4 sa

Deveye ayran iç demişler kırk çadır devirmiş niye nolmuş? içeceksin ayranı, öpeceksin arabı... demişlermi ne?

İnsanlık modern çağda muhtevası belirsiz bir histerinin peşine düştü. Etrafa bakıyorum; herkes elinde rengarenk, arkasında 20 satır kimyasal formül yazan yabancı şişelerle geziyor.

Enerji verecek, yağ yakacak, metabolizmayı uçuracak… Sağlığı, laboratuvar ambalajlarına gizlenmiş “mucizevi ajanlarda” arıyoruz.

Geçen gün o meşhur söz “Olmaya sıhhat cihanda ayran gibi şurubat, gerekmez muhtevası belirsiz herhangi bir meşrubat.”

Peki neden ayran? Neden bin bir “mucize” vaat eden içecek değil de, bin yıldır formülü değişmeyen bu beyaz statüko?

Çoğu insan ayranı sıradan bir yemek içeceği sanır. İşte burada soru belirir: Her şey göründüğü gibi midir?

Eskiler “elektrolit dengesi” ya da “hidrasyon mühendisliği” bilmezdi. Ama tarlada çalışırken neyi içeceğini, bedenin iç dengesini neyle koruyacağını otonom bir refleksle bilirdi.

Biz ise sağlığı karmaşada, Latince isimlerde, muhtevası belirsiz şişelerde arıyoruz. Bu, çoğu zaman zihinsel konforun menfaatidir. Çünkü düşünmek zahmetlidir. Oysa gerçek zaten yalın hâliyle yeterince gerçektir.

Şimdi size desem ki!
"Mikrobiyotadaki otonom kerametini anlatıyordum. Ayranın içindeki laktik asit bakterileri içeride quorum sensing yapıyor, SCFA fabrikalarını açıyor. Oradan çıkan asitler GPR43 reseptörüne vurunca içerisi GLP-1 hormon kaynıyor, bu sayede yağlar eriyor...”

Siz de muhtemelen bırakın GPR’yi, bize anlayacağımız dilde anlat.

Biz bu ayranı içelim mi içmeyelim mi? Kimi içine limon koy diyor, kimi maden suyu, kimi karabiber.

Herkes diyette, herkes zayıflamak için başka bir mucize anlatıyor.
Ayran içmek zayıflatıyor mu zayıflatmıyor mu? Siz onu söyleyeyim?

Ayran içmek direkt yağları yakmaz ancak bu konuda oldukça farklı yönlerden fayda etkileri vardır.

İnsan zihni sürekli eklemek ister. Sade olan gözümüze eksik görünür. Oysa ayran bin yıldır yoğurt, su ve tuzla ayakta. Biz hâlâ içine mucize eklemeye çalışıyoruz.

1. Karabiber–Limon Efsanesi:
Karabiber metabolizmayı hızlandırabilir ama SCFA fabrikasını kuran o değildir. Ayranın kendi biyolojisi vardır. “Termonükleer yağ yakımı” bir efsanedir.

2. Maden Suyu Modası:
Maden suyu eklemek lezzet veya elektrolit için olabilir ama GPR43 reseptörü “gaz geldi yağ yakalım” demez. Ayran zaten kendi statükosuyla iş görür.

“Ne Olduğu Değil, Ne Olmadığı”

Modern diyet sektörü sürekli “ekleme” öğretir. Oysa bazen tedavi, eklemek değil çıkarmaktır. Ayranın gücü, içine ne konduğu değil, içine ne konmadığıdır.

İçindekiler basittir. Yoğurt, su, tuz. Bitti.
Daha da detaylısı içerdiği protein, kalsiyum, magnezyum, fosfor, A, B, C, D, E vitaminleri ve probiyotikler

Ayran içmenin faydaları öncelikle başta sindirim sistemi olmak üzere kemik sağlığına, kan basıncının düzenlenmesine, kolesterole ve daha pek çok açıdan sağlığa faydalar sağlar.

  • Kilo vermeye yardımcıdır
  • Harareti önler
  • Hazımsızlık problemine iyi gelir
  • Kalsiyum ve kemik sağlığına katkı sağlar ve yardımcı olur
  • Anemi riskini azaltmakta yardımcı olur
  • Sindirime ve karaciğere yardımcıdır
  • Kan basıncını dengeler
  • Midede asidini kontrol altına alır
  • Kabızlığın giderilmesinde yardımcı olur.
  • Hidrasyon ve elektrolit dengesini sağlar.

Yani tam da bu söze uygundur "Olmaya sıhhat cihanda ayran gibi şurubat, gerekmez içine karabiber basılmış herhangi bir meşrubat"

Ayran bu sadeliğiyle modern dünyanın “muhtelif içerikli” içeceklerine karşı bir istisnadır.

Endüstri ona dokunmaya çalıştıkça o reddetmiştir. Çünkü o, sahte mucize pazarlamasına ihtiyaç duymaz.

Sağlığın sırrı ayrana ne katacağında değil, hayatından neyi çıkaracağındadır.

Tasınız yok mu ayran içmeye tahtırevanla... Ee bu söz çok uygun değil zannederim.

Deveye ayran iç demişler kırk çadır devirmiş niye nolmuş? içeceksin ayranı, öpeceksin arabı... demişlermi ne?
Cevapla