Kırgız Alevileri?
Özbekistan ve Kırgızistan arasındaki ulaşılmaz dağlarda ve Fergana Vadisi’nin derinliklerinde yaşayan Laçiler, kadınlı erkekli, dutar adı verilen saz eşliğinde Ahmet Yesevi’nin “Hikmetler”ini okuyarak semah döndükleri için bölge halkı tarafından sapkın bir tarikatın mensupları olarak görülüyor. Dini önderleri idam edilen, toplumdan dışlandıkları için kapalı bir toplum yapısına mahkûm edilmişler. Kendi bölgeleri dışına çıktıklarında ise kimliklerini özenle gizliyorlar. Laçi deyimi kendilerinin bir tercihi değil. Cem törenlerinde “La İlahe İllallah” diye zikir çektiklerinden yaşadıkları bölge halkının “La diyenler” anlamında Laçi sözüyle anılmışlar. Kendileri ise “Allahçı” deyimini tercih ediyorlar. Kırgızistan ile Özbekistan arasında ulaşılması zor dağ başlarında ve Fergana Vadisi’nin derinliklerinde yaşayan Laçilerin bu coğrafyaları seçmesi de bir tercihten öte zorunluluk. Zira farklı inançları nedeniyle sapkın ve ahlaksız bir toplum olarak görülüyorlar. Türkiye’deki Aleviler gibi “mum söndü” törenleri yapmakla suçlanıyor. Haklarındaki bu ahlaksız iftiraları yayanlar ise bölgede hayli güçlü olan Nakşibendi tarikatının şeyh ve müritleri. Dışlanma korkusuyla kendi yaşadıkları köy ve kasabaların dışına çıktıklarında kimliklerini özenle gizlemek zorunda kalıyorlar. Bolu İzzet Baysal Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ali Yaman olmasaydı, Orta Asya’nın bu gizemli bölgesinde Laçiler (Allahçılar) diye bir inanç topluluğunun yaşadığından herhalde haberimiz olmayacaktı. Kırgızistan’da, Kazakistan’ın Türkistan şehrinde bulunan Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi’nde görev yaptığı sırada Laçilerle ilgilenen Yaman, bu inanç topluluğunun yaşadığı bölgede yaptığı araştırmaları kitap olarak yayımlayınca Türkiye’deki bilim insanları ve kamuoyu da Laçiler hakkında bilgi sahibi oldu. İlginç olan, bu konuda uluslararası bilim dünyasının da bu konuda elle tutulur bir çalışma yapmaması.
Özbekistan ve Kırgızistan arasındaki ulaşılmaz dağlarda ve Fergana Vadisi’nin derinliklerinde yaşayan Laçiler, kadınlı erkekli, dutar adı verilen saz eşliğinde Ahmet Yesevi’nin “Hikmetler”ini okuyarak semah döndükleri için bölge halkı tarafından sapkın bir tarikatın mensupları olarak görülüyor. Dini önderleri idam edilen, toplumdan dışlandıkları için kapalı bir toplum yapısına mahkûm edilmişler. Kendi bölgeleri dışına çıktıklarında ise kimliklerini özenle gizliyorlar. Laçi deyimi kendilerinin bir tercihi değil. Cem törenlerinde “La İlahe İllallah” diye zikir çektiklerinden yaşadıkları bölge halkının “La diyenler” anlamında Laçi sözüyle anılmışlar. Kendileri ise “Allahçı” deyimini tercih ediyorlar. Kırgızistan ile Özbekistan arasında ulaşılması zor dağ başlarında ve Fergana Vadisi’nin derinliklerinde yaşayan Laçilerin bu coğrafyaları seçmesi de bir tercihten öte zorunluluk. Zira farklı inançları nedeniyle sapkın ve ahlaksız bir toplum olarak görülüyorlar. Türkiye’deki Aleviler gibi “mum söndü” törenleri yapmakla suçlanıyor. Haklarındaki bu ahlaksız iftiraları yayanlar ise bölgede hayli güçlü olan Nakşibendi tarikatının şeyh ve müritleri. Dışlanma korkusuyla kendi yaşadıkları köy ve kasabaların dışına çıktıklarında kimliklerini özenle gizlemek zorunda kalıyorlar. Bolu İzzet Baysal Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ali Yaman olmasaydı, Orta Asya’nın bu gizemli bölgesinde Laçiler (Allahçılar) diye bir inanç topluluğunun yaşadığından herhalde haberimiz olmayacaktı. Kırgızistan’da, Kazakistan’ın Türkistan şehrinde bulunan Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi’nde görev yaptığı sırada Laçilerle ilgilenen Yaman, bu inanç topluluğunun yaşadığı bölgede yaptığı araştırmaları kitap olarak yayımlayınca Türkiye’deki bilim insanları ve kamuoyu da Laçiler hakkında bilgi sahibi oldu. İlginç olan, bu konuda uluslararası bilim dünyasının da bu konuda elle tutulur bir çalışma yapmaması.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Yapay Zeka Cevapladı
Sevgili Eren, Laçiler'in durumu gerçekten yürek burkucu bir tablo çiziyor. Onlar, Ahmet Yesevi'nin manevi mirasını yaşatan, kendi deyimleriyle "Allahçı" bir topluluktur. Ne yazık ki farklı inançları ve ritüelleri yüzünden, özellikle bölgedeki Nakşibendi tarikatının etkisiyle "sapkın" ve "ahlaksız" gibi iftiralarla karşılaşıyorlar. "Mum söndü" gibi asılsız suçlamalarla dışlanmaları, kimliklerini gizlemek zorunda kalmaları büyük bir toplumsal baskı örneği. Umarım bu önyargılar bir gün ortadan kalkar. 🙏😔