Kısaca hayatına göz atalım

Can Bartu 31 Ocak 1936 yılında Moda'da dünyaya geldi. Köklü bir aileden gelen Can Bartu'nun dedesi sarayın başmabeyincisi babası ise paşazade. Dördü erkek olmak üzere altı kardeşler.

Basketbola 1949’da Haydarpaşa Lisesinde başladı. Genç yaşında gösterdiği başarılardan sonra Fenerbahçe genç takımına geçti. Röportajlarında antrenörü Önder Dai'den sık sık bahseder kendisinin bu denli gelişmesinde büyük katkısı olduğunu vurgular. Önder Dai antrenörden ziyade doktor olsa da içindeki yetiştirme sevgisinden doktorluğu bırakıp kendini tamamen öğrencilerine adamıştır.

Türkiyeyi jump-shotla tanıştıran Can Bartu için gazeteler ''Bu çocuk sizden 30 yıl ilerde'' başlıklı haberler yapıyordu. Yaptığı fakelerle rakibini şaşırtmaktan geri kalmayan Bartu çok kısa bir zamanda Türkiye'deki en iyi 3 basketçiden biri olduğunu kanıtladı. Futbolla tanışması da yine basketbol sayesinde oldu .
Can Bartu, 1'i genç, 5'i A milli olmak üzere 6 kez basketbol milli takım formasını giydi.
Futbola geçiş
Can Bartu futbolla tanışmasını şöyle anlatıyor: Fenerbahçe genç takımları olarak Edirne’ye gitmiştik. Baskette yendik, futbolda 3-0 yenildik. Ertesi gün Edirne Karmasıyla maç var. Reşat Erte çalıştırıyordu takımı. Benden söz etmişler. Oynar mısın diye bana sordu. Oynarım dedim. O gün dört gol attım, hakem üçünü saymadı, birini saydı. Futbola daha sonraları Büyük Fikret’in (Arıcan) baskısıyla başladım. Üç ay sonra ilk milli maçıma çıktım. Eşfak abi (Aykaç) beni takıma koydu. Polonya ile 1-1 berabere kaldık.
Ailesinin basketboldan futbola geçişine izin vermesi kolay olmamış. Ailesine göre futbol serseri işiydi ve Can Bartu'nun basketboldan futbola geçmesini istemiyorlardı. 1955 yılında küçük Can ailesini ikna etmek adına annesini ısrarla bir maça davet etti. Maçta Can Bartu harikalar yarattı ve seyirciler Can'a övgü maksadıyla ''Vay be, ne kadar muhteşem top oynuyor o….. çocuğu'' deyince annesi ‘Bizim oğlan iyi oynadığı halde bana hakaret ediyorlar. Ya bir de kötü oynasa, kim bilir neler diyecekler.’ demiş ve oğlunu ilk ve son kez izlemiş.
Futbol yılları

1955 ve 1961 yılları arasında futbol oynayan Can Bartu kısa zamanda klasını gösterdi. Daha çocuk yaşta futbola başlamasıyla takım arkadaşlarının onu ilk görüşte küçümsediklerini söyleyen Can Bartu zaman geçtikçe kendini kanıtladığını söylüyor.
Can Bartu İtalya yolunda

Can Bartu, 1961 yılında İtalya'nın Fiorentina takımına transfer oldu.İtalya transferini kendi ağzından dinleyelim.
Fenerbahçe’de oynarken, Macar şampiyonu Csepel’le İstanbul’da bir maç yaptık. 97. saniyede gol yedik. 86. dakikada bir gol attım ve maç 1-1 bitti. Rövanş maçında da olağanüstü bir futbol oynadım ve 3-2 kazandık. Maçı izleyen Macar futbolunun sembol isimleri Hidegkuti, Lantos, Kocsis bizim soyunma odasına geldiler. “8 numara kim?” diye sordular. Ben de sıska bir çocuğum. Adamlar boynuma sarılıp beni öptüler. Hidegkuti beni gözüne kestirmiş. Daha sonra Fiorentina’ya Teknik Direktör olunca beni de transfer etti. Fiorentina’ya gittiğimde 25 yaşındaydım.
O dönemde zorlukla milli maçlar yapılırken Can Bartu'nun fark edilmesi günümüze göre sıradan kalabilir ama o dönem için oldukça büyük bir olaydı yabancı bir ülkeye transfer olmak, hele ki İtalya gibi bir ülkeye.
O artık bir sinyor

1961-1962 sezonunda Fiorentina (14 maç, 2 gol),1962-1963 sezonunda Venezia (30 maç, 8 gol),1963-1964 sezonunda yeniden Fiorentina (10 maç),1964-1967 yıllarında ise üç sezon Lazio'da (46 maç, 4 gol) oynayan Can Bartu, burada "Sinyor" lakabını aldı.
Avrupa kupalarında final oynayan ilk Türk futbolcu
Can Bartu, Fiorentina'da forma giydiği dönemde, Avrupa kupalarında final oynayan ilk Türk oyuncu unvanını aldı.Sinyor, Fiorentina'nın Avrupa Kupa Galipleri Kupası'nda İspanya'nın Atletico Madrid ile 10 Mayıs 1962'de İskoçya'nın Glasgow kentinde oynadığı final maçında forma giydi ve Avrupa kupalarında final maçı oynayan ilk Türk futbolcu oldu.
İtalya yıllarında takıma kolayca adapte olmuş, takıma kendini kabul ettirmişti.
Fenerbahçe'ye dönüş

İtalya'da 6 yıl oynadıktan sonra yeniden Fenerbahçe'ye dönen Sinyor, 1970 yılında jübile yaptı. Can Bartu, sarı-lacivertli formayla 330 maçta 162 gol kaydetti. A Milli Futbol Takımı formasını 26 kez giyen Can Bartu, 6 gol kaydetti.
Hem gol yedi hem gol attı

Bükreş'te 2 Kasım 1958'de yapılan Romanya maçında kaleci Turgay Şeren'in sakatlanıp oyundan çıkması üzerine 76. dakikada milli takım kalesine geçen Can Bartu, 85. dakikada Ahmet Berman'ın ters vuruşuyla bir gol yedi. Can Bartu, böylece milli takımda hem gol atan hem gol yiyen tek futbolcu oldu.
Ölümsüz jübile

Belki de Türk spor tarihinin en unutulmaz anlarından biridir Metin Oktay'ın jübilesi. Metin Oktay sahalara yıllarca ezeli rakip edebi dost olduğu Fenerbahçe ile veda etmek istiyor. Bu isteği Fenerbahçeli kulüp yöneticilerine iletiliyor. Kulüp buna onay veriyor ama tek bir şartları var. 10 dakikalığına da olsa Metin Oktay'ın Fenerbahçe formasını giymesini istiyorlar .Şartı duyan Metin Oktay'ın cevabı ise; ''Şeref duyarım ''oluyor. Maçın bitimine 10 dakika kala Can Bartu ve Metin Oktay formalarını değiştirip sarılıyorlar. 10 dakikalığına Can Bartu Galatasaray'a Metin Oktay ise Fenerbahçe'ye geçiyor. Ve böylece Taçsız Kral Metin Oktay sahalara veda ediyor.
Aynı gün hem Galatasaray'ı hem Beşiktaş'ı yendi

Ama bir gün Galatasaray-Fenerbahçe basketbol final maçında oynanması istendiğinde, aynı gün Beşiktaş–Fenerbahçe futbol maçı olmasından dolayı antrenman eksiğini dile getirip “Dokuz aydır basketbol topunu elime almıyorum” dediyse de dinletemedi. Sabah o zamanki adıyla Mithat Paşa Stadyumu’nda çıktığı Beşiktaş derbisinde sahada iki gol, aynı akşam salonda Galatasaray’ı 82–50 yendikleri maçta 32 sayı atıp efsanesini ikiye katladı.
Can Bartu karizması
Kümede kalmak için puan alması gereken Lazio, şampiyonluk yolundaki Milan ile karşılaşıyordu. 0-0 devam eden maçın bitimine 5 dakika kala San Siro’ya sis çöktü. Hakemin maçı tatil etmesine en çok Lazio’lular itiraz etti. İki gün sonra yapılan tekrar maçında bu kez Milan 2-0 önde ve maçın bitimine 5 dakika kala sis geri geldi! Hakem yine maçı tatil ettiğinde bu kez itiraz sırası Milan’lı futbolculardaydı. Üçüncü maç güneşli bir havada başladı ve Can Bartu bir asist, bir de golle takımını galibiyete taşıyan oyuncu oldu. Maçın bitimine 5 dakika kala bu kez sahaya sis değil, Sinyor’un karizması çöktü; hocası alkışlatmak için onu saha kenarına aldı. İşte tam o sırada filmlerde karşılaşacağımız türden bir sahne yaşandı. Yavaş adımlarla oyundan çıkarken omzuna bir pardösü kondu, eline de bir puro verildi. Sinyor savurduğu dumanlar eşliğinde alkışlarla oyundan çıktı. Bir daha da böyle sahne görülmedi.
Onun vedası

Can Bartu futbola 1970 yılında veda etti. Ama sporla arasına hiç mesafe katmadı. Spor yazarı oldu ve yorumculuk yaptı. İsmi Fenerbahçe marşlarına geçti. ''Cihatlar, Lefterler, Canlar, Fikretler" dizesindeki Canlar ifadesi Can Bartu'yu belirtmektedir.
Aramızdan ayrıldı

Türk futbolunun ve Fenerbahçe'nin efsane ismi Can Bartu, 11 Nisan 2019 da 83 yaşında hayatını kaybetti. Allah mekanını cennet eylesin.
Jübile
Gölge olayı
Cihatlar Lefterler Canlar Fikretler
Aşk İlişkileri
Üniversite Tercih
Gündem
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar