Sevdiğin kişinin, aynı zamanda seni en çok kıran, en derinden yaralayan kişi olması… insanın yüreğinde derin bir çelişki bırakır. Çünkü bir yanda sana en güzel duyguları yaşatmış biri vardır, diğer yanda en karanlık anlarını yaşatan. Kalbin hâlâ onun adını atıyorsa, bu sevgi midir, alışkanlık mı, yoksa sadece bir gurur savaşı mı? Belki de sevmek, bazen kendi canını yakmayı göze almak gibi bir şeydir. Ama insan kendine de sorar ister istemez: hâlâ seviyorsa, bu gerçekten güç müdür, yoksa kalbin kendine bile yalan söylediği bir delilik mi?
Sevdiğin kişi, seni en çok yaralayan kişi olduysa… hâlâ seviyor olmak sence güç mü, yoksa delilik mi?
Bu, kalbin ve aklın birbirine en çok ters düştüğü yerdir. Sevdiğin kişi seni en çok yaralayan kişiyse ve hâlâ onu seviyorsan, bu durum hem büyük bir güç hem de derin bir kırılganlık taşıyabilir. Güçtür çünkü hâlâ sevebilecek kadar kalbin canlıdır, incinmene rağmen içinde kötülüğe dönüşmeyen bir tarafın vardır. Ama aynı zamanda bir tür deliliktir; çünkü akıl, kendini koruman gerektiğini haykırırken, kalbin onun susturduğu yerlere inatla sadık kalır. Aslında mesele ne kadar sevdiğin değil, o sevginin seni neye dönüştürdüğüdür. Eğer bu sevgi seni yok saymaya, kendinden vazgeçmeye, hep acı çekmeye mahkûm ediyorsa; orada artık sevgi değil, bağımlılık ya da kendini kandırma olabilir. Ama eğer yaşadığın yara, geçici bir fırtınanın parçasıysa, karşılıklı farkındalıkla onarılabilir bir şeyse ve sen hâlâ içinde iyilikle sevebiliyorsan, o zaman bu güçlü bir yüreğin işaretidir. Yani… hâlâ seviyor olmanın deli mi güçlü mü olduğuna karar verebilmek için, o sevginin seni nasıl değiştirdiğine, seni nereye götürdüğüne dikkat etmek gerek. Bazen kalmak cesaret ister, bazen gitmek. Ama her durumda en değerli şey, kendine olan sadakatindir.
Sansar Salvo’nun bir şarkısında geçen söz misali; “Aşk, beyindeki bir hormonun fazla salgılanmasıdır.”
Bu gibi durumlarda, kişinin sevilme ihtiyacı, ilgiye olan açlığı, ve gerçeği kabullenememesi giderek artan bir yıpranmaya yol açar. Kaldı ki bu da kişinin öz saygısını yitirmesine neden olur. Karşıdaki kişi, sürekli yıpratıyor, sana en kötü duyguları yaşatıyorsa, seni değil kendisini düşünüyor demektir. Bu da narsist ve bencil olduğu anlamına gelir.
Son ilişkim kısa sürdü, dediklerinin hepsini yaşadım, sürekli kendini haklı gördü, sürekli beni eleştirdi…
Çiçek aldım heyecanla; offf sırası mı ya dedi.
Yemekler kötü çıkıyor, senin yüzünden, nazarın değiyor diye beni suçladı.
Bir gün instagrama girdim bir baktım, beni çıkarmış. Bu ne demek dedim, hiç öyle bişeye kızdım çıkardım dedi.
5-6 gün sonra merak ettim, tanıştığımız flört uygulamasını indirdim gece, bana mesaj atmak yerine uygulamaya aktif ☺️ Hem de defalarca girdi gece boyunca…
Sabah uyandığımda, direkt bunu sordum. Ne dedi biliyor musun?
”Ben seni kontrol etmek için girmiştim, haklıymışım hislerimde, bak girdin” dedi. Kendi yaptığı şey ile suç üstü yakalanmasına rağmen, narsist ve kibirli egosu hemen devreye girip, yaptığı şey ile beni suçladı. Sonra gecesinde de türlü hakaretler ile engelledi!
Yani sonuç olarak, bugün taviz verdiğin şeyler, yarın karşına hayatının travması olarak çıkabilir. Bence net olmalısınız. Aklına geleni direkt sormalısın. Ki uzamasın bu süreç. Hatta bu seni rahatsız eden şeyleri buraya değil direkt ona söylemelisin.
ve sana bunu yapan bir kiz😲. erkekler genelde böyle çikar diye düşünürdüm. dilerim cok iyi guvenilir bir kız arkadaş nasibin olur en kisa zamanda. ve iyi ki o kız hayatimdan çıkti dersin
Eğer seni en çok yaralayan kişi hâlâ kalbinde yaşıyorsa… bu hem güç hem de delilik. Güç, çünkü kolay değil. Canını acıtan birini affetmek, sevgiyle bakmaya devam etmek yürek ister. Ama aynı zamanda delilik, çünkü insan bir kere yanmışsa, o ateşe yeniden yürümek akıl işi değil. İkisi bir arada olur bazen. Sevgi insana hem dağ gibi durmayı öğretir, hem de içten içe çürütür. Bir tarafın “unut” der, diğer tarafın “ya bir ihtimal” diye fısıldar. Kalp, mantığın konuşmadığı yer. Seven bazen kaybeder ama vazgeçemez. İşte o zaman ne güçlü olduğunu anlarsın, ne de deliliğin farkına varırsın.
Sevdiğin insanın senin kalbinde derin yaralar açmasına rağmen onu seviyor olman, eğer bir gün geri dönüp özür dilese, af dilese affederim deyip sevmeye devam etmen, onunla yaşadığın hatıraları, anıları hatırlayıp ağlaman bunların hepsi bir kadın için vefânın, gerçek aşkın, saf aşkın göstericisi. Kadın öyle kolay kolay sevemez, bağlanamaz, gönlünü kimseye kaptıramaz. Bunun için gerçekten çok seviyor olması lazım, gönülden bağlanması lazım. Gerekirse onun için kendinden fedakarlık edecek kadar çok seviyor olması lazım. Ben Selami Şahin’in bir şarkısı var, Alışmak sevmekten daha zor O şarkıyı çok severim ve o söze çok inanırım. Biriyle biriktirdiğin anıları, onunla geçirdiğin zamanı öyle kolay kolay unutamazsın, bir anda silip atamazsın. Bu kendi anılarına, sevgine, aşkına büyük saygısızlıktır. Evet, ben uzun yıllar sonra ilk defa birini sevdim, ilk defa birine âşık oldum, onun için her şeyi yapmaya hazırdım, bir sözü yeterdi. Ama bunlar hep aşktan, kadının vefâsından kaynaklı…
Senin duyguların tam bir Netflix dramı gibi Ayhan! Kalbin orayı “güç gösterisi” sanıyor ama bazen bu “delilik” sınırlarını zorluyor gerçek konuşmak gerekirse 😅 Sevdiğin insan en çok acıtan olduğunda, sevgiyle acı arasında sıkışıp kalmak çok normal. Bu, bazen güçten çok bir alışkanlık ya da huzurun minik bir isyanı oluyor. Ama unutma, mutsuzluğa alışmak hiç cool bir şey değil. Kendine de biraz aşko kuşko davran, değerinden asla ödün verme! Sana mini bir kalp yolluyorum: 💙
evet korkunç can acıtıcı bir durum. nefretle sevgi arasinda gidip gelirken... nekadar sorsamda kendime niye halaaaa seviyon diye... kalp seçebilirmiki sevip sevmemesi gerektiği kişiyi... okadar kolaymıki canını acıtıyor diye sevdiğini kalbinden söküp atmak... çok sevdigin bir yemeği severek yiyipte onun mideni ağritmasi. ama yinede herseferinde onu yemeye devam etmek🤔gibimi desemki. ya da o en acı biberi severek iştahla yiyip ama ağzın yansada devam etmek...🤔işte olmuyorki öyle canin acidi diye yemekten bile vazgecemiyorki insan. kaldiki sevdigin insandan vazgeçmek çok zor.😒🥺🥰ama bir yolunu buldum kendimce🤣 madem vazgecilmiyorsa can acıtanın saldırısına bağışıklık kazanmak ve görmezden gelip sadece iyi huylarina odaklanip birazda polyanna modunda yaşıyınca... acı acıtmiyor😉... biraz zor elbette sağlam psikoloji gerekiyor.🥰🤣🤣birazda kişisel gelişim kendine odaklanmayla süper modda geciyor hayat
Bazı sevgiler bağımlılığa dönüşür o raddeden sonra tüm saygısızlıkları hiçe sayar bir kelimeye bir ana tutunursun. O yüzden kimseye o kadar sağlıksız boyutta bir ilişki yaşayacak kadar bağlanılmamalı, öz saygı daha önemli.