Dedikodu bir insanın hayatını nasıl karartır?

Bir insan bir hata yapar. Bu hatası kulaktan kulağa dolaşır yani dedikodusu yapılır. Bu insan sonradan hatasından pişman olur ve Allah'tan af diler. Allah'ta onu affeder. Ama bu dedikodu kulaktan kulağa dolaşmaya devam eder. Bu kişinin yapmış olduğu hata onun üzerine etiket gibi yapışır. Dedikodu çok masum bir muhabbet aracı olarak görülüyor değil mi ? Size adım adım dedikodunun insanları nasıl toplumsal bir felakete sürüklediğini anlatacağım. Aslında dedikodunun ne kadar çirkin olduğunu, insanların hayatlarını nasıl kararttığını, bizi nasıl katil yaptığını anlayacaksınız. Belki siz de bir cinayet işlediniz ama farkında değilsiniz. Belki bir insanın ölümüne neden oldunuz, belki de bir toplumun yıkılmasına. Lütfen sonuna kadar okuyun.



Örneğin bir kız. Hata yapar ve bir adamla ilişkiye girer. Pişman olur. Hatasını anlar ve bir daha aynı hatayı yapmamak için gayret gösterir. Bu kızın biriyle yattığını herkes bilir. İnternette videoları dolaşır. Ve sürekli dedikodusu yapılır. Hatasından dönmesine rağmen o kız insanların gözünde artık bir günahkardır. Uzun bir süre sonra bu kızı bir adam beğenir. Sorup soruşturur. Ama herkes onu günahkar olarak bellemiş bir kere. Dedikodusu kulaktan kulağa dolaşmış ve bu hata ona etiket gibi yapışmıştır. Adam kime sorsa aynı cevabı alır "O kızdan uzak dur." Bu kız doğru düzgün biriyle evlenemez. Dedikodu bu kızın saadetine engel olur.


Bu günah kullaktan kulağa dolaşırken biraz daha fantastik bir hal alır ve artık dünyada bu kızdan kötüsü yoktur. O artık potansiyel bir suçludur. Toplumdan dışlanmıştır. Tüm kapılar yüzüne kapatılmıştır.


Biz dedikodu yaparak bu kızı daha büyük hatalara ve günahlara itmeye çalışırız. Bataklığa saplanmış birine , madem oraya düştün ölmeyi hakediyorsun tavrıyla üzerine basarız.


Bu kız ya daha büyük bir günahın pençesine düşer, ya da boynuna bir ip geçirir ve intihar eder. Bakın dedikodu yaparak katil olduk ve daha büyük bir günahkar olduk. Halbu ki o hatasından pişman olmuş ve Allah'ta onu affetmişti.



Başka bir örnek daha. Bir adam zamanında hırsızlık yapmış biriydi. Hırsızlık yaptığından dolayı pişman olmuştu ve belki de hapse girip cezasını çekmişti. Biz durur muyuz ? tabiki de hayır. Hemen dedikodusunu yapmaya başlarız. Bu adam artık toplumun gözünde bir hırsızdır. Bu etiketi ona dedikodu yaparak biz yapıştırdık. Adam cezasını çekmiş ve pişman olmuştu. Bir daha asla aynı hataya düşmeyecekti belki. Biz yine bataklığa düşen ölür tavrıyla adamın üzerine basmaya başlarız. Adam hapisten çıkar karnını doyurmak için iş aramaya başlar. Ama kimse onu işe almak istemez. Çünkü o artık toplumun gözünde potansiyel bir hırsızdır.


Dedikodu yaparak biz bu adamı ya daha büyük hırsızlıklar yapmaya sürükleriz ya da intihar etmesine neden oluruz. Ya da belki de bu adam cinnet geçirir ve bir sürü insanı öldürür. Sonra da kendini öldürür. Dedikodu yaparak bir sürü insanın kanı boynumuzda kaldı.


Peki dedikodu yaparak siz kaç kişiyi öldürdünüz ? Kaç kişiyi büyük günahlara sürüklediniz ? Bunları düşünmeden dedikodu yapmayın.


Dedikodu en büyük günahtır. Bir insanın hayatını karartır belki de bizi bir katil yapar. Belki de daha büyük günahlara aracı olmamıza sebep olur. Bir toplum dedikoduyla yıkılır gider.



Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir. [Hucurat/12]


Gıybetten sakının; çünkü gıybet zinadan daha şiddetlidir. Kişi zina edip tevbe eder de [bir daha yapmazsa], Allahü teâlâ onun tevbesini kabul eder. Gıybet edilen, gıybet edeni affetmedikçe, affolmaz [Hadis-i Şerif]


Gıybet edeni dinleyen de günahta ortaktır. [Taberani]

Dedikodu bir insanın hayatını nasıl karartır?
Cevapla