"Elveda" Diyebilmek mi Daha Zor, Cevapsız Sorularla Yaşamak mı?

Elvedalar mıdır insanı asıl üzen, cevapsız sorular mı?

Elveda Diyebilmek mi Daha Zor, Cevapsız Sorularla Yaşamak mı?

İnsanı üzen aslında elvedalar değil, sözün söylendiği zamanı hatırlatan anılardır. Bu anıları aylarca, belki de yıllarca zihinden atamamaktır insana acı veren olay… Sevdiğiniz, değer verdiğiniz insanı, belki de hayatınızda son kez gördüğünüz o andır kişinin aklından atamadığı aslında. Sevginizin bitmediği, gözlerine baktığınızda hala aynı heyecanı hissettiğiniz kişiden ayrılmaktır en kötüsü...

Her insanın yaşayabileceği, en acı veren olaylardan biridir birinden vazgeçmek zorunda kalmak. Sizi sevdiğini söyleyen, her zaman yanınızda olacağına söz veren insanı artık tanıyamadığınızı anladığınız andır bu kararı verdiğiniz an, asla da bilemezsiniz o kişiye ne olduğunu, artık nerede olduğunu, kalbindeki yerinizi… Belirli bir zaman gerekir bunu anlayabilmek için, bu süreçte pek çok olaya da maruz kalınabilir, tecrübeler edinilir, fakat yine de bir faydası dokunmaz.

Peki neden bu kadar zordur ayrılırken "elveda" diyebilmek? Siz farkında dahi değilken, sevdiğiniz insana ne oldu da, duygularından bu kadar kısa sürede vazgeçebildi?

Elveda Diyebilmek mi Daha Zor, Cevapsız Sorularla Yaşamak mı?

En azından bir sebep sunulmalı, bu bağlamda doğru neyse söylenmeli, karşısındakine zarar vereceği bilinse de. Öğrenmek ister insan, soru işaretleri ile yaşamak yerine, kendi kendine tükenmektense… “Böyle olsaydı, ne olurdu” şeklinde, cevabı olmayan sorularla yaşamaktansa, o an öğrenmek ister insan her şeyi. Ayrıldığınız insanı belki de bir daha göremeyeceksiniz, neden ayrılma kararının alındığını bilmeden, sürekli merak ederek…

Ayrılıkların bu kadar acı vermesinin asıl sebebi de bu değil midir aslında? Beklemek ve sorulara yanıt bulamamak. Bu düşünceler insanda beklentiler meydana getirir, yaşantısının durmasına ve çeşitli senaryolar kurmasına sebebiyet verir. Bunu da bilinçli bir şekilde yapmayı tercih eder insan çoğu zaman, başka şeylere yönelmesini engellediğini bilerek... Veda dahi etmeden ayrılabilen insan bencildir kişinin gözünde, acımasızdır. Gün gelir, üzüntüler azaldığında kişi, veda etmeden ayrılabilen birini tanıdığı için mutlu olduğunu düşünmeye başlar, çünkü belirli tecrübeler kazanılmasına sebebiyet vermiştir kendisi…

Gün gelir ve kişi anlar ki, bu insanla hiç tanışmamış olsaydı, belki de bugünkü güçlü benliğine sahip olamazdı. Sevgi veya nefret değildir bu duygu, her zaman derinlerde bir yerde, kendisine hala bir yer ayıracaktır kişi, belki de hala sevdiğini hissedecektir bilinmez, anıları unutmak istemeyecektir, bunun kendisini duygusal anlamda tükettiğini bile bile…

Peki ne derece mantıklıdır bu şekilde yaşamak? Veda etsin veya etmesin, ortada mantıklı bir sebep olsun veya olmasın, soru işaretlerine yanıt bulmak için harcanan bunca süre gerçekten gerekli mi? Biz günlerce veya haftalarca kendisi için üzülürken, anıları hatırlayıp kendimizi yorarken, o sırada kendisi de aynı durumda mı, o da bizi özlüyor mu, bu ihtimalleri düşünmek gerekmez mi aslında?

Her zaman bir umut vardır, bunu unutmayın

Elveda Diyebilmek mi Daha Zor, Cevapsız Sorularla Yaşamak mı?

Bizi seven kişilere ve özellikle kendimize saygımız olmalı, ne olursa olsun yaşantı sürdürülmeli kaldığı yerden. Her problemin bir çıkar yolu olduğu gibi, bunun da bir çözümü elbette ki var. Her ihtimaller düşünülmeli, yanıtlanamayana cevap aramak, yeni soruları da beraberinde getirecektir her zaman. Ne olursa olsun, ne kadar sevmiş olursak olalım, üzüntüden başka bir getirisi olmayan bu durumlara karşı koymayı bilmelidir insan, zor ve yıpratıcı da olsa…

"Elveda" Diyebilmek mi Daha Zor, Cevapsız Sorularla Yaşamak mı?
Cevapla