Bugün eski mahalleme gittim. Doğduğum yer hayaller sevinçler acılar her şey orada başlamıştı.
Bencemi okumadan önce bu müzikle başlamanızı istiyorum
Her şey birden gözümde canlanmıştı
O kadar küçüktüm ki her şeyin değiştiğini anlamam için doğduğum o küçük mahalleye o limon kokulu kırmızı üzümlü bahçeye o beyaz boyalı eve o sıcacık hatıraların yaşandığı odalara yazın serinlemek için ailece uyuduğumuz o dama ailece uyuduğumuz şimdilerde küçücük gelen o balkona her bakışımda gizemli derin duygular yaşadım.
Beni oraya bağlayan bir şeyler vardı. Belki çocukluğum orada hala yaşıyordu. Gülüşlerim koşturduğum koridorda yankılanıyordu sanki. Annem her sabah okula gitmeden önce kahvaltıda izlememiz için bir varmış bir yokmuş adlı çizgi filmi açardı.
Tam 19 yıl olmuştu
Mutfağa girdiğimde tezgahın üstündeki kapaklı camekan üstüne üçler marka sakızdan çıkan ünlü çıkartmalarını yapıştırmıştım. O dönemler Muazzez Ersoy ve Nükhet Duru popülermiş. Yaz geceleri babam ben kardeşlerimle beraber uyuduğumuz yıldızları seyrettiğim mutfağın balkonu ne kadarda küçükmüş. O zamanlar bana çok geniş gelirdi.
Kaybettiğim hafızam yeniden gelmişti
Her bir odaya girdiğimde içime bir ürperti geliyordu. Duvarlar odalar pencereler her şeyin konuşacak gibi ama sessizce durması garip bir histi. Ben buralarda doğmuştum. Nerelerdeydin bunca zaman vefasız dost der gibiydiler. Eski mahalle arkadaşlarımdan tutun eski komşularıma kadar hepsi değişmişti. Kalanlarında gelinleri çocukları olmuş başka insanlar dolmuştu.
Yıllar önce bıraktığım bütün kaybettiğim değerleri anladım.Küçükken beni korkutan iki evin arası duvar boşlukları şimdi o kadar gizemli gelmiyordu. Duvar boyaları kabarmış her taraf toz içindeydi.
Bayram sabahları ayrı sevinçli olurduk
Pencereden sabahın erken saatinde bahçedeki kurbanlık koç sesini duyar kesileceğini bile bile otunu suyunu koyar severdik. Geceden hazırladığımız bayramlığı giyer sokaklarda akşama kadar koşmak isterdik. Çok büyük gelen banyo koşturduğum koridorlar merdivenler şimdi daracık geliyordu. Alt katta dedem ve ninem oturur her ikindi dedem çayını içer sigarasını yakardı.
Eski günlerimin canlı tek şahidi bahçedeki limon ağacıydı. Yapraklarına bile dokunsam elimi parfüm gibi kokusu sarardı. Hala tepesindeki dallarda sarı limonları vardı. Bir kaç tane kopartıp tohumlarını yetiştireceğim. En azından o güzel günleri yeni bahçemde yaşatacağım.
Kim derdi ki onları bu halde göreceğim? Çok uzun yıllar geçmiş çok. Eski mahallemin iki sokak arkası uçsuz bucaksız tarlaydı şimdi binalar doldurulmuş.
Bende 10 yıl önce taşındığım mahalleme gittim. Top oynuyoruz diye kızan teyzeler, gelip geçerken bize şeker veren amcalar bir bir göçmüş bu dünyadan. Çocukluğumuzda kahkahalarla inlettiğimiz, oynadığımız bahçe, sokakta in cin top oynuyor. O evimizin yanında lise vardı küçüktüm liseli abilerden korkardım, o gün geçerken okuldan kayanlardan biri bana "abi oralarda takım elbilesili biri var mı hoca falan" dedi. :D
Hem de ne hızlı gündelik uğraşlara, koşuşturmacaya kaptırmışız kendimizi akıntıya sürükleniyoruz arkamızda bıraktırklarımızı, geçen zamanı farketmeden. Ama bu tarz hatıra dolu şeyler insana zamanın kıymetini, zamanı iyi değerlendirlendirmesini, mutlu olması, mutlu etmesi gerektiğini hatırlatıyor.
En İyi Cevaplar