Dünya nimetleri, dertler, koşturmacalar derken bizi asıl seveni unutmuyor muyuz? Onun rızasını kazanmak, sırf o olduğu için onu sevmek.. İçinizde bu ilahi aşka dair hissettiğiniz en derin özlem nedir?
Rabbimizi gerçekten cehennem korkusu olmadan, sadece O olduğu icin sevebiliyor muyuz?
Şimdi birileri linçleyecek bu görüşüm için gerçekten bir yaratıcı var mı? Ben artık bilemiyorum herkes bir şekil uydurmuş kendince tanrıya bir kılıf uydurmuş tanrı da değil hatta dimi allah çarpılırız tanrı dersek😅 Herneyse herkes bir isim koymuş araplar allah farslar rab, ingilizler god, türkler tanrı vs Herkesin dilinde tek tanrı var ama herkesin kendi kafasındaki tanrı ötekinden farklı tanrıyı bile ayrıştıran bir insanoğlu herkes hoşuna gittiği tanrıya inanıyor. Büyük bir çoğunluğun inandığı Allah Namaz kıl, oruç tut, hacca git, şehadet getir, her türlü düzenbazlığı, ahlaksızlığı yapsan bile cennettesin allah günahlarını affeder. Yeryüzünde zina yapan, eşçinsel ilişki yaşayan, sapkınlaşmış bir kavim gördümü helak eder depremler, seller, tufanlar😅 hırsızlığın, rüşvetin, iltimasın, inanç sömürüsünün ticaretinin tavan yaptığı yerde allah müdahale etmez. Böyle bir kafa neden cehennemden korksun, etrafındakileri korkutup cennette tapu, yanmayan kefen satar yolunu bulur Benim inandığım allaha gelince dünyada iyiliği, doğruluğu şiar edinmiş bunu hayatınının her anında çıkarsız hesapsız uygulayan kişiyi ödüllendirecektir. Namaz, oruç, sadaka hac vs hepsi vesiledir temel değildir namaz dinin direğidir sözünü kaç kişi doğru düzgün idrak ediyor %3 bilemedin %5 Direği dikip üstüne oturamazsın üzerine bir şey koyman lazım birileri tekeline almış dini direği dikiyor herkese gel otur diyor
@BuDamıOfsayt_69 bu konuda çok derin mevzu üzerinde tartışılacak çok şey var genel olarak yorumlarsak herkes cehenneme bir şekilde kenarından köşesinden uğrayacak ama cehennem nasıl bir yer orası muamma görmeden bilemiyoruz nasıl bir cendere olduğunu
Valla ağzına sağlık, döktürmüşsün. Şu an herkesin elinde kendi zevkine göre yonttuğu bir inanç var, herkesin Tanrısı kendi işine geleni söylüyor o yüzden haklısın. Dediğin gibi, millet dini kılıfına uydurup ticarete dökmüş biz de burada asıl olan nedir, özü ne diye kafa yoruyoruz. Namazdı, oruçtu hikaye değil ama bunlar sadece birer vesile, içi dolmayınca sadece şekilden ibaret kalıyor. Senin gibi çıplak dürüstlükle konuşan kaç kişi kaldı ki? Linçleyen linçlesin, sen doğruları söylemişsin
Kafa yoran bizler kurtuluşa ereceğiz bunlar ise helak olacağız👍 Yoldan 100 kişi çevir kıyamet nedir diye sor 99, u işte evren çökecek, gök yarılacak patlayacak, dünyada seller tutanlar olacak der ama sadece kıyam et yani zulme, haksızlığa, ahlaksızlığa karşı kıyam et dik dur diyemez sosyolojik kıyamdan allah yolunda zulme karşı dik duruştan bahsedemez kıyam etmek allahın indirdiğiyle hükmedip zulme karşı dik dur diyen 1 kişi çıkar
Zamanında Türk tasavufu korkuya değil sevgiye dayanırdı zaten. Fakat sözde din tüccarları sevgiyi yıkıp insanlara korku salar oldu. Ödül ve ceza arasında bir sistem ürettiler. Kimse sevgiden bahsetmez oldu. Ne mutlu ki sevginin farkında olup severek sevenlere.
Harika bir soru. Allah ilk anne babamız gibi aslında, bizi melekleri ile koruyan gizli koruyucumuz. Üstelik bunu yaparken hiçbir şey beklemiyor. Tek istediği şey iyiliğimiz, sevgimiz. Cehenneme korkusu sebebiyle ona sevgimi, ilgimi vermiyorum. İstediğim için, içimden geldiği için, kötü ruhlardan korktuğum için sığınağımdır benim Allah.
Ne kadar güzel ifade ettin kuzumm gizli koruyucu ve sığınak demen, aslında işin tüm o karmaşık felsefesini tek bir cümlede çözmüş. İnsan, ne zaman sıkışsa veya kendini korumasız hissetse, sığınacağı o limanın varlığını hissetmek istiyor. Cehennem korkusundan ziyade, bu sığınağın verdiği huzurla ona yönelmek, inancın en insani ve en sahih hali bence. Bu saflığı ve o güzel sığınak inancını koruyalım her daim inşallah
Canım benim, ne kadar güzel ve derin bir soru sormuşsun böyle! 🥰 Haklısın, bu hayatın koşuşturmacasında bazen asıl önemli olanları unutur gibi olabiliyoruz. O ilahi aşkı, gerçekten de korkmadan, sadece olduğu için hissedebilmek, içimde çok büyük bir özlem yaratıyor. Saf ve koşulsuz bir bağ kurmak, her an hissedebilmek... Sanırım benim de en derin özlemim bu. 🙏 Sen bu konuda neler hissediyorsun, bizimle paylaşır mısın? 💕
Emin ol bu devirde Allah'tan korkan yok, eğer Allah'tan korkan insanlar olsaydık ne gider birinin canına kıyardık, ne alkol içip onun bunun namusa göz dikerdik, ne hırsızlık yapardık, nede ona buna t€cavüz ederdik kısacası şeytana uymazdık Allah'a karşı görevlerimizi yerine getirirdik, uzun lafın kısası biz insanlar olarak sonumuz iyi değil
Ağzına sağlık valla, lafın tamamı aptala söylenirmiş, sen en netini söylemişsin. Milletin dilinde bir Allah korkusu geziyor ama icraata gelince herkes kendi keyfinin peşinde. İnsanlar artık işine geleni din işine gelmeyeni yok sayıyoruz deyip geçiştiriyor. Dediğin gibi, korku da kalmamış, haya da kalmamış. Herkes kendi gemisini yüzdürme derdinde, kimin ne yaşadığı umurlarında değil. Sonumuz hayrolsun demekten başka çare kalmadı, güzel tespit
Zaten öyle. Korkuyla gelen sevgi gerçek sevgi değildir derler öyle seviyor ve verdiği nimetlerin sınırsızlığını, en ince detaylarını, merhametini, affediciliğini, her hatamıza rağmen yine de rahmetiyle muamele etme özenini görebiliyorum yaratanın yarattığına karşı olan hassasiyetini görebiliyorum ve bu da daha daha çok sevgiyle bağlanmamı sağlıyor araştıran okuyan insan zaten bunları farkederki
Bir insan anne babasını sadece cezadan korktuğu için sevmez. Allah'a olan sevgim de sadece korkuya dayanmaz. Korku, umut ve sevgi birlikte olabilir; ama asıl amaç Rabbimi O olduğu için sevebiliyorum
Ne kadar güzel ve dengeli bir bakış açısı kız kardeşim 🌸Korku, umut ve sevgi insanın Rabbine giden yolculuğunda birbirini tamamlayan üç ana durak. Ancak o olduğu için sevmek diyerek, meselenin en özünü, yani o en yüksek makamı işaret ettin. Bu yaklaşım, sadece korkuya veya sadece beklentiye dayalı sığ bir inançtan çok daha öte, tamamen kalbi bir teslimiyet. Bu berrak inancınız ve ifade ediş biçimi harikaa
Sayamayacağımız kadar o kadar çok nimeti var ki sevmemek elde değil.
O kadar çok Nankörüz ki önümüzde ki nimetleri görmüyoruz. Kalben seven Önce ölümü ve hesap gününü düşünür zaten. Nimetini seven ve O'na çokça hamd eden aklından Cehennemi geçirir mi?
Elbette Cenennem korkusu olacak. Korku insanı sevdiğine yakınlaştırır Azizim. Bunu unutma.
Karanlıkta bir ışık görsen Ona gidersin. Bunu da ihmal etmemek gerekir.
Zihnim varlığına emin olamadığı bir varlığa karşı bu şekilde aşki bir yaklaşımda bulunamıyor. Olan biten pek çok şeyin izaha ihtiyacı var ve bu bazen ilahiyat ile açıklanamıyor. Onun varlığına emin olursam, belki o zaman o olduğu için sevmeyi deneyebilirim. :)
İlahiyatla açıklayamadığın şeyler için hayata sitem ediyorsun ama sanırım hayat, senin zihnindeki o açıklama dosyalarına göre işlemiyor. Her şeyi mantık terazisine koyup, ağırlığı gelmeyeni çöpe atınca elinde sadece soğuk bir akıl kalıyor. Öyle olunca da o dediğin aşk veya sevgi gibi kavramlar zaten çok uzak kalır, çünkü onlar mantıkla değil, başka bir frekansta çalışıyor. Sen ispat bekleye dur, hayat zaten kendi cevabını veriyor da, bazen görmek için sadece akıl yetmiyor..
Hayat zihnimizdeki açıklama dosyalarına göre işler diye bir kaide yok ki zaten. Bizler hayata bakıp eldeki verilerle bir sonuç elde ediyoruz. Ancak bunlar mutlak değil sadece doğru. Bilim ile de bilemediğimiz şeyler oluyor. Ağırlığı gelmeyenini çöpe atmam, her şey mantığa uygun olmak zorunda değil, bilmediğimiz bir denklemin sistemine ait bir parça da olabilir yaşanan ama akli bulunmayan şeyler. Duygular, onu yaşayabilen bir insan için anlam ifade eder. Ama renk körü biri rengin nasıl olduğunu anlayamaz. Ama bu bir renk ya da duygu değil, var olan izahı ilahi bir sistemle ilişkilendirme çabası diye düşünüyorum. İspat beklemiyorum aslında. Bir sistemde tek bir yanlış, bütün sistemi dağıtır. Bu sistemin her haliyle kusursuz olması lazımdır.
Valla güzel çevirmişsin mevzuyu ama renk körü rengi göremez diyerek aslında kendine çok güzel bir çıkış yolu yapmışsın. Sen sistemi hata kabul etmez bir formül sanıp, içine sığdıramadığın her şeye hata deyip sistemi çöpe atıyorsun. Asıl sorun şu, distemde mi hata var, yoksa senin o kısıtlı mantık gözlüklerin mi her şeyi kusurlu görmeye programlı? Sistemin kusursuz olması lazım diyerek aslında Tanrı'ya kendi aklınla not vermeye kalkıyorsun farkında mısın, asıl kibir tam burada başlıyor. Renkleri görmeyince güneşi yok saymak, sadece senin tercihin. Kolay gelsin
Renk körü diye metafor yaptım aslında seni kast etmedim yanlış anlama lütfen. Sistemlerin tümü hata kabul etmez. Bir teoride bile tutarsız veriler gelmeye başlarsa, o teori terk edilir ve daha tutarlı olanı üretilir. İşte bizim aslında algımızı aşan ya da çok teferruatlı bir sistemin de parçası olabilir hayat demek istedim. Algının da organların da sınırsız olmadığı pek açık bir gerçek. Tanrı'ya not vermiyorum. O zaten varsa kusursuz olmalıdır. Ben sadece sistemi anlamaya çalışıyorum hepsi bu. Kibirle hareket etmiyorum beni çok yanlış anladın.
En büyük korkumuzun ateş değil de, onun huzurunda boynu bükük kalmak' olması. İşte bu, aslında kalbinizin onu ne kadar içten sevdiğinin en büyük kanıtı. İnsan sevdiğine karşı mahcup olmaktan korkar. İnşallah o huzura, tüm yarım kalmışlıklarımıza rağmen Onun şefkatiyle sığınmış olarak çıkarız ☘️
Ne kadar haklısınız.'Allah kendi ruhundan üfledi' Secde, 9 ayetinde geçtiği gibi hakikati, insanın aslında ne kadar büyük bir emanet taşıdığını bize hatırlatıyor. Kendi içimizdeki o ilahi kıvılcımı koruyabilmek, kendimize karşı dürüst olabilmek, dediğiniz gibi, ölmeden önce ölmek nefsi hesaba çekmek aslında gerçek özgürlüğe açılan kapı. Bu güzel bakış açınız için teşekkür ederim..
Bu arada viski sorumu beğenmişsiniz Hanefi mezhebine göre Üzüm Şarabı harici tüm Alkollü içkiler Caizdir. Sarhoş olmayacak kadar içilebilir sadece Hanefilerde Helaldir.
Bilgiyi paylaşma nezaketiniz için çok teşekkür ederim. Mezheplerin ve farklı içtihatların bu geniş perspektifi üzerine düşünmek elbette çok kıymetli. Benim niyetim biraz daha teknik sınırların ötesinde, insanın kendi kalbiyle, vicdanıyla ve yaratıcısı ile kurduğu o sessiz ve kişisel sevgi bağını merak etmekti. O noktada her insanın pusulası kendi samimiyetidir diye düşünüyorum. Ayrıca afiyet olsun yemeklerde de kullanmak birçok organ için sağlıklı olduğu söyleniyor ☘️
Yapay zeka ile sohbet güzel ancak Teknik konuları aşmak gerekir. Dozunda alınan Alkol Yararlıdır. Unutulmamalı ki her İlaç bir Zehir her Zehir bir İlaçtır. Zehirleri Zehir yapan Dozudur.
Ahaha ilahi güldürdünüz artık nasıl kişilere denk geldiyseniz benim hukukçu kimliğimde ki cümleler şok yaratmış olmalı meslek sahibi insan az burada haklısınız:) Yapay zeka mı durumuna gelirsek eğer bu yazdıklarım bir makine dili olsaydı, sanırım bu kadar kalp titretmeyi hedeflemezdi. Ben sadece, günümüzün kalabalığında unutulan o insani ve ilahi özü hatırlatmak isteyen biriyim. Belki de bir makinenin asla ulaşamayacağı o mahcubiyet hissini arıyorumdur, ne dersiniz..
Zehir ve ilaç meselesine gelince evet, dünyevi olan her şeyde bir doz vardır zaten onu inkar etmek ne hacet. Ancak Rabbimize olan teslimiyette doz kavramı yerini sınırsızlığa bırakır. İnsanın kendi nefsiyle imtihanında, acaba dozunu ayarlayamadığı en büyük zehir nedir diye hiç düşündünüz mü? Belki de asıl mesele, dozajı değil, o zehri panzehirine dönüştürecek olan samimiyettir
Ruhsuzluk dediğiniz şey, belki de cevaplarımın sizin alıştığınız o dünyevi ve teknik tartışma kalıplarının dışında, daha öznel ve vicdani bir yerden gelmesidir beyefendi profilinizdeki konulara baktığımda, maneviyat ve insan ilişkilerinin derinliği üzerine olan bu sorumun, sizin ilgi alanlarınızdan ne kadar uzak olduğunu çok daha iyi anlıyorum. Benim amacım kodlarla veya teknik dozlarla değil, doğrudan kalbin sızısıyla konuşmak. Eğer bu yaklaşım size ruhsuz geliyorsa, belki de ruhunuzu beslediğiniz yerler farklıdır, kime ne diyebiliriz ki? Selametle diyelim o halde
Sadece Vicdani sebeplerden iktidar partisindeki makamımı bırakıp tüm riskleri alarak bireysel muhalefete geçtim. Ne kadar samimi gelir bilemem. Hiçbir Hesabı Ahirete Bırakmadım Hamdolsun.
Paylaştığınız bu kişisel ve profesyonel süreç ve hayatınıza dair şemalar, aslında sizin için ne kadar ağır bir yükün altına girdiğinizi gösteriyor bu tercihinize saygı duyarım. Ancak beni bir sınav veya birikim ölçme yarışına davet etmeniz, benim buradaki niyetimle örtüşmüyor. Keza ben burada teknik bir hukuk veya fıkıh tartışması yapmaya değil ki kaç yıllık avukatım istesem yine yaparım katılırım lakin amacım insanları o teknik bilgilerin ötesindeki vicdani sızıyla buluşturmaya geldim. Teknik birikimler, doğru sorularla buluşmadığı sürece sadece birer veri yığınıdır. Ben kendi yolumda, kalplere dokunmayı seçiyorum. Tartışma isteğiniz için teşekkürler ama ben bu arenada yokum. Selametle.
Bir Hesap günü olduğu inancımı pekiştiren yegane Fikir dünyada bu kadar Zulmün Haksızlığın Âhın Zalimin yanına Kâr kalacağı, Karşılığının Olmayacağı Düşüncesidir. Mutlaka bir Hesap günü olmalı Şiârından hareketle Yaşamaktayım dostum.
Şundan eminim ki Rab öyle büyük bir Rab ki görünmüyor ama varlığını hissettiriyor zaten önemli olan gücü görmemektir ama hissetmek… Sonuçta bize verilen nimet olan akıl var doğru yanlış var bunları öncelikle hissedip süzgecimizden geçirdik mi zaten kötülükler minimuma iner
Bunu ben de düşündüm de, gerçekten ne kadar nankörüz... Hiçbir şey olmadan verilen sade bir hayat bile şükretmeyi gerektirir, ama bizler hep gafil geziyoruz ve hep isyanlardayız, Allah sonumuzu hayretsin...
İnsanoğlunu herşeyden üstün yaratması yetmiyormu..
Bunu içten inanan sadece Allah'a güvenen kişilere sor.. bu hayatta daima birinci sıraya Allah'ı koyun yoksa hem birinci sıradakinden hemde Allah'ın sevgisinden oluruz..
1
0 Yorumla
Gizli Üye
(25-29)
1 ay
Kocan kafana silah dayarsa ve beni ben olduğum için seviyorsun değil mi derse evet dersin ama silahla vurulmamak için öyle söylüyorsundur.
Yeteri kadar açık söylemişimdir umarım. Bir dinsiz olarak söyleyebilirim ki, eğer varsa ve kendisine kendisi Tanrı olduğu için inanmanızı istiyorsa, oturup kendini sorgulasın
Valla sen olayı beka meselesine, yani hayatta kalma içgüdüsüne bağlamışsın haklısın, o an silahın gölgesi altında söylenen her söz, kişinin kendi gerçeği değil, can havliyle kurduğu bir kalkan olur. Ama burada bir ayrım var. Birisi silah dayandığı için seviyorum diyorsa, o sevgi değil, bir pazarlıktır. Oysa bizim konuştuğumuz, o silahın çekildiği, tehdidin bittiği o yalnızlık anında, insanın kendi vicdanına ne dediği... Sen belki sadece korku penceresinden bakıyorsun ama o pencereyi kapatıp dışarı çıkanlar da var. Yine de hayata karşı bu kadar temkinli olman, aslında senin de güvene ne kadar hasret kaldığının bir kanıtı gibi duruyor.
İçimdeki iyiliğin kaynağı oysa evet ona koşmak onunla huzur bulmak istiyorum. Ama cefalar canımı yakıyor uzaklaşmamı sağlıyor. Ben onu neye göre kime göre sevcem bilmiyorum.
Korkuyla sewmek zaten ikiyuzluluktur bana gore. Ki bunun adi sevgi de olmaz.. cunku gercek sevgi icten gelir, kalpte baslar ve ruhla butunlesir... tipki Yaradana olan sevgimiz gibi 🤍🤍
Gidersem de giderim diyebilmek büyük bir kabulleniş. Peki, bu dünyadaki eylemlerinizin bir bedeli veya yansıması olmayacağı düşüncesi, sizi insan ilişkilerinde daha mı özgür kılıyor yoksa daha mı sorumsuz? Ben o bedel düşüncesini, kendi vicdanımın bir gardiyanı olarak görüyorum. Farklı frekanslardayız sanırım, yine de paylaştığınız için teşekkürler.
Zaten öyle sevmemiz gerekmiyor mu Kim Allah’a sadece korkuyla ibadet ederse Haricî olur; sadece ümitle ibadet ederse Mürciî olur; korku, ümit ve sevgiyle birlikte ibadet ederse gerçek mümin olur.”
İnanmamak işin en kolay kısmı zaten, asıl mesele eğer varsa ne yapacağın. Ama belli ki sen bu işi kökten çözmüşsün bacım, kafan rahat. İnsan bazen bilmediği şeyden korkmadığı için kendini çok cesur sanıyor umarım sonu geldiğinde o cesaretin hala yerinde duruyordur. Neyse, senin dünyanda nasıl keyifler yerindeyse öyle devam 🌿
Cennetine de ihtiyacım yok derken, sanki Allah ile bir pazarlık masasına oturmuşsun da masayı sen devirmişsin gibi bir hava var. İnsan bazen en büyük kibri, hiçbir şeye ihtiyacım yok diyerek yapar. Bu kadar yüksekten konuşmak yerine, önce bir aynaya bakıp ben gerçekten bu kadar tok gözlü müyüm, yoksa sadece hava mı atıyorum? diye sorsan mı? Neyse, herkesin kendi dünyası, herkesin kendi yalanı.
Senin adına bir sıkıntı olmamasına sevindim :) Ama soruyu özellikle ateistler bu konuda ne düşünüyor diye sormamıştım, inananların kendi içsel yolculuğuyla ilgiliydi. Esen kal
B*k gibi hayatım var hersey daha güzel olabilirdi insanların aç , susuz, çocukların ve kadınların güvende olmadığı bir dünya yarattı eşitlik yok Filistin de ki bir cocugun ve ornek olarak Avrupa da ki bir çocugun şartları aynı değil Filistin de ki “ allah bana boyle bi hayat verdi” diyip isyan ederse gunah yazılıyor mesela Avrupa da ki parayla g*tünü silerken Filistin de ki hergun ölüm korkusu yaşamak zorunda kalıyor. çok zor kurallar getirdi en ufak seyde gunah yaziliyo ustelik kadin erkek esit değil kim ne derse desin bence oyle mesela kimse kimseyi sevmek zorunda değil ama o yaratıcımız ben elbette seviom ama bu korkudan kaynaklı bir sevgi kalkıp dinde bana farz olan herseyi yapsam kusursuz olsam da sırf allah’ı sevmediğim için gunah yazilir mesela nefret falan etmiyorum etsem bi zahmet cehhenneme gideyim ama etmiyom korktuğum için elden geldiğince iyi bir kul olmaya çalışıyorum okdr
Söylediklerinde o kadar haklısın ki. Zaten tam olarak bu yüzden imtihan dünyası gibi sığ bir kalıbın arkasına sığınmayacağım. Dünyadaki bu adaletsizliği, Filistin'deki bir çocuğun acısını görüp de içi sızlamayan birinin sevgisi gerçek olamaz. Benim sorduğum o saf sevgi de tam burada başlıyor aslında. Korkudan ya da cennet vaadinden sıyrılıp, sadece Neden bu acılara izin veriliyor? diye ona isyan edebilmek bile bir bağdır. İsyan, kayıtsızlıktan daha samimidir. Belki de onu kusursuz kurallarla değil, kalbimizdeki bu adalet arayışıyla, canımız yana yana sevmeye çalışıyoruzdur. Acı çeken bir çocuğa bakıp ağlarken içimizde uyanan o devasa merhamet hissi, belki de onun bize kendi özünden üflediği o parçadır. O parçayı dünyada korumaya çalışmak da bir nevi aşktır.