Her şey annemin hastalanması ile başladı
Annem karşımdaki koltukta otururken, birden bire titremeye başladı. Ellerine hakim olamıyor, dişleri bir birine vuruyordu. "Neyin var annecim?" bile demeden, elinden tutuğum gibi soluğu hastanede aldık. Hastanenin acil servisinde annemi tekerlekli sandalyeye oturttum ve sarı alan denilen bir odaya geldik. Odada hastaların ilk muayenesi yapılıyor ve doktor, hastanın durumuna göre ne yapmamız gerektiğini söylüyordu. Etrafta bir kalabalık hakimdi, sedye üzerinde yatan hastalar, kucağında ateşlenen çocuğu ile sıra bekleyen aileler, ağlayanlar, acı çekenler ama benim gözüm annemden başka hiçbir şey görmüyordu. Hemen yan tarafta kırmızı alan denilen bir bölge vardı. Orası daha ağır hastalar için ilk müdahaleler yapılan bir oda idi.

Doktor anneme kan ve idrar tahlili yapılması gerektiğini söyledi. hemen acil içinde bulunan bir oda da kan örnekleri alındı ve o sonuçları beklerken, idrar tahlilini de yaptırdık. 20 dakika sonra her iki sonucu da doktora gösterdik, annemi acilen müşaade odasına aldılar ve serum verdiler. Bir çeşit enfeksiyon varmış kanında. Serumla birlikte antibiyotik de verdiler. Serum bittikten sonra da enfeksiyondan tamamen kurtulması için hastane de yatması gerektiğini söylediler.
Hepimiz bir kaza sonucu yaralanabiliriz
Annemin yanından hiç ayrılmak istemiyordum. Ta ki serum verilip, uyuyuncaya kadar. O uyurken bende bir sigara içmek için hastanenin açık alanına çıktım. Ardı sıra ambulanslar geliyordu. Kimisi yüksek bir yerden düşmüş, kimisi başka hastaneden nakil olmuş, kimisi kaza geçirmiş insanlar. O kadar çok yaralı insan geliyordu ki. Allah hepsinin yardımcısı olsun. Bir gün izleyen değilde, ambulansta ki kişi olabileceğimi düşündüm ve olmadığım için şükrettim.

Sigaram bitti ve hastanaye tekrar giriş yaptım. Tam bu sırada sedye üzerinde olan 20-23 yaş arası bir genç adam gördüm. Elini kaldırmış, bir yerlere seslenmeye çalışıyor ama beceremiyor. Görevliler geçerken "Bakar mısınız?" diyor ama her görevli başka bir hasta ile meşgul zaten. Yanına gidip, gitmemekte bir tereddüt yaşadım sebepsiz, ama çok kötü görünüyordu. Gömleginin düğmelerini tamamen açmış, içindeki tshirtün yakasını sündürerek iyice aşağılara çekmiş ve göğüs kısmını elindeki yarım litrelik pet şişeden aldığı suyla sertçe ovuşturuyordu. Yüzü kan ter içinde, anlamsız ama korku dolu bir ifade içinde idi.
Yüzündeki ifadeyi unutamam
Yanına gittim ve, aramızda geçen dialog;
-Yapabileceğim bir şey var mı?
Abi, ölüyorum
-Ölmüyorsun hastanedesin, sakin ol. Kimse yok mu tanıdık?
Yok abi kendimi zor attım hastaneye. Beni doktorların olduğu odaya götürür müsün?
"Götürürüm tabii" dedim ve onu sarı alana götürdüm. Arkadaşı oraya bıraktım ve çıktım. Çıkarken sedyeyi de dışarı çıkartayım hayrına diye düşündüm. Çıktığım an karı koca olduğunu düşündüğüm 50 yaşlarında bir çift gördüm. Adam karısının kollarına girmiş zor yürüyor. Bende yanlarına gittim ve "sedyeye alın beyefendiyi" dedim. Almışken de sarı odaya kadar götürdüm. Sarı oda da doktor bir kaç şey sorduktan sonra hastayı kırmızı odaya aldılar ve sanırım beyin kanaması geçiriyormuş. Acilen ameliyata alınması gerektiğini duyduğunda teyzenin yüzündeki ifadeyi unutamıyorum.
Annemin serumu bitti ve onun yatış işlemlerini hallettim. 2 kişilik bir odaya aldılar. O gece ben kalmaya karar verdim annemin yanında. Yakınlarımızı arayıp durumu bildirdim ve kardeşlerimle ertesi gün ziyarete gelip, sırayla hastane de kalma konusunda anlaştık.
Sabaha kadar, tek olan hastalarla ilgilendim
Annem oda da uyudu, bende hastanenin acil servisine indim tekrar. Yardımcı olmanın verdiği his bana çok iyi hissettirmişti. Sabaha kadar, bir sürü insana yardımcı oldum. Sedye taşıdım, tekerlekli sandalye ile hastaları sarı veya kırmızı odaya götürdüm. Çok değişik bir duyguydu, hiç tanımadığım insanlara yardımcı oluyordum.Kendi imkanlarıyla gelenler, genelde panik halinde oluyor ve nerede ne yapması gerektiğini bilmiyordu. İşte tam o sırada ben devreye giriyordum. Kayıt nerede yapılır, alçı, röntgen odaları nerede, Kan tahlili için nereye gitmeleri lazım, sonuçları nereden, ne kadar zaman sonra alacaklar? gibi sorularına cevap veriyordum.
Annem taburcu oldu ama ben hastaneye gitmeye devam ettim
4 gün sonra annemin tedavisi tamamen bitti. Taburcu oldu ama ben iş çıkışında hastaneye gitmeye devam ettim. Saat 19:30 dan, 23:30' a kadar her akşam farklı farklı devlet hastanelerinin acil servislerinde insanlara yardımcı olmaya başladım. Bu gerçekten beni çok farklı hissettiriyordu. Belki de böyle bir şey yapan tek kişi bendim. Kendimi kahramanmış gibi hissettiğim günler olmadı değil. Belki de dünyaya gönderiliş sebebim buydu benimde. Bilemiyorum. 3 ay geçti ama ben hala yorulmadan devam ediyordum.
Her ölüm erkendir ama bu çok erken
Bir çarşamba gecesi, doktor doktor feryatlarıyla irkildim. Orta yaşlı bir adam kucağında bir kız çocuğuyla "doktor, doktor nerde?" diye bağıra bağıra hastaneye girdi. Sesi ağlamaklı ve çaresiz. Kucağındaki 10-12 yaşlarındaki ufaklığın onun kızı olduğu yüzündeki endişe ve korkudan gayet net anlaşılıyordu. Eli ayağı titriyor, bıraksan ağlamaktan gözleri şişecek ama güçlü olmak zorundaydı, en azından kızını doktora yetiştirene kadar. Panik halinde olduğu için hemen bir sedye kapıp, yanına gittim. "Yatır kardeşim çocuğunu" dedim. Yatırmadı, yüzüme bile bakmadan diğer sedyelerin girdiği odaya doğru koştu. Beni görmedi bile. Bende peşinden gittim. Aslında kızın durumunu merak ediyordum. Babası kırmızı odaya girmiş ve kızının elini bırakmıyordu. Hemşireler çocuğun kanlı elini, yüzünü siliyorlar ama herkes sakindi. Ne olduğunu çok merak ediyordum ama sormaya da korkuyordum. Sonra hemşire babayla kızının ellerini birbirinden ayırdı ve "yapabileceğimiz bir şey yok" dedi. Kızı morga götürmek için hazırladılar. Babasına da prosedürlerden bahsettiler ve adam bitkin bir şekilde hastane dışında duvar dibine yığıldı. Kolundan tutup banka oturtturdum ve o sırada 20-25 kişilik bir grup insan adamı görünce onun yanına geldiler. Hepsi yakınları. Çoğu hastaneye girdi bilgi almak için. Karısı adamın yanında kaldı ve "kızım nerede?" dedi. İşte orada benim boğazım düğümlendi, o anı görmek istemedim.
Çok ağır geldi, kaldıramadım
Hızlı adımlarla uzaklaştım oradan. Gözlerimden istem dışı yaşlar akıyordu ama ağladığımı hissetmiyordum. Titriyordum ama üşümüyordum. Nereye yürüdüğümü bilmeden sadece yürüyordum. İlk karşıma çıkan banka oturdum ve artık hissederek, içimden parçalar koparak ağlıyordum. Çocuk gibi, hıçkıra hıçkıra.
Yanıma o oturdu
O sırada yanıma birisi oturdu. Kim olduğunu görmedim. Parfüm kokusundan bir bayan olduğunu anlamıştım sadece. Ağlamamı durdurmak istiyordum ama beceremiyordum. İçimden küfrettim oturana, sanki başka bank kalmamış gibi gelip benim yanıma oturdu. Utanmıştım birazda. Koskoca adam ağlıyor...
Bir sigara yakıp bana uzattı
Devamı : https://www.kizlarsoruyor.com/ask-iliskileri/a50462-ben-deli-degilim-askim-devami
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar