Sonra niye millet birbirine bıçak çekiyor? Niye düğünlerde kavgalar çıkıyor?
Peki, nedir bunun olması gereken tarafı? Nedir bu gıybet?
Bu meselenin doğrusunu bana gösteren kitap, Risale-i Nur Külliyâtı'ndan "Mektubât" adlı eserdir.
Gıybet odur ki, gıybet edilen adam hazır olsaydı ve işitseydi, küsüp darılacaktı. Eğer doğru dese, zaten gıybettir. Eğer yalan dese, hem gıybet, hem iftiradır; iki katlı çirkin bir günahtır.
Yani, hep deriz ya
Ben onun yüzüne de söylerim!
Tamam da söylediğin şey doğruysa zaten gıybet, doğru değilse iftiradır!
"Sizden biri, ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı?" Hucurât Sûresi, 49:12.
Kur'ân-ı Hakîm'in başka hiçbir yerinde bir meseleyi bu kadar mide bulandırıcı, aşağılayıcı bulamazsınız! Gıybeti tarif edişine bakar mısınız? Tek tek şunları soruyor aslında:
- Aklınız yok mu ki bu kadar çirkin bir şeyi anlamıyorsunuz?
- Kalbiniz bozulmuş mu ki, en mide bulandırıcı bir şeyi sever?
- Medeniyetinize ne olmuş ki, bu derece hastalıklı bir meseleyi kabul eder?
- İnsanlığınıza ne olmuş ki, böyle canavarcasına arkadaşınızı dişleyerek parçalıyorsunuz?
- Akrabalığınıza ne olmuş ki, bir çok yönde kardeşiniz olan akrabalarınızın manevi şahıslarını insafsızca dişliyorsunuz?
-Vicdanınız nerede? Fıtratınız bozulmuş mu ki, en saygıdeğer kardeşinize karşı, etini yemek gibi tiksindirici, mide bulandırıcı bir işi yapıyorsunuz?
Demek, bu âyetin ifadesiyle gıybet; aklen, kalben, medeniyeten, insanen, vicdanen kabul görülmeyecek bir hadisedir.. Evet, çok çirkince ifade ettim. Fakat, yapılan iş bundan daha çirkin olduğundan az bile.. Şeref ve haysiyet sahibi insanlar, bu pis silaha tenezzül edip kullanmaz!
Düşmanıma gıybetle ceza vermekten şahsımı aziz bilip, tenezzül etmem! Çünkü gıybet, zayıf ve aşağılık insanların silahıdır!
Peki, gıybet edilecek hiç mi sebep yok?
Gıybet, bir kaç meselede caiz görülmüştür:
1) Şikayet şeklinde vazifeli bir adama söylenir ki, yardım edip o kusur düzeltilip, hakkını teslim etsin.
Şuç işleyen birini polise şikayet etmek gibi.. 2) Ortaklaşa iş yapacak birini araştırmak gibi senle meşveret eder. Sende sırf faydalı olması ve kötü niyet taşımadan, meşveretin hakkı gereği "Onunla bu işi yapma. Çünkü zarar göreceksin." denilebilir. Mesela, kızını evlendireceği adamı araştırmak gibi.
3) Kişiyi rencide etmek, küçük düşürmek için değil, tarif etmek için denilebilir. "O topal ve serseri adam şu tarafa gitti."
4) O gıybet edilen adam hakikaten işlediği günahtan rahatsızlık duymayan, rencide olmayan ve açık açık yapan adamdan bahsedilebilir.
Yani, o işlediği günahla iftihar ediyor, zulmüyle lezzet alıyor, sıkılmadan bu işi yapıyor. İşte bu hallerde kötü niyet taşımadan gıybet caiz olabilir. Yoksa, gıybet; nasıl ateş odunu yer, bitirir; gıybette bütüm salih amelleri yer, bitirir!
Eğer, gıybet edildi veya isteyerek dinlendi ise; o vakit tövbe edip, gıybet edilen adamdan "helallik"istenmeli.
yazdıklarınız doğrudur, gıybet etmek insanın etini yemek gibidir, ayeti kerime var. gıybetini ettiğin kişi de o dediğin şey varsa gıybet yoksa iftira olur, o da doğru. düğün de edilen dedikodu cümle alıntıların beni gülümsetti. bence konusu itibari ile çok yararlı bir bence olmuş, ellerine sağlık.
En İyi Cevaplar