Ben Kongo'nun, o çok sevdiğim Mbuti kabilesinin, insanlarının arasında çok mutlu sevgi dolu bir hayatı olan, gülmeyi çok seven Ota Benga.
Avcılıkla geçinir, kimseye karışmaz, dansı ve paylaşmayı çok seven para denen şeyi bilmeyen mutlu insanlardık biz.
Çok güzel ve mutlu bir çocukluktan sonra, evlenme çağına geldim, dişlerim itina ile sivriltilmişti çok güzellerdi, evlendim.
Yakışıklıydım, boyum 1.49 cm evet, evet boyum uzundu
Kabilemin en uzunlarındandım, biz pigmeler Growt hormonunu, yani büyüme hormonunuaz üretiriz o nedenle pek uzun olmayız.
Evliydim çok mutluydum, iki de çocuğum olmuştu ve her şey bir anda karardı, beyaz adamın medeniyet götüren, siyah laneti sonunda bizi de buldu
Evet o gaddar, acımasız, insafsız beyazların, bu gün hala sömürdüğü Kongo topraklarında doğmuştum halkımız fazla uzun olmaması, çocuk gibi görünmesi, bizim kabusumuz oldu.
Ben Ota benga 19 yaşındayken 2 çocuk babasıydım ve mutluydum
Yıllardır beyazlardan, arada bir darbe yerdik, bize kötülükleri dokunurdu ama o çok demokratik(?) Belçikanın II. Léopold ve vahşi adamı Henry Morton Stanley'in kurdukları, örgüt, onlar ölünce bile ölmedi ve sıra bize geldi. Bir gün ava çıktım, ben bir fil avlamış kabileme bol etle geri dönerken, çocuklarım(öyle güzellerdi ki bir görebilseydiniz 😔), öpmeyi çok sevdiğim, sürekli sarıldığım karım, annem, babam hepsi beyaz vahşiler ve onlara yardım eden siyah iri adamlar tarafından avlanmıştı,
şok olmuştum, azgın bir beyaz beni fark etti ağlıyordum, beni yakalamak için koştuklarında, üzerime atladıklarında, nefes alamadığımda bile bütün hislerim gitmişti sanki, birisi yumruk attı, öteki tekme, acımıyordu... Hiç acımıyordu ama ben ilk defa çığlıklarla ağlıyordum.
Bir zaman geçtikten sonra, gözümü açtım, beyaz bir adam, elinde bir kağıt, antropolog dedikleri bir beyazın siparişlerine göre bizi kadın, çocuk, yaşlı, genç kız, rahip, diye ayırdı, bizi bağladılar, avdan döndüğüm için çok yorgundum, yürüttüler, bitmeyen bir yolda yürüttüler, ben doymak için avlanırdım, onlar öldürüp bıraktılar, neden yaptılar, neden insanlar öldürülür anlayamıyordum. Bitmeyen yolda çocuklar ağlıyordu, kadınlar ağlıyordu, ben utanıyordum ağlayamadım, sununda kadınları, çocukları ve yaşlıları ölmemeleri için, içinde hayvanların olduğu bir kamyona koydular ama beni ve bir kaç adamı yürüttüler, durmadan yürüttüler, en sonunda bir gemiye kapattılar bizi.
Sürekli cansız çocuklarımı görüyordum, baktığım her karanlıkta, sonunda bir şey oldu biz ışığa çıkardılar, birisi "Amerika... Amerika" dye bağırıp gülüyordu, bizi suya attılar, sudan çıkardılar.
Basişeller adında bir gurup bizi satın aldı, kurtarıldığımızı düşündüm ama çok kısa bir an sonra Samuel Phillips adında biri, her yerimize baktıktan sonra bizi onlardan aldı
Bir fuara götürdüler bizi orada sergilediler, 25 cent! Bir de benim o çok sevdiğim sivri dişlerimden dolayı beni yamyam olarak yazan bir gazete sayesinde, dişlerimi görmek için 5 cent daha fazla verdiklerinden dolayı, kendisine "sahip" dememi isteyen beyaz adam beni çok seviyordu arada kendi yediklerinden bile yolluyordu bana.
Milyonlarca kişi ziyaret etti beni, fuar kapandı, sahip bizi geri götürdü ama kimsem yoktu artık, diğer köleler ve ben salıverildik ama ben içlerinde o kadar küçüktüm ki beni lanetli görüyorlardı, sonunda Batwa kabilesinden bir kadınla evlendim, tam her şey düzeliyor derken, daha bir kaç gün olmuştu ki evlendiğim kadını yılan soktu ve öldü, işte o an lanetli diye kovuldum.
Bende mecburen sahibin yanına gittim beni Amerika'ya götürdü hatta bana bir iş buldu, doğa tarihi müzesinde bir yıl çalıştım, çok sıkıldım ama gitmeme izin vermediler, bende tükenmeye devam ettim.
Artık hiç bir yere ait değildim, bir çıkış yolu arıyordum, insanlar beni sürekli inceliyordu, bıkmıştım o bakışlardan. Bir gün beni alıp New York’taki Bronx Hayvanat Bahçesine götürdüler. “Maymun evi” olarak adlandırılan bölgede eğitimli bir orangutanla sergilenmeye başlandım.
Beni görmek için daha ilk gün tam 40 bin kişi hayvanat bahçesini ziyaret etmiş, İnsanat bahçesi olarak adlandırılır olmuştu artık. Her gün daha çok bıkıyordum, beyaz çocukların hayret eden bakışlarından, üzerime yiyecekler atmalarından, siyah olmaktan, kendimden, her şeyden en çok da o tabeladan. Evet o tabeladan...
"Afrika Pigmesi" Ota Benga
Yaş: 23
Boy: 1.49 metre
Ağırlık: 46 kg
Kasai Nehri, Kongo Özgür Devleti, Güney Orta Afrika’dan Dr. Samuel P. Verner tarafından getirildi.
Eylül boyunca her öğleden sonra sergilenecektir." diye yazan o vahşi tabeladan.
Neyse ki din adamları bu duruma kızdı, tabi darvinizmi destekler algısı oluşturuyormuşum. Beni kilise yetimhanesine götürdüler ama o çok sevdiğim dişlerime dolgu yaptırdılar, bir tütün fabrikasında iş verdiler.
Doğduğum topraklara gidebilmek için para biriktiriyordum ama olmuyordu, yetmiyordu, bir de beyazların lanet Dünya savaşı bana başka bir şans tanımadı, biriktirdiğim bütün parayla bir silah ve bir kaç mermi aldım, dolgu yapılan dişlerimi itinayla, eşimin, o çok sevdiği eski haline getirdim, bir cenaze töreni yapamadığım, eşim, çocuklarım, kabilem beni bekliyorlar inanıyordum ve göğsüme dayadığım demir parçasının içindeki alevi hissettim en son, gülüyordum artık, uzun yıllardır gülmediğim kadar, huzurluydum artık, topraklarımdaki kadar.
Adım Ota Benga... Topraklarımda mutlu bir insandım, sizin demokratik dediğiniz beyaz adamın 30 milyondan 9 milyona indirdiği, acımasızca katlettiği, köle ederek her işini yaptırdığı, bir halkın çocuğuyum, tek suçum derimin rengi, tıpkı milyonlarca Dünya'lı insan gibi!
Sürçü klavye ettiysek affola.
"Size Yemin Ederim ki Ben İnsanım!" Tek Suçu Derisinin Rengi Olan Bir İnsanın Hikayesi
Para hırsı = Her türlü insanlık dışı , her türlü hayvanlık ve her türlü şerefsizce işleri yapmak için bir prosüdür. Afrika , Amerika ve Avustralya kıtalarında yapılan her barbarlığın altında din baronları var bunu asla unutmayalım.. Musanın ve İsanın tohumları hala daha dünyayı sömürmek için var güçleri ile yol almaktalar. Eline sağlık harika bir hikaye şimdi çok kili sana kızar zenci aşığı diye..
O beyaz adamın zihniyeti halen bütün haşmetiyle aramızda ve sistemin hakimi. Fakat işin inanılmaz tarafı şu ki modern köle olan çoğunluk beyaz adamın hizmetine devam ederken köle olduğunun bile farkında olmayarak kendisini uyandirıp nu kölelikten kurtarmaya calısanlari kendisine düşman görüyor. Bu beyin karışıklığı ve algı hatasıyla geleceği de hic parlak görünmüyor.
Bencede, koskoca dünya, bm'nin 5 daimi ülkesinin esiri gibi, deselerki "biz 200 ülke daha adil bir bm, kuracağız, siz beş ülke ne yaparsınız yapın" o gün dünya daha adil olur. Zaten bütün kötü iktidarlar bunun, bu durumun devamı için yokmu?
Sistem en buyukten en küçüğe herkesi köle yapmak üzerine kurulu. Herkese konumuna göre bir fiyat biçiyor. Ya kabul eder sistem icinde kalirsin ya da reddeder oyun dışında kalır ezilirsin.
Çok güzel bir tema siz de çok güzel kaleme almışsınız lakin insanın kanını donduruyor, insanlığından utandırıyor. Hümanist olmak varken fiziksel maddesel eylemlere takılı kalmak zaten sığ bakmak. Keşke olmasa, insanları fiziğiyle, teniyle, kilosuyla, saçıyla, basıyla yargılayan kesim buhar olup uçsa; su olup toprağa karışsa. Yüreğinize sağlık...
Ota Benga :( Vahşi Batı' nın bu insanat bahçeleri! zulmü çok eski değil 1958' de vahsilermis hala da vahsiler bugün göçmen gemisi vuruldu. Halklar olarak birlik olmalı ve gerçek güç huzuru getirmeli uyuyan herkes uyanmali. Dün böyle bugün böyle yarın nasıl farklı olacak? Kanım donuyor bu zulmü hayal bile edemiyorum gücüm yetseydi bütün bu zulumleri durdurmaya su kagit parçasına ve Dünya' ya tapanlara Allah hadlerini bildirecek inşallah benim guvenim tam. Allah cümle dardaki canlara yetistirsin kullarini.
Tek suçu tabi ki de derisinin rengi değil, bir de cahil olmasıydı, ki hala Afrika ülkeleri cahil bırakılıyor. O günden bugüne durum daha da kötüleşti belki de. O kadar cahiller ki, o kadar yaşama dair bir fikirleri yok ki, kısır döngüde korkunç vahşet hayatlar dönüp duruyor, buna hastalıklı çocuklar, insanlar mı desek, tecavüz, pedofilia ve sefalet, açlık mı desek... ne desek? Ama buna sebep olan o lanet olasıca beyaz adamlar elbet bir gün cezasını bulacaktır.
www.kizlarsoruyor.com/.../a89045-empatik-bir-hikaye-dorsen-i-tanimak-ister-misiniz Keşke bu kadar kolay olsaydı, sorun bu garibanların zihniyeti değil 11 milyonu Belçika kıralı tarafından öldürüldü, ya köle olacaklardı, ya öleceklerdi, o yüzden 100 milyon üzerinde kızıl derili öldü, köle olmadılar. Mesele onları insan görmeyenlerin halâ aynı kafada olması, şimdilik sadece maske takıyorlar.
Mutlu insanların arasına insan kılığında mutsuz yaratıklar daldı. Sonuç, dünya o günlerden bu günlere mutlu olamıyor. İnsan olamadığımız ve her canlıya hakettiği saygıyı göstermediğimiz sürece mutlu olamayacağız.
@azelcan kardeşim gönlünü sağlık o kadar güzel bir BENCE hazırlamışsın ki. Gerçekten çok etkilendim. Bilmediğimiz o kadar çok şey var ki benim için bu yazı onlardan bir tanesi oldu. Emeğine, o koca güzel yüreğine sağlık 😊
Afrikanin bir cok ulkesinde 9 beyaz wc si varken 1 yerli halk wc si var. Halk otobuslerinde son 4 koltuk siyah perdeyle ayrilir ki, yerli halk sadece burada seyahat edebilir. Kalan kisim beyazlara..
En İyi Cevaplar