Herkese merhabalar.. Öncelikle tüm #kizlarsoruyor üyeleri, aileleri ve çalışanlarının bayramını en içten duygumla kutluyorum.. Hepimizin kurban bayramı mübarek olsun..
Uzun zamandır aklımda olan ve yazmak, sizinle paylaşmak için sabırsızlandığım bir konuyu hazır 'Ahh o eski bayramlar..' diye hayıflanılan bu günlerde aktarmak istedim.. Sitemizde her yaş grubundan insan var gördüğüm kadarıyla.. Z kuşağı da, 50 yaş üstü üyelerde.. Ancak çoğunluk sanki 80'ler ve 90'lar kuşağı gibi.. O yüzden bu yazım tam da onlar için.. :)

'Eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağardı.' demiş eskiler. Amma velakin muhtemelen atalarımızın yanıldığı ender deyimlerden biri bu olsa gerek. Çünkü nur yağmıyor belki bit pazarına ama insan yağıyor.. Çünkü eskiye dair ne varsa burnumuzun direğini sızlatıyor. Yeni nesil deyimle 'moda' oluyor.. Adına 'Retro' diyorlar, 'Vintage' diyorlar. Nostalji diyorlar. 2000' li yıllar biz insanlara ne derece bir yapaylık, kaygı, umutsuzluk aşıladıysa artık, eskiye dair ne varsa o dönemde yaşamamış bile olsak burnumuzun direği sızlaya sızlaya özlemle yad ediyoruz..

Klinikte muayene olmaya gelen 18 yaşında bir hastamın 'Abla eskiden iğneler acıtmıyordu. Niye böyle oluyor..' diye aşı sonrası ciddi ciddi sitemini duyunca üstelik; 'Ee bizler ne yapalım' dedim içimden.. Ve bir an önce yazmam gerektiğinin farkına vardım. Bir nevi KizlarSoruyor'da amme hizmeti gibi düşünün bu yazıyı.. Bakalım neler çıkacak ortaya.. :)
1-) Tüplü Televizyon
Dantel örtülü tüplü televizyon ile başlıyorum. Özellikle 80'ler de ikon haline dönüşüp sadece televizyona örtmek için örülen dantelleriyle ünlü televizyonlar.. Arkası tüplü, kocaman, Duvara sığmayıp arada mesafe kalan o meşhur televizyonlar.. Neden bu örtü diye düşündüğümde eskiden sadece TRT kanalı olduğu için belli saatlerde yayın olurmuş. Gündüz yayın yokmuş ve nadiren insanlarda olduğu için evde bir dekorasyon görevi de görüyormuş.. Yani bir nevi altını çizme.. 'Bak bizim televizyonumuz var' mesajı yani..

2-) Renkli Tv Camı
Hazır konu televizyon ile başlamışken, yayınların siyah beyaz olduğu dönemde TV yi analog yoldan renklendiren camı unutmamak lazım. :)

3-) Çevirmeli Anahtarlı Telefon
Geçin o göz okumalı, parmak izli güvenlik kilitlerini.. Alın size kapı gibi güvenlik.. Evin babası telefon faturası çok geldi mi önce lafını söyler, sonra anahtarı çevirip koyarmış cebine.. Hadi ara arayabilirsen.. Zaten bir kere çevirip trrrrrrrr diye sesler bitip gerçekten aramayı yapabilene kadar ne diyeceğini unutmuş olmazsa insan.. Özellikle içince bolca sıfır rakamı olan numaralar aranıyorsa.. O zaman diyorum hiç mi acil durum çıkıp aramak zorunda kalmazmış insan. Şu an aynı şeyi düşünüyorum da.. Yok düşünemiyorum.. Geçtim 4 numaraya.. :)

4-) Tan Gazetesi ve Sakallı Bebek Efsanesi
Bir dönemin fenomen gazetesi olan Tan, 'Sakallı bebek' haberleriyle insanlara korku salmış, bir şehir efsanesi haline getirmiş olayı. Teknoloji ve haber iletişiminin bu kadar yaygın olmadığı o günlerde bu safsataya inanıp aralarında heyecanla konuşan kadınlar yaratmış.. Üstelik bu Tan gazetesinin ilk ve tek vukuatı da değil. Genellikle müstehcen fotoğraflar ve uydurmasyon 'sözde' beyanatlarla günümüzün adeta Flash TV si gibiymiş.. Araştırırken gördüm.. 'Zam yattı, esnaf battı' haberinin yanı başına anadan üryan bir kadın fotoğrafı koymuş. Tövbe estağfurullah çekip 5. güzellemeye geçeyim hemen..

5-) 90'lara Damga Vuran İkili Oya & Bora
Ve en muhteşemlerinden biri. 90'lar şarkıları. Bu ekolün en parlak ikilisi.. 'Araa beni. Öptüüm seni seni. Çok özleediim. Delii gibii.' Oya ve Bora fırtınası öyle esmiş ki o dönemin en popüler sosyalleşme aracı olan radyolarda en çok çalınanlardan olmuş.. Güzel şarkıydı vesselam.. Bir kez daha dinleyin derim. :) Takılıp kalıyor insan..
6-) Karışık Kaset
Sanırım bu görsel hepinizi gülümsetti. Bakayım.. :) Evet evet.. Öyle olmuş. Gülümsetmiş..Çünküüü. 90'ların en önemli özelliklerinden biri de kaset dönemi olması. Dijital zaten yok. Böyle baya bildiğin müzik seti, teypte dinlenen kasetler.. 90'larda aşıklar az karışık kaset doldurmamış hani.. Günlerce büyük özenle listelenen şarkıları geceleri dinlerlermiş.. Birde bu kasetlerin içindeki şey, adı ne bilmiyorum. Kopuyormuş. Bantla yapıştırıp, kalemle düzeltiyorlarmış ki o da apayrı bir konu. Belki ona da değinirim.. :)

7-) O Meşhur Kazak
Bir dönem kızlı erkekli hemen herkesin giydiği, aşağı yukarı yakın renk ve desendeki o meşhuuur kazak. :)

8-) O Meşhur Çanta
Hemen hatırladınız değil mi? Babaların, dayıların, eniştelerin. Yani abartmak gibi olmasın, Türkiye Cumhuriyetinde pek çok erkeğin ve farklı renklerini kadınların kullandığı o meşhur mu meşhur bel çantası.. Gri renkli kumaş pantolon üzerinde hafif çıkan göbeğinin altında kalan bu çantayı amcalarda görmüşlüğüm var çocukluğumda. :)

9-) Ve işte o;
Fazla söze gerek yok.. Eskiye dair hatırlamak istemediğim ama o dönem çok kullanılan bir pantolon türü imiş.. Ayağın altından geçen modeli.. :)

10-) O El
Sanırım pek bir şey demeye gerek yok.. Banyodaki el.. Yani sabunluk. :)

11-) Lambada
80'li yıllarda fırtına gibi esmiş bir şarkı var şimdi de.. Kaoma grubu öyle bir şarkı yapmış ki.. Hem ülkemizde hem dünyada adeta kasırga esmiş. düğünde dernekte, konserde, piknikte, havada, karada, her yerde.. O kuşağın kız çocukları yine o dönemin modası lambada etekleriyle dansını yapıp büyüklerinden aferin almış şanslı çocuklarmış..
12-) Taş Gibi Telefon Nokia 3310
Bir rivayete göre inşaatın 4. katından beton zemine düşmüş te yine bana mısın dememiş. O derece sağlam yani. Şimdiki telefonlar gibi halıya düşse çizilecek türden asla değil.. Hani kanunlarda silah olarak kullanılacak neredeyse.. Yani bir zamanlar.. Nokia 3310 olmadan bir nostalji yazısı olabilir miydi? Elbette hayır.. :) Birde bunun abisi var.. Bir üst modeli. O da 3110.. Telsiz gibi telefon. Bir zaman yine anlatmıştım. İş arkadaşımın babası esnafmış. Vakti zamanında işe giderken baya bildiğin market poşetine koyup gidiyormuş.. O derece kallavi yani.. Aahh ah o günler diyesi geliyor insanın.. :)

13-) Çok Fonksiyonlu Dolaplı Koltuk
Oturulan yeri kaldırıp sandık gibi kullan. Arkada sırtını dayadığın yer kapaklı. Aç çamaşır koy. Onun üstü çekilen bir bölme.. Ne bileyim ıvır zıvır şeyleri koy. Üstüne süs eşyaları koy. El emeği göz nuru dantel örtünü ser. Yetti mi? Yetmez.. Birde hafif çek. Al sana yatak olsun.. Daha ne olsun.. :) Bir zamanlar hemen hepimizin annelerinin en gözde ev eşyası.. Bundan iyisi yok (muş)

14-) Mega Star Tarkan
Şimdilerin 'Evli, mutlu, çocuklu..' konseptli yıldız sanatçısı Tarkan, Mega Star olmaya ilk göz kırptığı yıllarda genç kızların rüyalarını süsleyen gerçek bir star adayı imiş.. 'Kıl oldum abi..' ile başlayan müzik yolculuğunda çok özel bir yere sahip kendisi. Halen Mega Star..

15-) Kovalı Soba
Sobalı evlerin en büyük özelliği sanırım şu; Genellikle tek oda da soba olduğu için ev halkı ısınmak için etrafında oturuyor.. Şimdiki gibi herkes ayrı ayrı odalara çekilip konuşmadan, iletişim kurmadan, gözüne bile bakmadan geçen hayatlar değil soba başında konuşulan, gülüşülen hayatlar yaşanıyormuş. Zaten eskiye bu denli özlem duymamızı sağlayan bunlar değil mi.. Haa bu arada sobanın tavana vuran ışığını seyredip hayaller kurarak dalınan uykuları es geçmeyeyim..

16-) Çocukluğumuzun Ressamı Bob Ross
Bir zamanlar TRT’de yayınlanan resim programıyla Bob Ross ya da diğer bir deyişle 'bonus saçlı ressam amca' bir dönemin fenomeniymiş. 'Resim Sevinci' adlı programıyla Amerika'da bir çok insana resim sanatını sevdiren Bob Ross'un ülkemizde de çok hayranı oluşmuş. Amerikan Hava Kuvvetlerinde çalışan bir asker iken gönül verdiği resim için askerliği bırakan Ross için sana otoriteleri 'sanatsal eserler değil' diyerek eleştirmişlerse de hafızlarda o sakin sesi, anlatımı kalmış. ya da bizim duyduğumuz haliyle onu seslendiren sanatçının sesi diyelim..
'Belki şurada küçük mutlu bir ağaç vardır..' Ne dersiniz? :)

17-) Tadı Damakta Salçalı Ekmek
O dönem sanırım herkese aynı şeyi hissettirmiştir.. En lezzetli yiyecek. Yapılan bir yaramazlık sonrası dökülen bir kaç damla gözyaşı, anne azarı ve yine anne şefkatiyle salçalı ekmek..

18-) Ve son olarak 80'ler de ve 90'lar da AŞK ve Ümit Besen
Son olarak eskilerde yaşanan aşklar ve aşk şarkılarının o dönem, aslında her dönem şarkıcısı olan Ümit Besen'e değinmek istedim.. 80' ve 90'lar da ilişkiler çok daha masum ve sahici yaşanıyormuş. Bırakın beraber rahatça gezip tozmayı el ele bile tutuşmakta zorlanan, utanan, gözleriyle anlaşan, telefondan, İnternet ten değil, sokak aralarında veya anneye söylenen pembe yalan sonrası buluşulan bir kafe de konuşulurmuş.. Ve her defasında erkek kızı sokağın ücra köşesinde bırakır, evine gidesiye kadar bakarmış. Hatta kapıdan girene kadar bekler hatta yine bekler öyle gidermiş (belki).. Bir zaman tesadüfen denk geldiğim bir programda Beyazıt Öztürk bu şekilde anısı anlatmıştı. Eskişehir'de bir kız arkadaşının evinin karşısında o ayazda sabaha kadar beklediğini söyleyip o günlerin ilişkilerindeki masumiyeti dile getirmişti..
Her dönemim şarkıcısı, aşkın, duygunun masumiyetin notalarda buluşturan ismi Ümit Besen'i şahsen çok seviyorum. Bir dönemin tabiri caiz ise 'En baba aşk acısı..' çekenlerin tercümanı olmuş, sevdiği kıza;
'Nikahına beni çağır sevgilim, istersen şahidin olurum senin..' diyecek yüce gönüllü;
'Bu adam kim diye soran olursa, eski bir tanıdık dersin sevgilim.. ' diyecek kadarda... Ahh neyse sinirim bozuldu. :) O kadar da değil be Ümit abi.. Niye nikah masasına oturan sevgilinin nikah şahidi oluyorsun. Niye, niye..

Sizin de geçmişte özlemle hatırladığınız bir güzellemeniz varsa lütfen yoruma yazın.. Ne demiştim bir önceki yazımda; Eskilerin deyimiyle 'Hasbıhal edelim.. ' Haydi. :)
Yeniden görüşmek üzere..

Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer 


En İyi Cevaplar