Bu hafta hoşgörü sınırlarımızı, neye ne kadar katlanabilir olduğumuzu, tahammül çizgilerimizi sorguladım hatırlarsanız. Bu soruları sormaktaki amacım, elbette bu paylaşım için yeterli araştırmaya girebilmek, gerekli doneleri elde edebilmekti.
Katılımda bulunduysanız ve yorumları şöyle göz ucuyla bile incelediyseniz görmüş olmalısınız. Sabırlı olmaya çalışıyoruz. Ama değiliz galiba.
Yorumlarınızdan, her ne kadar "hoşgörülü olmaya çalışıyoruz" sonucu çıkıyorsa da, gerçekte ne bu denli sabırlıyız, ne de hoşgörülüyüz. Aslında tahammül sınırlarımızın, sınırlı hale gelmesine sebep yine bizleriz. Yani insan ilişkilerimiz. Toplumun, her geçen gün daha da duyarsız hale geliyor oluşu.
Umarsızlıklarımızı bile umursamayarak, alışkanlıklarımızın yanına ekliyoruz. Sıradanlaşıyor her geçen gün. Ekmek yemek, su içmek gibi normal hale geliyor. Kızmak bile çok olağan bir hale gelmiş durumda. Neyse. Çevremizde olup bitenlerden yeterince sıkılıyorken sizler, ben iyice canınızı sıkıp, neşenizi kaçırmayayım. Biraz moral bulalım. Çok ihtiyacımız var.
Bana kimse, kadınların öyle kolay kolay unuttuklarını söylemesin. Benim, "Kadın asla unutmaz. Unutmuş gibi yapar. O an gizler. İçinde bir yerlerde mutlaka saklar ve günün birinde, o pişirdiği enfes yemek ile birlikte önünüze zınk diye koyar. İştahla kokladığınız sıcacık çorbanızdan bir kaşık bile alamadan, o kaşığın yanında duran çatala takılır gözleriniz. Çatal ile yenebilecek tek bir şey yok masada diye düşünürken içinizden ve anlam yüklemeye çalışırken saniyeler içinde, onun bir çatal değil, biraz sonra, muhtemelen yüzlerce kelimenin bir araya gelerek, beyninizin içine edecek cümleler olduğunu farkedersiniz." teorimin işte kanıtı.
Benim ciğerim yandıysa bir şeyden, karşıdakinin ciğeri sökülsün isterim. Ama kıyamam işte. Bir rüzgar gibi benim öfkem, kısa sürer ama şiddetlidir. Dalları kırar, yaprakları uçurur. Neyse ki içimde kocaman bir güneş var, sarar sarmalar sonra. Öyle işte, karışık.
Ben unutamam kolay kolay, aklımın bir köşesine yazarım. Böylece her şeye hazırlıklı olurum. #Xlaubs2
Sabun köpüğü gibidir, hemen geçer.
Ama karşımdaki unutmayıp sorunu üstelemeye veya aynı gerginliği yaratmaya devam ederse ileride hatırlamak adına aklımın bir köşesine yazmak zorunda kalırım.
Eğer olay ilk defa başıma gelmişse bir anda aşırı parlayıp sönerim. Hatta ileriki günlerde 'aa bak bu kişiye şöyle kızmıştın' demezlerse hatırlamam bile yaptığımı. Ama daha öncesinde de birkaç kez gerçekleşmişse eğer, kızgınlığımın süresi git gide uzar. Şu an iki kişiye fazlasıyla öfkeliyim. İki gündür triplerdeyim hatta ve bu daha da uzayacak. Bu sinirimin sebebi de çok uzun yıllara dayanıyor diyebilirim.
Konuya göre değişir. Biz kızlar bazen en ufak gereksiz şeylere bile kızabiliyoruz. Sonra düşününce o kadarda önemli bir şey olmadığını anlayınca kızgınlık falan kalmıyor. Ama ciddi konu dendi mi tamamdır... Unutulmaz asla.
Unuturlar sanıyorsunuz değil mi? Kadından farkımız yok aslında bizlerin de. Bir yerlerde saklı tutarız tutmasına da. Hani bir gün kullanabilmek adına bir silahımız olsun biz de isteriz elbette. Ve zamanı geldiğinde tıpkı hanımlar gibi, şap diye suratlarına yapıştırıverelim. Ama bu sadece bir hayalden öteye geçmez. Geçemez. Çünkü;
İlahi adaletin bana göre hiç de adil olmayan kadın yaradılışındaki estetiği, sonuca en kısa yoldan gitmeye programlanmış bir beyin taşıyan bizlerin, o beyin dalgalarından çıkan her düşüncesi, yazık ki ufacık bir tebessüm ile bir çırpıda aklımızdan uçup gidecektir. Ki bu sadece tebessüm değildir asla bizim gözümüzde, Çünkü ardından gelecek işveler, tıpkı kedinin ciğer meselesinde olduğu gibi bir beklentidir.
Kızgınlığım hemen geçer ama yazarım kenara. #CeyCess
Geçti zannediyorum ama mutlaka bir yerde yine patlak verir. #Watizdeattt
Karşımda ki sustukça daha fazla alevlenir gerginliğim. Sanırım öyle bir rahatsızlığım var, konuşmadan "tamam peki" diyerek sorunların çözüleceğine hiçbir zaman inandıramadım kendimi. Karşımda ki ne kadar iyi niyetli olursa olsun, soruma ve tepkilerime karşılık bekliyorum. İyi mi kötü mü bilemedim. #Melikşah_
Ha bundan tamı tamına 7 yıl önce bana yapılan yanlışları unutmamışım. Neyden bahsediyorsun sen dostum. #grknshnbs
Yine aynı günlerde "Hoşgörü sınırlarınızı aşan en kabullenemediğiniz şey nedir" diye sordum ve bu soruya şöyle bir açıklık getirdim. "Olabildiğince hoşgörülü ve daima yapıcı olmaktan yanasınız. Ama öyle şeyler var ki tahammül sınırlarınızı aşıyor. Hani görmemek, ya da o anı yaşamamış olmak istersiniz ya bazen. En kabul edemediğiniz şey nedir"
"İşine gelirse." Bu laf kadar tahammül sınırımı zorlayan hiç bir şey yok. Birde inançlarımı yargılayan insanlar. #KışGüneşiyim
Hiç edilmek kabul edemeyeceğim bir şey. Her şeye tamam ama ona gelemem. Kafasına sıksam olmaz. Beyninin, burun ve kulak deliklerinden akmasını izlemek istiyorum. #Inflames_54
Karaktersiz insanlar, göz göre göre yapılan haksızlıklar ve haksızlığa lal kalmak. #satır_arası
Omurgasız insanlara katlanamıyorum. Bir de merhametsiz. #_DernièreDanse_
Bir sözün diğerini tutmaması, sözlerin başka hareketlerin başka olması, yalan olduğu belli olduğu halde yalanında ısrarcı olunması, kaba konuşmalar, alaycı tavırlar, haksızlık yapılması çok var aklıma gelenler bunlar. #İyikalpli_cadı
Muhabbet ettiğim insanın ben konuşurken beni dinlememesi yetmiyormuş gibi tekrarlamamı istemesi. Şiddet yanlısı değilim aslında ama o an boynunu tutup öteki tarafa çeviresim geliyor. #nickimneolsunki
Birinin bir şeyi zorla kabul ettirme çabaları. #Doğa-Lkiz
Adaletsiz insanlara kesinlikle tahammülüm yok. #Milkakeks
Yalandan seven insanlardır. Kimsenin kalbi oyuncak değil. Ya delikanlı gibi sev elini bırakma. Ya da uzak dur, kabuk bağlayan yarayı acıtıp kanatma. Ben böyle düşünüyorum. #ENRIQUE1990
Hakaret ve saygısızlıktır. İnsanları ezen.. #Kursun85
Haksızlık. Bulunduğum ortam, muhatap olduğum kişi, makamı yemin ediyorum gram önemli değil. Hakkımı savunurum. Başkasının hakkını da. Olabildiğince sahip çıkmaya çalışırım. gerekirse gemileri yakarım sırf bu sebepten. Bir de salaklığa tahammülüm yok. #Maldini22
Gördüğünüz gibi, öne sürdüğümüz gerekçeler oldukça haklı gerekçeler. Peki ya hiç düşündünüz mü? Bu denli nefret beslemek, hoşgörülü olamamak, canımız yandığında olabildiğince çok, daha çok, en daha çok can yakabilmeyi istemek gibi duygulardan kurtulabilmek için ne gerekli. Hani diyorum;
Henüz devede kulak iken pire, yorganın da bir suçu yokken hatta, hani yangın mangın da çıkmasın diye, kibritçi kızı yazmamış olsa mıydı Andersen?
Biliyorum artık çok geç. Umut işte. Kim bilir, belki insan olduğumuzu hatırlarız günün birinde. Ve sadece insan olduğumuz için bile değer vermeyi öğrenebiliriz birbirimize. Hırslarımızı, bencilliklerimizi, egolarımızı, doyumsuzluklarımızı, kibritçi kıza teslim edebiliriz. Yaksın diye içimizde ne kadar nankörlük varsa. Ve bir rüya olsa bu yaşam.
SEVGİ. Sadece sevgi. Hangi ölçüde, hangi zaman diliminde olursa olsun. Olmak ya da olmamak değil asıl mesele Shakespeare gibi. Olmaktan öte, olmamaktan yoksun.
Doludizgin koşuşturup duruyoruz boşlukların yerini doldurmak istercesine. Kimi zaman gözlerimiz boş bakıyor gelişigüzel yaşantılara. Kiminde yüreğimizin boşluğuna salıveriyoruz kendimizi. Bazen de bir akıntıya kaptırıyoruz dolsun diye zaman. Hiç vakit yokken üstelik.
Yaşamın garip tesadüflerle dolu olduğu söylenmiş hep. Garip tesadüfler, aslında tesadüf olmadığından garipsenmiş belki. "Hayat ne kadar acımasız" diye de bir laf etmiş birileri. Ve yaşanır hale getirmiş hayatın, Acımasız Garip Tesadüflerini.
Kaygılarımız, korkularımız, "Acaba" larımız var hep. Kabuslarımız aynı uykuda buluşuyor. Uykusuzlukta aslında. Hep beklenti hep beklenti. Ve ardından gelen büyük hayal kırıklıkları. Beklememeyi öğrendiğimizde ise artık çok gecikmiş oluyoruz. Önce kendimize, sonra ilişki(ler)mize. Göz açıp kapayıncaya kadar değil, görmezden geldikçe akıp gidiyor aslında bu kadar hızlı hayat.
Zaman akıp giderken aldırışsız, düşlerin ve düşüncelerin ötesinde, ansızın kayboluyor yıllar. Şöyle bir başınızı çevirdiğinizde geride kalan ayak izlerinize, özlemle iç çektiğiniz anılarınıza, bir daha tadamayacağınızı düşündüğünüz heyecanlarınızda, yeni yetme sevinçlerinizde, hesapsız göz yaşlarınızda buluyorsunuz kendinizi. Kimi zaman algılayamıyorsunuz bile;
Sen misin kaybolan, yoksa geride kalan ayak izlerin mi?
Sizin iyi niyetinizin devamı için karşı tarafın da yanlışlarını farkedip ona göre davranması gerek. Tek taraflı hoşgörü ve sabır bir zaman sonra kendinizi- afedersiniz- enayi gibi hissettiriyor. Hoşgörünüz nedeniyle sustukça utanmadan daha çok üstünüze gelenleri ve bunu da marifet sayanları saymıyorum bile.. Bu yüzden sabır da hoşgörü de bir yere kadar.
Çok beğendim, görüşlerle süsleyerek daha da anlam katmışsınız. Emeğinize düşüncenize sağlık. :)
Çok haklısınız. Elbette tek taraflı bir anlayıştan söz etmek olmaz. Ben büründüğümüz rollerin son bulmasından yanayım hep. Hani, hep çocuk ruhlu kalıp, çocuk saflığında görebilsek hayatı. O zaman ne hoşgörülü olmaya gerek kalır, ne de iyi niyet gösterme çabasına. Hani ateşi yakmadan önce, rüzgarı hesaba katmak gibi. :) Kaldı ki, hoşgörülü olurken bile ne denli gerçeğiz. Tartışılır.
Çok teşekkür ederim katkınıza ve görüşlerinize. :)
Yine farklı ve mükemmel bir bence olmuş. Ellerinize sağlık. Ayrıca görüşüme yer verdiğiniz için teşekkürler. Yazarken boşluk bırakmıyorsunuz, her kelimeniz anlamlı. :)
O değil de erkekler bizden daha güzel cevap vermiş, kesin seçmiştir obsesyon bey o cevapları :) :) :) :P Bence çok düşündürücü ve anlamlı olmuş. Parmaklarınız çok yorulmuş olmalı hazırlarken, ellerinize sağlık :)
Ha hayt. Hiç ayıklamadım. Gelen tüm görüşleri ekledim neredeyse. Soruları tıklayıp görebilirsiniz Cazgır Hanım. :) :) :) Yazarken hiç yorulmuyor parmaklarım. Yazdıkça durduramıyorum aslında. Bu kadar uzun yazıyorum diye site kovacak yakında beni.:) Teşekkür ederim ilginize. :)
Kaybolan benim. Eğer kaybolan ayak izlerim olsaydı, tekrardan bakıldığında orada bulunduğum anlaşılırdı. Ama ruhumun, kalbimin, aklımın öyle somut izleri olamadığı için, görülür bir tarafı da kalmıyor.
Ne kendinizi ne de ayak izlerinizi kaybetmeyin. Geride kalan her şey, önümüze yeniden çıkacak olanlardır aslında. Biz unutmak istedikçe belleğimize yapışacak olanlar. Teşekkürler ilginize. :)
Ellerinize sağlık ya, terapi gibi geliyor sizin paylaşımlarınızı okumak. ☺ mutlaka kendimden bir şeyler buluyorum. Sorular ve görüşlerle süslemeniz de süper olmuş :) Emeğe saygı :)
Çok teşekkür ederim. :) Hiç olmak kolay mı bu kadar. Senden daha cesur olduklarını sanmıyorum. Eminim pişman ettin hepsini. Ve ben, bunca şeye rağmen sendeki duruşu hissedebiliyorum. Kimse ve hiçbir şey kolay kolay yıkamaz seni. :)
Öyle olduğuna inanasim var ama bu defa değil.. güçsüz ve savunmasız hissediyorum. Pişman etme konusuysa daha çok şöyle, seni silmekten çekinmeyen asla pişman olmaz zaten onun için yoksundur
Yapma lütfen. Hangimiz neleri gerek pişmanlıkla, gerek umarsızca silmedik ki hayatımızdan. Kaldı ki, hepimizin yaptığı tek şey, kendi mutluluklarımıza dair bencilce ve egoistçe yaşamak değil mi? Hangimiz başkalarının mutluluğu için yaşıyoruz? En duyarlı olabilenimizin içinde bile dengeleri bozan bir çelişkisi var. Olduğumuz gibi değiliz işte. Rol yapıyoruz rol. Önce kendimize oynuyoruz, sonra herkese. Gerekçelerimiz ne kadar farklı olursa olsun.
@__Robin2 anason koklamadan benim beyin sarj olmuyor. İyi içen adamlari severim. Param hangine yeterse onu içerim bazen param az olur köpek öldüren bile alırım :)) kafalar güzel olsun gerisi teferruat
@__Robin2 @Inflames_54 bildirim almaktan sıkılmaya başladım. Haberiniz ola :)))))) Jack li, Rakılı bir sofra kurmama az kaldı. Uyarmadı demeyin. :))))))
Yaşamı kısa cümlelerle anlatabilmek kolay mı sizce? Yanılıyor olabilirim ama, sanki kendinizi ele veriyor gibisiniz. :) "Güzel olmuş" kaçamak bir cevap gibi geldi bana. Hani tamamını okumaya üşenip de "birkaç kelime yazayım da ayıp olmasın" der gibi. :)
Hahaha😂 Yo hayır gerçekten okudum tamam hocam özetini çıkartıyorum; Bu bence de hoşgörü sınırları vs. anlatılmıştır yardımcı karakterler KışGüneşiyim vs.(yazmaya üşendi) Üyelerimize hoşgörü seviyelerini ve neye katlanamayaklarını anlatmış. Ayrıntılı bir şekilde yorumu yapacaksam fotoğrafları pek beğenmedim daha çok olabilirdi kendi yazdığım benceler de de yazıyı yazmak 40 dk mı aldı ise resim seçmek çok daha uzun sürer. Onun dışında yazılar gerçekten kendi görüşlerim ile uyuşuyor. Konu seçimi de çok kaliteli.
:))))))))) Yanlış anlamışsınız. Ispata gerek yoktu. :) Hatta uzun uzun bir yorum beklentisi içinde de değildim. :) Mahcup ettiniz beni. :) Görsellere gelince. Ben zaten çok sevmiyorum paylaşımları görsellere boğmayı. Yazının bütünlüğünü bozduğunu düşünüyorum. Kopukluklara neden oluyor. Teşekkür ederim beni ciddiye alarak getirdiğiniz açıklamalara ve ilginize :)
En İyi Cevaplar