Ölüm sizce nedir?
Bilimsel tanımını yapmak gerekirse; bir canlı varlığın hayati faaliyetlerini kesin olarak sona erdirmesidir. Tabii dediğim gibi bilimsel tarafı bu.
Ölüm biz insanlarca çoğu zaman için korkulan ama ensemizde olduğunu bildiğimiz o soğuk nefestir. Kaçmak istediğimiz ama bağlı olduğumuzdan kaçamayacağımız, bağımızı kesemeyeceğimiz ve bir gün o nefesle içe çekileceğimizdir. Aslında bir nevi hataya benzer.
Hatalardan da kaçmak isteriz ama en küçük yanlış hamlemizde yakalanırız. Benzer noktaları ise şu; ikisinden de kaçmamıza rağmen yakalanacağımız. Manen de farklıdır ölüm. Benzetmeleri de geçelim ve asıl konuya gelelim. Bence ölüme;

Bence ölüm çift taraflı düşünülmesi gereken bir şeydir. Ölen ve arkada bıraktıkları. Ölüm, ölen için rahatlıktır, huzura kavuşmadır aslında. Ölen için basit ve tek kelimeyle; mutlu son. Arkada bıraktıklarına gelecek olursak; 3 tarz kimse vardır.
Biri en yakınları, biri normalde en yakın dediğimiz ama olmayanlar biri de uzaktakilerdir. Uzaktakiler için ölüm kısadır, kolay atlatılır, umursanmaz bir nevi. Yakın dediğimiz ama yakın olmayanlar için de durum aynı gibidir; tek fark bir yerinde ufacık bir boşluğun olacağı ve birtakım aalışkanlıkların unutulmasıdır. Yakın insanlara gelirsek eğer;

Ben babaannemi kaybettim. Babaannem beni büyüten kadındı. Annemdi. Annemden fazlaydı hatta. Ve bunu yürekten diyorum ki:
İlkin öldüğüne inanamıyorsun; "Nasıl ya?" diyorsun. Hadi l*n s*kt*r diyorsun ta ki o minik şoktan kurtuluncaya kadar. Sonra dank ediyor. "O öldü." diye. Acı çekiyorsun. Hem de ne acı. Yüreğine yumru derler ya ha işte ondan hissediyorsun. Kadın olsan deli gibi ağlarsın ama erkeksin hep destek olmalısın ya; içine akıtıyorsun o gözyaşlarını.
Acını bile adam gibi çekemiyorsun. Lanet olsun fazlalığıma diyorsun. Sonra o safhayı atlatıyorsun. Acıyı hala çekiyorsun tabii. O durmaz. Sonra suçu birilerinde arıyorsun; "Kim ölmesine sebebiyet verdi lan?" diye. Dünyadan nefret ediyorsun. Tanrına isyan ediyorsun. Sonra gün gelip de çatıyor; ölene küsüyorsun. Mezarına gitmiyorsun. Ceza olsun ona diye. Bana çektirdin sen de çek diye. Ne çare. O acı hala duruyor.
"Zaman da iyileştirmiyor lan!"
diyorsun. Sonra gün geliyor gidiyorsun mezarına. İşte dümen burada patlıyor. Bakıyorsun ki ne sana olan gülüşünü ne sana bakışını ne kokusunu ne sesini ne de bir başka şeyini hatırlıyorsun. Sinirleniyorsun. Nasıl l*n ben acıyı hala hatırlarken onu nasıl hatırlamam? diyorsun kendine. Ama cevap basit;

O ölünce elbet vücudu sesi bakışı silindi dünyadan. Tekrar söylüyorum; dünyadan. Kalbinden değil. Kalbindeki yeri acıyla ezilirken beynin hepsini siliyor.
Tabii bu acı geçer mi derseniz; geçmiyor. Ama onunla barışık halde yaşanılıyor.
İlk bencemdi. Dilim kalemim nasıl bilmem. Herhangi bir hata yaptıysam affola. Görüşmek üzere.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar