlarla boğuştuğu yıllardı. O zamanlar döviz dolaşımı ve döviz transferi hükümet iznine bağlıydı ve otomobillerin üretimi için gereken ithalatlara hükümet izin vermedi. 204 adet üretilen Anadol Böcek ve 208 adet üretilen Anadol STC 16 projeleri rafa kalktı.
Yerli motor projesi

Anadol A1 ve A2 modellerine bir de pikap ekleyerek üretime devam ediyordu. Bu esnada yerli motor fikri Vehbi Koç tarafından desteklendi. Ford'un 1.300 cc 54 beygir gücündeki motoruna karşılık Alman Wankel firmasıyla ortak yürütülen bir proje ile 1.600 cc hacminde 107 beygir güç üreten bir motor geliştirildi. Bu motor bir Anadol A2 araca monte edilerek İstanbul'da 10.000 km'den fazla test edildi ve testleri başarıyla geçti. Ancak bu motorun da üretimi için hükümetler döviz transferine izin vermediği için 5 adet motor üretildikten sonra proje rafa kalktı.
1980 askeri darbesi ve değişen şartlar

1980'li yıllar Anadol için yeni arge çalışmalarının devam ettiği yıllardı. Anadol A8 adı verilen otomobil piyasaya sürüldü. Ama artık piyasa fiber kasalı otomobillerden çok sac kasalı otomobillere rağbet ediyordu. Bunda Türkiye'de üretim yapan Oyak-Renault ortaklığı ve Tofaş-Fiat ortaklığı tarafından üretilen sac kasalı otomobillerin de etkisi büyüktü.

Bu durumu gören Anadol yöneticileri sac kasalı yeni tasarımlara yöneldi. Bir yandan Anadol tasarım ekibinin projelendirdiği Anadol Çağdaş adı verilen Hatcback otomobilin, bir yandan da İtalyan Bertone firmasına sipariş edilen Anadol Reliant adı verilen tasarımın prototipi yapıldı. Ancak yine hükümetlerin döviz barajına takıldılar. Daha sonra Anadol Reliant'ı Bertone firması Citroen'e sattı ve Citroen BX adıyla piyasaya sürüldü.

Son olarak Anadol A9 markasıyla bir prototip daha tasarlanıp prototipi üretildiyse de seri üretime geçilemedi. Bu otomobil de Bertone ile birlikte projelendirilmişti. Önden görünüşü Alfa Romeo'nun çizgilerine çok benziyordu.

Takvimler 1988 yılını gösterdiğinde Ford ile bir ortaklığa imza atılırken Otosan Anadol markası yerine Otosan Ford otomobilleri üretime girerken Anadol markası da artık tarihe karıştı.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar