Hastam bana tuhaf bir soru sordu ve şimdi aklım karıştı ne yapmalıyım?

Ben bir psikolog’um ve uzun zamandır bu mesleği yapan bir adam oldukça çeşitten insan ile karşılaştığımı söyleye bilirim ancak içlerinden beni en çok çıkmaza sokan hastamın bir çocuk olduğuna inanırmısınız? Hastam henüz 16 yaşında genç bir kızdı, başta çok fazla düşündüğünü ve bu düşüncelerin onu bir tür depresyona soktuğunu sandım ama sanırım artık bu ihtimal kalmadı. Her zamanki bir gündü ve bu kız çocuğu ile 2. Seansımızdı, bu hasta ile ilgili dikkatimi çeken bir diğer şey tüh halinin her zaman yüksek olmasıydı, tepkileri hep eğlenceli ve mizahi idi. Hasta ile odaya geçtik ve bir kaç farklı konu konuştuk, bir süre sonra konudan tamamen kopturan bir soru sordu; “tanrı olsaydın ilk ne yaratırdın?”, bir süre durdum ama sonra ona “senin cevabını daha çok merak ediyorum, açıkçası böyle bir soru sorduysan bu konu üzerine düşünmüşsün demekti.” Dedim. Kız bana baktı ve sırıttı sonra “tanrının yarattıklarını yaratırdım.. aslında kendi yolumu çizmeye ne zaman kalksam Bu da zaten bulunmuş ve önümüze seçenek olarak sunulmuş bir yön olarak çıkıyor.. yani eğer kendi yolumu yaratmaya çalışırsam tekrar bir döngünün içine karışıyorum.. peki her zaman bir kaç seçenek ve bir kaç döngü ile yaşamak zorundaysak bu bizi zaten tanrı yapmazmı? tanrıda kendi yolunu yaratamaz çünkü eğer yaratırsa kendi döngüsünün içine girmiş olur ve bu döngünün parçası olduğu için yine bir şeye hapis olmuş olur.” Onu aralıklarında bölmeden dinledim ve söyledikleri yaşına göre çok mantıklı gelmişti, bunları böyle bir mantıkla sorgulamak onun için ağır olabileceğinden ona; “bu düşünceler seni strese sokuyormu?” Dedim, sonra verdiği ve kurduğu mantıklı cevaplar ağzımı açık bıraktı; “stres, kaygı, korku ve diğer bütün saçma duygular zaten her an aklımızda, önemli olan kontrolü elimize alabilmek.. eğer kontrolü elime alırsam döngüden çıkmam ama döngüyü kontrol ediyor olurum.. o zaman bu bana kendimi dahada geliştirmek için bir bahane olur.. hem.. tanrıda belki böyle Tanrı olmuştur.. kim bilir belkide hiç olmayan bir şeyi tartışıyoruz.. yinede sormak istediğim bir kaç soru var.. bunların hepsini topladığımızda hayat ve yaşam canlılar için tamamen üremek mi? Bu kadar zeki varlıklarken nasıl bu kadar aptal olabiliyoruz? .. kısacası bunların anlamını eğer ben sadece ‘benim hayatımın anlamı aşk’ ya da ‘ben hayatımın anlamını resim çizerek hayat buldum’ diyerek cevaplasaydım işte bu aptallık olurdu. Sanırım soruyu şöyle toparlaya bilirim; eğer tüm bu her şey ve bu tüm her şeyi görmezden gelen aptal insanlarla yaşayacaksam ve aptal bir mezara girip sonsuza dek bir daha asla yaşayamayacaksam onların hayatlarındaki en büyük zorlukları yaratan kişi neden olmayayım?” Dedi. Bu aralıksız konuşmasından sonra benim nefesim daraldı ve açıkçası onun yerine iç çekmiş kadar oldum. Sorguladığı şey basit görüne bilir ama bir yandada haklıydı ve açıkçası beni bile biraz ikna etmişti, ona “neden iyilik sebebi olmuyorsun?” Dedim, o ise “çünkü eğer mantıklı olmak demek kötülük demekse en kötü insan olurum, eğer bir gün insanlar bunu değiştirir ve mantığı ciddiye almak isterse neden kötü olayım ki? Ayrıca hayatlarındaki zorlukları yaratan olmak bana kısmi bir kontrolcü hissiyatı vereceğinden zevkli olacak.” Dedi. Bir süre sonra konuşma bitti ama emin olun onunla o odada olmak çok korkunçtu.. yüzünde sürekli bir gülümseme vardı ve gözleri garip bir şekilde sim-siyahtı. Diksiyonu, konuşması ve hareketleri olgun ve zeki bir bile ile konuşmak gibiydi.
Hastam bana tuhaf bir soru sordu ve şimdi aklım karıştı ne yapmalıyım?
Cevapla