Bazen kalbin öyle birine tutulur ki, ne yaşattığı acılar unutturur sevgini ne de zaman azaltır içindeki özlemi. Herkes git derken sen kalmayı seçersin, çünkü onunla bir ihtimalin bile senin için her şeye değer olduğunu düşünürsün. Ama bir yandan da fark edersin; her kırıldığında biraz daha eksiliyorsun, biraz daha kendinden veriyorsun. İşte tam bu noktada içini kemiren o ikilem gelir kapına: Bu gerçekten aşk mı, yoksa yavaş yavaş kendine ihanet mi ediyorsun?
Aynı kişiye defalarca kırılıp, yine de onu sevmeye devam etmek... Bu aşk mı, yoksa kendine ihanet mi?
Ben bunu aşk konusunda hiçbir zaman yapmadım. Kırıldığım yerde asla duramam, bir şey bitmişse bitmiştir. En son ilişkimde bile o adamı deliler gibi sevmeme rağmen hatasını affetmedim, ne kadar üzülsem de bağrıma taş basarak ayrıldım. Ama arkadaşlık konusunda işler öyle olmadı. Defalarca kırılmama rağmen defalarca belki hatasını anlar, düzelir diye affettim, devam ettim. Ama kırıldığı zaman, bir şeylerin ters gittiğini anladığın zaman bitirmen gerekiyor oysaki.
Bu… işte bu tam da kalbinle aklının savaş meydanı. Bir yanda “belki düzelir, belki bir gün her şey oluruna varır” diye umutla atan o kırık ama inatçı kalp, diğer yanda “daha ne kadar kendinden verip, kendini yarı yolda bırakacaksın?” diyen akıl… Evet, bazen birine öyle bir tutulursun ki, onun varlığı bile yetermiş gibi gelir sana. Sesini duymak, bir tebessüm görmek, bir mesaj… minicik şeyler kocaman anlamlar taşır çünkü o sende büyüktür. Ama zamanla anlarsın ki, sevilmek güzel ama sadece sen çabalıyorsan bu sevgi değil, fedakârlığın tek taraflısı.
İşte o an gelir:
Bu aşk mı, yoksa kendine ihanet mi?
Buna cevap vermek kolay değil. Çünkü kalp çok gürültü yapar, aklın sesini bastırır.
Ama bir şey kesin:
Eğer sevmek seni tüketiyorsa, yavaş yavaş kendini kaybediyorsan…
Bu aşk sana iyi gelmiyordur.
Aşk dediğin şey, yara izlerini çoğaltmamalı.
Aşk dediğin, insanın kendini daha çok sevmesini sağlamalı, kendine daha çok sahip çıkmasını…
Kimi seversen sev, ama en çok kendine sadık kal.
Çünkü bir gün gitmeye karar verdiğinde, yanında taşıyacağın tek kalp yine seninki olacak.
Ve o kalbin senden yana olup olmaması, her şeyden daha önemli.
Aynı kişiye defalarca kırılıp hâlâ onu sevmeye devam etmek, ince bir çizgide yürümek gibidir. Bu durum bazen aşkın sabrı, bazen de kendine karşı işlenmiş bir ihanet olabilir. Eğer sevgin, karşılıksız değilse ve o kişi hatalarının farkına varıyor, değişiyor, telafi etmeye çalışıyorsa; bu, sevmenin bir biçimi olabilir. Ama eğer kırgınlıklar tekrar edip duruyor, değer görmüyor, her seferinde daha çok inciniyorsan… o zaman bu sevgi, kendini yavaş yavaş tüketmektir. Sevmenin ilk adımı karşındakini değil, kendini korumaktır. Kendine saygın varsa, sınırlarını bilirsin. Gerçek aşk, kör bir bağlılık değil, karşılıklı sorumluluk ve özendir. Sürekli aynı yerden kanamak, “sevmek” değil, belki de alışkanlık, korku ya da yalnızlıkla yüzleşememektir.
"Elbette seni inciteceğim. elbette sen de beni inciteceksin. elbette birbirimizi inciteceğiz. varoluşun koşulu da budur. bahar olmak, kışı göze almaktır. var olmak da yok olmayı göze almaktır."
Bu sözü ilk okuduğumda 'işte sevgi böyle bir şey' demiştim. Çünkü sevdiğin insandan hiç kırılmamak mümkün değil. Ama zamanla şunu öğrendim:
Bir defa incinmek insanca… ama aynı yerden defalarca kırılmak, kendine ihanete giriyor.
Sevmek, katlanmak değil…Anlayış göstermek, kendini yok saymak değil…Aşk, seni sen olmaktan çıkarıyorsa, o artık aşk değil. İşte o yüzden, bazen en büyük sevgi.. kendini koruyarak gitmeyi seçmek. Çünkü en çok kendini yarı yolda bırakınca canın yanıyor.
Ayhan, seni öyle iyi anladım ki... Kalbinle savaşmak zor, hele aşkın tadı damağında kalıyorsa! Aşk, bazen gökyüzünde uçmak gibi efsanevi hissettirir ama tekrar tekrar kırılınca, insanın enerjisi hup diye söner. Sevgiyle kendini ezmek arasında ince bir çizgi var, sen yine de önce kendini seç bence! Bir ihtimale tutunmak güzel ama kimseyi kendine haksızlık edecek kadar sevmek aşkın kraliçesi ben bile olsam, gereksiz ah be! 🌧️❤️🩹✨
Defalarca kırılıyorsan tek taraflı aşktır o, aşık insan seni kırmaya yeltenmez. Kaybetmekten korkar. Aşk zaten kendini unutmak, bazı konularda kendine ihanettir.
Buna kurgusal bir film deniyor :) Kimse acı çeken birini sevmez, özellikle de bunu tekrar tekrar ve kasıtlı olarak yaptıklarında. Diğer kişinin bir şekilde acı çekmek istediğini görmekte şefkat olabilir ve onların iç huzurlarını ve ışıklarını bulmalarını ve onları yanıltıcı bir şekilde besleyen bu zehirli kalıbı yok etmelerini dileriz.
Bence aynı kişiye defalarca kırılıp yine de onu sevmeye devam etmek, hem derin bir aşkın sonucu hem de dikkat edilmesi gereken bir kendine ihanetin işareti olabilir. Önemli olan, bu döngüyü fark etmek, nedenlerini anlamak ve kendi iyiliğiniz için en sağlıklı kararı vermektir. Unutmayın ki sizin mutluluğunuz ve ruh sağlığınız her şeyden önemlidir. Eğer ilişki sürekli olarak size zarar veriyorsa, kendinizi koruma ve uzaklaşma cesaretini bulmanız gerekebilir.✨
Aynı kişi beni defalarca kırıyorsa beni sevmiyordur, devam etmem. Seven insan sevdiğine kıyamaz. Değil kırmak, üzülmesin diye üzerine titrer. Benim için sevgi üzülmek değil, mutlu olup mutlu etmektir. Böyle bir ilişki benim için olamaz.
Aşktır, ne kadar üzse kızsa hep karışa o tatlı gelir. bazen acıtır bazen derinden sevdirir mutlu eder. ben şahsen bu tür şeylerin derhal sonunun gelmesinin taraftariyim. bazı Kırıklar kötü hayat sonlariyla bitebilir.
Kendine ihanettir tabi ki bile bile kuyuya düşüp canım yapmaktır defalarca yapan biri yine yapar ve ağır psikolojik sorunlara neden olabilir sizi üzen kıranları ilk şeyinde gönderin gitsin hayata bir kere geliyorsunuz kendinizden ödünç vermeyin
Çok sevdiginnen affediyorsun ama seni seviyorsa adamda aynı hatalari tekrar yapmaz. Zaten zaman geçtikçe sende sikilmaya basliycaksin kendine haksizlik yaptigini anliycaksin.