Aşka inanırım, imkansız olanlarıda bilirim. Ben imkansızlaştırdığım aşkımdan bahsedeceğim... Yaşanmamış çocukluğumu, söyleyemediğim dertlerimi, hayalini kurduğum geleceği, kimseye açamadığım yüreğimin eşini buldum. Onu tanıdıktan sonra idrak ettim aşksız hayatın tadı tuzu olmadığını... Beni sevdiğini biliyorum en derine iner hissettirir. Bende onu çok seviyorum... İnsan anlaşılmayı hayatının sonuna kadar ister. Ben hiçbir şey anlatamadan anlaşıldım. Kelimelerini duymam hiç hep hissediyorum. Aşk bu olsa gerek. Derler ya aşk birlikteyken de acı çekmektir. Acı çekiyorum geceleri daha da ağır geliyor. Bu aşk değil ise ne ki... Sevgimin karşında duran zorlukların ezilmişliğidir belki yüreğime ağıt gelen. Benden 16 yas büyükmüş, ne fark eder aşk yüreklerin uyumunda değil mi, yaşı kim çıkarttı... Evliymiş, çocuğu varmış, yuva dağıtma girme bu yükün altına. İnsan mutsuz olduğu bir yerde neden tutulmak istenir ki. Yargılamayın, eziyet etmeyin, zorlamayın bir şeylere, duygulara kulak verin, hissedin. Mutluysa insanlar karışmayın. Kendinize hak gördüğünüzü onlarada görün...
Aşk, hayatın amacı değildir. En azından dünyevi aşk. Akıl her konuda hizmet eder ama aşk birçok konuda acı verir. İnsan da akılı her şeyde kabul eder de aşk konusunda etmez işte. Aşk olgunlaştırmak için yaratılmış bir enerjidir. Yaratıcıya şartsız bağlılıktır aşk. Yaratıcıdan gelendir aşk. İmtihandır aşk. Öğretmeni sabırdır. Meyvesi tecrübedir.
İnsan aklını, hayatın sebeb ve sonucunu idame ettirmek için var olduğunu kabul eder. Aşksa aklın ilerleyişi için, hayatın acı ve tatlıyı birlikte yaşattığını belletmesi için vardır. Aşkın sonucunu aklın yanına koyar Yaradan ki eskisinden daha farkında bir insan olsun diye. Gerçek aşkı o zaman bilir ki insan her zorluğa rağmen herşeyi bilene, görene, idare ve idame ettirene sevdalanmak esastır diye. Yaradan hiçbir şey bilmeyen insanı bu denli sever de onca yarattığı varlıklar arasında insana aşk nimetini yollar nice nimetlerle beraber.
Akıl aşktan anlamaz senin deyişine göre bir bütün olarak değerlendirmek gerek. Duygusuzun akılsızından farkı yoktur. İkisi tek başına bir hiçtir. Ve Allaha aşık olmak için önce aşkı bilmek gerek. Belki bu yüzden aşk var.
Aynı şeyi diyoruz aslında. Aşk, insanı terbiye eder. Aşksız kişi yetersizdir. Hiçtir yani. Gerçek aşkın yolu da elbette aşkı bilmekten geçer. Bir berber düzgün tıraş için önce kesmez saçı. Saçı da tarağı da makası da tanır ve onların her birine tasallut ederse o zaman tıraş edebilir. Gerçek Aşık da o dur ki aşkın öğrettiğini aklına kavratabilir.