Yaşamak İçin Ölüm Öğretisi

Ölüm...


Daha başlığı okur okumaz korktunuz değil mi ? İçinizde bir ürperti oluştu, yok olup gitmek ya da bir Tanrı'ya hesap vermek. Ben ölümden korkmuyorum, tam tersine onu seviyorum, çünkü bize öğrettiği bir çok şey var ve ben bunu hayatım boyunca edindiğim tecrübeler ile fark ettim. Bugün bunları size aktaracağım, ölüm hakkındaki fikrinizi değiştirmek istemiyorum, çünkü bunu yapamayacağımı biliyorum, ben her ne kadar "Ölüm güzeldir!" desem de, siz yine de ondan korkmaya devam edeceksiniz. Fakat dostlar, Ölüm, bize hayatı yaşamayı öğretir, hem de doya doya, bu yüzden o varlığın başından beri gelmiş geçmiş en harika öğretmendir. Gelin, ÖLÜM'ün öğretisini kavrama vaktiniz geldi de geçiyor:


Yaşamak İçin Ölüm Öğretisi


1. GERÇEKTEN YAŞIYOR MUSUN?


Bak, günün birinde öleceksin, bunu biliyorsun. Sen, hayatını yaşasan da yaşamasan da, ölüm seni alacak. Bugün yapmak isteyip de toplum yüzünden yapamadığın, çekindiğin her şey için günün birinde 'keşke' diyeceksin, fakat her şey için çok geç olmuş olacak. Unutma, yaptıkların için değil, yapmadıkların için pişman olacaksın.


Toplumdan çekindiğini görüyorum, "Elalem ne der" dediğini duyuyorum. Etrafına bak, annene bak, babana bak, arkadaşlarına bak, düşmanlarına bak ve şimdi gözlerini kapayıp 200 yıl sonrasını düşün, hangisi yaşıyor ? Çekindiğin insanların hepsi yok olmuş durumda değil mi ? Ölüm hepsini aldı ve hayat kendini sürekli yeniliyor, hiçbir şey kalıcı değildir. Her saniye ölüme yaklaşıyorsun, ne zaman öleceğinin bir önemi yok, önemli olan, ona yaklaşıyor olman.


Yaşamak İçin Ölüm Öğretisi


Farket artık! Kalıcı değilsin, bıraktığın hiçbir şey kalıcı olmayacak. Sen suya yazılan bir yazısın, yazıldığın gibi yok olacaksın. O halde, neden hala istediğin hayatı yaşamaktan çekiniyorsun ? Ölüyorsun diyorum sana, ölüyorsun! Yaşam seni her bir saniyede ölüme yaklaştırıyor ve sen hala bekliyorsun, neden ? İnsanlar ne der diye mi ? Korktuğun için mi ? Bugün çekindiğin şeyleri bir daha yapma şansınsa sahip olmayacaksın.


Farket dostum, farket, ölmek için yaşıyorsun. Öldüğün zaman, yaptıkların için değil, yapmadıkların için pişman olacaksın. Geçen saniyeler bir daha geri dönmeyecek. Herkes ölür, herşey yenilenir, hayat olduğu gibi kalmaz. Şimdi yapmazsan ne zaman yapacaksın ? Yarın mı ? Peki...ya yeni güne gözlerini açamazsan?


2. EGON ÇOK MU BÜYÜK?


Yaşamak İçin Ölüm Öğretisi


Ego'nun en büyük düşmanı kimdir biliyor musun ? Ölümdür. O ölümü hiç sevmez. Ölümün kendisine geleceğine hiç inanmaz, kendisini ölümsüz olarak görür. Sen de kendini öyle görüyorsun değil mi ? Meraklanma, mezardakiler de kendini öyle görüyorlardı. Ölümsüz olduğunu düşünüp de para pul; mal mülk biriktirmek istiyorsun. "Şu olayım, bu olayım." diye uğraşırsın, fakat en sonunda ne olur biliyor musun ?


Ölüm hepsini alır ve hiçbir şeyi yanında götürmene izin vermez, doğduğunda nasıl çıplaksan, öldüğünde de çıplak olursun. Eğer patronsan, işçinle aynı toprağa gömülürsün. Irkın,dinin,fikirlerinin bir önemi yoktur, ölmüşsündür. Para, şan şöhret için çabalıyorsun, fakat bunların hepsinin geçici olduğunu unutuyorsun, hepsi! Bak ne anlatacağım, çok zengin bir adam ölüm döşeğindeymiş, oğullarını yanına çağırmış ve onlara "


Görüyorsunuz, ne kadar malım mülküm olsa da ölüyorum ve bunların hiçbirini yanımda götüremeyeceğim. Öldüğüm zaman sizden tek isteğim şu ayağımdaki çorapları benimle birlikte mezara gömmeniz, benim için bunu yapın ve şu elimdeki mektubu ben gömüldükten sonra açın" demiş ve ertesi gün ölmüş.


Mezara gömülmeden önce oğulları mezarın başındaki din adamına ellerinde iki tane kirli çorap göstererek "Babamızın son isteği şu çoraplarıyla birlikte gömülmektir, lütfen bunları mezarına koyun." demiş. Din adamı "Olur mu hiç öyle şey ? Bu dinen yasaktır, koyamayız." diye isteklerini ret etmiş, çocuklar ne kadar uğraşsalar da, ne kadar dil dökseler de din adamını ikna edememişler ve babalarını gömmüşler. Gömdükten sonra mektubu açıp okumuşlar: "Gördünüz mü evlatlarım, şu kirli çoraplarımı bile yanımda götüremedim."


Yaşamak İçin Ölüm Öğretisi


Egoyu bırak, o hep senin en iyisi, en harikası olmanı söyler. O senin bir Atatürk, Einstein, Büyük İskender, Kanuni Sultan Süleyman gibi olmanı söyler. O hep seni en gökte görür ve sen bütün hayatın boyunca bunun için çabalarsın ve toplum, din adamları, öğretmenler hep senin 'en iyisi' olmanı söyler, aksi taktirde kendini beceriksiz birisi olarak göreceksin. Bak, koca Osmanlı İmparatorluğu'nun padişahı Kanuni Sultan Süleyman ölmeden önce "Bir elimi tabutumun dışına sarkıtın, insanlar görsün ki 7 iklimin Sultanı Muhteşem Süleyman bile bu dünyadan eli boş gitmiştir." demiştir.


En iyi olmak zorunda değilsin, mükemmel olmak zorunda değilsin. Tanrı seni yarattı ve sana bir isim, bir ünvan vermedi ve şüphesiz ki o isteseydi bunu yapardı ama yapmadı. Sen Tanrı'nın eserisin, onun hangi eseri kötü olabilir ki ? Zaten özel olduğunun farkına var. Sadece özel olmayanlar özel olmaya çalışır, oysa ki özel olan insanın buna ihtiyacı yoktur. Mükemmel olmayı bırakmanı istiyorum senden, Tanrı isteseydi seni hatasız bir şekilde yaratırdı, fakat o seni hatalarınla, olumsuzluklarınla yarattı çünkü o biliyor ki, olumsuzluklar olmasaydı olumlu şeylerin kıymeti bilinmezdi. Harika bir sevgili, harika bir öğrenci, harika bir arkadaş olmana gerek yok, sen nasılsan öylesin, kendini olduğun gibi kabul et. Bırak insanlar senin hakkında ne düşünürse düşünsün, eğer onların ne dediğini umursarsan onların kölesi olursun, oysa ki sen kendinin efendisisin. Kendini hatalarınla kabul et, iyi olmak zorunda değilsin, harika olmak zorunda değilsin.


Şu sayılara bak: 134102991827387216381921739213126639271372190379216638126391273912773821531266. Ne kadar uzun değil mi ? Şimdi bu sayıyı sıfır ile çarp. Sonuç ne çıktı ? Sıfır. İşte, yukarıdaki bu karmaşık sayılar senin parandır, malındır mülkündür, ve o sıfır ise ölümdür. Ölüm elindeki her şeyi sıfırlar ve sana ise koca bir sıfır bırakır, ne kadar üzücü. O kadar şey boşa gitti. Oysa ki yalnızca 1'i veya 2'yi sıfır ile çarpsan üzülmezsin, çünkü onlar küçük sayılardır, onların yok olması seni üzmez.


İşte dostum, hayata böyle yaklaş. Egona bel bağlayabilirsin, fakat sonunda üzülen taraf sen olacaksın. Sayıların birikecek ve birikecek fakat en sonunda....Sıfır ile çarpılacak.


3. ŞİMDİ'DE YAŞIYOR MUSUN?


Yaşamak İçin Ölüm Öğretisi


Geçmiş ve gelecek birer yalandan ibarettir desem sanırım bana "Bu kafayı yemiş." dersin. Evet, sana tam olarak bunu söylüyorum. Geçmişte yaşadıklarınla üzüldüğünü, 'keşke' dediğini görüyorum ve gelecek hakkında sürekli endişelendiğinin farkındayım. Fakat bir dakika! Bu işte bir yanlış var, görmüyor musun ? Fark etmiyor musun ? Hepsi senin beyninde olup bitiyor.


Geçmiş hakkında düşünüyorsun, fakat geçmiş diye bir şey yok, bana geçmişi göster desem göstebilir misin ? Haydi, senden tek bir kanıt istiyorum, yalnızca tek bir kanıt, düşün! Yok mu ? Geçmişe dair fotoğraflar, videolar, eserler gösterebilirsin. Fakat ben sana diyorum ki; Bu fotoğrafları, videoları, eserleri dahi şu an'da gösteriyorsun bana, şimdide kanıtlamaya çalışyorsun,şimdiki an...Peki ya gelecek ? Bunun hakkında bir kanıt gösterebilir misin bana ? Sanmıyorum. Tek bir kanıt bile yok geleceğe dair.


Fark etmeni istiyorum dostum, artık uyanmanı istiyorum senden: Ne geçmiş ne gelecek, bunların ikisi de gerçek değil, ikisi de sahte, ikisi de beyninin birer oyunu. İkisi de seni oyalıyor, birisi seni üzüyor, diğeri endişelendiriyor. Sistem böyledir, senin uyanmanı, geçmiş ve geleceği inkar etmeni istemez, onlar hep senin endişeli ve üzgün olmanı ister çünkü seni ancak böyle yönetebilirler, an'da yaşayan bir insanı ne rahatsız edebilir ki ?


Yaşamak İçin Ölüm Öğretisi


Bir bardak var ve sen ona "Keşke bunun yerini değiştirseydim." desen bir şey değişmez ya da "Acaba şunun yerini değiştirsem mi ?" desen de bir şey değişmez, çünkü bunların ikisi de geçmiş ve geleceğe aittir. Bunun yerine bardağı al ve yerini değiştir, şimdiki an'da yap. Şimdiki an'ı değiştirebileceğinin farkında ol, çünkü o gerçek, tek gerçeklik...


Şimdi'de olan hiçbir şeyden korkmazsın, çünkü olan şey zaten o an'da oluyordur ve bitiyordur, neden korkasın ki ? Şimdiyi yaşa, ötesini boşver. Şu vakte kadar gelecek ve geçmişle uğraşmak sana ne kazandırdı ? Onların ikisi de kullanışlıdır, hayatına yardımcı olur, fakat onları hayatının temeli haline getirme, işini bitir ve şimdiki an'a geri dön, orada takılı kalma. Sen geçmiş ve gelecekle uğraşırken ölüm sana git gide yaklaşıyor. Bırak bu ikisini de, ikisi de birer yalandan ibaret, senin hayatını yaşamak için şimdiki an'a ihtiyacın var, şimdiden ötesini düşünme, hayatını yaşa, doya doya...Unutma, hayat beklemek için çok kısa....


ÖLÜM bize bir çok şey öğretir dostum... Fakat senin öğrenmen gereken hiçbir şey yok, çünkü sen zaten yaratılışın gereği bunlara sahipsin, tek yapman gereken şey FARK ETMEN, FARK ET! Hayatı, sistemi, gerçeği...


Yaşamak İçin Ölüm Öğretisi


-Dostun, Filozof...

Yaşamak İçin Ölüm Öğretisi
Cevapla