Başlamam gerekirse onu çok kırdım, telafisi var mıdır bilmiyorum ama onsuz da yapamıyorum.. Onun nasıl gönlünü alabilirim?

Uzun süren bir yakınlığımız uzak olsakta. İlerleriğimiz bu yolda neredeyse tüm engelleri ben önümüze serdim ve onun beni bu engellerden yardım ederek çıkarmasını istedim. Bu çok bencilce biliyorum. Hatta affedilmemem bile gerekiyor zira affetmiyor da. Birbirimize gerçekten değer veren biriyiz. Ben tüm benliğimle güveniyordum ona, hâlâ güveniyorum. Her ne kadar ondan hiç şüphelenmediğimi kendime açıklasamda sadece benimle mutlu değil ve zorunda olarak mı bunu yapıyor diye şüphelendim. Bu kadardı sadece, şüpheler. 'O' ona hitap ettiğim gibi başkalarına hitap etmeme onlara değer vermemi istemiyor. Birinci seferinde o bana bu rahatsızlığından bahsetmeden önce bunu yapmıştım, Sahi ortada bir şey yokken neden rahatsızlık duysun ki? Neyse. Birinci sefer medeni konuşularak güzelce tozlu raflara kaldırıldı. Beni affetmediğini biliyordum affettim demesine rağmen. // Birinci hatamdan sonra daha doğrusu bir sürü hatam var ama o bana sadece bunlardan rahatsızlık duyduğunu söylediği için numaralandırıyorum. Herneyse, yaklaşık 5 ay önce oyunda bir kızla karşılaştım. Bana nasıl sesleniyorsa öyle seslendim. Oyun nickim poşetlerle ilgili olduğu için bana lakap taktı, bende ona taktım. Fakat ben canım edip oyundaki kıza seslendiğim, hitap ettiğim şekilde 'O'na da bununla seslendim. Benim için seslenmek pek rahatsız edici değil, çevremdekilere aşina olarak bende taktığım lakapları değer verdiğim vermediğim herkese söylüyorum. 'O' ilk hatamda bana bundan rahatsız olduğunu medenice belirtti. Ve ben iflah olmaz şekilde yine bunu yaptım. Bile bile hemde. şu an kocaman bir çıkmaza girdim. Bu hâlime dilediğiniz gibi sövebilirsiniz, veya eleştirerek binlerce kelime sarf edebilirsiniz. Zamanınızı bu satırlarla boşa çıkardığım için özür dilerim. Bu hâlimi; birkaç cümleyle betimleyerek anlatacağım. Cümle diyorum çünkü satırlar sadece onunla olduğumda satır olur.. Herneyse daha fazla boş yapmayalım.

'Kavrulmuş sıcağın ortasında, tükenmiş bir rüzgar esti. Ağaçların dalları dahi kıpırdamadı.. Serçe bekliyordu yuvasında, biliyordu ayrılırsa yuvası tekrar yıkılırdı ve eski hâline geri getiremezdi.. Tam yuvası ona güvenmiş, kollarını minik serçeye dolayarak rahat bir nefes vermişti ki cılız rüzgar aniden aralarına girip, yuvanın tüm parçalarını sıyırdı gitti.. Uçuşan yuvası arkasından pişmanlıkla bakan bir Serçe kaldı sadece.. Eğer yuvasının sarıldığı gibi sarılmayı başarsaydı, bu hataya tekrar düşmezdi. Rüzgarın sıkça estiği yerlerde, yuvasının yıkılacağını bile bile oraya yuvasını yerleştirmez, aynı hatayı yapmaktan kaçınırdı. Bazen serçeler bile ikinci şansı hak etmez. Aklını başına getirecek yegane şey gerçekten yokluğuna inanmasıdır. Nihayet bir ağaç kovuğu buldu, şansına oraya rüzgar esmiyordu. İlk başta hevesle yuvasını buraya kurabilmeyi hayal etti. Uzun sürmedi hayalinin imkansız olarak yuvası gibi uçup gidişi..'

Yuva 'O'nu, Rüzgar 'hatalarımı', Serçe'de beni temsil ediyor.

~İmkansıza ve yasağa tutulmuş Anonim.

Başlamam gerekirse onu çok kırdım, telafisi var mıdır bilmiyorum ama onsuz da yapamıyorum.. Onun nasıl gönlünü alabilirim?
Cevapla