Nazım Hikmet Ran Dizelerinin Şarkılarla Buluştuğu Derlemeler!

Türk şiirinin Mavi Gözlü Devi nam-ı diğer Güzel Yüzlü Şairi Nazım Hikmet Ran’ı saygıyla anıyorum. Sanatçılar tarafından şiirsel edası, nağmelerle hayat buldu. Doğum gününde eşsiz bir sürpriz oldu üstat için. Şarkı olarak derlenen Nazım Hikmet şiirlerinden bir derleme hazırladım sizin için.

Seviyorum Seni

“Seviyorum seni

Ekmeği tuza banıp yer gibi

Geceleyin ateşler içinde uyanarak

Ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi! ”

Sevgiyi daha güzel nasıl kaleme alabiliriz ki? Nasıl hissettirebiliriz kalbimizden geçen aşkı, delicesine akan sevdayı böyle diri bir şekilde? Nazım Hikmet duygularımıza tercüman olmuştur. Bu dizeler Onur Akın’ın sesiyle klasikleşmiştir.


Karlı Kayın Ormanı

“Karlı kayın ormanında

Yürüyorum geceleyin

Efkarlıyım efkarlıyım,

Elini ver, nerde elin?”

Hüznü daha içe dokunur bir şekilde anlatmak ne mümkün! Nadide kaleminin tınısını hissediyoruz buram buram ve sonrasında Zülfü Livaneli’nin sesiyle ruha bürünen, şarkı kıvamına eren şiirde kendimizden bir şeyler bulmamız zor olmuyor!


Ceviz Ağacı

"Ben bir ceviz ağacıyım,

Gülhane Parkı’nda.

Ne sen bunun farkındasın,

Ne de polis farkında!"

Nazım Hikmet’in o sıralar şiirleri dolayısıyla hakkında yakalama kararı vardır. Korkuyla yaşıyordur. Nazım Hikmet ve Piraye Gülhane Parkı’nda buluşacaktır. Gülhane Parkı’na sevgilisinden önce gidip beklemeye başlar. Ne var ki Piraye’den evvel polisleri görünce bir anda yakınındaki ceviz ağacında alır soluğu. Gizlenmiş ve ağacın tepesinde bu şiiri kaleme almıştır. Tüylerinizin ürperdiğini görür gibiyim! Tıpkı bu hisli şiir kadar Cem Karaca’nın büyüleyici sesi de kalbinizin ritmini değiştirecektir!


Seni Düşünmek Güzel Şey!

"Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey.

Dünyanın en güzel sesinden

En güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey.

Fakat artık ümit yetmiyor bana.

Ben artık şarkı dinlemek değil;

Şarkı söylemek istiyorum."

Aşkın, tutkunun resmedildiği şiirde, umut dolu bir bakış açısı hemen fark ediliyor. Kıvrımlarının özgürlüğe dayandığı şiir ruha dokunuyor. Şiire Ezginin Günlüğü eşsiz sesiyle hayat veriyor.


Güzel Günler Göreceğiz

"Güzel günler göreceğiz çocuklar,

Güneşli günler göreceğiz.

Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar,

Işıklı maviliklere süreceğiz.

Açtık mıydı hele bir son vitesi,

Adedi devir motorun sesi."

Nazım Hikmet hapishanedeyken kaleme almıştır bu mısraları. Ne olursa olsun, içindeki umudun yerle yeksan olmadığını dizelerine yansıtmıştır ustalıkla. İçinize buram buram huzur yayılır okurken; nefes almış gibi hissetmeniz kaçınılmazdır. Şiire yeni bir soluk kazandırıp şarkı kıvamına erdiren Edip Akbayram olmuştur.


Bor Oteli

"İstanbul’u geçip,

Boğazı geçip,

Odamı dolduran anıların yüzünden

Kimisinin gözü yeşil, kimisinin bilekleri kelepçeli

Kimisinin bir mendil var elinde,

Lavanta çiçeği kokuyor mendil

Şu Varna’da uyumanın yolu yok gülüm,

Şu Varna’da Bor Oteli’nde."

Nazım Hikmet bu şiirini ülkeden sürgün edilip bir otel odasında hapis hayatı geçirirken kaleme almıştır. Buram buram özlemi hissederiz derinden. Memleketine duyduğu hasretin tınısını kat be kat kalbimizde duyarız ahenkli şiiriyle ve ardından Hüsnü Arıkan tarafından notalarla buluşan ritmik haliyle.


Hoş geldin Kadınım!

"Hoş geldin kadınım benim, hoş geldin.

Ayağını bastın odama.

Kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi.

Güldün, güller açıldı penceremin demirlerinde.

Ağladın, avuçlarıma döküldü inciler.

Gönlüm gibi zengin, hürriyet gibi aydınlık oldu odam.

Hoş geldin, kadınım benim hoş geldin."

Aşkı derinden hissettiğimiz şiirde sevgilisi Piraye’ye olan yoğun hislerinden dem vurmuştur üstat. Duygularını en çarpıcı şekliyle ifade ederek içimize sevgi tohumları yerleştirmiştir. Üstelik İlhan İrem’in buğulu sesinin tınısıyla daha da kalbimize değen bir görünüme ermiştir.


Kız Çocuğu

"Benim sizden kendim için

Hiç bir şey istediğim yok.

Şeker bile yiyemez ki,

Kağıt gibi yanan çocuk.

Çalıyorum kapınızı

Teyze, amca bir imza ver.

Çocuklar öldürülmesin,

Şeker de yiyebilsinler."

Nazım Hikmet’in duyarlılığını gözler önüne seren şiirde acıyı yüreklerimizin kıyısında hissediyoruz. Ne kadar yüreğe dokunan mısralardır: Çocuklar öldürülmesin, şeker de yiyebilsinler!” Çocuk kadar masum canlıların sadece gülücük dağıtmalarını, şeker kokmalarını ve hayata karışmalarını diler Nazım Hikmet. Joan Baez'in şahane sesiyle somut hale gelmiştir bu eşsiz şiir.


Sen De Herkes Gibisin!

"Maziye karışıp sevda yeminim,

Bir anda unuttum seni eminim.

Kalbimde kalbine yok bile kinim,

Bence artık sen de herkes gibisin!"

Usta şair burada sevgisinin bittiğinden artık kalbinin aşkla atmadığından, yüreğinin kıvrımlarında ona dair kırıntıların yok olduğundan bahsetmiştir. Sevgisinin sona erdiğini herkesleştirdiğini ruhunda onu ve gittiğini ebediyen ondan gururla ama birazda kırgınlıkla dile getirmiştir. Cem Karaca ile buram buram hissederiz solan bir aşkın kırık kalmışlığını.


Bu Memleket Bizim!

"Dört nala gelip uzak Asya’dan

Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan

Bu memleket bizim!"

Sürgün edilmesi ve vatanından uzak kalması dolayısıyla içindeki vatan sevgisini mürekkebe bulamıştır. Kalbini çepe çevre saran hasreti, ilmek ilmek satırlarda bize hissettirmektedir en derinden. Üstelik bu şiirin melodik halini Suavi & Grup yorum ikilisinden dinleyince içinizdeki vatan sevgisi canlanacak, tüyleriniz ürperecektir!


Nazım Hikmet Ran Dizelerinin Şarkılarla Buluştuğu Derlemeler!
Cevapla