Önceki bölümleri vaktiniz var ise okuyunuz :) Bu bölümden okumaya başlarsanız anlaşılmaz olabilir.
İlk Defa Sinirlendim
Masanın üzerinde duran telefonumu sessize aldım ve cebime koydum.
-Maşallah telefonun da hiç susmuyor
Bir arkadaşım öğün öğün yediklerinin fotoğrafını atıyor bana
-Ne alaka?
Zayıflamasına yardımcı oluyorum
-Hasta bakıcılığını bırakıp, yaşam koçluğuna mı başladın?
Hayır sadece motive ediyorum
-Bir saniye verir misin telefonunu?
Veremem
-Verir misin bakmak istiyorum
Hayır veremem!
Belki de ilk defa sesimi yükselttim ona karşı. Telefonumu vermek istemedim, çünkü o sinir ve gereksiz kıskançlık ile arkadaşım hakkında alaycı konuşabilirdi. Çünkü galeride haftalık değişimini sonradan görebilmemiz için çektiğimiz, taytlı, dar tshirtlü fotoğraflar vardı. Görüntü hoş değildi. Üstelik arkadaşımla aramda olan bir konuyu göstermek zorunda değildim.
Telefonumu vermeyince başka birisi olduğunu düşündü
Ben bu sırada konuyu değiştirip, onu çok sevdiğimi söyledim. Bana verdiği cevap "belli oluyor" oldu. Günlerce çektiğim mesajlar, konuşup barışma isteklerim, sırf telefonumu vermek istemediğim için anlamsızlaştı onun gözünde. Her şeyi unuttu ve telefona kilitlendi. Vermek zorunda kaldım. "Al, bak neye bakacaksan" dedim. Telefonu elimden çöl sıcağında susuz kalmış bir insan gibi aldı. Ona telefonumu değil de bir bardak soğuk su veriyormuşum gibi hissettim. Galeriye girerken tırnaklarının ekranda çıkarttığı sesi hiç unutamıyorum. O nasıl bir hırstı öyle. Yemek resimlerini geçip, arkadaşımın resimlerini görmeye başladığını yüzündeki korkunç ifadeden anladım. Sonrasında kafasını hiç oynatmadan, iğrenç bir şey görmüş surat ifadesi ile sadece gözlerini yukarı kaldırarak;
-Bu mu arkadaşın?
Evet bir problem mi var?
-Yüzünde güller açmış tombişin
Öyledir o. Her zaman mutludur
-Benim kalkmam lazım, yarın görüşürüz
dedi ve kalktı gitti. Oldukça rahatlamış görünüyordu. Arkadaşımın şişman olması, onu rahatlatmıştı ama beni rahatsız etmişti.
Yarın görüşürüz demişti, görüşmedik
Ertesi gün günaydın mesajı attım. Eskiden anında cevap verirdi, hatta bazen aynı anda mesaj attığımız olurdu birbirimize. Bu defa tam bir saat sonra "sana da" yazdı. O an koptu ipler. 1,5 ay dayandıysam ve ölmediysem onsuzluk beni öldürmezdi. Bir daha mesaj yazmadım. O da yazmadı...
Arkadaşıma Yoğunlaştım
Onun telefonunu sildim. Sosyal medya hesaplarımı dondurdum. Hiçbir şekilde onu görmek istemiyordum. Arkadaşımla ilgilenmem gerekiyordu zaten. Onun da mesajlarına henüz cevap vermemiştim. Kafam çok karışıktı ve konuşacak, yazışacak durumda değildim. Akşam eve gidince arayacaktım onu. İşten çıktım ve yolda arkadaşımdan bir resimli mesaj geldi. O da iş çıkışı markete uğramış ve alış-veriş yapmış. Fotoğrafı görünce şoke oldum. Bir poşet abur-cubur. Hemen telefona sarıldım;
-Onları yersen seni gebertirim
Gebertiyorsun zaten
-Hayır eve gidince arayacaktım. Kız arkadaşımla buluştum. Sorunlarımız vardı, hallettik
Aaaa barıştınız mı? Çok sevindim
-Hayır ayrıldık
........
Bir süre sessizlik oldu ve "neyse, sen eşofmanlarını giyin, arkta bekle, geliyorum" dedim ve eve gidip bende üzerimi değiştirip onun yanına gittim. 2 saat yürüyüş yaptık. Normalde 1 saat hızlı tempo yürürdük ama o akşam hem sohbet ettik hemde yavaş yürüdük. Özlemişim onu bir günde.
Tempoyu İyice Arttırdık
Spor salonunda yeni bir programa başladı. Artık ağırlık çalışmaya da başlamıştı. Ayrıca "suda tonic" denilen yeni bir zayıflama yöntemi deniyordu. Biz her hün 2 saat hızlı tempo yürümeye başladık. Diyetisyenin yazdıklarını harfiyen yedi. Ne eksik ne fazla. 4. ayın sonunda tam 22 kilogram verdi. Benim gözümde fiziksel bir değişim yok gibiydi ama eski pantolonlarını ve eski resimlerini gördüğümüzde biz bile inanamıyorduk. Ayda ortalama 5.5 kilogram vermişti. Kan tahlilleri sorunsuz, kollestrolü normal seviyeye gelmişti. Artık koşabiliyordu da. Biz her geçen gün daha hızlı koşmaya başladık.
Sevgilimi Unuttum
Sevgilimi unuttuğumu yeni birisine ihtiyaç duymaya başladığımda anladım. Üzerimden bir yük kalkmış gibi hissediyordum. Onunla birlikte olduğumda hep bir ağırlık altındaymış gibiydim. Rahat hareket edemiyordum. Sonunda anladım ki, ne deliyim, ne de ona aşık. Tüm bunları arkadaşıma borçluyum. İyi ki tanışmışım. Arada bir aklıma hastanelere gitmek geliyordu ama her akşam spor yaptığımız için vazgeçiyordum.
Bir Akşam Bana Gelemeyeceğini Söyledi
İşten çıkıp eve geldim. Spor kıyafetlerimi giydim ve mesaj geldi. "Ben bu akşam gelemeyeceğim" Mesajla karşılık vermek istemedim ve hemen aradım.
-Ne demek gelemeyeceğim
Gelemem işte işlerim var
-Ben anlamam iş falan. Çabuk giyin üzeini gel!
Doğru konuş benimle gelmiyorum ben
..........
Dediğinde neye uğradığımı şaşırdım. Tamam ben biraz sert konuşmuş olabilirim ama eskiden de hep böyle konuşurdum zaten. O da hiç böyle sert tepkiler vermezdi. "Tamam" deyip gelirdi. Ne oldu ki böyle değişti. Bu günden sonra aramıza bir soğukluk girdi. Bir daha hiç koşu yapmaya gitmedik. Sosyal hesaplarımı tekrar açtım. Bir sevgilisi olduğunu gördüm resimlerde. Çok mutlu görünüyorlardı. Allah mutluluklarını bozmasın. Ben kedimle mutluyum...
-BİTTİ-
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar