Genel olarak şöyle etrafınıza bir baktığınız zaman o kadar çok mutsuz insan ile karşı karşıya geliyoruz ki. Her yanımız mutsuzluk ve mutsuz insan ile dolup taştı. Tabi şimdi hepiniz birden "ama ne kadar kirli ve kötü bir dünyada yaşıyoruz, mutsuzluk çok doğal" dediğinizi duyar gibiyim. Ya da bazılarınız "ama ben mutlu olmaya çalışsam da benim mutluluğumu gelip birileri hemen mahvediyor" diyenleri de şu an duyar gibiyim. Evet ne yazık ki tüm bu söylediklerinizde haklısınız.
Ama dünya var olduğundan bu yana kötülükler vardı, suçlar vardı, birilerine göre dünya hep gitgide daha da kötüleşiyor ve kötüleşmeye de devam ediyor. Eski romanlara, eski gazete haberlerine bakarsanız bunu çok açık ve net görebilirsiniz aslında. Her daim bir savaş vardı aslında, her zaman acı da vardı, her zaman fakirlikte de vardı ama eskiden tüm bunlara rağmen bizler mutlu idik.

Biz büyümeye başladıkça dünya daha kötüye gitmiyor aslında, biz büyümeye başladıkça içimizdeki masumiyeti, çocuksu düşleri ve hayattan keyif alan tarafımızı bir kenara bırakıyoruz sadece.

Aslında yetişkinlik dönemimiz tahrip edilmiş çocukluktan başka bir şey de değildir.

Çocukluğumuzda hepimiz çok mutluyduk, çünkü amacımız ince hesaplar ile o günü kurtarmak değil, soluduğumuz havadan ve yaşadığımız hayattan keyif almaktı. Daha fazla gülmek, daha fazla oyun oynamak, hayatın tadını daha çok çıkarmaktı aslında.

Şöyle bir durum var benim için "hepimiz MUTLU olmak zorundayız."

Şimdi ben bunu neden bu şekilde söyledim diye merak edenleriniz mutlaka ki vardır. Bu sözü size izlediğim ve gerçekten herkesin de bu filmi izlediği zaman etkileneceğini düşündüğüm "Mutluluğu Arayan Adam" filminin baş kahramanı, Hector'un ağzından dinleyelim.
‘’Çünkü hepimizin mutlu olma kapasitesi var. İşte bize düşen o kapasiteyi tam verimi ile çalıştırmak. Yorulmaya fırsat kalmadan.’’
Hepimiz hayat ile mücadele ederken, giderek artan yokluk ile baş etmeye çalışırken, sevgisizlik yerini şiddete bırakmışken, nasıl mutlu olabiliriz ki dediğinizi duyar gibiyim.

İlk etapta biraz korkutucu gelse de kulağımıza bunu yapmanın çok kolay felsefik bir yöntemi var. Bu yönteme "Felsefe Yöntemi" de deniyor. Bizlere YOKLUKLARDAN MUTLULUK YARATMANIN yollarını gösteriyor.

Bu felsefe yönteminin ismi ise HYGGE FELSEFESİ.

HYGGE FELSEFESİ İskandinav ülkeleri için adeta bir yaşam biçimi olmuş.

İskandinavya da yaşayanlar bu felsefeyi öyle içlerine işlemişler ki adeta hayati bir kavram olarak dünyalarının içine almışlar. Günümüzde tüm dünyada ses getiren bir kavram. Bu konu ile ilgili kitaplar kitapçılarda yok satıyor. Bu felsefeye uygun sohbet alanları, kafeler, barlar, oteller yapılıyor. Hatta ve hatta bazı üniversitelerde bu kavram ders olarak öğretilmeye bile başlanmış durumda. 
Hygge Felsefesi, uzun zamandır dünyanın en mutlu ülkesi olarak seçilen Danimarka’da ortaya çıkmış.

Danimarka ülke olarak coğrafi konum bakımından kuzeyde yer almakta. Bundan dolayı da bu Danimarka'da kış mevsimini uzun geceler, soğuk havalar, yağmur ve kar şeklinde geçiren bir ülkedir. Dışarıdan baktığınız zaman bizim gibi Akdeniz İkliminde yaşayan insanların yadırgayacağı ve belki de alışamayacağı bir hava durumu. Sürekli olarak karanlık, soğuk bir iklime sahip bir ülke Danimarka. Şöyle bir bakıldığı zaman böyle bir durum herkesi zorlaya bilir. Ve bir zaman sonra böyle bir durumdan Danimarkalılarda rahatsız olmuşlar ki ortaya bu felsefe çıkmıştır.
Bu kelimenin aslında tam bir karşılığı da yok. Olumsuzluklardan uzaklaşıp, ruhu sakinleştirme ve küçük mutluluklardan keyif almaya çalışmak. Belirli katı kuralları da yok. Herkese göre değişkenlik gösterebiliyor. Yeter ki biz nelerden mutlu olacağız onu bilelim.

Hani bazı durumlar vardır ruhumuzun dinginlik salıncağında aheste aheste salınması, göz bebeklerimizin güldüğü, içimizin ısındığı ANLAR. Kısacık bile olsa, bizi var olan dertlerimizden, sorunlarımızdan uzaklaştırmaya yetecek kadar güçlü olan ANLAR. 
Bu öyle bir felsefe ki her türlü zorluğun üstesinden gelmemizi sağlayan ve bize MUTLULUK anları yaşatmasıdır.

Bazen bunu başaramayacağımıza inancımız çok yüksek seviyededir ki denemeye bile kalkmayız. Kötü geçen zamanların içerisinde gizlenmiş olan o mini minnacık pırıltıyı fark bile edemeyiz. Çünkü yaşadığımız zorlukları hemen kabul edip, üzüntünün kıskacına kendimizi koy vermek daha kolayımıza gelir.
Böyle umutsuzluğa kapıldığımız zamanlarda hemen bu kavramı hatırlıyorum ve herkesin de hatırlamasını istiyorum.

Elimizdeki her ne ise, eğer imkanımız da varsa bırakıp, bizi gülümseten bir güzelliğe adım atmak yeterli olacak aslında. Bulunduğumuz ortamı bırakamıyor, bizi zorlayan olaylardan kaçamıyorsak işimiz çok kolay değil. Ama istendiği zaman mutlaka ama mutlaka kendimizce bir çözüm yolu bulabiliriz diye düşünüyorum.
Bu felsefede bazı ipuçları da var istersek uygulayabileceğimiz.

Ruhumuzu sakinleştirebileceğimiz ortamlar yaratmak önceliğimiz olmalı. Anı yakalamak için farkında olmak da çok önemli tabi ki. Tüm bunları yapabildiğimiz zaman minicik keyifli adımlar atmaya başlaya biliriz demektir. Ruhumuz yavaşça dinginliğe vardığı zaman, şükretmenin gücü ile elimizde var olanları daha çok sevmenin tadına varabiliriz. Atmış olduğumuz aceleci adımları yavaşlatarak akışta kalmaya özen göstermeliyiz. Ahenkle yaşamı koklarken, paylaşmanın enginliğinde kulaç atmak, hayatın içinde güvenle yol aldığımızı düşünmek, kocaman ama kocaman GÜLÜMSEMEK. İşte bu da mutluluğun katmeri oluyor.
Sadelik içindeki naif bir yaşam ortamı ve yapacağımız basit şeylerle yorulmaya gerek kalmadan mutlu olmak her zaman bizim elimizde olmalı.
Kendimi her zaman mutlu hissederim. Neden biliyor musunuz? Çünkü kimseden bir şey ummam. Beklentiler daima yaralar. »
Kendimi her zaman mutlu hissederim. Neden biliyor musunuz? Çünkü kimseden bir şey ummam. Beklentiler daima yaralar. William SHAKESPEARE
Dostça ve sağlıcakla kalın...
Sibel Erdem
09.01.2018
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar